stopaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stopaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2017 Cuma

İŞVERENLERE SİGORTA ve VERGİ TEŞVİKİ

9 Şubat 2017 tarihinde Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklik ile işverenlere SGK prim teşviki, gelir vergisi teşviki ve damga vergisi teşviki getirilmiştir.

Söz konusu teşvikten yararlanabilmek için işe alınacak işçinin aşağıdaki şartları sağlaması gerekmektedir:

-İşçinin 01/02/2017 tarihinden sonra işe alınması
-Emekli olmaması
-Aralık/2016 ayına ilişkin sigortalı sayılarına ilave olmaları
-İşe alınacak kişinin İş-Kur’a kayıtlı işsizlerden olması
-İşe alındıkları tarihten önceki üç ayda aynı işyerinde çalışmamış olması
-Sosyal Güvenlik Kurumu’na borcunun olmaması ya da varsa dahi yapılandırmış olması
-Aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermiş olması

Bu şartların sağlanması durumunda yapılacak olan işe alımlarda:

-1.777,50 TL olan asgari ücrete isabet eden %37,50 SGK işçi ve işveren primlerinin tamamı olan 666,56 TL (çalışılan güne orantılı)
-Yine asgari ücrete isabet eden asgari geçim indirimi düşüldükten sonraki ödenecek gelir vergisi kesintisi maksimum 93,32 TL (çalışılan güne orantılı)
-Yine asgari ücretin brütüne isabet eden damga vergisinin tamamı olan 13,50 TL (çalışılan güne orantılı)

tutarında işverene destek ödemesi yapılır ve bu tutar işsizlik sigortası fonundan karşılanır.

ÖNEMLİ NOKTALAR:

Yukarıdaki destekten yararlandırılan sigortalı ayrıca %5 indirim ve asgari ücret desteğinden ve diğer teşviklerden faydalanamaz.

Sigortalının 30 günden az çalışması halinde yukarıdaki teşvikler çalışılan gün kadar asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanır.
Asgari ücret üzerinden ücretle işe alımlarda yukarıdaki teşvikler asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanacaktır.

İşe alımlarda bu yeni teşvikten yararlanabilmek için işe alınacak personelin İş-Kur'a kaydı, son 3 aydaki sigortalılığı ve 4447/10'a göre daha önce teşvikten yararlanıp yararlanmadığının doğru tespit edilmesinde fayda vardır.






Devamını Oku…

26 Nisan 2016 Salı

Binaların Dış Yüzeyine Reklam Alınması Vergiye Tabi Midir?

Günümüzde binaların özellikle cadde ve otoyollara bakan yüzeylerinin reklam amacıyla kiraya verildiği görülmektedir. Binaların dış yüzeyleri binaların bütünleyici parçaları (mütemmim cüzi) olup bütünleyici parça; Medeni Kanun’un 684’üncü maddesi hükmü uyarınca yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Örneğin asansör, sığınak, yürüyen merdiven, kalorifer,çatı gibi tesisler binaların bütünleyici parçası sayılırlar.

Binaların iktisadi işletmeye dahil olup olmamasına göre vergileme farklı şekilde olmaktadır!

Binaların İktisadi işletmeye dahil olmaması halinde
; kat maliklerinin binaların dış yüzeyini kiraya vermesi sebebiyle elde ettikleri kazanç gayrimenkul sermaye iradıdır. Reklam verenler kat maliklerine yapacakları ödemeler sırasında 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/5-a hükmü gereğince %20 oranında tevkifat yapacak olup kat malikleri de gelirleri dolayısıyla yıllık beyanname vermesi halinde yapılan bu tevkifatı ödenecek vergiden mahsup edebilecektir. İktisadi işletmeye dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemi 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-d hükmü gereğince KDV’den istisna olduğu için Katma Değer Vergisi hesaplanmayacaktır.

Örnek: Huzur Apartmanının dış yüzeyi X A.Ş. tarafından ürünlerinin tanıtılması amacıyla kiralanmış olup dış yüzey boyanmak suretiyle ürünler resmedilmiştir. Söz konusu reklam verme işleminin bedeli 100.000,00-TL olup reklam verilen gayrimenkul iktisadi işletmeye dahil değildir.  Söz konusu gayrimenkulün iktisadi işletmeye dahil olmaması nedeniyle kat maliklerine yapılan ödemede %20 oranında gelir vergisi stopajı yapılacak ve yapılan bu tevkifat muhtasar beyanname ile bildirilecektir.

*Reklam Bedeli: 100.000,00 TL
*Gelir Vergisi Stopajı : 20.000,00 TL (100.000,00*0,20)
*Katma Değer Vergisi: Vergiden İstisnadır.

Binaların iktisadi işletmeye dahil olması halinde ise; kurumun elde ettiği kazanç kurum kazancı olup reklam verenlere fatura düzenlenecek ve söz konusu reklam verme işlemi KDV’den istisna olmadığı için ayrıca Katma Değer Vergisi hesaplanacaktır.

