şirketler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şirketler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2016 Pazartesi

Anonim ve Limited Şirket Ortakları ve Yöneticilerinin Şirketle İlgili Bireysel Sorumlulukları

1 - Limited şirket ortak ve müdürlerinin  SGK prim borçları  ve idari para cezalarda sorumlulukları nedir?

5510 sayılı yasaya göre Limited şirketlerde SGK prim borçları, gecikme zamları ve idari para cezaları  konusunda  öncelikle şirket tüzel kişiliği  SGK kurumuna karşı sorumludur. Eğer, şirket  tüzel kişiliği bu  prim borçları ve  gecikme zamlarını  ve ayrıca İPC’leri ödemeyecek durumda ise; başka bir ifade ile şirket borca batık ise bu durumda  şirketi temsil ve ilzama yetkili kanuni temsilci yani müdür sorumludur. Bütün bunlara rağmen  prim aslı  ve gecikme zamları  tahsil edilemediği takdirde şirket ortakları  koydukları sermaye  payı kadar toplam borçtan sorumludurlar.  Aynı uygulama  vergi ve vergi cezaları için de geçerlidir. (Bkz.  6183 sayılı kanun mük. md. 35) Diğer yandan, yetkinin yönetim kurulu üyelerinden  veya  şirket müdürü olarak  ortak dışı bir kişi görevlendirilmiş ise bu durumda  TTK md.317, 319 hükmü gereği kendisine yetki verilen kişi sorumlu olacaktır.  Hatta bu kişi  temsil yetkisinin, şirkette pay sahibi bulunmayan müdürlere de bırakılması olanaklıdır. (Bkz. TTK md.540).  

2 - Limited şirketten ayrılan ortağın  vergi ve sigorta borcundan dolayı sorumluluğu nedir?

Limited şirketten pay devri yaparak ayrılan ortak müdür değilse  birinci planda amme borçlarından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır.  Şirkette  müdür olarak geçen süreler varsa  bu dönem için sorumluluk devam eder.  Pay devrinin  noterden yapılması, deftere işlenmesi ve tescil-ilanı  zorunludur.  Aksi  takdirde bu  pay devri hüküm ifade etmez.  Aynı kural anonim şirketler için de geçerlidir.   
   
3 - Limited şirket ortakları şirketin ödenmemiş amme borçlarından sorumlumudur?

Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (6183 sayılı yasa md.35 ve mük md.35).

4 - Başkasının fiilleri  dolayısıyla  sorumluluk:

Kimi zaman  satın aldığınız bir malın  fatura bedelini KDV dahil mal  bedeli ile beraber  ödemiş olabilirsiniz. Ancak,  ödenen bu   toplam tutar  bazen  karşı taraf tarafından faturanın KDV’si maliyeye beyan edilmemiş ise, siz  bu KDV’yi tekrar ödemek zorunda kalabilirsiniz.  Bu  konuda mali idarenin yaklaşımı çok farklıdır.  Yargı aşamasında  bunu  ispat ederseniz KDV ödemekten kurtulabilirsiniz.  Ancak mali  idare  vergi yargısı  gibi düşünmemekte, müteselsil sorumluluk  çerçevesinde aynı  KDV’yi  bir de sizden talep  etmektedir.

5 - Vergide zamanaşımı 5 yıldır:

Vergide tarh zamanaşımı 5 yıldır.  Vergide yine tahsil zamanaşımı ise, 5 yıldır. Tarh zamanaşımı vergi alacağının miktar olarak tespiti ile ilgili süredir. Tahsil zamanaşımı ise, vergi alacağının doğduğu yıldan sonra başlayan 5 yıllık  süreçtir.  Fakat uygulamada vergi idaresi  bu  zamanaşımını  hiçbir şekilde  dikkate almadan   işlem yapmaktadır.

