kdv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kdv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2017 Cuma

Çek Kullanan Şirketlerin Dikkatine!

Uygulamada satıcılara yapılan ödemelerde, gerek firma çeklerinin düzenlenmesinde gerekse müşteri çeklerinin ciro edilmesinde, işletme için hayati öneme sahip hatalar yapıldığı görülmektedir. Yapılan vergi incelemelerinde söz konusu hatalar tespit edilmekte, mükellefler müteselsil sorumluluk uygulamasına muhatap tutulmakta, indirim konusu yapılan KDV’ler reddedilmektedir.

Bu haftaki yazımızda, müteselsil sorumluluk uygulamasına muhatap tutulmamak ve olası bir vergi incelemesinde, indirim konusu yapılan KDV’nin ret edilmemesi için nelere dikkat edilmesi gerektiği konusuna kısaca değineceğiz.

ÖDEMENİN FİRMA ÇEKİ İLE YAPILMASI DURUMUNDA:
VERGİ KİMLİK NUMARASINI YAZIN!

1.Mal veya hizmet alınan işletmeye(satıcı) ödeme, firma çeki ile yapılacaksa düzenlenecek firma çekinin üzerine, adına çek düzenlenen firmanın vergi kimlik numarası mutlaka yazılmalı, ( Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde böyle bir hüküm bulunmamasına rağmen, 84 Seri Numaralı KDV Genel Tebliği dayanak gösteriliyor.)
2. Düzenlenen firma çekinin fotokopisi mutlaka alınmalı ve iyi muhafaza edilmeli,
3. Düzenlenen firma çekinin satıcı firmaya tesliminde çeki teslim alan satıcıdan mutlaka imzalı tahsilat makbuzu alınmalı, tahsilat makbuzu eksiksiz doldurulmalı,
4. Düzenlenen firma çekinin satıcıya tesliminde satıcı adına çek çıkış bordrosu düzenlenmeli ve çeki teslim alan kişiye mutlaka imzalatılmalı,

ÖDEMENİN MÜŞTERİ ÇEKİ İLE YAPILMASI DURUMUNDA:
BEYAZ CİRO YAPMAYIN!

1.Mal veya hizmet alınan işletmeye ödeme müşteri çeki ile yapılacaksa, çekin arkası çevirip sadece kaşe imza yani beyaz ciro yapılmamalı,

TAM CİRO YAPIN!

1.Mal veya hizmet alınan işletmeye ödeme, müşteri çeki ile yapılacaksa söz konusu müşteri çeki aşağıdaki şekilde tam ciro yapılmalı,
(Müşteri çekinin arkası, aşağıdaki ibare yazılarak kaşe imza yapılmalı, noktalı yerler ise, çek kime ciro ediliyorsa o kişi yada işletmenin vergi kimlik numarası ve unvanı mutlaka yazılmalıdır. )

"İş bu çek bedelini..................
vergi numaralı........................
emrine ödeyiniz.".
Kaşe-İmza



2. Tam ciro yapılarak satıcı firmaya teslim edilen müşteri çekinin, tam ciro yapılmış haliyle arkalı önlü fotokopisi mutlaka alınmalı ve iyi muhafaza edilmeli,
3. Tam ciro yapılarak satıcı firmaya teslim edilen müşteri çeki için satıcıdan mutlaka imzalı tahsilat makbuzu alınmalı, tahsilat makbuzu eksiksiz doldurulmalı,
4. Tam ciro yapılmış müşteri çekinin satıcı firmaya tesliminde, satıcı adına çek çıkış bordrosu düzenlenmeli ve çeki teslim alan kişiye mutlaka imzalatılmalı.

Cumhur Çetin



Devamını Oku…

18 Mayıs 2017 Perşembe

Serbest Meslek Kazancı Elde Edenlere Mahkemeden Güzel Haber


Son zamanlarda Doktor, Avukat, Mali Müşavir gibi serbest meslek kazancı elde edenlere Vergi Müfettişleri odaların belirlediği tarifenin altında kazanç elde edemeyeceklerine yönelik vergi inceleme raporları düzenlemekte, vergi tarhiyatı yapmakta ve ceza kesmektedir. Bu tür meslekleri yapıp serbest meslek kazançları elde edenler her zaman odaların belirlediği tarifeden hizmet verememekte, tarifenin altında makbuz kesebilmektedir. 

06.03.3017 tarihli İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 2016/480 Esas ve 2017/457 Karar numaralı Kararında, Vergi Mahkemesi, Serbest Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik (SMMM) hizmeti karşılığında müşterilerinden asgari ücret tarifesinin altında ücret alarak serbest meslek makbuzu düzenlediği tespit edilen ve düzenlenen serbest meslek makbuzları toplam tutarı ile asgari ücret tarifesine göre alınması gereken ücret tutarları toplamı arasındaki farktan hareketle adına düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden dava açan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirin (SMMM) davasını aşağıda ele alacağımız gerekçe ile kabul etmiş ve tarhiyatlar ile kesilen cezaları kaldırmıştır. 

KDV Kanunu'nun 27/5 Maddesi uyarınca da, serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz.

Bilindiği gibi, VUK’un 3/B Maddesine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.  

Serbest meslek kazancı elde eden serbest meslek erbabının kazanç miktarı konusunda normal ve mutad olan durum, serbest meslek erbabının düzenlemiş olduğu ve defterlerine kaydettiği serbest meslek makbuzlarında yazılı olan miktarda kazanç elde etmesidir. Düzenlenen serbest meslek makbuzlarında yazılı olan tutarın haricinde kazanç elde edilmiş olduğunun kabul edilebilmesi için, idarenin vergi inceleme yetkisini kullanarak, gerektiğinde ilgili kişilerin de ifadeleri alınmak suretiyle davacının defter ve belgelerine göre daha fazla kazanç elde ettiğini somut ve inandırıcı delillere dayandırılmak suretiyle tereddüte mahal bırakmayacak biçimde ortaya koymak suretiyle ispat etmesi gerekmektedir. Dolayısı ile mükelleflerin defter ve belgelerine göre daha fazla kazanç elde ettiği konusunda ispat yükü idareye aittir. 