Örnek: Huzur Apartmanının dış yüzeyi X A.Ş. tarafından ürünlerinin tanıtılması amacıyla kiralanmış olup dış yüzey boyanmak suretiyle ürünler resmedilmiştir. Söz konusu reklam verme işleminin bedeli 100.000,00-TL olup reklam verilen gayrimenkul iktisadi işletmeye dahildir. Söz konusu gayrimenkulün iktisadi işletmeye dahil olması nedeniyle  gayrimenkul sahibi işletmenin X A.Ş.’ye fatura düzenlemesi ve söz konusu faturada  %18 oranında KDV hesaplaması gerekmektedir.

*Reklam Bedeli: 100.000,00 TL
*Katma Değer Vergisi: 18.000,00 TL (100.000,00*0,18)

Sonuç olarak binaların dış yüzeyinin reklam panosu olarak kullanılması karşılığında alınan bedel gelir vergisi mükellefleri için gayrimenkul sermaye iradı kurumlar vergisi mükellefleri için kurum kazancıdır. Gayrimenkulün iktisadi işletmeye dahil olması halinde; gayrimenkul sahibi tarafından reklam veren firmaya fatura düzenlenecek ve ilgili faturada %18 oranında KDV hesaplanacaktır. Gayrimenkulün iktisadi işletmeye dahil olmaması durumunda ise;  gayrimenkul sahibine yapılacak ödemede %20 oranında gelir vergisi stopajı yapılıp söz konusu stopaj muhtasar beyanname ile bildirilecektir.

Devamını Oku…

15 Ocak 2016 Cuma

Fason Tavuk ve Hayvan Yetiştiriciliğinde Stopaj Var Mıdır ?