6 - Borçlu olduğunuz firmaya  ödeyeceğiniz paralar bazen  bu  şirketin vergi dairesine ödenmesi sizden  talep edilebilir:

6183 sayılı yasanın  79. maddesine göre herhangi bir firmaya ödeyeceğiniz borcu  bu  firmanın bağlı olduğu  vergi dairesi sizden  talep edebilir. Bu  uygulama: amme alacağının 3. şahıslardan tahsili anlamını taşır. Size,  İHB2 adı  altında bir haciz bildirimi tebliğ edilir. Sizin ödeyeceğiniz parayı alacaklı firmanın  vergi dairesine ödemeniz istenir. Bu gibi durumlarda mutlak surette 7 gün içerisinde bu  haciz bildirimine cevap vermenizi öneririz. Aksi takdirde borç sizde kalmış olur.

7 - Limited şirket ortakları hisse devri yaptığında amme alacağından kim sorumludur?

Ortağın şirketteki sermaye hissesini devretmesi halinde, hisseyi devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait ve vadesi devir tarihi itibarıyla geçmiş olan amme alacaklarının ödenmesinden,  müteselsilen sorumlu tutulur. Ancak  bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.  Vergi idaresi pay devri yapan  ortağı  ve devir alan  yeni ortağı  aynı anda sorumlu  tutmaktadır.  Ancak bu uygulama yargı kararları ile  iptal edilmektedir. 
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden,  müteselsilen sorumlu tutulur.

8 - Limited  şirket ortaklarının hisselerini devrettiği nasıl  kanıtlanır?

Limited şirket ortaklarının hisselerinin devri için bu işlemin ticaret sicilinde tescil ve ilanı esas olmakla birlikte, tescil ve ilanın yapılmaması halinde, hisse devrine ilişkin noter devir sözleşmesinin ve bu hisse devrinin ortaklar kurulu kararıyla uygun bulunduğunun pay defterine kaydedilmiş olması halinde de hisse devredilebilmektedir. Hisse devirleri, ya ticaret sicili gazetesi ile ya da noter satış sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının ibrazı ile belgelendirilir.

9 - Limited şirketlerde kanuni temsilci kimdir ve şirketin ödenmemiş borçlarından sorumluluğu nedir?

Limited şirketlerde aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkili ve mecburdurlar. Böyle bir durumda ortakların hepsi kanuni temsilci sıfatına haiz olacaklarından, amme alacağının tamamından müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulurlar. Ancak şirket işlerini idare ve şirketi temsile yetki verilmiş bir kişi (ortak) bulunması halinde, kanuni temsilci olan bu ortak amme alacağının tamamından sorumlu olacaktır.

10 - Anonim şirketlerde kanuni temsilciler kimlerdir?

Anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, diğer bir ifade ile yönetim kuruludur. Yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisi, esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebilir.

11 - Anonim şirketlerin kanuni temsilcileri için ticaret sicilinde tescil gerekli mi?

İdare meclisinin şirketi temsile yetkili kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirmesi, temsil yetkisine ilişkin kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesi şarttır.
Buna göre;
a) Temsil yetkisine ilişkin noter tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,
b) Şirketi temsil yetkisi verilen kişilerin kimler olduğu, hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması gerekmektedir. Bu tescil, ilan tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

12 - Anonim şirketlerde kanuni temsilcilerin yetkileri sınırlandırılabilir mi?

Şirketi temsile yetkili olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işleri ve tüm hukuki işlemleri şirket adına yapmaları gerekir. Bu yetki kapsam olarak sınırlandırılamaz.

13 - Anonim şirketlerin ödenmemiş amme borcundan kim sorumludur?

Amme alacağının tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde; kanuni temsilciler şirketin ödenmemiş borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Şirketi temsil yetkisi murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürlere bırakılmış ise, amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilir.
Temsil yetkisi murahhas üyelere veya pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmamış ise, yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadırlar ve amme alacağının ödenmesinden yönetim kurulu üyeleri şahsi mal varlıklarıyla sorumludurlar.

14 - Anonim şirketlerin ortakları şirketin amme borçlarından sorumlu mudur?

