6 Nisan 2017 Perşembe

Yeni Ticaret Kanunu İle Hisse Senedi Yerine Geçici İlmühaber Çıkartılamaz Mı?

Anonim şirketlerde hisse senedi bastırılmasının en önemli avantajı, hisse senetlerinin iki yıl elde tutulduktan sonra elden çıkarılması halinde vergi istisnası uygulanmasından kaynaklı olarak vergi doğmamasıdır. Bu nedenle de anonim şirketler ya hisse senedi bastırmakta ya da hisse senedi yerine geçmek üzere “geçici ilmühaber” çıkarmaktadır. Eski Türk Ticaret Kanunu’nda nama yazılı hisse senetleri yerine geçmek üzere “geçici ilmühaber” çıkarılabileceği hükmü bulunmakta idi. 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda hamiline yazılı hisse senetleri yerine geçmek üzere “geçici ilmühaber” çıkarılabileceği kanun metnine girmiş, ancak nama yazılı hisse senetleri için kanunun lafzında buna yer verilmemiştir. Bu durum özellikle vergi uygulamalarında ciddi sorunlar yaratma potansiyeline sahip olduğundan konu ele alınmıştır.
6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanununun 411. Maddesi düzenlemesi; Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir. Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmühaberler ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. Şu kadar ki; devir şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.” şeklinde idi. 

Eski Ticaret Kanununun 411’inci maddesi düzenlemesi ile hem nama hem de hamiline yazılı hisse senetleri için ilmühaber çıkartılabileceği ayrı ayrı düzenlenmiş ve ilmühaberlerin hisse senetlerinin yerini tutabileceğine bu düzenlemede yer verilmiştir.

Diğer yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 232 seri nolu Genel Tebliğinde “Geçici İlmühaber” konusuna yer verilmiş ve aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

Bilindiği üzere geçici ilmühaberler anonim şirketler tarafından hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla çıkartılan menkul kıymetlerdir. Sahiplerine genel kurul toplantılarına katılmak, oy kullanmak, kar payı almak gibi pay sahipliği haklarını kazandıran ilmühaberler, ilgili anonim şirketçe hisse senetleri düzenlenip ortaklara teslim edildiği anda geçerliliğini kaybetmektedir.

Dolayısıyla ilmühaberlerin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde, Gelir Vergisi Kanununun hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Ayrıca, ilmühaberlerin hisse senetleri ile değiştirilmesi dolayısıyla alınan hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak ilmühaberlerin elde edildiği tarih dikkate alınacaktır.”

Tebliğ düzenlemesinde açıkça ifade edildiği üzere ilmühaber hisse senedinin yerine çıkartılmaktadır ve elden çıkartılması halinde de hisse senetlerinde olduğu gibi vergilemeye tabi tutulacaktır.
Bu durum yargı kararlarına da aynı şekilde yansımıştır.  Nitekim, Danıştay 9. Dairesi 9.2.2011 tarih ve E.2010/10221, K.2011/281 sayılı kararında; “Hisse senedi ve geçici ilmühaber ayrı iki kıymetli evrak olarak görülse dahi, birbirinin devamı olan, aynı hakları sağlayan ve aynı usullere göre çıkarılan, tamamen aynı niteliklere haiz ve birbirini tamamlayan belgelerdir.” şeklinde görüş açıklanmıştır. 

Buraya kadar yaptığımız açıklamalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu öncesine ait açıklamalardır. İlmühaber çıkartılması konusunda yaşanan tartışma da asıl olarak 6102 sayılı Kanun düzenlemesi sonrasında başlamıştır.

6102 sayılı Yeni Ticaret Kanununda ilmühaber konusu ayrı bir başlık altında düzenlenmemiştir. Kanunun “Pay senedi bastırılması” başlıklı 486’ncı maddesinde ilmühaber düzenlemesine yer verilmiş olup, söz konusu düzenleme aşağıdaki gibidir.
“II - Pay senedi bastırılması
MADDE 486- …
(2) Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır…”
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 486’ncı maddesi ile anonim şirketlerin pay senedi bastırması konusu düzenlenmiş, hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılması zorunlu kılınmış iken nama yazılı pay senetleri için bu zorunluluk öngörülmemiştir.

6102 sayılı Kanunun 486/2 maddesine göre payları hamiline yazılı anonim şirketler pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtmak zorundadır. Madde 486/3 uyarınca ise, nama yazılı paylar için pay senedi çıkarılması azlığın talebine bağlıdır. Buna göre, şirket sermayesinin en az onda birini, halka açık şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahipleri talepte bulunursa, nama yazılı pay senedi bastırılacak ve tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılacaktır.