Soru: Fason tavuk ve hayvan yetiştiriciliğinde stopaj

Cevap: Bilindiği üzere büyük tavuk veya hayvancılık firmaları piliç veya benzeri hayvan yetiştirililmesinde yem dahil olmak üzere her türlü masraflarını kendileri karşılamak suretiyle şahıs firmalarından fason piliç ve hayvan yetiştirme hizmeti alabilmektedirler. Bu hizmet fason bir hizmet ise tevkifat olacak mıdır ?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 52 nci maddesinde; "Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.
             ...
             Yukarıda yazılı faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai işletme bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (Adi şirketler dahil), vergiye tabi olsun veya olmasınlar, çiftçi ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olunan maddelere de mahsul denir.
             Kollektif şirketlerle adi veya eshamlı komandit şirketler zirai faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmazlar. Zirai faaliyetle iştigal eden kollektif şirketlerin ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirket kârından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.
             ..." hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanununun 53 üncü maddesinde, çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançların, yine bu Kanunun 94 üncü maddesine göre hâsılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle vergilendirileceği hükme bağlanmış olup, anılan Kanunun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (11) numaralı bendinde, vergi tevkifatı yapmakla yükümlü kişi, kurum ve kuruluşlarca çiftçilerden satın alınan zirai ürünler ve hizmetler için yapılan ödemelerden tevkifat yapılacağı belirtilmiş ve bu tevkifat oranları, hayvan ve hayvansal ürünlerde % 2, diğer zirai ürünlerde % 4, ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan hayvan ve hayvansal ürünlerde % 1, diğer zirai ürünlerde ise % 2 ve diğer hizmetler için % 4 olarak belirtilmiştir.
Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 11 inci maddesinin beşinci fıkrası ile Maliye Bakanlığı zirai ürünlerin (işlenmiş olanlar dâhil) alım satımına aracılık eden kuruluşlar ile ticaret borsalarını bu mahsullerin satın alınması sırasında yapılacak vergi tevkifatından müteselsilen sorumlu tutmaya, söz konusu ürünlerin satışı dolayısıyla yapılacak vergi tevkifatının hangi safhada yapılacağını her bir ürün için ayrı ayrı belirlemeye yetkili kılınmıştır.
164 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile zirai ürünlerin alımında yapılacak gelir vergisi tevkifatı ve müteselsil sorumluluk konusunda gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Söz konusu Tebliğin 3 üncü bölümünde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde sayılan kişi, kurum ve kuruluşların çiftçilerden satın aldıkları zirai ürünler için yaptıkları ödemelerden (avans olarak ödenenler dahil) tevkifat yapmak zorunda oldukları; ancak bu tevkifatın yapılmaması halinde, ürünü çiftçiden satın alanın sorumluluğu olmakla birlikte, bu ürünün daha sonraki safhalarda alım-satımına taraf olanlar da tevkif yoluyla ödenmeyen bu vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından müteselsilen sorumlu olacakları açıklanmıştır.
Diğer bir anlatımla,  zirai ürünleri çiftçi dışındaki kişilerden satın alanlar bu ürünlerle ilgili gelir vergisi tevkifatının yapıldığına kanaat getirirlerse gelir vergisi tevkifatını yapmayabileceklerdir. Bu durumda tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammından müteselsilen sorumlu olacaklardır. Ancak, mükelleflerin müteselsil sorumluluğun dışında kalmayı tercih etmeleri halinde zirai ürünü kimden satın almış olurlarsa olsunlar gelir vergisi tevkifatı yaparak ilgili vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.
Öte yandan, aynı Tebliğin dördüncü bölümünde; borsada tescil ettirilerek çiftçilerden satın alınan zirai ürün bedelleri üzerinden tevkif edilerek vergi dairelerine ödenmesi gereken vergiden borsalar ve zirai ürünü satın alanların müteselsilen sorumlu olacakları, Tebliğin 1, 2 ve 3 üncü bölümlerinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kişi, kurum ve kuruluşların çiftçi dışında kalan kişi, kurum ve kuruluşlardan 5590 sayılı Kanuna göre kurulmuş bulunan Ticaret Borsalarında tescil ettirerek satın aldıkları zirai ürün bedelleri üzerinden, gelir vergisi tevkifatı yapmayacakları ve müteselsilen de sorumlu olmayacakları belirtilmiştir.
188 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, arazi sahiplerinin zirai faaliyete bilfiil iştirak etmeksizin üründen pay almak suretiyle yaptıkları kiralama hizmetleri hariç olmak üzere, çiftçilerin zirai işletmelerini, tarımsal alet ve makinalarını kiralamaları veya çiftçilerin zirai işletmelerini, tarımsal alet ve makinalarını el emekleriyle birleştirmek suretiyle, diğer kişilere yapmış oldukları hizmetlerin, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak kabul edileceği ifade edilmiştir.
Diğer taraftan, 242 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde zirai hizmet ve yapılacak tevkifat konusunda gerekli açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca anılan Tebliğe göre, zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetlere ilişkin olarak esnaf muaflığından yararlananlara yapılacak ödemeler ile kazancı gerçek usulde tespit edilmeyen çiftçilere yapılacak ödemelerin gider pusulası düzenlenmesi suretiyle yapılması (bu çiftçilerden zirai ürün alınması durumu hariç) gerekmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229 ncu maddesinde, fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesika olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 232 nci maddesinde;  birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin: birinci ve ikinci sınıf tüccarlara, serbest meslek erbabına, kazançları basit usulde tespit olunan tüccarlara, defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere ve vergiden muaf esnafa sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetinde oldukları hükme bağlanmıştır.
Yine aynı Kanunun 235 inci maddesine göre de birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenler ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler, gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilerden satın aldıkları malların bedelini ödedikleri sırada müstahsil makbuzu tanzim etmeye mecburdurlar.
Yukarıda yer alan açıklamalara göre;
- Şirketin piliç yetiştirilmesi hususunda çiftçilerle anlaşmış olması halinde, civciv, yem, ilaç gibi üretim girdilerinin de temin edilmesi suretiyle, civcivlerin beslenip bakımının yaptırılarak piliç haline getirilmesi ve şirkete geri verilmesi işleminin zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet olarak değerlendirilmesi ve yapılan bu zirai hizmet karşılığında çiftçilere ödenen hizmet bedeli üzerinden % 4 oranında  tevkifat yapılması gerekmektedir.
- Ancak, söz konusu hizmetin çiftçi dışında kalanlar tarafından gerçekleştirilmesi halinde, civcivlerin beslenip bakımının yaptırılarak piliç haline getirilmesi ve şirkete geri verilmesi işlemi çerçevesinde çiftçi dışında kalan kişi ya da firmalara ödenen bedeller üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.
 Öte yandan, zirai faaliyet kapsamında üretim ömrünü tamamlayan yumurta tavuklarının şirket tarafından;
- Çiftçilerden satın alınması halinde, yapılacak ödemeler üzerinden % 2 oranında, ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınması durumunda ise % 1 oranında tevkifat yapılması,
- Çiftçi dışındaki kişilerden ticaret borsalarına tescil ettirilerek satın alınması halinde ise tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi, gecikme faizi ve gecikme zammından tescil işlemini yapan borsalar ve vergisi tevkif yoluyla ödenmeyen zirai ürünü borsaya getirenler müteselsilen sorumlu olacaklarından ödenen bedeller üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmaması,
- Çiftçi dışındaki kişilerden ticaret borsalarına tescil ettirilmeksizin satın alınması halinde, daha önceki safhalarda söz konusu hayvanlarla ilgili gelir vergisi tevkifatının yapıldığına kanaat getirilmesi durumunda gelir vergisi tevkifatının yapılmayabileceği; ancak daha önceki safhalarda söz konusu tevkifatın yapılmadığının tespit edilmesi durumunda, tevkif yoluyla ödenmesi gereken vergi ile buna bağlı ceza, gecikme faizi ve gecikme zammının, müteselsil sorumluluk kapsamında tahsil edileceği hususunun dikkate alınması   gerekmektedir.
Ayrıca, piliç yetiştirilmesi hususunda zirai hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerin, kazancı gerçek usulde tespit edilmeyen çiftçilere yapılması halinde gider pusulası düzenlenmesi; şirket tarafından, üretim ömrünü tamamlayan yumurta tavuklarının alımı neticesinde ödenen tutarlar karşılığında ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununun  232 nci ve 235 nci maddeleri gereğince müstahsil makbuzu/fatura düzenlenmesi ve söz konusu tevkifat tutarlarının da düzenlenecek belge üzerinde gösterilmesi gerekmektedir.
Koray Ateş

Devamını Oku…