VUK 134’üncü maddesi uyarınca vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlamasıdır. Bu halde, serbest meslek erbabının verdiği muhasebe hizmeti karşılığında almış olduğuücrete ilişkin eksik tutarda serbest meslek makbuzu düzenlemek suretiyle kayıt ve beyan dışı bıraktığı bir hasılatının bulunup bulunmadığının hukuki, somut ve inandırıcı delillere dayanılarak açık ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekirken, davacının hizmet verdiği müşterilerden serbest muhasebeci ve mali müşavirler için belirlenen asgari ücret tarifesinde yer alan tutarlar kadar ücret aldığı halde, asgari ücretin altında belge düzenlediği varsayımına dayalı olarak tespit edilen hasılat üzerinden davacı adına salınan dava konusu vergi ziyaı cezalı KDV’de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 

Serbest meslek erbabının, serbest muhasebeci ve mali müşavirler için belirlenen asgari ücret tarifesinin altında belge düzenlenmiş olması bağlı olduğu meslek kuruluşu ile kendisi arasındaki hukuki durumu ( disiplin cezası verme vs.) etkilemekte olup, vergi kanunları karşısındaki hukuki durumu etkilememektedir.  

Vergi Mahkemesi kararı sadece bu davanın sonucu bakımından değil, emsal bedele/tarifeye atıfta bulunmadan önce vergi incelemesinin tam olarak eksiksiz bir biçimde ve gerçeği yansıtacak şekilde somut delillerin ortaya konularak yapılması gerektiğini söylemesi bakımından da önemlidir. 

Burada tarifeye atıfta bulunarak vergi inceleme raporu düzenlenmesi olayın kolayına kaçmak gibi bir sonuç doğurmaktadır, ancak Vergi Mahkemesi bunu kabul etmemektedir. Vergi Mahkemesi kararı piyasa gerçeğini dikkate alan bir karar olmuştur. Maalesef uygulamada odaların belirlediği ücretler her zaman alınamamaktadır. Şüphesiz ki, Doktor, Avukat, SMMM gibi bütün meslek erbapları daha fazla kazanmak ister. Fakat, her zaman bu mümkün olmayabiliyor. Mahkeme de kararında bunu ifade etmiştir ve çok yerinde bir karar olmuştur. 


Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/ekremoncu/0325/

Devamını Oku…

1 Şubat 2017 Çarşamba

Konut Tesliminde KDV Oranı Bilmecesi

3065 sayılı KDV Kanununun 28’inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile KDV oranları, Kararnameye ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak tespit edilmiştir.

Söz konusu Kararnamenin eki (I) sayılı listenin 11’inci sırasında ‘’Net alanı 150 m²ye kadar konut teslimleri’’ ne %1 oranında KDV uygulanacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla 150 m²ye kadar konut teslimlerine %1 oranında, Kararnameye ekli listelerde yer almayan 150 m²’nin üzerindeki konut teslimlerine ise %18 oranında KDV uygulanması öngörülmüştür.

15 Haziran 2012’de KDV Kanununun 28’inci maddesinde yapılan değişiklikle ‘’inşaatın yapıldığı arsanın veya konutun vergi değeri ve bulunduğu yeri esas alarak konut teslimleri için’’ de farklı oran belirlemeye yönelik verilen yetkiyi Bakanlar Kurulu 1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4116 sayılı Kararı ile değiştirmiştir.

Bu Kararname ile 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Kararın 1’inci maddesine eklenen (6) numaralı fıkra ile;

‘’(I) sayılı listenin 11 inci sırasında yer alan net alanı 150 metrekareye kadar konutlardan; 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde (16.05.2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim metrekare vergi değeri;

Beş yüz Türk Lirasına kadar olan konutların tesliminde %1 vergi oranı,

Beş yüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde %8 vergi oranı,

Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde ise %18 vergi oranı’’

uygulanması öngörülmüştür.

Ayrıca,  150 m2 nin üstü konut teslimlerinde uygulanan %18 KDV oranını %8’e indiren 2016/9153 sayılı BKK 08.09.2016 tarih ve 29825 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anılan Kararname ile 2007/13033 sayılı BKK’na geçici 2nci madde eklenmiş ve  31.03.2017 tarihine kadar teslim edilen konutlarda uygulanacak KDV oranı %18 den %8’e indirilmiştir.

Bu durumda gayrimenkul teslimlerinde uygulanacak KDV oranları Şöyledir;

2016/9153 sayılı BKK gereği, 08.09.2016 ila 31.03.2017 tarihleri arasında teslimi gerçekleşen net kullanım alanı 150 m2 nin üstü olan konut tesliminde %8 KDV oranı uygulanacaktır. (150 m2 nin altı konut tesliminde %1 KDV oranının uygulanacağı tabidir.)

2012/4116 sayılı BKK ile; yapı ruhsatı 01.01.2013 tarihinden sonra alınan ve inşası tamamlanıp teslim edilen konutlardan;

Büyükşehir Belediyelerindeki lüks veya Birinci Sınıf İnşaatların Net alanı 150 m2’ye kadar olan KONUTLARIN Tesliminde; binanın üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 29. Maddesine istinaden Tespit edilen arsa birim m2 vergi değeri;

500 .-TL ile 1.000.-TL (1.000.-TL hariç) arasında olan KONUTLARIN tesliminde uygulanacak KDV oranı %8’dir.

1.000.-TL ve üzerinde olan KONUTLARIN tesliminde uygulanacak KDV oranı ((08/09/2016-31/03/2017) tarihleri arasındaki teslimler için KDV oranı % 8 )  %18 dir.

Büyükşehir dışındaki illerde
; inşaat sınıfı ne olursa olsun 150 m2’ye kadar olan konutlara uygulanacak KDV oranı %1 dir.

Büyükşehirlerde 150 m2’ye kadar olan konutların inşaat kalitesi Lüks veya Birinci sınıf OLMAYANLAR için uygulanacak KDV oranı %1 dir.

Yapı ruhsatı 01/01/2013 tarihinden önce alınan konutların tesliminde 150 m2’nin altındakiler için KDV oranı % 1 olarak uygulanır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM KDV ORANI : 16/05/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki Kanun (Kentsel dönüşüm Kanunu) kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerdeki konutların teslimlerinde KDV % 1 olacaktır.

Büyüklüğüne , inşaat kalitesi ve cinsine bakılmaksızın Tüm İşyeri teslimlerinde uygulanacak KDV Oranı %18 dir.

ÖZETLE:

1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2012/4116 sayılı Kararı ile konut teslimlerinde uygulanacak KDV oranı açısından, “yapı ruhsatının alınış tarihi ve inşaatın yapılacağı arsanın emlak vergi değeri” önem kazanmıştır. (%1, %8, %18)

08.09.2016 tarih ve 29825 sayılı resmi gazetede yayımlanan 2016/9153 sayılı BKK ile 150 m2 nin üstü konut teslimlerinde uygulanan %18 KDV oranını %8’e indirilmiştir. 08/09/2016-31/03/2017 tarih aralığında teslim edilecek olan Konutun, yapı ruhsatının alınış tarihi veya arsa emlak bedelinin bir önemi yoktur.