Madde 486/2 uyarınca pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilecektir. İlmühabere ise kıyas yolu ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanacaktır. Madde 486/3 uyarınca ise azlık istemesi halinde nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm pay sahiplerine dağıtılabileceği düzenlenmiş ancak bu fıkrada ilmühaber çıkarılabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Tartışma tam da bu noktada başlamaktadır. Bir görüşe göre, Madde 486/3 düzenlemesinde ilmühaber çıkarılabileceğine yönelik bir düzenleme yer almadığına göre nama yazılı paylar için ilmühaber çıkartılamaz. Ancak, Madde 486/2 düzenlemesinde hamiline yazılı paylar için ilmühaber çıkartılabileceğine yönelik bir düzenleme bulunduğundan hamiline yazılı paylar için ilmühaber çıkartılabilecektir.
Diğer görüşe göre ise, hem nama yazılı hem de hamiline yazılı paylar için ilmühaber çıkarmak mümkündür. Her ne kadar Madde 486/3’te ilmühaber çıkarılabileceğine yönelik bir düzenleme yok ise de ilmühaber çıkarılamayacağına yönelik bir kısıtlama da bulunmamaktadır. Yukarıda Madde 486/2 ve 3 gerekçelerine yer verilmiş olup, gerekçede nama yazılı paylar için ilmühaber çıkarılamayacağına yönelik düzenleme yapıldığı yönünde bir açıklamaya rastlamamaktayız.
Hukuk sistemlerinde kanunlar lafzı ve ruhu ile hüküm ifade ederler. Burada kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmak kanunun ruhunu yok saymak anlamına gelir. Diğer yandan, özellikle halka açık olmayan anonim şirketler bakımından hamiline yazılı pay senetleri uygulaması oldukça sınırlı iken nama yazılı pay senedi uygulaması genel uygulama niteliğindedir. Kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak kanun koyucunun çok sınırlı uygulama alanı olan hamiline yazılı paylar için geçici ilmühaber çıkartılmasını mümkün kılarken, genel uygulama olarak kabul edilebilecek nama yazılı paylar için bu imkanı ortadan kaldırdığını ileri sürmek kanunun ruhunu yok saymak anlamına gelir.
GEÇİCİ İLMÜHABERİN VERGİSEL BOYUTU
Gelir Vergisi Kanunu’nun 80’inci maddesine göre, ivazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar Gelir Vergisine tabi değildir.
Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-g maddesi uyarınca da hisse senetlerinin teslimi KDV’den istisna edilmiştir. Hisse senetlerinin teslimi KDV’den istisna edildiğinden hisse senedi yerine bastırılan geçici ilmühaber teslimi de KDV’den istisnadır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesi uyarınca da, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı Kurumlar Vergisinden istisna edilmiştir. 
Geçici ilmühaber konusu özellikle vergi hukuku bakımından özel bir öneme sahiptir. Vergi kanunlarında hisse senetlerine atıfta bulunulmuş olup, geçici ilmühaberin hisse senedi yerine geçeceği tebliğ düzeyinde yapılan açıklama ile idarenin görüşü ortaya konulmuştur.
6102 sayılı Kanunun Madde 486/2 ve 3 düzenlemesi tartışması tam da bu noktada önemlidir. Madde 486/3 uyarınca nama yazılı hisse senetleri yerine geçici ilmühaber çıkarılamayacağı iddiası kabul edilecek olur ise nama yazılı hisse senedi yerine bastırılan geçici ilmühaberlerin teslimi KDV’ye tabidir denilebileceği gibi, iki yıldan fazla elde tutularak elden çıkartılan geçici ilmühaberler (nama yazılı senetler yerine çıkartılan) nedeniyle elde edilen kazançlar için gelir vergisi bakımından vergi tarhiyatı yapılabilecektir.
Bu tartışmanın önüne geçebilmek ve haksız yere yapılabilecek vergi tarhiyatlarını önlemek için, 6102 sayılı Kanunun 486/3 fıkrasına nama yazılı hisse senetleri yerine de geçici ilmühaber çıkarılabileceği ilave edilmelidir.
Nama yazılı hisse senetleri yerine geçmek üzere geçici ilmühaber çıkararak bu ilmühaberleri iki yıldan fazla elde tutanlar vergilendirme bakımından Maliye Bakanlığından görüş talep ederek işlem yaparlar ise sürpriz vergi tarhiyatından kurtulabilirler. Diğer yandan, Eski Ticaret Kanununa istinaden bu kanunun geçerli olduğu dönemde nama yazılı hisse senedi yerine geçici ilmühaber çıkaranlar her durumda vergi istisnasından faydalanabilecektir.
Ekrem Öncü