Anonim şirketlerin ortaklarının, anonim şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumlu tutulacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığından, bu ortakların şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.

15 - Hangi hallerde, limited şirketlerin ortakları ve kanuni temsilcileri ile anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinden şirkete ait amme alacakları takip edilir?

a) Şirketin haczedilen mal varlığının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan değerlemesi sonucu, tespit edilen değerlerinin amme alacağını karşılamaması veya bu malların  satışının yapılmasına rağmen amme alacağının tamamen tahsil edilememiş olması,
b)  Şirketin haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması,
c) Şirketin iflasının istenmiş veya iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması,
d) Borçlu şirketin yapılan araştırmalara rağmen bulunamaması, hallerinde amme alacağının limited şirket ortakları ve kanuni temsilcileri ile anonim şirketlerin kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlığından takip ve tahsiline gidilir.

16 - Şirket yöneticileri zaman-ı idare hesabı ile sorumludur:

Şirketlerde yönetim kurulu  başkanları, üyeler, Limited şirketlerde ise kanuni temsilciler kural olarak  ortak  veya yönetici ortak veya yöneticilik  sıfatının   devam ettiği dönemle  sınırlı olarak  sorumludurlar.  Başka bir ifade ile,  yalnızca kendi zaman-ı  idaresinde ortaya çıkan  veya  kendi zaman-ı idaresi ile ilgili  daha sonra ortaya çıkan   vergi ve cezalar  nedeniyle sorumlu  tutulabilecektir.  Ortaklığa giriş ve çıkışları mutlak surette ticaret  sicil gazetesinde tescil ve ilanı  zorunludur.

17 - SMMM’ler veya YMM’lerin  mükelleflerle beraber sorumluluğu:

3568 sayılı  yasaya göre SMMM’ler imzaladıkları  vergi  beyannameleri kapsamında veya  müşterilerinin  defterlerini tuttukları dönemlerle ilgili vergi dairesine karşı sorumludurlar. Aynı biçimde YMM’lerde  tasdik yaptıkları konularla ilgili ortaya çıkabilecek vergi ziyaından  dolayı maliye idaresine karşı müteselsilen sorumludurlar.  Müteselsil  sorumluluk kapsamında vergi idaresine, vergi veya ceza ödeyen YMM veya SMMM haksız ödediğini düşündüğü  kısım için mükelleften talepte bulunabilir.  Biz buna SMMM veya YMM’nin rücu olanağı  diyoruz.

18 - Ortakların,  ortağı oldukları  şirkete olan borçları nedeniyle sorumlulukları nedir?

Şirket  yönetici  veya ortaklarının, şirkete borçları  varsa, alacaklı vergi dairesi  bu yöneticiler ve ortaklar nezdinde de takibe geçebilir.  Böyle  bir takip için kusur, kanuni ödevlerini yerine getirmiş olma veya  alacağın şirket  mal varlığından  tahsil edilememiş olması  vs. şartlar  aranmayacak, doğrudan doğruya takibata geçilebilecektir.   

19 - Tasfiye sürecinde sorumluluk:

Şirketlerin tasfiye ediliyor veya edilmiş olması kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş  tarihinden önceki dönemlere ait sorumluluklarını  ortadan  kaldırmaz.  Tasfiye memurları  tasfiye döneminde doğan  vergi ve benzeri mükellefiyetlerden ilk  planda sorumludur.   Vergi yükümlülüklerini yerine getirmeden alacaklara ödeme veya ortaklara  paylaştırma yapamazlar.  

20 - Kanuni defterlerin 5 yıl  saklanması:

Şirkete ait  lüzumlu kanuni  defterler zamanaşımı  süresi içerisinde yani 5 yıl  saklanması  zorunludur.  Bazı hallerde bu  defterler kaybolabilir. Bu gibi durumlarda mutlak surette mahkemeden “zayi kararı” alınması  zorunludur.  Zarar mahsubu, KDV devri, yatırım indirimi vs. durumlar varsa devreden yılların ilişkili olduğu defter ve belgelerin de 5 yıl geçse bile saklanması  şarttır.  Bu  gibi hallerde iddia ettiğiniz durumu ispat için kanuni defterlerinizi 5 yıldan daha fazla saklamanız gereklidir. Kanuni  defterlerin denil vasfı kazanabilmesi  için her sene o  seneyi izleyen yılın mart  ayı  sonuna kadar ara vize tasdiki zorunludur.  