KONUT İNŞAATLARINDA NET ALAN HESAPLAMASINDA DEĞİŞİKLİKLER

150 M2 HESABINDA “NET ALAN” UYGULAMASI:

Maliye Bakanlığı’nın Net Alan Hesabına İlişkin Düzenlemesi

Maliye Bakanlığı’nın 150 m2’ lik net alan hesabı ile ilgili düzenlemesi, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin “III.Matrah, Nispet ve Oran” başlıklı kısmının “B.Oran” bölümünün “2.İndirimli Orana Tabi Bazı Mal ve Hizmetlere İlişkin Açıklamalar” maddesinin “2.1.3.Net Alan” alt başlıklı bölümünde yer almaktadır. Söz konusu bölüm aynen aşağıdadır:


“2.1.3.Net Alan”

Net alan deyimi “konut içerisinde duvarlar arasında kalan temiz alan” olarak tanımlanan faydalı alanı ifade etmekte olup, plan ve proje gereği konut dışında bir amaçla kullanılacak bölümleri de ihtiva eden inşaatlarda indirimli oran sadece konut olarak kullanılacak bölümlere uygulanır.

Net alan hesaplanması konusunda aşağıdaki şekilde hareket edilir:

a) Balkon,kömürlük,garaj,asansör boşluğu ve benzeri yerler, konutlardan ayrı olarak kullanılmaları mümkün olmadığından prensip olarak net alan hesabına dahildir.

b) Faydalı alan genel olarak duvar yüzlerinde 2,5 cm sıva bulunduğu kabul edilerek, proje üzerinde gösterilmiş bulunan kaba yapı boyutlarının her birinden 5’ er cm düşülmek suretiyle hesaplanır.

Ancak;

-Konutlarda kapı ve pencere şeritleri, duman ve çöp bacası çıkıntıları, ışıklıklar ve hava bacaları,

-Karkas binalardaki kolonların duvarlardan taşan dişleri,

-Bir konuttaki balkonların veya arsa zemininden 0,75 m.den yüksek terasların toplamının 2 m2’si çok katlı binalarda yapılan çekme katların etrafında kalan ve ticaret bölgelerinde zemin katların komşu hududuna kadar uzanması ile meydana gelen teraslar,

-Çok katlı binalarda genel giriş, merdiven, sahanlıklar ve asansörler,

-İki katlı tek ev olarak yapılan konutlarda iç merdivenlerin altında 1,75 m. yüksekliğinden az olan yerler,

-Bodrumlarda konut başına bir adet, konutun bulunduğu bina dışında konut başına 4 m2’den büyük olmamak üzere yapılan kömürlük veya depo,

-Kalorifer dairesi, yakıt deposu, sığınak, kapıcı dairesi, müşterek hizmete ayrılan depo, çamaşırlık,

-Bina içindeki garajlar ile bina dışında konut başına 18 m2’den büyük olmamak üzere yapılan garajlar,

Faydalı alan dışındadır.

Bina dışındaki kömürlük ve depoların 4 m2’yi, garajların 18 m2’yi aşan kısmı, ait oldukları konutun faydalı alanına dahil edilirler.”

Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı’nın “Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde” Yer Alan Net Alan Hesabına İlişkin Düzenlemesi

Bağımsız bölüm net alanına ilişkin bir başka düzenleme Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 16. Maddesinde yapılan düzenleme ile hayata geçirilmiştir.

İlgili Yönetmeliğe  eklenen 41 numaralı bent hükmü gereğince  01.06.2013 tarihinden itibaren konutlarda 150 m2’lik net alan hesabı bu yeni düzenlemeye göre yapılacaktır.

Söz konusu bent hükmü aynen aşağıya alınmıştır:

“41.Bağımsız Bölüm Net Alanı : Bağımsız bölüm içerisindeki kapalı olup duvarlar arasında kalan net alandır. Bu alana; kapı ve pencere eşikleri, 2,5 cm’i geçmemek koşuluyla sıva payları, kolonlar, duman, çöp, atık, tesisat ve hava bacaları ile ışıklıklar, bağımsız bölüm içindeki asansör ve galeri boşlukları, tesisat odası, merdiven altlarında 1,80 m. yüksekliğinden az olan yerler, tek bağımsız bölümlü müstakil binalarda bağımsız bölüm içindeki otopark, sığınak, odunluk, kömürlük, hidrofor ve arıtma tesisi alanı, su ve yakıt deposu ve kazan dairesi dahil edilmez. Açık çıkmalar, balkonlar, zemin, çatı ve kat terasları, kat ve çatı bahçeleri gibi en az bir cephesi açık olan mekanlar ile aynı katta veya farklı katta olup bağımsız bölümün eklentisi olan mekanlar ile ortak alanlar bağımsız bölüm net alanı içinde değerlendirilmez. Bağımsız bölümün içten bağlantılı olarak çatı araları dahil birden fazla katta yer alan mekanlardan oluşması halinde bu katlardaki bağımsız bölüme ait alanlar birlikte değerlendirilerek bağımsız bölüm net alanı bulunur.”

Buna göre;

2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listenin 11.sırasında yer alan “Net alanı 150 m2’ye kadar konut teslimleri” %1 oranında KDV’ye tabidir.

Bu  Bakanlar Kurulu Kararında yer alan “net alan”ın tanımlanmasına ilişkin açıklamalar ise KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünde, yer almaktadır.

KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünde yapılan düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan bir davada Danıştay Dördüncü Dairesinin 10/12/2014 tarihli ve Esas No:2014/4835 sayılı Kararı ile KDV Genel Uygulama Tebliğinin “III.Matrah,Nispet ve İndirim” başlıklı bölümünün “B.Oran” alt bölümünde yer verilen “2.İndirimli Orana Tabi Bazı Mal ve Hizmetlere İlişkin Açıklamalar” başlıklı düzenlemenin “2.1.3.Net Alan” kısmının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Söz konusu yürütmenin durdurulması kararına Bakanlık tarafından itiraz edilmesi üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 25.03.2015 tarihli ve YD İtiraz No:2015/5 sayılı Kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.