Devamını Oku…

6 Mart 2017 Pazartesi

2016 Yılında Kira Geliri Elde Edenler İçin Vergilendirme Rehberi

Bilindiği gibi kira geliri elde edenler için Mart ayları beyan aylarıdır. Biz de kira geliri elde edenlere yardımcı olması için bu yazı dizisini hazırladık. Konuyu soru cevap şeklinde ele alarak kolay anlaşılmasını amaçladık. Gelir Vergisi Kanununda (GVK) belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirler “gayrimenkul sermaye iradı” olarak ifade edilmektedir ve belli koşullarda gelir vergisine tabi tutulmaktadır. Öncelikle belirtelim ki, gayrimenkul sermaye iradının mükellefi, kira gelirine konu mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri ile kiralanmış bir mal veya hakkın kiraya verilmesi durumunda kiracılarıdır.
Soru 1: Kira gelirinde elde etme ne demektir?
Kira gelirinde gelirin elde edilmesi, tahsil esasına bağlanmıştır ve tahsil esasına göre kira gelirinin vergilendirilmesi için nakden veya ayni olarak tahsil edilmiş olması gerekmektedir. Bunun anlamı;
* Mükellefler tarafından o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak tahsil edilen kira bedelleri, tahsil edildiği yılın hasılatı sayılır. Örneğin; 2014 ve 2015 yılları kira gelirleri topluca 2016 yılında tahsil edilmiş ise, bu gelirler 2016 yılının geliri olarak dikkate alınacaktır.
* Ancak, gelecek yıllara ait olup, peşin tahsil edilen kira bedelleri, ödemenin yapıldığı yılın değil, gelirin ilgili olduğu yılın hasılatı olarak kabul edilecektir. Örneğin; 2016, 2017 ve 2018 yılları kira gelirleri topluca 2016 yılında tahsil edilirse, her yıla ait kira bedeli ilgili yılda beyan edilecektir.
Döviz cinsinden kiraya verme işlemlerinde de tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak gayri safi hasılat belirlenecektir.
* Kiranın ayni olarak alınması halinde, tahsil edilen kiralar Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre emsal bedeli ile paraya çevrilir.
Soru 2: Kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerin banka ile yapılması zorunlu mudur?
* Konutlarda her bir konut için aylık 500 TL ve üzerinde kira geliri elde edenlerin,
* İşyerlerinde, işyerini kiraya verenler ile kiracıların kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idareleri aracılığıyla gerçekleştirilmesi ve bu kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen belgelerle tevsik etmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Söz konusu zorunluluklara uymayanlara kesilecek ceza, (Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinin o yıl için belirlenen özel usulsüzlük cezası miktarından az olmamak üzere) her bir işlem için bu işleme konu tutarın % 5’idir.
Soru 3: Gayrimenkulü bedelsiz  ya da düşük bedelle kiraya vermek mümkün müdür?
Kira bedelinin hiç olmaması veya düşük olması halinde, “emsal kira bedeli” esas alınacaktır. Buna göre;
* Gayrimenkulün bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılması,
* Kiraya verilen gayrimenkulün kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olması hallerinde emsal kira bedeli esası uygulanacaktır. Kiraya verilen bina ve arazilerde emsal kira bedeli, varsa yetkili özel makamlarca veya mahkemelerce saptanmış kira bedelidir.
Bina veya arazi için kira takdiri ya da tespiti yapılmamış ise emsal kira bedeli, emlak vergisi değerinin % 5’idir. Bina veya arazi dışında kalan mal ve haklarda emsal kira bedeli, bunların maliyet bedelinin %10’udur. Bu bedel bilinmiyorsa, Vergi Usul Kanununun servetlerin değerlemesi hakkındaki hükümlerine göre belli edilen değerlerinin % 10’udur.
Örnek: Hatice Teyze, 2016 yılında emlak vergisi değeri 400.000 TL olan bir apartman dairesini bedelsiz olarak arkadaşının kullanımına bırakmıştır. Bu durumda, Ayşe Teyze’nin kira geliri elde etmediği halde, emsal kira bedeli hesaplaması ve bulunacak tutar kadar kira geliri elde etmiş sayılması gerekmektedir. Emsal Kira Bedeli: 400.000 x %5 = 20.000 TL olacaktır. Bu tutar, beyan edilmesi gereken gelir olarak dikkate alınacaktır.
Emsal bedeli uygulaması her durumda zorunlu olmayıp, aşağıda belirtilen hallerde emsal kira bedeli esası uygulanmamaktadır:
* Boş kalan gayrimenkullerin korunması amacıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması,
* Binaların mal sahiplerinin çocuklarının, anne ve babalarının veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilmesi. Ancak, bu kimselerin her birinin ikametine birden fazla konut tahsis edilmişse bu konutların yalnız birisi için emsal kira bedeli hesaplanmaz. Örnek olarak, mal  sahibi baba, çocuğunun ikametine iki adet gayrimenkul tahsis etmişse sadece bir adet gayrimenkul için emsal kira bedeli hesaplanmayıp diğeri için emsal kira bedeli hesaplanacaktır.
* Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi,
* Genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalar.
Soru 4: Mesken kira gelirlerinde ne tutarda istisna bulunmaktadır, kira geliri elde edip de yasal olarak beyan etmemek mümkün müdür?
Konut kira geliri elde eden kişilerin, 2016 yılı için tespit edilen 3.800 TL istisna tutarının altında kira geliri elde etmeleri halinde vergi dairesinde mükellefiyet kaydı açtırmasına ve beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır.
Örnek: Ahmet Bey, 2016 yılında meskenini aylık 300 TL’den kiraya vermiş ve yıllık 3.600 TL kira geliri elde etmiştir. Bu durumda elde edilen hasılat mesken istisna tutarı olan 3.800 TL’nin altında olduğundan beyan edilmeyecektir.
* İstisna tutarının üzerinde konut kira geliri elde edilmesi halinde ise yıllık beyanname ile beyan edilen kira gelirinden istisna tutarının düşülmesi gerekmektedir. Mesken istisnası uygulaması sadece konut olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen gelirler için söz konusudur. 2016 yılında 3.800 TL’nin altında mesken kira geliri olanlar yıllık beyanname vermeyecektir.
* Örneğin, konut ve işyeri kira gelirinin birlikte elde edilip beyan edilmesi halinde, istisna sadece konut kira gelirine uygulanır. İşyeri kira gelirine istisna uygulanmaz.
* Kira gelirinin yanında ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar 3.800 TL’lik istisnadan yararlanamazlar.
* Ayrıca, 3.800 TL ve üzerinde konut kira geliri elde edenlerden, ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 2016 yılı için 110.000 TL’yi aşanlar, 3.800 TL’lik istisnadan yararlanamazlar.
Örnek: Ahmet Bey, 2016 yılında, konut olarak kiraya verdiği gayrimenkulünden 11.000 TL kira geliri, tamamı tevkif yoluyla vergilendirilmiş 33.000 TL işyeri kira geliri ve 92.000 TL ücret geliri elde etmiştir.
Mükellef (C)’nin elde etiği kira geliri için istisna uygulanıp uygulanmayacağı, 2016 yılı içerisinde elde ettiği gelir toplamının 110.000 TL’yi aşıp aşmadığına bakılarak tespit olunacaktır.
Elde edilen gelir toplamının (11.000 + 33.000 + 92.000 = 136.000 TL) 2016 yılı bakımından belirlenen 110.000 TL tutarı aşması nedeniyle, 11.000 TL’lik konut kira gelirine ilişkin olarak 3.800 TL’lik istisnadan faydalanılması mümkün olmayacaktır.
* Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, bu konuttan elde edilen kira gelirlerinin vergilendirilmesinde, her bir ortak için (2016 yılı için) 3.800 TL’lik istisna ayrı ayrı uygulanacaktır.
* Mirasın paylaşılmamış olması halinde, her bir mirasçı istisnadan ayrı ayrı yararlanacaktır.
* Bir mükellefin birden fazla konuttan kira geliri elde etmesi halinde, istisna kira gelirleri toplamına bir defa uygulanacaktır.
Soru 5: Kira gelirlerinden hangi giderleri indirmek mümkündür?
Kira gelirinin vergilendirilmesinde, elde edilen gelirin safi tutarı iki farklı şekilde tespit edilebilmektedir.
* Götürü Gider Yöntemi (Hakları kiraya verenler hariç)
* Gerçek Gider Yöntemi
Götürü veya gerçek gider yönteminin seçimi, taşınmaz malların tümü için yapılır. Bunlardan bir kısmı için gerçek gider, diğer kısmı için götürü gider yöntemi seçilemez. Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, iki yıl geçmedikçe gerçek gider yöntemine dönemezler.
Soru 6: Götürü gider yönteminde gider indirimi nasıl uygulanacaktır?
Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın % 25’i oranındaki götürü gideri gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebilirler. Hakları kiraya verenler, götürü gider yöntemini uygulayamazlar. Örneğin, işyeri kira geliri ile birlikte hak kira geliri de elde eden mükellefler, verecekleri gelir vergisi beyannamelerinde hak kira geliri yer aldığından dolayı gerçek gider yöntemini seçmek zorundadırlar. Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, % 25’i oranındaki götürü gideri indirebileceklerdir.
Ekrem Öncü

