serbest meslek kazancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
serbest meslek kazancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2017 Perşembe

Serbest Meslek Kazancı Elde Edenlere Mahkemeden Güzel Haber


Son zamanlarda Doktor, Avukat, Mali Müşavir gibi serbest meslek kazancı elde edenlere Vergi Müfettişleri odaların belirlediği tarifenin altında kazanç elde edemeyeceklerine yönelik vergi inceleme raporları düzenlemekte, vergi tarhiyatı yapmakta ve ceza kesmektedir. Bu tür meslekleri yapıp serbest meslek kazançları elde edenler her zaman odaların belirlediği tarifeden hizmet verememekte, tarifenin altında makbuz kesebilmektedir. 

06.03.3017 tarihli İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 2016/480 Esas ve 2017/457 Karar numaralı Kararında, Vergi Mahkemesi, Serbest Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik (SMMM) hizmeti karşılığında müşterilerinden asgari ücret tarifesinin altında ücret alarak serbest meslek makbuzu düzenlediği tespit edilen ve düzenlenen serbest meslek makbuzları toplam tutarı ile asgari ücret tarifesine göre alınması gereken ücret tutarları toplamı arasındaki farktan hareketle adına düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden dava açan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirin (SMMM) davasını aşağıda ele alacağımız gerekçe ile kabul etmiş ve tarhiyatlar ile kesilen cezaları kaldırmıştır. 

KDV Kanunu'nun 27/5 Maddesi uyarınca da, serbest meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz.

Bilindiği gibi, VUK’un 3/B Maddesine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.  

Serbest meslek kazancı elde eden serbest meslek erbabının kazanç miktarı konusunda normal ve mutad olan durum, serbest meslek erbabının düzenlemiş olduğu ve defterlerine kaydettiği serbest meslek makbuzlarında yazılı olan miktarda kazanç elde etmesidir. Düzenlenen serbest meslek makbuzlarında yazılı olan tutarın haricinde kazanç elde edilmiş olduğunun kabul edilebilmesi için, idarenin vergi inceleme yetkisini kullanarak, gerektiğinde ilgili kişilerin de ifadeleri alınmak suretiyle davacının defter ve belgelerine göre daha fazla kazanç elde ettiğini somut ve inandırıcı delillere dayandırılmak suretiyle tereddüte mahal bırakmayacak biçimde ortaya koymak suretiyle ispat etmesi gerekmektedir. Dolayısı ile mükelleflerin defter ve belgelerine göre daha fazla kazanç elde ettiği konusunda ispat yükü idareye aittir. 

VUK 134’üncü maddesi uyarınca vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, tespit edilmesi ve sağlamasıdır. Bu halde, serbest meslek erbabının verdiği muhasebe hizmeti karşılığında almış olduğuücrete ilişkin eksik tutarda serbest meslek makbuzu düzenlemek suretiyle kayıt ve beyan dışı bıraktığı bir hasılatının bulunup bulunmadığının hukuki, somut ve inandırıcı delillere dayanılarak açık ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ortaya konulması gerekirken, davacının hizmet verdiği müşterilerden serbest muhasebeci ve mali müşavirler için belirlenen asgari ücret tarifesinde yer alan tutarlar kadar ücret aldığı halde, asgari ücretin altında belge düzenlediği varsayımına dayalı olarak tespit edilen hasılat üzerinden davacı adına salınan dava konusu vergi ziyaı cezalı KDV’de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 

Serbest meslek erbabının, serbest muhasebeci ve mali müşavirler için belirlenen asgari ücret tarifesinin altında belge düzenlenmiş olması bağlı olduğu meslek kuruluşu ile kendisi arasındaki hukuki durumu ( disiplin cezası verme vs.) etkilemekte olup, vergi kanunları karşısındaki hukuki durumu etkilememektedir.  

Vergi Mahkemesi kararı sadece bu davanın sonucu bakımından değil, emsal bedele/tarifeye atıfta bulunmadan önce vergi incelemesinin tam olarak eksiksiz bir biçimde ve gerçeği yansıtacak şekilde somut delillerin ortaya konularak yapılması gerektiğini söylemesi bakımından da önemlidir. 