Bu çerçevede, Danıştay Dördüncü Dairesinin 10/12/2014 tarih ve Esas No:2014/4835 sayılı Kararı ile KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünün yürütmesi durdurulduğundan ve bu karar dava konusu işlemin yürütülebilirliğini,  askıya aldığından, KDV Genel Uygulama Tebliği’nin (III/B-2.1.3.) bölümünün tesis edildiği 1/5/2014 tarihinden sonraki teslimlerde Tebliğ hükümlerinin dikkate alınması mümkün değildir. Dolayısıyla 1/5/2014 tarihinden sonra yapılan konut teslimlerinde net alanın tespitinde Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.










Devamını Oku…

11 Ekim 2016 Salı

Vergi Daireleri Resen Terk İşlemini Neden Yapmamakta Israr Eder?

Uygulamada resen terk işlemleri vergi daireleri tarafından zamanında yerine getirilmesi gereken önemli bir konudur. Resen terk uygulaması, vergi daireleri tarafından zamanında yerine getirilmediğini sıklıkla görmekteyiz. Esasında bir mükellefin üst üste iki dönem aylık KDV beyannamesini vermemesi halinde bu uygulama vergi daireleri tarafından otomatik olarak yerine getirilecektir. Üst üste verilmeyen beyannameler nedeniyle bazen 1 veya 2 yıl hatta 3 yıl için mükelleflere astronomik rakamlara varan özel usulsüzlük cezaları kesilerek tebliğ edilmektedir. 

Yaşanan bir olayda 5 yıldır gayri faal olan bir limited şirketi yaklaşık 125.000.00 TL özel usulsüzlük cezası kesildiği, bu cezaların 5 yıl için KDV , muhtasar , kurum , kurum geçici, BA-BS formları , yıllık bildirimler verilmediği iddialarıyla yaklaşık 125.000.00 TL özel usulsüzlük cezası tarh ve tebliğ edilmiştir. 

Burada sorun kimde ? 

Vergi daireleri kendilerine verilen görevleri noksansız olarak yerine getirme ve mükellefin resen terk sistemine göre vergi kaydını kapatmak zorundadır. bu zorunluluk 213 sayılı VUK’un 160 md. amir hükmü olup, konuyla ilgili olarak yayımlanan resen terk iç genelgesi de ayrı bir yan düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci mevzuat mahiyeti taşıyan, 21.12.2004 gün ve 2004/13 sayılı resen terk iç genelgesi doğru bir şekilde uygulandığı takdirde hiçbir mükellefin mağdur olması söz konusu olamaz.  

Vergi hukuku uygulamasında ikincil mevzuat mahiyeti taşıyan tüzük , yönetmelik, iç genelgeler, muktezalar önemli bir hukuki yardımcı kaynaklardır. Vergi uygulamasının giderek karmaşık ve kompleks bir yapı alması dolayısıyla gerek uygulayıcılar , gerek mali müşavirler ve gerekse Maliye Bakanlığı gelir uzmanları tereddüt yaşamaktadırlar. Çoğu zaman bilinen bir malum konuda dahi vergiciler arasında birkaç farklı görüş ortaya çıkarak yorum yapılabilmektedir. Geldiğimiz noktada idarenin 20-30 yıldır süren belli problemleri artık bir çözüme kavuşturması zorunlu hale gelmiştir. 

Sonuç olarak, üst üste 2 dönem KDV beyannamesi vermeyen bir mükellef için vergi dairesi derhal yoklama yapıp , bu fişe göre VEDOP ekran kaydını resen terk sistemine göre kapatması şarttır. Aylık KDV , muhtasar, geçici vergi beyannamelerinin verilmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezaları fahiş meblağlara erişmektedir. Aynı durum BA-BS formları açısından da geçerlidir. Gelir idaresi başkanlığının her yıl yayınladığı yıllık faaliyet raporlarında artık bu konulara da yer verip “resen terk sistemi” ni daha aktif hale getirip uygulaması artık kaçınılmaz bir hal almıştır. 

Yargıya intikal eden benzeri bir ihtilaf hakkında İzmir 3.Vergi Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar çok anlamlıdır. Kararın hüküm fıkrasında kısa şöyle denilmektedir; 

“Vergi Usul Kanunu ve bu Kanun’un verdiği yetkiye istinaden Maliye Bakanlığı tarafından düzenlenen İç Genelgeye uygun hareket etmeyen davalı idarenin, resen terk işlemini zamanında yapmaması nedeniyle …..  dönem beyannamelerini dönemlerinde faal olmadığı halde mükellefiyet kaydı ve terkin işlemleri yapılmaması sonucu davacı adına elektronik ortamda bildirim ve beyanname vermemesinden dolayı 213 sayılı yasanın mükerrer 355. Maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”[1]

Görüldüğü gibi idare üst üste 2 ay KDV beyannamesini vermeyen mükellefin vergi kaydını kapatmak zorundadır. Daha sonra mükellefin işe başladığı tespit edilmesi halinde yeniden vergi kaydının açılması gerekecektir. [2]

[1] İzmir 3.Vergi Mahkemesi’nin vermiş olduğu 02.12.2014 gün ve E: 2014/37 – K: 2014/1927 sayılı karar

[2] ALPASLAN Nazlı Gaye, Vergi İhtilafları ile İlgili Makale, Yorum ve İncelemeler, İzmir-2015  S: 45





Devamını Oku…

14 Eylül 2016 Çarşamba

Hangi Konutların Tesliminde KDV Oranı Düşmüştür?

Değerli okurlarımız bilindiği üzere, 24.12.2012 tarihli ve 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile (1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştır) büyükşehirlerde yapılan konutlarda KDV oranı değiştirilmişti. 08.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile konut teslimlerinde KDV oranı 01 Nisan 2017 tarihine kadar yeniden belirlendi. Bu yazımızda konut teslimlerinde KDV oranı ne idi ve son durumda ne oldu konusunu ele alacağız.

2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, net alanı 150 m2'ye kadar olan konutlardan;
-216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde, (6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın Emlak Vergisi Kanununa göre tespit edilen arsa birim m2 değeri,
-Beş yüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde oran % 8,
-Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde oran %18 olarak uygulanacaktır.

BU KARAR İLE GETİRİLEN YENİLİKLER NELER OLMUŞTU?