Devamını Oku…

10 Şubat 2017 Cuma

İŞVERENLERE SİGORTA ve VERGİ TEŞVİKİ

9 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklik ile işverenlere SGK prim teşviki, gelir vergisi teşviki ve damga vergisi teşviki getirilmiştir.

Söz konusu teşvikten yararlanabilmek için işe alınacak işçinin aşağıdaki şartları sağlaması gerekmektedir:

-İşçinin 01/02/2017 tarihinden sonra işe alınması
-Emekli olmaması
-Aralık/2016 ayına ilişkin sigortalı sayılarına ilave olmaları
-İşe alınacak kişinin İş-Kur’a kayıtlı işsizlerden olması
-İşe alındıkları tarihten önceki üç ayda aynı işyerinde çalışmamış olması
-Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcunun olmaması ya da varsa dahi yapılandırmış olması
-Aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermiş olması

Bu şartların sağlanması durumunda yapılacak olan işe alımlarda:

-1.777,50 TL olan asgari ücrete isabet eden %37,50 SGK işçi ve işveren primlerinin tamamı olan 666,56 TL (çalışılan güne orantılı)
-Yine asgari ücrete isabet eden asgari geçim indirimi düşüldükten sonraki ödenecek gelir vergisi kesintisi maksimum 93,32 TL (çalışılan güne orantılı)
-Yine asgari ücretin brütüne isabet eden damga vergisinin tamamı olan 13,50 TL (çalışılan güne orantılı)

tutarında işverene destek ödemesi yapılır ve bu tutar işsizlik sigortası fonundan karşılanır.

ÖNEMLİ NOKTALAR:

Yukarıdaki destekten yararlandırılan sigortalı ayrıca %5 indirim ve asgari ücret desteğinden ve diğer teşviklerden faydalanamaz.

Sigortalının 30 günden az çalışması halinde yukarıdaki teşvikler çalışılan gün kadar asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanır.
Asgari ücret üzerinden ücretle işe alımlarda yukarıdaki teşvikler asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanacaktır.

İşe alımlarda bu yeni teşvikten yararlanabilmek için işe alınacak personelin İş-Kur'a kaydı, son 3 aydaki sigortalılığı ve 4447/10'a göre daha önce teşvikten yararlanıp yararlanmadığının doğru tespit edilmesinde fayda vardır.






Devamını Oku…

1 Şubat 2017 Çarşamba

Konut Tesliminde KDV Oranı Bilmecesi

3065 sayılı KDV Kanununun 28’inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile KDV oranları, Kararnameye ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak tespit edilmiştir.

Söz konusu Kararnamenin eki (I) sayılı listenin 11’inci sırasında ‘’Net alanı 150 m²ye kadar konut teslimleri’’ ne %1 oranında KDV uygulanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla 150 m²ye kadar konut teslimlerine %1 oranında, Kararnameye ekli listelerde yer almayan 150 m²’nin üzerindeki konut teslimlerine ise %18 oranında KDV uygulanması öngörülmüştür.

15 Haziran 2012’de KDV Kanununun 28’inci maddesinde yapılan değişiklikle ‘’inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için’’ de farklı oran belirlemeye yönelik verilen yetkiyi Bakanlar Kurulu 1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4116 sayılı Kararı ile değiştirmiştir.