Burada tarifeye atıfta bulunarak vergi inceleme raporu düzenlenmesi olayın kolayına kaçmak gibi bir sonuç doğurmaktadır, ancak Vergi Mahkemesi bunu kabul etmemektedir. Vergi Mahkemesi kararı piyasa gerçeğini dikkate alan bir karar olmuştur. Maalesef uygulamada odaların belirlediği ücretler her zaman alınamamaktadır. Şüphesiz ki, Doktor, Avukat, SMMM gibi bütün meslek erbapları daha fazla kazanmak ister. Fakat, her zaman bu mümkün olmayabiliyor. Mahkeme de kararında bunu ifade etmiştir ve çok yerinde bir karar olmuştur. 


Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/ekremoncu/0325/

Devamını Oku…

14 Mart 2016 Pazartesi

Serbest Meslek Kazançlarında Vergi Kesintisi Nedir ?

Serbest meslek faaliyetiyle uğraşanlara (Noterlere serbest meslek faaliyetlerinden dolayı yapılan ödemeler hariç) yapılan ödemeler (arızi serbest meslek faaliyeti nedeniyle yapılan ödemeler dahil) esnasında ödemeyi yapanlar tarafından gelir vergisi tevkifatı (kesintisi) yapılması gerekir. Bu kesinti, bir ön vergileme olup, yıllık beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilecektir. Mahsubu yapılan kesinti tutarı, beyannamede hesaplanan vergiden fazla olduğu takdirde, vergi dairesince mükellefe yazı ile bildirilir ve mükellefin tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı üzerine kendisine iade edilir.

Arızi serbest meslek kazançları için istisna haddi altında kalan (2015 yılı için 23.000 TL) kazançlardan yapılan gelir vergisi tevkifatı ile serbest meslek kazanç istisnası kapsamına giren kazançlardan yapılan gelir vergisi tevkifatı nihai bir vergilendirmedir. 

Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen anlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı sağlanan hibelerle (18.04.2013 tarihinden önce sağlanan hibeler dahil) finanse edilen ve yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemelerden, Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 84 üncü maddeye istinaden 18.04.2013 tarihinden itibaren vergi kesintisi yapılmaz.[1] 

Söz konusu hibelerle gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu fondan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınmaz.

[1] Bkz: Serbest Meslek Kazançları Vergi Rehberi, GİB, 2016, S:5

Mustafa Alparslan

Devamını Oku…

4 Kasım 2015 Çarşamba

Serbest Meslek Kazançlarının Vergilendirilmesinde Bazı Ayrıntılar - 3

Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan iki makalede, serbest meslek kazancının vergilemesiyle ilgili bazı ayrıntılara yer vermiştim.

Gelen tepkiler nedeniyle olmalı, konuyu sevdim. O zaman aynı konuya devam.

Taşıt giderlerinin indiriminde kural ne?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. maddesi gereği, kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri, serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılmaktadır. Maddeye göre, indirimin koşulları bellidir. Taşıt kiralanmış veya envantere dahil olacak ve işte kullanılacaktır. Çalışan sayısının ve taşıt sayısının bir önemi yoktur. Taşıtın işte kullanılıp kullanılmadığı önemlidir.

2013 ve 2014 yıllarında verilen iki özelge, okuyanların kafasını karıştırmış olabilir. 2013 yılında verilen bir özelgede, tek kişi tarafından icra edilen serbest meslek faaliyetine ilişkin envantere kayıtlı olsa dahi ikinci bir araca ait gider ve amortismanların gelirin tespitinde indirim konusu yapılamayacağı belirtilmiştir.

2014 yılında verilen bir özelgede ise indirilecek giderlere ilişkin kural hatırlatılmış, serbest meslek faaliyetinin önem ve genişliği ile mütenasip olup işte kullanılan envantere kayıtlı araçların giderleri ile amortismanlarının indirim konusu yapılabileceği hususu dikkate alındığında, iş hacmi ve çalışan personele göre kullanılan araçlara ilişkin ayrılan amortismanlar ile yakıt ve bakım giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde indirim konusu yapılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.