-Öncelikle belirtelim ki, bu karar öncesi 150 m2'nin altındaki tüm konutların teslimi %1 oranında KDV'ye tabi idi. Bu kararla birlikte, büyükşehir belediyesi sınırları içindeki teslimlerde %1 olarak uygulanan bu oran %8 ve %18'e yükseltilmişti. Büyükşehir sayılmayan yerlerde ise yine 150 m2'nin altındaki konutların teslimleri %1 KDV'ye tabi olmaya devam ediyordu. Karar sonrası sanki tüm konut teslimlerinde oran %18 oldu gibi algılandı ama gerçekte sadece büyükşehir belediyesi sınırları içinde bu oran değişmişti.
-Büyükşehir belediyesi sınırları içinde arsanın birim m2 değeri 500 ile 1000 Türk Lirası olan (1000 Türk Lirası hariç) konutlarda KDV oranı %8'e yükseltilmiş olmuştu. Konutun kendisinin kaç metrekare olduğunun önemi bulunmamakta idi. Bunun anlamı 1.000 m2'lik bir arsanın değerinin 500.000.-TL ile 999.999.-TL arasında olması demektir. 1.000 m2'lik arsanın değeri örneğin 499.999.-TL ise 150 m2'nin altında konut tesliminde oran %1 olacaktır. 500.000.-TL ile 999.999.-TL arasında ise oran %8 olacaktır.
-Büyükşehir belediyesi sınırları içinde arsanın birim m2 değeri 1000 Türk Lirası ve üzeri olan konutlarda KDV oranı konutun büyüklüğü dikkate alınmaksızın %18'e yükseltilmiş olmuştu. Bu durumda 1.000 m2'lik bir arsanın değeri 1.000.000.-TL ve üzerinde ise üzerine yapılan konutların tesliminde KDV oranı her durumda yani konutun büyüklüğüne bakılmaksızın %18'e yükseltilmişti.
-Tabi ki bu durumun istisnası da getirilmişti. İstisnadan kasıt ise, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde KDV oranlarının eskiden olduğu gibi 150 m2'nin altındaki konutların tesliminde KDV oranının %1 ve 150 m2'nin üstündeki konutların tesliminde KDV oranının %18 olarak uygulanmaya devam edilecek olması idi.

SON BKK İLE GETİRİLEN YENİLİK NE OLMUŞTUR?

2016/9153 sayılı BKK ile 24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı BKK’na Geçici 2’nci madde eklenmiştir. Buna göre, yukarıda açıkladığımız üzere teslimleri %18’e tabi olan konutların tesliminde KDV oranı 01.04.2017 tarihine kadar %18 olarak değil, %8 olarak uygulanacaktır.
Toplamak gerekirse, büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ve diğer şehirlerde ise 150 m2 üzerinde olan konut teslimlerinde %18 olarak uygulanan KDV oranı 01.04.2017 tarihine kadar %8 olarak uygulanacaktır.

Ekrem Öncü

Devamını Oku…

24 Mayıs 2016 Salı

Bina ve Apartmanların Duvarlarına Verilen Reklamlarda KDV İle İlgili Yapılan Yanlış Yorumlar

Son zamanlarda bazı basılı ve yazılı kaynaklar ile konuyla ilgili yazılan çeşitli yazılarda bina ve apartmanların duvarlarının reklam amaçlı kiraya verilmesi işleminin söz konusu bina ve apartmanların iktisadi işletmeye dahil olmaması durumunda katma değer vergisinden istisna olduğu belirtilmektedir. Günümüzde yaygın olarak tercih edilen uygulamalardan biri olan bina ve apartman duvarlarının reklam amaçlı kiraya verilmesi işleminde vergi kaybının oluşmaması için vergi mevzuatımızın özellikle katma değer vergisi açısından doğru yorumlanması gerekir. 

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde, KDV’nin konusuna giren işler açıklanmış olup, aynı maddenin 3’üncü bendinin f alt bendinde ise, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin KDV'ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Ayrıca söz konusu kiralama işleminin ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyet çerçevesinde yapılıp yapılmadığı vergilendirmeyi etkilemeyecektir.

GVK’nın 70’inci maddesinde ise 8 bent halinde sayılan mal ve hakların; sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu hüküm altına alınmıştır.

GVK’nın 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemi, KDV Kanunu’nun 1/3-f maddesine göre KDV’nin konusuna girmekle birlikte, iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri 17/4-d maddesi ile KDV'den istisna edilmiş olup, konuyla ilgili detaylı açıklamalar Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği’nde yapılmıştır. Bahsi geçen Tebliğe göre, bu istisna uygulamasının kapsamına yalnızca taşınmazlar girmekte olup, GVK’nın 70’inci maddesinde sayılan diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabidir. Tebliğin devamında istisna kapsamında değerlendirilecek taşınmazların neler olduğu belirtilmiş olup, bunlar; 

GVK-70/1 bendindeki Arazi, bina ve bunlarla birlikte kiralanan mütemmim cüzü ve teferruatı,
GVK-70/2 bendindeki Voli mahalleri ve dalyanlar,
GVK-70/4 bendindeki Gayrimenkul olarak tescil edilen haklardır.

Bu bağlamda iktisadi işletmelere dâhil olmayan yukarıda belirtilen gayrimenkullerin kiralanması işlemleri KDV’den istisna olacak; sadece iktisadi işletmeye dâhil söz konusu gayrimenkullerin kiralanması işlemi KDV’ye tabi tutulacaktır. Bu gayrimenkuller dışında kalan ve GVK’nın 70’inci maddesinde belirtilen diğer mal ve hakların kiralanması işlemleri ise iktisadi işletmeye dâhil olup olmadıklarına bakılmaksızın KDV’ye tabi tutulacaklardır.

Dolayısıyla KDV Uygulama Genel Tebliği’nin yukarıda açıklanan ilgili bölümünden anlaşılacağı üzere, GVK’nın 70/3’üncü bendinde belirtilen gayrimenkullerin, ayrı olarak kiraya verilen mütemmim cüzileri ve teferruatının kiraya verilmesinde KDV açısından ilgili gayrimenkullerin iktisadi işletmeye dahil olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla bina ve apartmanların mütemmim cüzü olan dış cephelerinin reklam amaçlı kiraya verilmesi işlemi 17/4-d maddesi kapsamında KDV’den istisna değildir.

Bir diğer konu, bina ve apartmanların dış cephelerinin reklam amaçlı kiraya verilmesi işleminde hesaplanan KDV’nin kim tarafından beyan edileceğidir. Binaların dış cepheleri apartman yöneticiliğine ait olmayıp kat maliklerine aittir. Dolayısıyla, apartmanın dış cephelerinin reklam amaçlı kiraya verilmesi karşılığı alınan bedel apartman yöneticiliğine değil kat maliklerine ait olacaktır. 