Bu Kararname ile 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın 1’inci maddesine eklenen (6) numaralı fıkra ile;

‘’(I) sayılı listenin 11 inci sırasında yer alan net alanı 150 metrekareye kadar konutlardan; 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde (16.05.2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim metrekare vergi değeri;

Beş yüz Türk Lirasına kadar olan konutların tesliminde %1 vergi oranı,

Beş yüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde %8 vergi oranı,

Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde ise %18 vergi oranı’’

uygulanması öngörülmüştür.

Ayrıca,  150 m2 nin üstü konut teslimlerinde uygulanan %18 KDV oranını %8’e indiren 2016/9153 sayılı BKK 08.09.2016 tarih ve 29825 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anılan Kararname ile 2007/13033 sayılı BKK’na geçici 2nci madde eklenmiş ve  31.03.2017 tarihine kadar teslim edilen konutlarda uygulanacak KDV oranı %18 den %8’e indirilmiştir.

Bu durumda gayrimenkul teslimlerinde uygulanacak KDV oranları Şöyledir;

2016/9153 sayılı BKK gereği, 08.09.2016 ila 31.03.2017 tarihleri arasında teslimi gerçekleşen net kullanım alanı 150 m2 nin üstü olan konut tesliminde %8 KDV oranı uygulanacaktır. (150 m2 nin altı konut tesliminde %1 KDV oranının uygulanacağı tabidir.)

2012/4116 sayılı BKK ile; yapı ruhsatı 01.01.2013 tarihinden sonra alınan ve inşası tamamlanıp teslim edilen konutlardan;

Büyükşehir Belediyelerindeki lüks veya Birinci Sınıf İnşaatların Net alanı 150 m2’ye kadar olan KONUTLARIN Tesliminde; binanın üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 29. Maddesine istinaden Tespit edilen arsa birim m2 vergi değeri;

500 .-TL ile 1.000.-TL (1.000.-TL hariç) arasında olan KONUTLARIN tesliminde uygulanacak KDV oranı %8’dir.

1.000.-TL ve üzerinde olan KONUTLARIN tesliminde uygulanacak KDV oranı ((08/09/2016-31/03/2017) tarihleri arasındaki teslimler için KDV oranı % 8 )  %18 dir.

Büyükşehir dışındaki illerde
inşaat sınıfı ne olursa olsun 150 m2’ye kadar olan konutlara uygulanacak KDV oranı %1 dir.

Büyükşehirlerde 150 m2’ye kadar olan konutların inşaat kalitesi Lüks veya Birinci sınıf OLMAYANLAR için uygulanacak KDV oranı %1 dir.

Yapı ruhsatı 01/01/2013 tarihinden önce alınan konutların tesliminde 150 m2’nin altındakiler için KDV oranı % 1 olarak uygulanır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM KDV ORANI : 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki Kanun (Kentsel dönüşüm Kanunu) kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki konutların teslimlerinde KDV % 1 olacaktır.

Büyüklüğüne , inşaat kalitesi ve cinsine bakılmaksızın Tüm İşyeri teslimlerinde uygulanacak KDV Oranı %18 dir.

ÖZETLE:

1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4116 sayılı Kararı ile konut teslimlerinde uygulanacak KDV oranı açısından, “yapı ruhsatının alınış tarihi ve inşaatın yapılacağı arsanın emlak vergi değeri” önem kazanmıştır. (%1, %8, %18)

08.09.2016 tarih ve 29825 sayılı resmi gazetede yayımlanan 2016/9153 sayılı BKK ile 150 m2 nin üstü konut teslimlerinde uygulanan %18 KDV oranını %8’e indirilmiştir. 08/09/2016-31/03/2017 tarih aralığında teslim edilecek olan Konutun, yapı ruhsatının alınış tarihi veya arsa emlak bedelinin bir önemi yoktur.


KONUT İNŞAATLARINDA NET ALAN HESAPLAMASINDA DEĞİŞİKLİKLER

150 M2 HESABINDA “NET ALAN” UYGULAMASI:

Maliye Bakanlığı’nın Net Alan Hesabına İlişkin Düzenlemesi

Maliye Bakanlığı’nın 150 m2’ lik net alan hesabı ile ilgili düzenlemesi, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “III.Matrah, Nispet ve Oran” başlıklı kısmının “B.Oran” bölümünün “2.İndirimli Orana Tabi Bazı Mal ve Hizmetlere İlişkin Açıklamalar” maddesinin “2.1.3.Net Alan” alt başlıklı bölümünde yer almaktadır. Söz konusu bölüm aynen aşağıdadır:


“2.1.3.Net Alan”

Net alan deyimi “konut içerisinde duvarlar arasında kalan temiz alan” olarak tanımlanan faydalı alanı ifade etmekte olup, plan ve proje gereği konut dışında bir amaçla kullanılacak bölümleri de ihtiva eden inşaatlarda indirimli oran sadece konut olarak kullanılacak bölümlere uygulanır.

Net alan hesaplanması konusunda aşağıdaki şekilde hareket edilir:

a) Balkon,kömürlük,garaj,asansör boşluğu ve benzeri yerler, konutlardan ayrı olarak kullanılmaları mümkün olmadığından prensip olarak net alan hesabına dahildir.

b) Faydalı alan genel olarak duvar yüzlerinde 2,5 cm sıva bulunduğu kabul edilerek, proje üzerinde gösterilmiş bulunan kaba yapı boyutlarının her birinden 5’ er cm düşülmek suretiyle hesaplanır.

