anonim şirket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anonim şirket etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2017 Perşembe

Yeni Ticaret Kanunu İle Hisse Senedi Yerine Geçici İlmühaber Çıkartılamaz Mı?

Anonim şirketlerde hisse senedi bastırılmasının en önemli avantajı, hisse senetlerinin iki yıl elde tutulduktan sonra elden çıkarılması halinde vergi istisnası uygulanmasından kaynaklı olarak vergi doğmamasıdır. Bu nedenle de anonim şirketler ya hisse senedi bastırmakta ya da hisse senedi yerine geçmek üzere “geçici ilmühaber” çıkarmaktadır. Eski Türk Ticaret Kanunu’nda nama yazılı hisse senetleri yerine geçmek üzere “geçici ilmühaber” çıkarılabileceği hükmü bulunmakta idi. 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda hamiline yazılı hisse senetleri yerine geçmek üzere “geçici ilmühaber” çıkarılabileceği kanun metnine girmiş, ancak nama yazılı hisse senetleri için kanunun lafzında buna yer verilmemiştir. Bu durum özellikle vergi uygulamalarında ciddi sorunlar yaratma potansiyeline sahip olduğundan konu ele alınmıştır.
6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanununun 411. Maddesi düzenlemesi; Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir. Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmühaberler ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. Şu kadar ki; devir şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.” şeklinde idi. 

Eski Ticaret Kanununun 411’inci maddesi düzenlemesi ile hem nama hem de hamiline yazılı hisse senetleri için ilmühaber çıkartılabileceği ayrı ayrı düzenlenmiş ve ilmühaberlerin hisse senetlerinin yerini tutabileceğine bu düzenlemede yer verilmiştir.

Diğer yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 232 seri nolu Genel Tebliğinde “Geçici İlmühaber” konusuna yer verilmiş ve aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

Bilindiği üzere geçici ilmühaberler anonim şirketler tarafından hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla çıkartılan menkul kıymetlerdir. Sahiplerine genel kurul toplantılarına katılmak, oy kullanmak, kar payı almak gibi pay sahipliği haklarını kazandıran ilmühaberler, ilgili anonim şirketçe hisse senetleri düzenlenip ortaklara teslim edildiği anda geçerliliğini kaybetmektedir.

Dolayısıyla ilmühaberlerin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde, Gelir Vergisi Kanununun hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Ayrıca, ilmühaberlerin hisse senetleri ile değiştirilmesi dolayısıyla alınan hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak ilmühaberlerin elde edildiği tarih dikkate alınacaktır.”

Tebliğ düzenlemesinde açıkça ifade edildiği üzere ilmühaber hisse senedinin yerine çıkartılmaktadır ve elden çıkartılması halinde de hisse senetlerinde olduğu gibi vergilemeye tabi tutulacaktır.
Bu durum yargı kararlarına da aynı şekilde yansımıştır.  Nitekim, Danıştay 9. Dairesi 9.2.2011 tarih ve E.2010/10221, K.2011/281 sayılı kararında; “Hisse senedi ve geçici ilmühaber ayrı iki kıymetli evrak olarak görülse dahi, birbirinin devamı olan, aynı hakları sağlayan ve aynı usullere göre çıkarılan, tamamen aynı niteliklere haiz ve birbirini tamamlayan belgelerdir.” şeklinde görüş açıklanmıştır. 

Buraya kadar yaptığımız açıklamalar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu öncesine ait açıklamalardır. İlmühaber çıkartılması konusunda yaşanan tartışma da asıl olarak 6102 sayılı Kanun düzenlemesi sonrasında başlamıştır.

6102 sayılı Yeni Ticaret Kanununda ilmühaber konusu ayrı bir başlık altında düzenlenmemiştir. Kanunun “Pay senedi bastırılması” başlıklı 486’ncı maddesinde ilmühaber düzenlemesine yer verilmiş olup, söz konusu düzenleme aşağıdaki gibidir.
“II - Pay senedi bastırılması
MADDE 486- …
(2) Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.
(3) Azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılır…”
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 486’ncı maddesi ile anonim şirketlerin pay senedi bastırması konusu düzenlenmiş, hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılması zorunlu kılınmış iken nama yazılı pay senetleri için bu zorunluluk öngörülmemiştir.