21 - SGK  teftiş ve incelemelerinde zamanaşımı 10 yıl:

SGK müfettişleri veya denetmenleri tarafından defter ibrazında süre vergi dairesinde olduğu gibi 5 yıl değil, 10 yıldır. Bu nedenle şirketinizde çalıştırdığınız personel ile ilgili yasal defterleri ait olduğu yılı izleyen yıldan itibaren başlayarak 10 yıl saklamanız gerekir.

22 - 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle ilgili Yasa Yürürlüğe Girmiş olup, bu Yasa’nın 5’inci maddesi çok önemlidir:

Buna göre; şirketinizin 2011 ila 2015 yılları için matrah ve vergi artırımı yaparak bu yıllar ile ilgili vergi incelemesinden kurtulmak mümkün olabilecektir. Bu nedenle söz konusu yıllarla ilgili matrah veya vergi artırımı yapmak suretiyle, bu yıllarla ilgili incelemeden kurtulabilirsiniz. Bu konuda müracaat süresi oldukça sınırlı olup, 25.11.2016 tarihine kadar bu Yasadan faydalanmak mümkündür.

Devamını Oku…

16 Şubat 2016 Salı

Şirketlerde, Kurumlar Vergisi İstisna İle İlgili YMM Tasdik Raporları

Bilindiği üzere, KVK’ nın 5/1-A mad. Hükmüne göre; Kurumların iştirak kazançları istisnası düzenlenmiş bulunmaktadır. Madde hükmüne 3 bent halinde istisnanın koşulları sıralanmıştır. Konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalar ise KVK 1 seri nolu Genel Tebliğ de ayrıntılı izahatlara yer verilmiştir. Bu çalışmada kurumların taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı istisnası konularına yer verilecektir.

1-
İstisnaya konu taşınmazlar ve iştirak hisselerinin en az 2 tam yıl şirket bilançosunun aktifinde 2 yıl ( 730 gün ) kalması ve kurucu senetlerine, intifa senetlerine ve rüçhan haklarına asgari 2 tam yıl süre ile sahip olması zorunludur.

2-
İnşa halindeki binalarda 2 yıllık sürenin tespiti: arsa üzerinde inşa edilen ve aktife kaydedilen binanın kurum adına tapuya tescil edilerek satılması durumunda, satılan binanın aktifte 2 yıl bulundurma koşulu süresinin başlangıç tarihi olarak, inşaatın tamamlandığı ve bina olarak kullanılmaya başlandığı tarih baz alınır.  

3-
Gayrimenkul satışı dolayısıyla elde edilen hasılat  bir bankada muhafaza edilmelidir. 

4-
Fon hesabında tutulan kazançların işletmeden çekilmemesi zorunludur. Satışın yapıldığı yılı izleyen 5. Yılın sonuna kadar şirket bilançosunun pasifinde özel bir fon hesabında tutulması gerekli kazançların, 5 yıl içinde fon hesabından başka bir hesaba çekilmemesi, nakledilmemesi ( sermaye ilave hariç ), dar mükellef kurumlar tarafından yurtdışına transfer edilmemesi veya bu süre içinde işletmenin tasfiyesi halinde, bu işlemlere tabi tutulan kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler 213 sayılı VUK hükümlerine göre vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte alınacaktır. 

5-
Gayrimenkul satış kazancı şirket ortaklarının  parası değildir.  Dolayısıyla  şirket ortakları bu   paraya el sürmemesi gerekir.  Şirketler gayrimenkul satışı nedeni ile oluşan istisna kazançları bilançolarının pasifinde “ Özel Fonlar Hesabında “ 5 yıl bekletmek zorundadırlar. Ancak, bu kazanç sermayeye her zaman ilave edilebilir. Bu konuda da SMMM veya YMM tasdik raporu ile sermayeye ilave işlemi tescil ve ilan ettirilecektir. 