Ancak;

-Konutlarda kapı ve pencere şeritleri, duman ve çöp bacası çıkıntıları, ışıklıklar ve hava bacaları,

-Karkas binalardaki kolonların duvarlardan taşan dişleri,

-Bir konuttaki balkonların veya arsa zemininden 0,75 m.den yüksek terasların toplamının 2 m2’si çok katlı binalarda yapılan çekme katların etrafında kalan ve ticaret bölgelerinde zemin katların komşu hududuna kadar uzanması ile meydana gelen teraslar,

-Çok katlı binalarda genel giriş, merdiven, sahanlıklar ve asansörler,

-İki katlı tek ev olarak yapılan konutlarda iç merdivenlerin altında 1,75 m. yüksekliğinden az olan yerler,

-Bodrumlarda konut başına bir adet, konutun bulunduğu bina dışında konut başına 4 m2’den büyük olmamak üzere yapılan kömürlük veya depo,

-Kalorifer dairesi, yakıt deposu, sığınak, kapıcı dairesi, müşterek hizmete ayrılan depo, çamaşırlık,

-Bina içindeki garajlar ile bina dışında konut başına 18 m2’den büyük olmamak üzere yapılan garajlar,

Faydalı alan dışındadır.

Bina dışındaki kömürlük ve depoların 4 m2’yi, garajların 18 m2’yi aşan kısmı, ait oldukları konutun faydalı alanına dahil edilirler.”

Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde” Yer Alan Net Alan Hesabına İlişkin Düzenlemesi

Bağımsız bölüm net alanına ilişkin bir başka düzenleme Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 16. Maddesinde yapılan düzenleme ile hayata geçirilmiştir.

İlgili Yönetmeliğe  eklenen 41 numaralı bent hükmü gereğince  01.06.2013 tarihinden itibaren konutlarda 150 m2’lik net alan hesabı bu yeni düzenlemeye göre yapılacaktır.

Söz konusu bent hükmü aynen aşağıya alınmıştır:

“41.Bağımsız Bölüm Net Alanı : Bağımsız bölüm içerisindeki kapalı olup duvarlar arasında kalan net alandır. Bu alana; kapı ve pencere eşikleri, 2,5 cm’i geçmemek koşuluyla sıva payları, kolonlar, duman, çöp, atık, tesisat ve hava bacaları ile ışıklıklar, bağımsız bölüm içindeki asansör ve galeri boşlukları, tesisat odası, merdiven altlarında 1,80 m. yüksekliğinden az olan yerler, tek bağımsız bölümlü müstakil binalarda bağımsız bölüm içindeki otopark, sığınak, odunluk, kömürlük, hidrofor ve arıtma tesisi alanı, su ve yakıt deposu ve kazan dairesi dahil edilmez. Açık çıkmalar, balkonlar, zemin, çatı ve kat terasları, kat ve çatı bahçeleri gibi en az bir cephesi açık olan mekanlar ile aynı katta veya farklı katta olup bağımsız bölümün eklentisi olan mekanlar ile ortak alanlar bağımsız bölüm net alanı içinde değerlendirilmez. Bağımsız bölümün içten bağlantılı olarak çatı araları dahil birden fazla katta yer alan mekanlardan oluşması halinde bu katlardaki bağımsız bölüme ait alanlar birlikte değerlendirilerek bağımsız bölüm net alanı bulunur.”

Buna göre;

2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listenin 11.sırasında yer alan “Net alanı 150 m2’ye kadar konut teslimleri” %1 oranında KDV’ye tabidir.

Bu  Bakanlar Kurulu Kararında yer alan “net alan”ın tanımlanmasına ilişkin açıklamalar ise KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünde, yer almaktadır.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünde yapılan düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan bir davada Danıştay Dördüncü Dairesinin 10/12/2014 tarihli ve Esas No:2014/4835 sayılı Kararı ile KDV Genel Uygulama Tebliğinin “III.Matrah,Nispet ve İndirim” başlıklı bölümünün “B.Oran” alt bölümünde yer verilen “2.İndirimli Orana Tabi Bazı Mal ve Hizmetlere İlişkin Açıklamalar” başlıklı düzenlemenin “2.1.3.Net Alan” kısmının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Söz konusu yürütmenin durdurulması kararına Bakanlık tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 25.03.2015 tarihli ve YD İtiraz No:2015/5 sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

Bu çerçevede, Danıştay Dördüncü Dairesinin 10/12/2014 tarih ve Esas No:2014/4835 sayılı Kararı ile KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünün yürütmesi durdurulduğundan ve bu karar dava konusu işlemin yürütülebilirliğini,  askıya aldığından, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünün tesis edildiği 1/5/2014 tarihinden sonraki teslimlerde Tebliğ hükümlerinin dikkate alınması mümkün değildir. Dolayısıyla 1/5/2014 tarihinden sonra yapılan konut teslimlerinde net alanın tespitinde Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.