6102 sayılı Kanunun 486/2 maddesine göre payları hamiline yazılı anonim şirketler pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtmak zorundadır. Madde 486/3 uyarınca ise, nama yazılı paylar için pay senedi çıkarılması azlığın talebine bağlıdır. Buna göre, şirket sermayesinin en az onda birini, halka açık şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahipleri talepte bulunursa, nama yazılı pay senedi bastırılacak ve tüm nama yazılı pay senedi sahiplerine dağıtılacaktır.

Madde 486/2 uyarınca pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilecektir. İlmühabere ise kıyas yolu ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanacaktır. Madde 486/3 uyarınca ise azlık istemesi halinde nama yazılı pay senedi bastırılıp tüm pay sahiplerine dağıtılabileceği düzenlenmiş ancak bu fıkrada ilmühaber çıkarılabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Tartışma tam da bu noktada başlamaktadır. Bir görüşe göre, Madde 486/3 düzenlemesinde ilmühaber çıkarılabileceğine yönelik bir düzenleme yer almadığına göre nama yazılı paylar için ilmühaber çıkartılamaz. Ancak, Madde 486/2 düzenlemesinde hamiline yazılı paylar için ilmühaber çıkartılabileceğine yönelik bir düzenleme bulunduğundan hamiline yazılı paylar için ilmühaber çıkartılabilecektir.
Diğer görüşe göre ise, hem nama yazılı hem de hamiline yazılı paylar için ilmühaber çıkarmak mümkündür. Her ne kadar Madde 486/3’te ilmühaber çıkarılabileceğine yönelik bir düzenleme yok ise de ilmühaber çıkarılamayacağına yönelik bir kısıtlama da bulunmamaktadır. Yukarıda Madde 486/2 ve 3 gerekçelerine yer verilmiş olup, gerekçede nama yazılı paylar için ilmühaber çıkarılamayacağına yönelik düzenleme yapıldığı yönünde bir açıklamaya rastlamamaktayız.
Hukuk sistemlerinde kanunlar lafzı ve ruhu ile hüküm ifade ederler. Burada kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmak kanunun ruhunu yok saymak anlamına gelir. Diğer yandan, özellikle halka açık olmayan anonim şirketler bakımından hamiline yazılı pay senetleri uygulaması oldukça sınırlı iken nama yazılı pay senedi uygulaması genel uygulama niteliğindedir. Kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak kanun koyucunun çok sınırlı uygulama alanı olan hamiline yazılı paylar için geçici ilmühaber çıkartılmasını mümkün kılarken, genel uygulama olarak kabul edilebilecek nama yazılı paylar için bu imkanı ortadan kaldırdığını ileri sürmek kanunun ruhunu yok saymak anlamına gelir.
GEÇİCİ İLMÜHABERİN VERGİSEL BOYUTU
Gelir Vergisi Kanunu’nun 80’inci maddesine göre, ivazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar Gelir Vergisine tabi değildir.
Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-g maddesi uyarınca da hisse senetlerinin teslimi KDV’den istisna edilmiştir. Hisse senetlerinin teslimi KDV’den istisna edildiğinden hisse senedi yerine bastırılan geçici ilmühaber teslimi de KDV’den istisnadır.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesi uyarınca da, kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı Kurumlar Vergisinden istisna edilmiştir. 
Geçici ilmühaber konusu özellikle vergi hukuku bakımından özel bir öneme sahiptir. Vergi kanunlarında hisse senetlerine atıfta bulunulmuş olup, geçici ilmühaberin hisse senedi yerine geçeceği tebliğ düzeyinde yapılan açıklama ile idarenin görüşü ortaya konulmuştur.
6102 sayılı Kanunun Madde 486/2 ve 3 düzenlemesi tartışması tam da bu noktada önemlidir. Madde 486/3 uyarınca nama yazılı hisse senetleri yerine geçici ilmühaber çıkarılamayacağı iddiası kabul edilecek olur ise nama yazılı hisse senedi yerine bastırılan geçici ilmühaberlerin teslimi KDV’ye tabidir denilebileceği gibi, iki yıldan fazla elde tutularak elden çıkartılan geçici ilmühaberler (nama yazılı senetler yerine çıkartılan) nedeniyle elde edilen kazançlar için gelir vergisi bakımından vergi tarhiyatı yapılabilecektir.
Bu tartışmanın önüne geçebilmek ve haksız yere yapılabilecek vergi tarhiyatlarını önlemek için, 6102 sayılı Kanunun 486/3 fıkrasına nama yazılı hisse senetleri yerine de geçici ilmühaber çıkarılabileceği ilave edilmelidir.
Nama yazılı hisse senetleri yerine geçmek üzere geçici ilmühaber çıkararak bu ilmühaberleri iki yıldan fazla elde tutanlar vergilendirme bakımından Maliye Bakanlığından görüş talep ederek işlem yaparlar ise sürpriz vergi tarhiyatından kurtulabilirler. Diğer yandan, Eski Ticaret Kanununa istinaden bu kanunun geçerli olduğu dönemde nama yazılı hisse senedi yerine geçici ilmühaber çıkaranlar her durumda vergi istisnasından faydalanabilecektir.
Ekrem Öncü