6-
Alış-satış sonucu  oluşan   karın  miktarı ……. TL’yi geçmesi halinde  bu durum  bir YMM raporuna bağlanması zorunludur.   (Bu tutar 2015 yılı  için 233.000 TL’dir. 2014 yılı  ,için ise 212.000 TL’dir) 3568 sayılı yasaya göre, unvan almış meslek mensuplarının ( YMM’lerin) bu konuda düzenlenen raporlar nedeni ile şirket ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumlulukları bulunmaktadır. Yapılan işlemlerin hukuka aykırı olması nedeni ile muhtemel tarhiyatlardan Yeminli Mali Müşavir ile birlikte ilgili şirket sorumlu olacaktır.  YMM raporu, kurumlar vergisi beyanname ekinde vergi dairesine Nisan 2016 veya Haziran 2016 ya kadar ibraz edilmelidir. 

7-
Yatırım indirimi istisnası ile ilgili olarak YMM tasdik raporu yazma limiti 2015 yılı için 531.000,00 TL’dir. Beyanname üzerinden yapılacak indirim nedeni ile kullanılan miktarın 531.000,00 TL yi aşması halinde yatırım indirimi tasdik raporu istenecektir. Şirketin kullandığı tutar 531.000,00 TL altında ise YMM tasdik raporu istenmez. Şirketin zararları dolayısıyla kullanamadığı yatırım indirimleri ertesi yıla devredebilir. 

8-
İstisna ve indirimlerle ilgili olarak; YMM tasdik raporu vergi dairesine süresi içerisinde verilmediği takdirde, yapılan işlemler gecikme zammı ve vergi ziyaı cezalı olarak vergiler geri istenir. İstisna ve indirim ile ilgili YMM tasdik raporları Nisan 2016 ayında verilmediği takdirde; vergi dairesine dilekçe verilmek kaydıyla 30 Haziran 2016 tarihine kadar verilmesi mümkündür. 

9-
Şirketin amaç ve konularında inşaat ibaresi bulunsa da gayrimenkul satışları nedeniyle  istisnadan  faydalanması  gerekir.  (KVK md. 5/1-e) (KDVK md.17/4-r) 

10-
Kurumlar vergisi  istisnasından  faydalanılması  KDV’den  faydalanılmasını  mutlak kılmaz.  Koşulların  uygun olması halinde herhangi birinden  faydalanılabilir. 

11-
Gayrimenkul satış istisnası dolayısıyla   harç istisnası  söz konusu  değildir.  

12-
Satış hasılatı ve karı  muhasebe kurallarına göre  o yıl içerisinde kayıtlara alınmalıdır.  %75 istisna meselesi   satışın  yapıldığı  yıl muhasebe kayıtlarında gösterilir.  Geçici vergi  beyannamesinde müsait ise geçici vergiden indirilir.  Ve ayrıca, müteakip yıl  kurumlar vergisi  beyannamesi  üzerinde de ilgili  satırlarda %75’lik  kısım düşülecektir.   Bu konuda düzenlenecek  YMM raporu  30 Hazirana kadar verilebilir.   Neticede bu  alım-satımdan dolayı  oluşan karın   %25’i vergiye tabi olacaktır.


Mustafa Alpaslan

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/mustafaalpaslan/0255/

Devamını Oku…

8 Şubat 2016 Pazartesi

Kolektif Şirketin Limited Şirkete Devrinde Vergilendirme

Soru: Kolektif şirketin limited şirkete devrinde vergilendirme nasıldır ?

Cevap: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 80 inci maddesinin son fıkrasında, faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle birinci fıkrada yazılı hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı ve bunlara ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş, bu maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin mal ve hakların satılmasını, bir ivaz karşılığında devir ve temlikini, trampa edilmesini, takasını, kamulaştırılmasını, devletleştirilmesini, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade ettiği yine aynı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.