Yukarıda bahsedilen birinci özelgede yer alan açıklamanın olayına özgü olduğu anlaşılmaktadır. Serbest meslek kazancının tespitinde taşıt araçlarının gider yazılması konusu, çalışan ve taşıt sayısına değil, taşıtların işte kullanılıp kullanılmadığına bağlıdır. Dolayısıyla yukarıdaki ikinci özelgenin anlatım itibariyle daha doğru olduğu açıktır.

Kişisel düşüncem, bir araç da olsa, işte kullanılmıyorsa taşıt giderleri kabul edilmez. Çalışan sayısından fazla da olsa, araçlar işte kullanılıyorsa, giderlerinin kabul edilmemesi için bir neden yoktur.

Çalışanlara sağlanan menfaatler gider midir?

Serbest meslek faaliyetiyle uğraşanların önemli bir gider kalemi de çalıştırdıkları personele yaptıkları ücret ödemeleridir. Çalıştırılan personele ödenen ücretler, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel gider niteliğindedir ve bu niteliğiyle de kazancın tespitinde dikkate alınması mümkündür. Ücret, para veya mal olarak ödenebilir. Personele sağlanan her türlü menfaat de ücret tanımı içine girmektedir.

Bu çerçevede örneğin serbest meslek erbabı yanında çalıştırdığı personelinin eğitimi için harcama yapabilir, personelinin okul veya kurs ücretini ödeyebilir. Bu nitelikli harcamalar duruma göre gider niteliğinde olabilir veya olmayabilir. Ayrıntıya girmeden bir genelleme yapacak olursak;

• Personelin eğitimi doğrudan yapılan işle ilgili ise örneğin meslek içi kurs benzeri bir eğitim ise yapılan ödeme işletmeyle ilgili genel gider niteliğindedir ve doğrudan gider yazılabilir.

• Personelin eğitimi doğrudan yapılan işle ilgili değilse, personelin eğitim düzeyinin yükselmesine paralel olarak işteki verimi yükselse de, doğrudan işletme gideri olarak kabul edilmeyebilir. Bu durumda harcama, personele sağlanan menfaat olarak ücret sayılır ve stopaj yoluyla vergilendirilerek gider yazılabilir.

• Gerçek kişilere ve dolayısıyla çalışanlara, sadece sosyal sorumluluk çerçevesinde yapılan ödemeler yani bağışlar, hiçbir şekilde gider kaydedilemez.

Gelir İdaresi tarafından verilen 15.06.2015 tarihli bir özelgede, iş yerinde ücretli çalışan personelin yabancı dil eğitimi alması için yurt dışına gönderilmesi dolayısıyla yapılan harcamaların, gider olarak yazılmasının mümkün bulunmadığı belirtilmiştir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, istihdam edilen personele sağlanan her türlü menfaat ücret niteliğindedir ve çalışana sağlanan menfaatin brütleştirilerek gider kaydedilmesi gerekir. Bu çerçevede, çalışana sağlanan menfaatin, gider kaydedilemeyeceği yönünde verilen ve yukarıda özetlenen özelgenin farklı bir yönünün olabileceğini düşünüyorum.

Kaynak: http://www.dunya.com/serbest-meslek-kazanclarinin-vergilendirilmesinde-bazi-ayrintilar-3-161956yy.htm

Devamını Oku…

30 Ekim 2015 Cuma

Serbest Meslek Kazançlarının Vergilendirilmesinde Bazı Ayrıntılar - 2

21 Ekim tarihinde yayımlanan makalede, serbest meslek kazancının vergilemesiyle ilgili bazı özelliği olan konulara yer vermiştim. Bugün aynı konuya devam.

Serbest meslekte kasa esası geçerlidir

21 Ekim tarihli makalede, serbest meslek kazancında elde etmenin tahsilatla gerçekleştiğini, serbest meslek faaliyetinin elde edilmesi için yapılan genel giderlerin de ödenmedikçe gider yazılamayacağını belirtmiştim. Makale yayımlandıktan sonra çok sayıda kişi bu açıklamanın yasal dayanağını sordu. Kısaca belirtelim.