Devamını Oku…

19 Ocak 2017 Perşembe

Anonim Şirketlerde Ödenmeyen SGK Borçlarından Kim Sorumludur

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyeleri şirkette çalışanların SGK prim borçlarını ödemekle yükümlüdürler.
İşler yolunda giderken Anonim şirket yönetim kurulu üyesi olmak güzel ama rüzgar tersine dönüp de borçlar ödenmezse vay yönetim kurulu üyelerinin haline. Vergi ve SGK prim borçları başta olmak üzere, kamu borçlarının ödenmesinden sorumludurlar.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un 88. Maddesine göre SGK primleri  ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise tüzel kişiliği haiz işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur denilmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 365. Maddeye göre Anonim Şirketler yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur.
6183 sayılı Amma Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) Mükerrer 35. Maddesine göre tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir, denilmektedir.
Tüm bu kanun hükümlere göre, anonim şirketlerin yönetim kurlu üyeleri şirketin ödenmeyen SGK borçlarından dolayı müştereken ve müteselsilen şahsi mal varlıkları ile sorumludurlar. Bu nedenle SGK ödenmeyen prim borçları için tüm yönetim kurulu üyelerinden borcun tamamının ödenmesini istemektedir.
Özellikle kurumsallaşmış anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk alanları belirlenmekte ve yetkilendirilmektedir. Örneğin, mali işler, finans, üretim, satın alma, idari işler vb.  görevler yönetim kurulu üyeleri arasında paylaştırılabilmektedir.
Yargıtay’ın ödenmeyen SGK prim borçlarından yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu konusunda verdiği kararlarda temsil ve sorumluluk yetkisini esas almaktadırYerleşik Yargıtay kararlarına göre, anonim şirketlerin ödenmemiş prim SGK prim borçlarından şirkette, SGK ile ilgili  iş ve işlemleri yapmaya yetkili olan veya muhasebe finansman konusunda yetkilendirilmiş kanuni temsilciler sorumlu tutulmaktadır.
Yönetim kurlu üyelerinin SGK’dan gelen ödeme emirleri karşısında - yetkileri SGK primlerinin ödenmesini kapsamıyorsa - 7 gün içinde ilgili mahkemede dava açarak borca itiraz etmeleri gerekmektedir.

Devamını Oku…

14 Kasım 2016 Pazartesi

Anonim ve Limited Şirket Ortakları ve Yöneticilerinin Şirketle İlgili Bireysel Sorumlulukları

1 - Limited şirket ortak ve müdürlerinin  SGK prim borçları  ve idari para cezalarda sorumlulukları nedir?