Devamını Oku…

19 Ocak 2017 Perşembe

Anonim Şirketlerde Ödenmeyen SGK Borçlarından Kim Sorumludur

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeleri şirkette çalışanların SGK prim borçlarını ödemekle yükümlüdürler.
İşler yolunda giderken Anonim şirket yönetim kurulu üyesi olmak güzel ama rüzgar tersine dönüp de borçlar ödenmezse vay yönetim kurulu üyelerinin haline. Vergi ve SGK prim borçları başta olmak üzere, kamu borçlarının ödenmesinden sorumludurlar.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un 88. Maddesine göre SGK primleri  ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur denilmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 365. Maddeye göre Anonim Şirketler yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur.
6183 sayılı Amma Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) Mükerrer 35. Maddesine göre tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir, denilmektedir.
Tüm bu kanun hükümlere göre, anonim şirketlerin yönetim kurlu üyeleri şirketin ödenmeyen SGK borçlarından dolayı müştereken ve müteselsilen şahsi mal varlıkları ile sorumludurlar. Bu nedenle SGK ödenmeyen prim borçları için tüm yönetim kurulu üyelerinden borcun tamamının ödenmesini istemektedir.
Özellikle kurumsallaşmış anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk alanları belirlenmekte ve yetkilendirilmektedir. Örneğin, mali işler, finans, üretim, satın alma, idari işler vb.  görevler yönetim kurulu üyeleri arasında paylaştırılabilmektedir.
Yargıtay’ın ödenmeyen SGK prim borçlarından yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu konusunda verdiği kararlarda temsil ve sorumluluk yetkisini esas almaktadırYerleşik Yargıtay kararlarına göre, anonim şirketlerin ödenmemiş prim SGK prim borçlarından şirkette, SGK ile ilgili  iş ve işlemleri yapmaya yetkili olan veya muhasebe finansman konusunda yetkilendirilmiş kanuni temsilciler sorumlu tutulmaktadır.
Yönetim kurlu üyelerinin SGK’dan gelen ödeme emirleri karşısında - yetkileri SGK primlerinin ödenmesini kapsamıyorsa - 7 gün içinde ilgili mahkemede dava açarak borca itiraz etmeleri gerekmektedir.

Devamını Oku…

2 Ocak 2017 Pazartesi

2017 Yılında Uygulanacak İndirim ve İstisna Tutarları

I-GİRİŞ
Değerli okuyucular, Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan 474 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde 2017 yılında uygulanmak üzere yeniden değerleme oranı % 3,83 (üç virgül seksen üç) olarak tespit edilmiştir. Bu oran, aynı zamanda 2016 yılına ait son geçici vergi dönemi için de uygulanacaktır. Bu makalede 2017 yılında uygulanacak olan bazı hadler, indirim ve istisna tutarları açıklanacaktır.(1)

II-2017 YILINDA UYGULANACAK HADLER, İNDİRİM VE İSTİSNA TUTARLARI

a) Kira Geliri İstisna Tutarı
2017 yılında uygulanmak üzere gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin konut kira geliri istisnası 3.900 TL olarak belirlenmiştir.(2) Bu tutarı aşmayan konut kira gelirleri beyan edilmeyecektir. Gelirin elde edildiği 2017 yılında istisnayı aşan tutar yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir. İstisnayı aşan gelirin beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi durumunda, istisnadan yararlanamayacağı tabiidir.

b) Veraset ve İntikal Vergisi İstisna Tutarları
Miras ve bağış yoluyla elde edilen değerlerle ilgili 2017 yılında uygulanacak veraset ve intikal matrahından indirilecek istisna tutarları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.(3)


c) Taşınmaz alım satım kazançlarında istisna

Gelir Vergisi Kanunun’da yer alan ve 2017 yılında uygulanacak bazı maktu tutarlar, Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 25.12.2015 tarihli ve 29573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 290 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde aşağıdaki gibi belirlenmiştir. GVK’nun Mükerrer 80.maddesinin 6.bendine göre; “gayrimenkullerin satın alma tarihinden itibaren 5 yıl içinde elden çıkartılmasından sağlanan kazanç” ”değer artışı kazancı” olarak Gelir Vergisi’ne tabidir.

2017 yılında taşınmaz satışından sağlanan kazançların 11.000 TL’lik kısmı gelir vergisinden istisnadır.

d) Bazı Gelirler İçin Beyan Sınırları
2017 yılında elde edilen Tevkifata ve istisnaya konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin beyanname verme sınırı 1.600 TL’dir. Yurt içinde ve yurt dışında elde edilen faiz gelirleri bu kapsamda olup, beyan verme sınırını aştığı takdirde faiz gelirinin tamamı 2017 yılında verilecek beyannameye dahil edilmesi gerekmektedir.

Arızi Kazançlarda İstisna Tutarı 2017 yılında 24.000 TL olarak belirlenmiştir.

Hizmet Erbabına İşyeri ve İşyeri Müştemilatı Dışında Kalan Yerlerde Yemek Verilmek Suretiyle Sağlanan Menfaatlere İlişkin İstisna Tutarı ise 2017 yılında 14,00 TL olarak belirlenmiştir.

e) 2017 yılında uygulanacak Asgari Geçim İndirimi










f) Engellilik İndirim Tutarları
Gelir Vergisi Kanununa göre, çalışma gücünün asgari % 80’ini kaybetmiş bulunanlar birinci derece engelli, asgari % 60’ını kaybetmiş bulunanlar ikinci derece engelli, asgari % 40’ını kaybetmiş bulunanlar ise üçüncü derece engelli sayılmaktadır.