Kazancın elde edilmesinde geçerli olan tahsilat esasının yasal dayanağı Gelir Vergisi Kanunu’nun 67. maddesinde. Bu maddede yer alan, serbest meslek kazancının, bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlarla sağlanan menfaatlerden oluşacağı hükmü, kazancın elde edilmesinin tahsilata bağlanmış olduğunu açıkça gösteriyor.

Yapılan giderlerin ödenmedikçe gider yazılamayacağına ilişkin güzenleme ise Kanun’un 68. maddesinin birinci fıkrasının (1) no.lu bendinde yer alıyor. Bu bentte, mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin, kazanncın tespitinde dikkate alınacağı hükmü yer alıyor. Maddede yer alan “ödenen genel giderler” ifadesi, genel giderler açısından kasa esasının yasal dayanağı.

Alınan avanslar, tahsil edildiği dönemin geliridir

Yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde, serbest meslekte tahsil edilen hasılat, avans niteliğinde de olsa, tahsil edildiği yılın hasılatına dahil edilir. İşin yapılmaması veya başka nedenlerle, alınan avansın iade edilmesi durumunda, iadenin yapıldığı dönemde gider olarak dikkate alınır. Peşin ödenen genel giderler ödeme zamanında gider yazılır. Yukarıda da belirttiğim gibi, serbest meslek kazancında elde etmede olduğu gibi giderler açısından da kasa esası geçerlidir. Dolayısıyla, alınacak bir hizmet için peşin ödeme yapılması durumunda, giderin belgelendirilmesi şartıyla, ödemenin yapıldığı tarihte gider dikkate alınabilir. Bu çerçevede örneğin işyeri kirasını peşin ödeyen bir serbest meslek erbabı, bu ödemeyi ilgili dönemini beklemeksizin ödediği dönemde gider yazabilir.

Serbest meslek kazancının tespitinde peşin ödemelerin aktifleştirilmesini öngören bir düzenleme yoktur. Kanunda yer alan “ödenen genel giderler” ifadesi de gelecek dönemlere ilişkin olarak peşin ödenen tutarların gider yazılmasını gerektirmektedir.

Yaygın bazı genel giderlerde gider yazma ve KDV indirim zamanı

Serbest meslek erbabının en yaygın giderleri, elektrik, su, doğalgaz, kırtasiye ve sigorta gibi genel gider kalemlerinden oluşmaktadır. Yukarıda genel çerçeveyi özetledim ama bu yaygın giderler çerçevesinde konuyu biraz somutlaştırmakta yarar var.

Aynı vergilendirme dönemine ilişkin olarak dönem kapanmadan gelen ve ödenen faturalar açısından uygulamada sorun yoktur. Ödenen fatura bedeli gider kaydedilir, faturada yer alan katma değer vergisi de indirim konusu yapılır.

Ancak bir yıla ilişkin harcama faturasının sonraki yılda gelmesi veya önceki yıla ilişkin faturanın sonraki yılda ödenmesi durumunda sorun çıkabilir.

Kural olarak giderler ödendiğinde dikkate alınır. Dolayısıyla tüketim yılına ve fatura tarihine bakılmaksızın, yukarıda sayılan giderler, ödendiğinde dikkate alınır. Bu çerçevede örneğin, aralık ayına ait giderler için ocak ayında düzenlenmiş ve ödenmiş olan faturalar, ödemenin yapıldığı döneme ait serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınır.

Giderlere ilişkin faturalarda yer alan katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla, kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde genel esaslara göre indirim konusu yapılır. Bu durumda örneğin;

- Aralık ayında tüketilen elektrik, su ve doğalgaz bedellerine ait faturaların takip eden yılın ocak ayında düzenlenmiş ve ödenmiş olması durumunda, bu faturalardaki katma değer vergisi söz konusu belgelerin defterlere kaydedildiği ocak vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilir.
- Aralık ayında tüketilen elektrik, su ve doğalgaz bedellerine ait faturaların aralık ayında düzenlenmiş ancak ocak ayında ödenmiş olması durumunda, faturanın ocak ayında gider kaydedilmesi ancak faturada yer alan katma değer vergisinin aralık ayına ait beyannamede indirim konusu yapılması gerekir.