5510 sayılı yasaya göre Limited şirketlerde SGK prim borçları, gecikme zamları ve idari para cezaları  konusunda  öncelikle şirket tüzel kişiliği  SGK kurumuna karşı sorumludur. Eğer, şirket  tüzel kişiliği bu  prim borçları ve  gecikme zamlarını  ve ayrıca İPC’leri ödemeyecek durumda ise; başka bir ifade ile şirket borca batık ise bu durumda  şirketi temsil ve ilzama yetkili kanuni temsilci yani müdür sorumludur. Bütün bunlara rağmen  prim aslı  ve gecikme zamları  tahsil edilemediği takdirde şirket ortakları  koydukları sermaye  payı kadar toplam borçtan sorumludurlar.  Aynı uygulama  vergi ve vergi cezaları için de geçerlidir. (Bkz.  6183 sayılı kanun mük. md. 35) Diğer yandan, yetkinin yönetim kurulu üyelerinden  veya  şirket müdürü olarak  ortak dışı bir kişi görevlendirilmiş ise bu durumda  TTK md.317, 319 hükmü gereği kendisine yetki verilen kişi sorumlu olacaktır.  Hatta bu kişi  temsil yetkisinin, şirkette pay sahibi bulunmayan müdürlere de bırakılması olanaklıdır. (Bkz. TTK md.540).  

2 - Limited şirketten ayrılan ortağın  vergi ve sigorta borcundan dolayı sorumluluğu nedir?

Limited şirketten pay devri yaparak ayrılan ortak müdür değilse  birinci planda amme borçlarından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır.  Şirkette  müdür olarak geçen süreler varsa  bu dönem için sorumluluk devam eder.  Pay devrinin  noterden yapılması, deftere işlenmesi ve tescil-ilanı  zorunludur.  Aksi  takdirde bu  pay devri hüküm ifade etmez.  Aynı kural anonim şirketler için de geçerlidir.   
   
3 - Limited şirket ortakları şirketin ödenmemiş amme borçlarından sorumlumudur?

Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (6183 sayılı yasa md.35 ve mük md.35).

4 - Başkasının fiilleri  dolayısıyla  sorumluluk:

Kimi zaman  satın aldığınız bir malın  fatura bedelini KDV dahil mal  bedeli ile beraber  ödemiş olabilirsiniz. Ancak,  ödenen bu   toplam tutar  bazen  karşı taraf tarafından faturanın KDV’si maliyeye beyan edilmemiş ise, siz  bu KDV’yi tekrar ödemek zorunda kalabilirsiniz.  Bu  konuda mali idarenin yaklaşımı çok farklıdır.  Yargı aşamasında  bunu  ispat ederseniz KDV ödemekten kurtulabilirsiniz.  Ancak mali  idare  vergi yargısı  gibi düşünmemekte, müteselsil sorumluluk  çerçevesinde aynı  KDV’yi  bir de sizden talep  etmektedir.

5 - Vergide zamanaşımı 5 yıldır:

Vergide tarh zamanaşımı 5 yıldır.  Vergide yine tahsil zamanaşımı ise, 5 yıldır. Tarh zamanaşımı vergi alacağının miktar olarak tespiti ile ilgili süredir. Tahsil zamanaşımı ise, vergi alacağının doğduğu yıldan sonra başlayan 5 yıllık  süreçtir.  Fakat uygulamada vergi idaresi  bu  zamanaşımını  hiçbir şekilde  dikkate almadan   işlem yapmaktadır.

6 - Borçlu olduğunuz firmaya  ödeyeceğiniz paralar bazen  bu  şirketin vergi dairesine ödenmesi sizden  talep edilebilir:

6183 sayılı yasanın  79. maddesine göre herhangi bir firmaya ödeyeceğiniz borcu  bu  firmanın bağlı olduğu  vergi dairesi sizden  talep edebilir. Bu  uygulama: amme alacağının 3. şahıslardan tahsili anlamını taşır. Size,  İHB2 adı  altında bir haciz bildirimi tebliğ edilir. Sizin ödeyeceğiniz parayı alacaklı firmanın  vergi dairesine ödemeniz istenir. Bu gibi durumlarda mutlak surette 7 gün içerisinde bu  haciz bildirimine cevap vermenizi öneririz. Aksi takdirde borç sizde kalmış olur.

7 - Limited şirket ortakları hisse devri yaptığında amme alacağından kim sorumludur?

Ortağın şirketteki sermaye hissesini devretmesi halinde, hisseyi devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait ve vadesi devir tarihi itibarıyla geçmiş olan amme alacaklarının ödenmesinden,  müteselsilen sorumlu tutulur. Ancak  bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.  Vergi idaresi pay devri yapan  ortağı  ve devir alan  yeni ortağı  aynı anda sorumlu  tutmaktadır.  Ancak bu uygulama yargı kararları ile  iptal edilmektedir. 
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden,  müteselsilen sorumlu tutulur.