            Diğer taraftan, aynı Kanunun 81 inci maddesinde, "Aşağıdaki yazılı hallerde değer artışı kazancı hesaplanmaz ve vergilendirilmez:

            ...

            2. Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.).

            3. Kollektif ve adi komandit şirketlerin bu maddenin (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde nev'i değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi (Kollektif ve adi komandit şirketlerin şekil değiştirerek anonim şirket haline dönüşmesi halinde şekil değiştiren kollektif ve adi komandit şirketlerin ortaklarının anonim şirketteki ortaklık paylarını gösteren hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.)."

            hükmüne yer verilmiştir.

Bu nedenle,  193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinin 2 nci bendinde belirtilen şartlar dahilinde, kollektif şirketin bilançosunun aktif ve pasifiyle bütün halinde limited şirkete devredilmesi halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacak ve vergileme yapılmayacaktır.

Koray Ateş


Devamını Oku…

16 Aralık 2015 Çarşamba

Şirketlerde Yedek Akçelerin Tamamı Sermayeye Eklenebilir Mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, anonim ve limited şirketlerin sermaye ihtiyacını karşılamak amacıyla sermaye artırım yöntemlerini düzenlemiştir. Bu kapsamda, TTK’da sermayenin üç farklı yöntemle artırılabilmesi öngörülmüştür. Bunlar; “sermaye taahhüdü yoluyla artırım” (nakdi sermaye artırımı), “iç kaynaklardan sermaye artırımı” ve “şarta bağlı sermaye artırımı”dır. 

Anılan yöntemlerden iç kaynaklardan sermaye artırımı ve şarta bağlı sermaye artırımı, Kanunda ilk defa düzenlenmiştir. İç kaynaklardan sermaye artırımı, Eski 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda da var olmasına karşın, uygulamada şirketlerin sıkça başvurduğu bir yöntemdi.  Bu yöntem literatürde, yargı kararlarında ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı uygulamasında kabul edilmekteydi. 6102 Sayılı Yeni TTK ile İç Kaynaklardan Sermaye artırımı literatürde, yargıda ve Bakanlık tarafından da kabul edilmiş bu uygulamanın yasal dayanağa kavuşturmuştur. 

Şirketlerde sermaye artırımı genel itibariyle şirket malvarlığına Şirket Dışından nakdi veya ayni varlıkların eklenmesiyle Yani Mevcut veya Yeni Ortak Sermaye Taahhüdü yoluyla arttırılabiliyor. Bir başka deyişle, Şirket Dışından NAKİT veya AYNİ kaynak sağlanması ile yapılabilir.

Ayrıca Şirket Dışından sermaye artışına karşın, Şirketlerin iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı da yapılabilir. Bu şekilde İç Kaynaklardan sermaye artışında,  pay sahipleri fiili olarak herhangi bir nakdi veya ayni kaynak ödemezler ve artırım tamamen şirketin kendi iç kaynaklarından karşılanır. 

İÇ KAYNAKLARDAN SERMAYE ARTIRIMI :

6102 Sayılı Yeni TTK’nın 462/I. maddesinde; “Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermayeye iç kaynaklardan artırılabilir.” hükmüne yer verilmiştir. 

Bu Kanun Maddesinden de anlaşılacağı üzere, Şirket Genel Kurul kararı ile şirket sermayesine ilave edilecek Yedek Akçelerin ne kadar olduğu, yoksa Yedek Akçelerin tamamının mı sermayeye eklenebileceği hususu dikkate alınmadan bu güne kadar yapılan Sermaye artışlarını her hangi bir kritere bağlı kalmaksızın eklendiğini gözlemekteyiz.

Yedek Akçeler, şirketin önceki dönemlerde elde ettiği safi karın, pay sahiplerine ve diğer ilgililere dağıtılmayarak Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunların, şirket ana sözleşmesinin veya şirket genel kurul kararı gereğince, şirket bünyesinde tutulan kaynakların tümünden oluşmaktadır.