Elektrik, su, gaz, ısıtma soğutma ve benzeri enerji dağıtım ve kullanımlarında vergiyi doğuran olay, genel olarak mal teslimine ve hizmet ifasına göre farklıdır. Bu hizmetlerde vergiyi doğuran olay, bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesidir. Dolayısıyla aralık ayına ilişkin tüketim bedelinin ocak ayında faturası düzenlenerek tahakkuk ettirilmesi halinde, vergiyi doğuran olay ocak ayında gerçekleşmiş olmaktadır. Yüklenilen katma değer vergisinin indirim olanağı da bu durumda, ocak ayının içinde bulunduğu yılın sonuna kadar mümkündür.

Kaynak: http://www.dunya.com/serbest-meslek-kazanclarinin-vergilendirilmesinde-bazi-ayrintilar-2-161898yy.htm

Devamını Oku…

21 Ekim 2015 Çarşamba

Serbest Meslek Kazançlarının Vergilendirilmesinde Bazı Ayrıntılar - 1

Bağımsız çalışan doktor, mühendis, avukat, muhasebeci, mali danışman gibi serbest meslek erbabının vergisel işlemleri, ticari faaliyetle uğraşanların vergisel işlemlerine göre bazı farklılıklar gösterebiliyor.

Her iki gruptaki mükellefler de özünde;
- Safi kazançları üzerinden gelir vergisi ödüyor,
- Sattıkları mallar veya verdikleri hizmetler için katma değer vergisi hesaplıyor ve ödüyor,
- Defter tutuyor,
- İşlemlerinde belge düzenliyor / belge topluyor,
- Aylık / Yıllık olarak vermeleri gereken beyannameleri veriyor.

Özünde ticari faaliyetle uğraşanlar ile serbest meslek erbabının vergisel işlemleri aynı gibi ama bir kısmı önemli bir kısmı önemsiz birçok farklı uygulama var. Bunlardan bir kısmı özetlemeye değer.

Gelir ve gider tahsilat esasına göre

Ticari kazançta elde etme tahakkukla gerçekleşirken, serbest meslek kazancında tahsilatla gerçekleşiyor. Serbest meslek kazancında, tahsil edilmeyen tutarlar gelir kaydedilmiyor.
Aynı şekilde kural olarak giderler de ödenmedikçe gider olarak kaydedilemiyor.

KDV tahakkuka göre

Katma değer vergisinde vergiyi doğuran olay, hizmetin ifası ile gerçekleşiyor. Bu kural hem ticari faaliyette, hem de serbest meslek faaliyetinde aynı. 

Dolayısıyla serbest meslek faaliyetlerinde katma değer vergisi tahsilata bağlı değil. 
Hizmet bedeli tahsil edilmemiş olsa da, işin yapılmasıyla birlikte katma değer vergisinin hesaplanması gerekiyor.

Serbest meslek makbuzu tahsilat ile kesilir

Serbest meslek erbabının, her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemesi gerekiyor. Dolayısıyla hizmet bedeli tahsil edilmedikçe serbest meslek makbuzunun düzenlenmesi gerekmiyor.

Serbest meslek erbabının işte kullandığı herhangi bir varlığı satması durumunda, bu satış için de serbest meslek makbuzu düzenlemesi mümkün.

Üçü bir arada nasıl olacak?

Yapılan özetten de anlaşıldığı gibi, serbest meslekte;
- Gelir vergisi yükümlülüğü açısından tahsilat,
- Belge düzeni açısından tahsilat,
- Katma değer vergisi açısından ise hizmetin ifası
aşaması önemli.

İşin yapıldığı dönemle tahsilatın yapıldığı dönemin aynı olması durumunda sorun yok. Ancak işin yapılması ancak bedelinin tahsil edilmemesi durumunda tahakkuk/tahsilata bağlı düzenlemelerin nasıl uyumlu olarak uygulanacağı serbest meslek erbabı için önemli bir sorun.

Kanuna tam olarak uyulması gerekirse, işin yapılması ile katma değer vergisi tahakkuk ettirilir ve bu dönem beyannamesiyle beyan edilir. Tahsilat yapıldığında da makbuz düzenlenir ve gelir kaydedilir.