8 - Limited  şirket ortaklarının hisselerini devrettiği nasıl  kanıtlanır?

Limited şirket ortaklarının hisselerinin devri için bu işlemin ticaret sicilinde tescil ve ilanı esas olmakla birlikte, tescil ve ilanın yapılmaması halinde, hisse devrine ilişkin noter devir sözleşmesinin ve bu hisse devrinin ortaklar kurulu kararıyla uygun bulunduğunun pay defterine kaydedilmiş olması halinde de hisse devredilebilmektedir. Hisse devirleri, ya ticaret sicili gazetesi ile ya da noter satış sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının ibrazı ile belgelendirilir.

9 - Limited şirketlerde kanuni temsilci kimdir ve şirketin ödenmemiş borçlarından sorumluluğu nedir?

Limited şirketlerde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkili ve mecburdurlar. Böyle bir durumda ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulurlar. Ancak şirket işlerini idare ve şirketi temsile yetki verilmiş bir kişi (ortak) bulunması halinde, kanuni temsilci olan bu ortak amme alacağının tamamından sorumlu olacaktır.

10 - Anonim şirketlerde kanuni temsilciler kimlerdir?

Anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, diğer bir ifade ile yönetim kuruludur. Yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebilir.

11 - Anonim şirketlerin kanuni temsilcileri için ticaret sicilinde tescil gerekli mi?

İdare meclisinin şirketi temsile yetkili kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmesi, temsil yetkisine ilişkin kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesi şarttır.
Buna göre;
a) Temsil yetkisine ilişkin noter tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,
b) Şirketi temsil yetkisi verilen kişilerin kimler olduğu, hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması gerekmektedir. Bu tescil, ilan tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

12 - Anonim şirketlerde kanuni temsilcilerin yetkileri sınırlandırılabilir mi?

Şirketi temsile yetkili olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işleri ve tüm hukuki işlemleri şirket adına yapmaları gerekir. Bu yetki kapsam olarak sınırlandırılamaz.

13 - Anonim şirketlerin ödenmemiş amme borcundan kim sorumludur?

Amme alacağının tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde; kanuni temsilciler şirketin ödenmemiş borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Şirketi temsil yetkisi murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürlere bırakılmış ise, amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilir.
Temsil yetkisi murahhas üyelere veya pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmamış ise, yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadırlar ve amme alacağının ödenmesinden yönetim kurulu üyeleri şahsi mal varlıklarıyla sorumludurlar.

14 - Anonim şirketlerin ortakları şirketin amme borçlarından sorumlu mudur?

Anonim şirketlerin ortaklarının, anonim şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumlu tutulacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığından, bu ortakların şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.

15 - Hangi hallerde, limited şirketlerin ortakları ve kanuni temsilcileri ile anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinden şirkete ait amme alacakları takip edilir?

a) Şirketin haczedilen mal varlığının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerlemesi sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya bu malların  satışının yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,
b)  Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
c) Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması,
d) Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması, hallerinde amme alacağının limited şirket ortakları ve kanuni temsilcileri ile anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlığından takip ve tahsiline gidilir.

16 - Şirket yöneticileri zaman-ı idare hesabı ile sorumludur:

Şirketlerde yönetim kurulu  başkanları, üyeler, Limited şirketlerde ise kanuni temsilciler kural olarak  ortak  veya yönetici ortak veya yöneticilik  sıfatının   devam ettiği dönemle  sınırlı olarak  sorumludurlar.  Başka bir ifade ile,  yalnızca kendi zaman-ı  idaresinde ortaya çıkan  veya  kendi zaman-ı idaresi ile ilgili  daha sonra ortaya çıkan   vergi ve cezalar  nedeniyle sorumlu  tutulabilecektir.  Ortaklığa giriş ve çıkışları mutlak surette ticaret  sicil gazetesinde tescil ve ilanı  zorunludur.