Bu durumda taşınmazı kiraya verenlerin (kat malikleri) gerçek usulde KDV mükellefiyetlerinin bulunmaması halinde kiralama işlemine ait KDV, sorumlu sıfatıyla reklam hizmeti alanlar yani kiracılar tarafından beyan edilecektir.

Nitekim KDV Uygulama Genel Tebliği’nin “Tam Tevkifat Uygulaması” başlıklı bölümünde, KDV mükellefi olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından KDV mükellefiyeti olmayan kişilerden GVK’nın 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması halinde söz konusu işleme ait KDV’nin, kiracılar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi gerektiği belirtilmiştir. 

Buna göre, bina ve apartmanların dış cephelerinin reklam ve tanıtım amaçlı haftalık, on günlük veya aylık olarak kiraya verilmesi işlemi genel oranda (%18) KDV’ye tabi olup, taşınmazı kiraya verenlerin (kat malikleri) gerçek usulde KDV mükellefiyetlerinin bulunmaması halinde kiralama işlemine ait KDV, sorumlu sıfatıyla reklam hizmeti alanlar yani kiracılar tarafından beyan edilecektir. Kat maliklerinin gerçek usulde KDV mükellefi olmaları halinde ise sorumluluk uygulanmayacak olup, elde edilen kira bedeline ait KDV, kat maliklerinin kendileri tarafından beyan edilecektir. Ayrıca bu gibi durumlarda, KDV’nin gelir vergisi tevkifatı dahil kira bedeli üzerinden hesaplanması gerektiği de unutulmamalıdır.

Son olarak bu açıklamalarımızı destekleyen İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 04/07/2013 tarih ve 39044742-KDV.9-985 sayılı özelgesi aşağıdaki gibidir:

“117 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “Reklam Verme İşlemleri” başlıklı (2.4) bölümünde;…….

Buna göre, apartman dış cephesinin reklam ve tanıtım amaçlı kiraya verilmesi işlemi KDV Kanunu’nun (1/3-f) maddesi gereğince genel oranda (%18) KDV’ye tabi olacaktır. Ayrıca, apartman dış cephesini reklam nedeniyle kiraya verenlerin KDV mükellefiyetinin bulunmaması ve reklam hizmetini alan gerçek veya tüzel kişilerin KDV mükellefi olması durumunda söz konusu işleme ait KDV’nin reklam hizmeti alanlar (reklam veren) tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi gerekmektedir.”

Mehmet Diri

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/mehmetdiri/006/

Devamını Oku…

25 Ocak 2016 Pazartesi

Arsa Karşılığı İnşaat İşlerinde KDV

Arsa karşılığı inşaat işlerinde KDV uygulamasına ilişkin olarak gerekli açıklamalar 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin D bölümünde yapılmıştır.

Arsa karşılığı inşaat işlerinde iki ayrı teslim söz konusudur.
- Bunlardan birincisi, arsa sahibi tarafından müteahhide arsa teslimi;
- İkincisi ise müteahhit tarafından arsaya karşılık olarak arsa sahibine bağımsız birim (konut veya işyeri) teslimidir.
Arsa karşılığı inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay, müteahhidin arsa karşılığı konut, işyeri gibi bağımsız birimleri arsa sahibine teslimiyle gerçekleşmektedir. Bu tarih itibariyle arsa açısından da vergiyi doğuran olay vuku bulmaktadır. Taşınmazda teslim kural olarak tapuya tescil ile gerçekleşmekle birlikte, tapuya tescilden önce bağımsız birimlerin alıcının tasarrufuna terk edilmesi durumunda da vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir.

Dolayısıyla, arsa sahibinin arsa tesliminin ticari nitelikli olması durumunda arsa için, müteahhidin ise arsa sahibine teslim ettiği bağımsız birimler için, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih itibariyle eş zamanlı olarak fatura düzenlemesi gerekmektedir.
Buna göre;
- Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhide yapılan bu arsa teslimi nedeniyle düzenlenecek faturada arsa karşılığı alınan bağımsız birimlerin emsal bedeli (arsa payı dahil) üzerinden genel oranda KDV hesaplanması gerekmektedir.
- Arsa sahibinin, gerçek usulde mükellefiyetini gerektirmeyecek şekilde arızi faaliyet olarak arsasını bağımsız birimler karşılığında müteahhide tesliminde KDV uygulanmayacaktır.
- Vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte, müteahhitten arsa sahibine yapılacak bağımsız birim teslimleri için müteahhit tarafından düzenlenecek faturada bağımsız birimin niteliğine göre emsal bedeli (arsa payı dahil) üzerinden % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanması gerekmektedir.
Öte yandan, her iki teslimde de işlem bedelinin emsaline göre açıkça düşüklük göstermesi halinde KDV Kanununun 27/3 üncü maddesine göre işlem yapılacağı tabiidir.

Uygulamada “hasılat paylaşımı”, “gelir paylaşımı” vb. şekillerde düzenlenen sözleşmeler uyarınca yapılan işlerde, inşa edilen bağımsız birimler yerine bunların hasılatı paylaşılmakta olup, bu tür sözleşmeler gereğince yapılan işlerin de 30 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde düzenlenen “arsa karşılığı inşaat” olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede;
- Bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenlenecek, faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre % 1 veya % 18 oranında KDV hesaplanarak beyan edilecektir.
- Arsanın bir iktisadi işletmeye dahil olması veya arsa sahibinin arsa alım satımını mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmesi halinde, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarih itibariyle hasılattan kendisine kalan pay için müteahhide arsa satış faturası düzenleyecek, fatura bedeli üzerinden genel esaslara göre KDV hesaplayarak beyan edecektir. Arsa tesliminin, KDV’nin konusuna girmemesi veya KDV’den istisna edilmiş olması halinde bu teslimde KDV hesaplanmayacaktır.