Şirketler Yedek Akçeleri genel olarak üç amaç için ayırırlar.  

İlk olarak, şirketin durumunun, başka bir deyişle sermayesini korumaktır.

İkincisi, sermayenin oto finansman yoluyla güçlenmesini sağlamaktır.

Üçüncüsü de Şirket ortaklarına düzenli bir kar dağıtabilmektir.

6102 Sayılı Yeni TTK’nın 519 ve devamı maddelerinde yedek akçeler;

1-      Kanuni Yedek Akçeler

2-      Şirket İsteği İle ayrılan Yedek Akçeler olmak üzere iki guruba ayrılmıştır.

Kanunda bu yedek akçelerin sermaye artırımında kullanılabilmesi için serbest tasarruf edilebilecek nitelikte olması gerekmektedir. 

Ayrıca 6102 Sayılı Yeni TTK’nın 462/I. maddesine göre iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılırken başvurulabilecek kaynaklardan biri de fonlardır. Fonlara örnek olarak; Enflasyon Düzeltmesi olumlu farkları, yeniden değerleme fonları, pay senetleri ihraç primleri,  İştirak ve gayrimenkul satış karı fonları… gibi. Bunların Sermayeye eklenmesinde bir sınırlama yoktur.

Şirketin özvarlığının ve yedek akçeler ile fonların şirket bilançosunda mevcut olduğuna ilişkin yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu tanzim edilmeli ve bu rapor ile Sermaye Artışı yapılabilmektedir.

Sermaye Artışında kanuni yedek akçelerin Sermayeye ne kadarının eklenebileceğine ilişkin açıklama Yeni TTK.nın 519’uncu maddesinin 3’üncü fıkrasında vardır. Buna göre; “Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilecektir.” Denmektedir. 

Dolayısıyla, Bilançolarda yer alan 540 ve 541 yasal yedek akçe tutarları toplamı esas sermayenin yarısını aşmadığı sürece SERMAYE ARTTIŞINA konu edilemez. Ancak bu Yasal Yedek Akçeler, zararların kapatılması, veya işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye, işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye yönelik olarak kullanılabilecektir.

Kanuni yedek akçelerin, şirket esas sermayesinin yarısına kadar olan kısmı SERBEST OLMAYAN YEDEK AKÇE, Esas Sermayenin yarısını aşan kısmı ise SERBEST YEDEK AKÇELER olarak değerlendirilecektir.

Yeni TTK’nın 519/4’üncü fıkrasına göre, Esas Sermayenin yarısına kadarki SERBET OLMAYAN kısmın Sermayeye eklenmesi veya başka bir amaç için kullanılması HOLDİNG ŞİRKETLER ve ÖZEL YASAYLA KURULAN Şirketler için geçerli değildir. 

Şirketler her yıl kar etmeleri durumunda I. Tertip yasal yedek akçeyi ayırmak zorundadırlar. Ayrıca Ödenmiş Sermayenin % 5’i kadar olan 1. Tertip Kar Paylarını ödemek zorundadırlar. Ancak Kar dağıtman şirketler 2. Tertip Yedek Akçe ayırmak ve 1. Tertip Kar Payını dağıtmak zorunda değillerdir.

Bu konuda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz görüşe göre de yukarıdaki gibi Şirketlerin Sermayeye eklemek veya kanunda yazılı amaçları dışında bir amaç için kullanabilecekleri SERBEST YEDEK AKÇE tutarı Esas Sermayesinin % 50’sini aşan tutarlar olup,  Esas Sermayesinin % 50’sinin altında olan şirketler hiçbir şekilde bu 540 ve 541 Yasal Yedek Akçelerini SERMAYE ARIŞINDA kullanamayacaklardır.