2017 yılında uygulanacak olan 
Engellilik İndirimi aşağıdaki gibidir:
1. Derece Engelliler İçin                                                       900 TL                       
(Çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş olanlar)
2. Derece Engelliler İçin                                                       470 TL
(Çalışma gücünün asgari %60’ını kaybetmiş olanlar)
3. Derece Engelliler İçin                                                       210 TL
(Çalışma gücünün asgari %40’ını kaybetmiş olanlar)

g) Vergiden Müstesna Harcırah Tutarları
2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu eki H-Cetveli ile en yüksek Devlet memuru için belirlenen gündelik tutar çerçevesinde, personele yurt içi seyahatler nedeniyle ödenen harcırah gündeliğinin 57,50 TL’yi aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnadır.(5)

h) Asgari Ücret Tarifesi

2017 yılı yeni asgari ücret 16 yaşından büyük çalışanlar için brüt 1.777,50 TL’dir. Asgari ücretten vergi ve yasal yükümlülükler düşüldükten sonra kalan net 1.404,06 TL olarak belirlenmiştir. (6)
Asgari ücretin işverene maliyeti 2.088,56 liradır. Bu tutarın yaklaşık yüzde 5’i vergilerden, yüzde 28’i ise sigorta primlerinden oluşmaktadır.
Bkz: Asgari Ücret 2017
Bkz: Asgari Geçim İndirimi 2017

ı) Sosyal güvenlik primine esas kazançların alt ve üst sınırları

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 82. maddesine göre, bu kanun gereğince alınacak primlerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, asgari ücretin otuzda biri, üst sınırı ise bu tutarın 7,5 katıdır (6761 sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle,  günlük brüt asgari ücretin 6,5 katı olan sigorta primine esas günlük kazanç üst sınırı, 01/01/2017 tarihinden geçerli olmak üzere günlük brüt asgari ücretin 7,5 katına yükseltilmiştir.). Buna göre; 2017 yılında uygulanacak olan, sosyal güvenlik primi alt sınırı 1.777,50 TL, üst sınırı ise 13.331,40 TL olarak belirlenmiştir.

i) Vakıfların Vergi Muafiyeti Sınırı

Maliye Bakanlığı’nın yayınlanan Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında 1 Seri Nolu Genel Tebliği’nde “7/8/2003 tarih ve 25192 sayılı Resmi Gazete�de yayımlanarak yürürlüğe giren 30/7/2003 tarihli ve 4962 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanunun 20 nci maddesinde, �Gelirlerinin en az üçte ikisini nevi itibarıyla genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Maliye Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmaktadır.” açıklaması yer almaktadır.(7)

Yine aynı tebliğin 1.4. bölümünde yer alan; “Vergi muafiyeti talebinde bulunan vakıfların vergi muafiyeti talebinde bulundukları tarihte en az 505.000.- YTL (beşyüz beşbin Yeni Türk Lirası) gelir getirici mal varlığına ve en az 49.000.- YTL (kırkdokuz bin Yeni Türk Lirası) yıllık gelire sahip olmaları gerekir. Yıllık gelirin tespitinde; genel ve özel bütçeli idareler bütçelerinden yapılan yardımlar ile bağış niteliğindeki gelirler dikkate alınmaz. Bu tutarlar, her yıl Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için belirlenen yeniden değerleme oranında artar ve izleyen yılda bu miktarlar esas alınır. Bu miktarların hesabında, bin YTL’ye kadar olan tutarlar dikkate alınmaz.” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre 2017 yılında vergi muafiyeti talebinde bulunacak vakıfların;
- 990.000,00 TL gelir getirici mal varlığına (Yıllık gelirin tespitinde; genel ve özel bütçeli idareler bütçelerinden yapılan yardımlar ile bağış niteliğindeki gelirler dikkate alınmaz)
-  90.000,00 TL yıllık gelire sahip olmaları gerekmektedir.

j) Fatura düzenleme sınırı

2016 yılında 900,00 TL olarak uygulanan fatura kesme zorunluluğuna ilişkin tutar 2017 yılı için 900,00 TL olarak belirlenmiştir. Buna göre, 2017 yılında mal ve hizmet satışları tutarının 900,00 TL’yi geçmesi halinde perakende satış fişi veya yazarkasa fişi yerine fatura kesilmesi zorunludur. Nihai tüketicilere yapılan 900,00 TL’den küçük tutarlı satışlar için, perakende satış fişSiz düzenlenmesi gereklidir. Ayrıca, nihai tüketicilerin talep etmesi halinde her türlü mal ve hizmet satışlarında fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

2017 yılında satın alınan demirbaşlar için doğrudan gider yazma sınırı da 900,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutarı aşmayan demirbaş ve peştemallıklar doğrudan gider yazılabilecektir.

III-SONUÇ

2017 yılında yukarıda açıklamaları yapılan hadler, istisna ve indirimlerin muhasebe kayıtlarında ve vergi uygulamalarında dikkate alınarak yapılması gereklidir. Ayrıca Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi düzenlenirken indirim ve istisna tutarlarına dikkat edilmesi, istisnayı aşan gelirin beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi durumunda, istisnadan yararlanılamayacağı unutulmamalıdır.



 (1)          BIYIK, RECEP, 2015 Yılı Sınırları, İndirim ve İstisna Tutarları,  http://www.dunya.com/2015-yili-sinirlari-indirim-ve-istisna-tutarlari-158433yy.htm, Erişim Tarihi:30.12.2016
(2)         276 sıra No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği
(3)         48 seri No’lu Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliği
(4)         474 sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
(5)         2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
(6)         30  Aralık 2016  tarihli ve 29934  sayılı  Resmi Gazetede yayımlanan 29/12/2016 tarihli ve  2015/1 sayılı ASGARİ     ÜCRET TESPİT KOMİSYONU KARARI
(7)         Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında 1 Seri Nolu Genel Tebliği







Devamını Oku…