17 - SMMM’ler veya YMM’lerin  mükelleflerle beraber sorumluluğu:

3568 sayılı  yasaya göre SMMM’ler imzaladıkları  vergi  beyannameleri kapsamında veya  müşterilerinin  defterlerini tuttukları dönemlerle ilgili vergi dairesine karşı sorumludurlar. Aynı biçimde YMM’lerde  tasdik yaptıkları konularla ilgili ortaya çıkabilecek vergi ziyaından  dolayı maliye idaresine karşı müteselsilen sorumludurlar.  Müteselsil  sorumluluk kapsamında vergi idaresine, vergi veya ceza ödeyen YMM veya SMMM haksız ödediğini düşündüğü  kısım için mükelleften talepte bulunabilir.  Biz buna SMMM veya YMM’nin rücu olanağı  diyoruz.

18 - Ortakların,  ortağı oldukları  şirkete olan borçları nedeniyle sorumlulukları nedir?

Şirket  yönetici  veya ortaklarının, şirkete borçları  varsa, alacaklı vergi dairesi  bu yöneticiler ve ortaklar nezdinde de takibe geçebilir.  Böyle  bir takip için kusur, kanuni ödevlerini yerine getirmiş olma veya  alacağın şirket  mal varlığından  tahsil edilememiş olması  vs. şartlar  aranmayacak, doğrudan doğruya takibata geçilebilecektir.   

19 - Tasfiye sürecinde sorumluluk:

Şirketlerin tasfiye ediliyor veya edilmiş olması kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş  tarihinden önceki dönemlere ait sorumluluklarını  ortadan  kaldırmaz.  Tasfiye memurları  tasfiye döneminde doğan  vergi ve benzeri mükellefiyetlerden ilk  planda sorumludur.   Vergi yükümlülüklerini yerine getirmeden alacaklara ödeme veya ortaklara  paylaştırma yapamazlar.  

20 - Kanuni defterlerin 5 yıl  saklanması:

Şirkete ait  lüzumlu kanuni  defterler zamanaşımı  süresi içerisinde yani 5 yıl  saklanması  zorunludur.  Bazı hallerde bu  defterler kaybolabilir. Bu gibi durumlarda mutlak surette mahkemeden “zayi kararı” alınması  zorunludur.  Zarar mahsubu, KDV devri, yatırım indirimi vs. durumlar varsa devreden yılların ilişkili olduğu defter ve belgelerin de 5 yıl geçse bile saklanması  şarttır.  Bu  gibi hallerde iddia ettiğiniz durumu ispat için kanuni defterlerinizi 5 yıldan daha fazla saklamanız gereklidir. Kanuni  defterlerin denil vasfı kazanabilmesi  için her sene o  seneyi izleyen yılın mart  ayı  sonuna kadar ara vize tasdiki zorunludur.  

21 - SGK  teftiş ve incelemelerinde zamanaşımı 10 yıl:

SGK müfettişleri veya denetmenleri tarafından defter ibrazında süre vergi dairesinde olduğu gibi 5 yıl değil, 10 yıldır. Bu nedenle şirketinizde çalıştırdığınız personel ile ilgili yasal defterleri ait olduğu yılı izleyen yıldan itibaren başlayarak 10 yıl saklamanız gerekir.

22 - 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle ilgili Yasa Yürürlüğe Girmiş olup, bu Yasa’nın 5’inci maddesi çok önemlidir:

Buna göre; şirketinizin 2011 ila 2015 yılları için matrah ve vergi artırımı yaparak bu yıllar ile ilgili vergi incelemesinden kurtulmak mümkün olabilecektir. Bu nedenle söz konusu yıllarla ilgili matrah veya vergi artırımı yapmak suretiyle, bu yıllarla ilgili incelemeden kurtulabilirsiniz. Bu konuda müracaat süresi oldukça sınırlı olup, 25.11.2016 tarihine kadar bu Yasadan faydalanmak mümkündür.