Bu uygulama ne kadar olanaklı veya ne kadar sorunsuz uygulanabilir diye bakıldığında, her zaman uygulanabilir olmadığı söylenebilir.

Örneğin, işin yapıldığı yıl tahsilat yapılmaz ve yukarıdaki şekilde hareket edilirse, işin yapıldığı yıl tahsilat olmamasına rağmen katma değer vergisi hesaplanır ve ödenir, ertesi yıl tahsilat yapılınca makbuz düzenlenir ve gelir kaydedilir. Ancak bu durumda da hiç istenmeyen durumlar ortaya çıkar. Örneğin, hizmet alan, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği yıl içinde belge almadığı için katma değer vergisi indirim olanağını kaybedebilir, yine belge olmadığı için gider yazmasında hukuken sorun olabilir.

Peki uygulama nasıl yürüyor? Her zaman olduğu gibi su yolunu buluyor, sorunlara pratik çözümler bulunuyor.

Uygulamada genel olarak şu iki yöntemden birisi yapılıyor:
- Hizmetin ifasında katma değer vergisi hesaplanarak beyan edilir, daha sonra bedelin tahsilinde düzenlenecek serbest meslek makbuzunda katma değer vergisi ayrıca gösterilir ancak makbuza verginin ilgili dönemde beyan edildiğine ilişkin bir not yazılır ve tekrar beyan edilmez. Bu yöntemi öneren eski tarihli özelgeler bulmak mümkün. Muhtemelen bazı mükellefler de bu şekilde uygulama yapıyordur. Yöntemin sakıncası, yukarıda da belirtildiği gibi, hizmeti alan şirketin hem vergiyi indirmekte hem de gider yazmakta sorunu olabilmektedir.

- Hizmetin ifasında sadece katma değer vergisi tutarını gösteren bir serbest meslek makbuzu düzenlenerek hizmeti alana verilir, katma değer vergisi bu dönemde beyan edilir, daha sonra hizmetin bedeli tahsil edildiği dönemde vergi hariç bedel için ayrıca serbest meslek makbuzu düzenlenir. 2011 yılında verilen bir özelgede bu yöntemin kullanılabileceği belirtilmiş, vergi için düzenlenen makbuza bedelin tahsil edilmediğine ilişkin bir not düşülmesi, tahsilat sırasında düzenlenen makbuza ise katma değer vergisi için daha önce düzenlenen makbuzun tarih ve sayısının yazılması önerilmiştir.

İkinci yöntem, hem serbest meslek erbabı hem de hizmeti alan şirket açısından sorunsuz uygulanabilecek bir yöntem. Her ne kadar birisi tahsilat yapılmadan olmak üzere iki ayrı serbest meslek makbuzu düzenleniyor olsa da bu yöntem hem işin özüne daha uygun hem de pratikte sorunsuz uygulanabilir bir yöntem.

Aslında konunun bir yasal düzenlemeye kavuşturulmasında yarar var. Ancak düzenleme yapılıncaya kadar, yukarıdaki ikinci yöntemin rahatlıkla kullanılabileceği söylenebilir.

Şirketler bilanço usulünde defter tutabilir

- Ticari faaliyetle uğraşanlar durumlarına bağlı olarak, bilanço usulünde veya işletme hesabı esasına göre defter tutarlar.
- Serbest meslek erbabı ise serbest meslek kazanç defteri tutar.
- Serbest meslek faaliyetiyle uğraşan kollektif, adi komandit ve adi şirketler de serbest meslek kazanç defteri tutarlar. Ancak bu şirketler isterlerse kazançlarını bilanço esasına göre tuttukları defter üzerinden de tespit edebilirler. Bu durumda söz konusu defterler serbest meslek kazanç defteri yerine geçer.

Bilanço usulünde defter tutmak, tahakkuk esasını gerektirmez

Defterlerin bilanço usulünde tutulması, gelirin elde edilme zamanını değiştirmez. Hangi defter tutulursa tutulsun, serbest meslek kazancında gelirin elde edilmesinde tahsilat esası geçerlidir.

Recep Bıyık


Devamını Oku…