Ahmet Gündüz

Devamını Oku…

15 Aralık 2015 Salı

Şirketlerde İnternet Siteleri

Bilindiği üzere; 1 Şubat 2015 tarih ve 29254 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2014/7149 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla bağımsız denetime tabi olmaya ilişkin kriterler 2015 yılı için aktif toplamı 50 milyon ve üstü Türk Lirası, yıllık net satış hasılatı 100 milyon ve üstü Türk Lirası ve çalışan sayısı 200 ve üstü olarak belirlenmişti. Bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin ilgili kriterleri iki hesap dönemi üst üste sağlaması gerekmektedir. 
Birbirini takip eden hesap dönemlerinde sağlanan iki kriterin aynı kriterler olması şartı bulunmamaktadır. 2013 ve 2014 yıllarında bu üç kriterden herhangi ikisini sağlayan sermaye şirketleri 2015 hesap döneminde bağımsız denetime tabi oldular.

Muhtemeldir ki gelecek yılın şubat ayında bu rakamlar daha da aşağı çekilecek ve bu sayede bağımsız denetime tabi şirket sayısı artmış olacak.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 124üncü maddesinin birinci bendinde denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır hükmü yer almaktadır.

Ayrıca Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmeliğin 5. Maddesinin 2. bendinde; Bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra kapsama dahil olan sermaye şirketlerinin, kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir hükmü yer almaktadır.
İlgili mevzuat hükümlerine göre 2016 hesap döneminde bağımsız denetim kapsamına giren sermaye şirketlerinin 31 Mart 2016 tarihine kadar internet sitesi açma zorunluluğu bulunmaktadır.

Ayrıca ilgili yönetmelikte, internet sitesinde sürekli olarak yayımlanması gereken içerikler maddeler halinde belirtilmiştir. 
Buna göre şirketin MERSİS numarası, ticaret unvanı, merkezi, taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı ile anonim şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, limited şirketlerde müdürlerin, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerin ad ve soyadları, seçilen denetçinin adı ve soyadı/unvanı, yerleşim yeri/merkezi, varsa tescil edilmiş şubesi internet sitesinde olması gereken bilgilerdir.
Yayımlanan içeriklerde değişiklik olması halinde bu içeriklerin yeni hali, değişikliğin meydana geldiği tarihte internet sitesinde yayımlanması gerekmektedir.
İlgili yönetmelik hükümlerine göre internet sitesinde altı ayda bir yayımlanması gereken bilgiler de yine yönetmelikte ayrıntıları ile açıklanmıştır.

Bağımsız denetime tabi sermaye şirketleri web sitelerinin ana sayfasında kanunen yayınlanması zorunlu olan içeriğin özgülenmesi üzere Bilgi Toplumu Hizmetleri linki oluşturması ve bu bilgileri özgülenmiş bu alanda kanuni sürelere uygun olarak yayınlaması yani MTHS (Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcı) hizmeti almalıdır. 

MTHS hizmeti, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından faaliyet izni almış merkezi veri tabanı hizmeti veren servis sağlayıcıları ile yerine getirilir.
Şayet MTHS hizmetini şirketler kendi bünyelerinde tamamlamak isterlerse, işleyiş ve güvenlik kriterlerine ilişkin olarak Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Kamu Sertifikasyon Merkezinin internet sitesinde http://www.kamusm.gov.tr yayımlanan MTHS Teknik Kriterler Rehberinde yer alan şartları sağlamaları gerekmektedir. 

Söz konusu teknik kriterleri bağımsız denetime tabi şirketlerin kendi bünyelerinde yerine getirmeleri gerek sorumlulukları bakımından gerekse hizmetin oluşturulması aşamalarında oldukça zahmetli ve kapsamlı bir hizmet olacağından, MTHS hizmetinin bakanlıktan faaliyet izni almış firmalardan temin edilmesi en zahmetsiz çözüm olacaktır.

Türk Ticaret Kanununun 562inci maddesinin 12nci bendinde 1524üncü maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri, yüz günden üç yüz güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır hükmü yer almaktadır.

Ali Rıza Akbulut

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/alirizaakbulut/094/

Devamını Oku…