Nevzat Erdağ

Devamını Oku…

8 Ocak 2016 Cuma

Sözleşmeli Temizlik İşinde KDV Tevkifatı Uygulaması

Soru: Sözleşmeli temizlik işinde KDV tevkifatı uygulaması nasıldır ?
Cevap:   26.04.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin, "(I/C-2.1.3.2.10.) Temizlik, Çevre ve Bahçe Bakım Hizmetleri" başlıklı bölümünde, "Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların Tebliğin (I/C-2.1.3.2.10.2.) bölümünde belirtilen temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmeti alımlarında, alıcılar tarafından (7/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır."
açıklamasına yer verilmiştir.
Buna göre; temizlik şirketlerinin vermiş olduğu örneğin 12 aylık malzeme ve ilaçlama dahil genel temizlik hizmetine ait işlemlerin (temizlik işi, temizlik malzemesi, ilaçlama, ego bileti) fatura üzerindeki toplam bedelleri üzerinden 7/10 oranında KDV tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir. Bir başka deyişle, sadece hizmete ait bedelin ayrıştırılmayıp bu bedelin haricinde yansıtılan temizlik malzemeleride faturaya dahil edilip tevkif edilmesi gerekmektedir.
Koray Ateş

Devamını Oku…

22 Aralık 2015 Salı

Fazladan veya Yersiz Yere Hesaplanan ve Ödenen KDV İade Edilir Mi

Soru: Fazladan veya yersiz yere hesaplanan ve ödenen KDV iade edilir mi?

Cevap: Fazla veya yersiz ödenen KDV konusu KDV Genel Uygulama Tebliğinde ele alınmıştır. Buna göre; 3065 sayılı Kanunun (8/2)nci maddesine göre, vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya KDV’yi fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği bu tür vesikalarda KDV gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir. Bu gibi sebeplerle fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir.
Örneğin;Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf olanlar, mal ve hizmet satışları dolayısıyla KDV hesaplamazlar. Kanun hükmüne rağmen satış bedellerinde vergi gösterip müşteriden vergi tahsil edenler, bu vergiyi vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.
Aynı şekilde kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler de fazla tahsil ettikleri vergiyi vergi dairesine ödemek mecburiyetindedirler.
Örnek:100.000TL’lik bir satış için 8.000 TL vergi hesaplaması gerekirken, 18.000TL hesaplayıp müşteriden tahsil edenler, fazla tahsil ettikleri bu vergiyi ilgili vergi dairesine beyan edip ödemek zorundadırlar.

Kural olarak, fazla veya yersiz hesaplanan vergi bulunması durumunda, gerek satıcı gerekse alıcı nezdinde işlemin KDV uygulanmadan önceki hale döndürülmesi esastır.
Fazla veya yersiz olarak hesaplanan vergi, öncelikle satıcı tarafından alıcıya iade edilecektir. Alıcının indirim hakkı bulunan mükellef olmaması durumunda, satıcının söz konusu fazla veya yersiz KDV tutarını alıcıya ödediğini gösterir bir belge ile vergi dairesine başvurması gerekmektedir. Alıcının indirim hakkı bulunan bir mükellef olması durumunda ise, satıcının fazla veya yersiz KDV tutarını alıcıya ödediğini gösterir belgeye ek olarak, alıcının fazla veya yersiz KDV tutarını indirim hesaplarından çıkarmak suretiyle düzeltme yaptığının alıcının vergi dairesinden alınacak bir yazıyla tevsiki de istenecektir.
Satıcının, fazla veya yersiz olarak hesaplanan vergiyi alıcıya ödediğini gösterir belge ve indirim hakkı bulunan alıcıların düzeltmeyi yaptığını gösterir vergi dairesi yazısı ile birlikte, beyanlarını düzeltmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, fazla veya yersiz hesaplanan KDV tutarı, ilgili dönem beyannamesinden tenzil edilir ve sonraki dönemler de buna göre düzeltilir.
Fazla veya yersiz olarak ödendiği iddia edilen KDV’nin, satıcı tarafından iade olarak talep edilebilmesi için, KDV beyannamesinde hesaplanan KDV olarak beyan edilmesi ve beyana konu edildiği dönem ile iade talep edilen dönem arasında asgari söz konusu KDV tutarı kadar ödenecek KDV çıkması gerekmektedir.

Koray ATEŞ

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/sorucevap/haber_oku.php?haber_id=1847

Devamını Oku…

5 Kasım 2015 Perşembe

Serbest Bölgede Verilen Tamir Bakım ve Servis Hizmetinde KDV

Soru: Serbest bölgede ver,len tamir bakım ve servis hizmetinde KDV Var Mıdır ?
Cevap: KDV  Kanununun 1/1 inci maddesi ile Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler vergiye tabi tutulmuştur.
Aynı Kanunun 17/4-ı maddesinde, serbest bölgelerde verilen hizmetlerin KDV den istisna olduğu hükme bağlanmıştır.
İstisna uygulaması serbest bölge içinde gerçekleşen hizmet ifalarına yönelik olup, işlemleri yapanların serbest bölge içinde faaliyette bulunup bulunmamaları istisna uygulamasına engel değildir. Söz konusu bölgelerde faaliyette bulunma ruhsatının bulunup bulunmaması da istisna uygulamasını etkilememektedir.
Dolayısıyla, Türkiye'de ya da yurt dışında mukim firmaların ya da serbest bölgelerde faaliyette bulunan firmaların serbest bölge içinde ifa ettikleri hizmetler Kanunun 17/4-ı maddesi gereğince KDV den istisnadır.
Buna göre, serbest bölge dışında faaliyette bulunan işletmeler tarafından serbest bölgeye gidilerek serbest bölge içinde hizmet ifasında bulunulması halinde verilen bu hizmetin Kanunun 17/4-ı maddesi uyarınca KDV den istisna olması, hizmetin serbest bölge dışında bulunan işyerinde verilmesi halinde ise genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi tutulması gerekmektedir.
Koray Ateş

Devamını Oku…

3 Kasım 2015 Salı

Belediyeye Ait Arsanın Satışında KDV

Soru:  Belediyeye ait arsanın satışında KDV var mıdır ?

Cevap:  KDV Kanununun 1/3-d maddesinde müzayede mahallerinde yapılan satışların; 1/3-g maddesinde ise, genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, demek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin KDV ye tabi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Aynı Kanununun 17/4-r maddesine göre, belediyelerin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler KDV den istisna bulunmakta, ancak istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında tutulmaktadır.
Buna göre, Belediyelerin arsa karşılığı inşa ettirdiği konut ve işyerlerini münferiden veya topluca satışı dolayısıyla iktisadi bir işletme oluştuğundan, söz konusu taşınmazların satışının, ihale suretiyle yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi tutulması gerekmektedir.
Ayrıca, Belediyeler tarafından arsa karşılığı inşa ettirilen konut ve işyerlerinin ticareti yapıldığından Kanunun 17/4-r maddesindeki istisnadan yararlanılması mümkün bulunmamaktadır.
Koray Ateş

Devamını Oku…

İnternet Üzerinden Verilen Aracılık ve Müzayede Hizmetlerinde KDV Uygulaması

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun 1/1. maddesinde, Türkiye'de ticari, sınaî, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/3-d maddesinde müzayede mahallerinde yapılan satışların KDV'ye tabi olduğu hükme bağlanmıştır.