Devamını Oku…

29 Aralık 2015 Salı

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyeliğini Sona Erdiren Haller

Anonim şirkette, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Şirketin yönetimi ve temsili, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir. Yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmek için bazı şartlara haiz olunması gerektiği gibi, yönetim kurulu üyesi seçilen veya atanan kişilerin üyeliklerinin bazı hallerde kendiliğinden sona ermesi yahut kurul dışında ilgili organ yahut kişi tarafından alınan bazı kararlar ile sona erdirilmesi mümkündür. Anonim şirket yönetim kurulu üyeliğine atanan ya da seçilen kişinin üyeliği, şirket esas sözleşmesinde yeniden seçilmesine mani bir hükmün bulunması, seçildiği sürenin dolması, üyelik için gerekli kanuni şartları veya esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmesi, iflâsına karar verilmesi ve ehliyetinin kısıtlanması halinde, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer. Yönetim kurulu üyesi, ayrıca, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilir. Yönetim kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişi de, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirip yönetim kurulundaki görevine son verebilir. Ayrıca, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerde pay sahibi olan, Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda bulundurdukları temsilcilerinin yönetim kurulu üyelikleri, ilgili kamu tüzel kişisi tarafından görevden alınmaları üzerine son bulur. Ayrıca, ölüm ve istifa halinde de ilgili kişinin yönetim kurulu üyeliği sona erer. 

İlgili yönetim kurulu üyesinin kanunda yazılı sebeplerle görevinin sona ermesi yahut ölüm, istifa, görevden alma gibi nedenlerle son bulması durumunda, yönetim kurulu, boşalan üyeliğe kanunî şartları haiz birisini geçici olarak seçip ilk genel kurulun onayına sunar. Bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması halinde önceki üyenin süresini tamamlar. Ancak, Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında bulundurdukları temsilcilerin görevden alınması, ayrılması, ölümü, istifası halinde yönetim kurulu üyeliklerinde oluşacak boşluklar ancak ilgili kamu tüzel kişisi tarafından yeni temsilci görevlendirilmesi suretiyle doldurulur. Bu çerçevede, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin üyeliği sona erdiren sebepleri bilmesi, üyeliği sona eren kişiler yerine gecikmeksizin yönetim kurulu tarafından geçici atama yapılmasına özen göstermesi ve hukuki ihtilafların doğmaması için üyeliği kendiliğinden sona eren kişilerin yönetim kurulu üyeliğini devam ettirmekten kaçınması gerekir.

Soner Altaş

Kaynak: http://www.dunya.com/yorum-inceleme/anonim-sirket-yonetim-kurulu-uyeligini-sona-erdiren-haller-285743h.htm

Devamını Oku…

27 Ekim 2015 Salı

Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

27 Ekim 2015 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 29515

YÖNETMELİK

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

ANONİM ŞİRKETLERİN GENEL KURUL TOPLANTILARININ USUL VE
ESASLARI İLE BU TOPLANTILARDA BULUNACAK GÜMRÜK VE
TİCARET BAKANLIĞI TEMSİLCİLERİ HAKKINDA
YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 28/11/2012 tarihli ve 28481 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Belirlenen toplantı başkanı öncelikle toplantıya katılım hakkı veren belgelerin mevzuata uygunluğunun yönetim organınca kontrol edilip edilmediğini tespit ederek, hazır bulunanlar listesini imzalar.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Üçüncü fıkrada öngörülen sınavlarda başarılı olmak.”

“(3) Temsilci olarak görevlendirilecek personele, içeriği Bakanlıkça belirlenen eğitim verilir ve bu eğitimin sonunda Bakanlıkça yazılı ve sözlü sınav yapılır. Temsilci olarak görevlendirilen personelin yeterliliğinin sürdürülebilmesi amacıyla, Bakanlıkça belirli sürelerde yeterliliğin korunması eğitimleri verilebilir, yazılı ve/veya sözlü sınavlar yapılabilir. Bu sınavlarda başarısız olanlar, Bakanlık temsilcisi olarak görevlendirilemez. 

Temsilcilik ve temsilcilik yeterliliğinin sürdürülebilmesi amacıyla yapılacak sınavlarda üst üste üç defa başarısız olanlar ise daha sonra bu amaçla yapılacak hiçbir sınava katılamaz. Bakanlık temsilcileri bu sınavlarda başarılı olanlar arasından görevlendirilir. Bakanlık temsilcisi olarak görevlendirilecek kişilerin belirlenmesi için yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”

MADDE 3 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Devamını Oku…