KDV oranları, KDV Kanununun 28’inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 30.12.2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararnameye ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için % 18 olarak tespit edilmiştir.

Müzayede mahallinde yapılan satışların KDV karşısındaki durumuna ilişkin 1, 15 ve 45 Seri No.lu KDV Genel Tebliğlerinde gerekli açıklamalar yapılmıştır.

1 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin I/B-6 bölümünde "Kanuna göre müzayede mahallerinde açık artırma suretiyle yapılan satışlar ile gümrük depolarında tasfiye amacıyla yapılan satışlar da vergiye tabi tutulacaktır. Bu arada müzayede yapılan yerin münhasıran müzayede yapımına tahsis edilmiş olup olmaması durumu değiştirmeyecektir. Bu tür satışlarda vergi kesin satış bedeli üzerinden hesaplanacaktır. Verginin mükellefi bu satışları düzenleyen özel veya resmi kişi ve kuruluşlardır." açıklaması yer almaktadır.

15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin 1-Müzayede Mahallinde Yapılan Satışlar başlıklı bölümünde ise uygulamanın usul ve esasları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

"1. KDV Kanununun 1/3-d maddesine göre, cebri icra, izale-i şüyu (ortaklığın giderilmesi), ipoteğin paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle müzayede mahallerinde yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışlar KDV'ye tabi bulunmaktadır. Ancak sözü edilen Kanunun istisna maddelerine ilişkin hükümlerinin bu satışlar için de geçerli olacağı tabiidir.
2. Bu satışlarda vergiyi doğuran olay, satışın yapılığı tarihte vuku bulmaktadır. Verginin mükellefi satışları düzenleyen özel ve resmi kişi ve kuruluşlar olup, KDV Kanununun 23/d maddesi hükmüne göre satılan malın kesin satış bedeli KDV'nin matrahı olacaktır. Ancak izale-i şüyu çerçevesinde yapılan satışlarda alıcının hissedarlardan biri olması halinde hissesi, bu hisse için mülkiyet devri söz konusu olmadığından matrahtan indirilecektir.
3. Müzayede mahallinde yapılan satışlarda giderler dolayısıyla ödenen vergiler, malın kesin satış bedeli üzerinden hesaplanan vergiden indirilemeyecek, ancak müzayedeyi düzenleyenin komisyonu üzerinden hesaplanan KDV'den indirilebilecektir. Bir komisyon söz konusu değilse, yüklenilen vergiler masraf unsuru olarak dikkate alınacaktır.
...
5. Müzayede mahallinde yapılan satışlarda, satışın herhangi bir sebeple gerçekleşmemesi halinde vergi tahakkuk ettirilmeyecek, tahakkuk ettirilen vergi terkin edilecektir."
Buna göre, Müzayedenin varlığı için fiziki bir mekânın bulunması zorunlu olmadığından, gerekli şartların oluşması halinde sanal ortamdaki açık artırma suretiyle yapılan satışlar da müzayede mahallinde yapılan satışlar kapsamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, internet sitesinin münhasıran müzayede yapımına tahsis edilmiş olup olmaması, burada açık artırma suretiyle yapılan satışların ticari nitelik taşıyıp taşımaması, devamlılık arz edip etmemesi vergilendirmeye etki etmemektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, internet sitesinden yapılan satışlarla ilgili olarak aşağıdaki şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.
1. İnternet sitesinde açık artırma fiyatlı satış yöntemi ile yapılan satışlar Kanunun 1/3-d maddesi uyarınca KDV'ye tabi olacaktır. Satışın yapıldığı tarihte vergiyi doğuran olay meydana geleceğinden, bu tarih itibariyle tarafınızca kesin satış bedeli üzerinden eşyanın tabi olduğu oranda KDV hesaplanarak beyan edilecektir.

Diğer taraftan, bu satışlara aracılık ettiği kişilere düzenlediği komisyon faturalarında genel esaslara göre KDV hesaplanıp beyan edilecektir. Genel giderler dolayısıyla ödediği KDV, söz konusu satışa ilişkin KDV'den indirilemeyecek ancak komisyon bedeli üzerinden hesaplanan KDV'den indirebilecektir.
2. Satışa konu ürünlerin KDV mükellefiyeti bulunmayan satıcılar tarafından internet sitesi aracılığı ile sabit fiyat yöntemi kullanılarak arızi şekilde yapılan satışlar ticari bir nitelik taşımayacağından KDV'ye tabi olmayacak, ancak internet sitesi aracılığıyla yapılan bu satışlara ilişkin firmanız tarafından aracılık edilenlere düzenlenen komisyon faturalarında genel oranda (% 18) KDV hesaplanarak beyan edilecektir.

Diğer taraftan, süreklilik arz eden ve satıcılara tacir sıfatını kazandıracak boyuttaki satışların KDV'ye tabi olacağı ve bu satışlara ilişkin KDV'nin satıcılar tarafından genel esaslara göre beyan edileceği tabiidir.

Öte yandan, KDV mükelleflerinin internet sitesi aracılığı ile sabit fiyat yöntemini kullanarak yaptıkları ürün satışları KDV'ye tabi olacak, hesaplanan KDV bu mükellefler tarafından beyan edilecektir.

Yine, internet sitesi aracılığıyla yapılan bu satışlara ilişkin firmanız tarafından aracılık edilenlere düzenlenen komisyon faturalarında genel oranda (% 18) KDV hesaplanarak beyan edileceği tabiidir.
3. Açık artırma fiyatlı satış yöntemiyle satışa sunulan ürünün hemen al seçeneğinin kullanılarak satılması halinde bu işlem sabit fiyatlı bir satışa dönüşeceğinden, söz konusu satış arızi nitelik taşıması kaydıyla KDV'ye tabi tutulmayacak, ticari mahiyetteki satışlar ise genel hükümler çerçevesinde KDV ye tabi olacaktır.

Hemen al seçeneği olan ve açık artırma fiyatlı satış yöntemiyle satışa sunulan bir ürünün hemen al seçeneği kullanılmadan açık artırma sonucu belirlenen fiyattan satılması halinde ise, bu satış işlemi Kanunun 1/3-d maddesi kapsamında değerlendirilecektir.


Serhat Taşpınar

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/serhattaspinar/003/

Devamını Oku…