sgk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sgk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Maliyede Devrim Niteliğinde Yeni Çalışmalar

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI’NIN 2016 YILI PERFORMANS PROGRAMINDA AÇIKLANAN VE BİR KISMI 2016 YILI SONUNA KADAR GERÇEKLEŞTİRİLECEK HEDEFLER

Maliyede devrim niteliğinde yeni çalışmalar var. Bunların çoğu çok önemli sonuçlar doğuracak çalışmalardır.

1- Yatırım İndirimi yeniden geliyor. Çok geç kalmış ama önemli bir düzenleme olacak ve umarım oranı yüksek olur.

2- Dördüncü dönem geçici vergi kalkıyor, geçici vergi üç dönem ödenecek, sonuncu kurumlar vergisi beyanı ile tamamlanacak.

3- Basit usule tabi gelir vergisi mükellefleri, kayıtlarını mesleki oda bünyesinde kurulan bürolar yerine kendileri tutabilecek.

4- Damga Vergisi Kanununda mükellefleri kayıt dışılığa sevk eden ve mükerrer vergilemeye yol açan düzenlemeler kaldırılıyor.

5- TBMM’ne gönderilen Gelir Ve Kurumlar Vergisi tek kanunda birleştirilerek düzenleniyor.

6- TBMM’ne sevk aşamasında olan Vergi Usul Kanunu Tasarısında mükellef aleyhine olan ve fiktif kazançlar oluşmasına yol açan değerleme hükümleri yeniden düzenleniyor.

7- Maliye, vergisini ödeyen mükellefi incelemek yerine ödemeyen mükellefi incelemeyi ağırlık verecek. Dolayısıyla zararlı şirketler öncelikle inceleniyor.

8- Vergi borçlarından dolayı mükelleflerin gayrimenkullerine haciz konulması işlemleri elektronik ortamda gerçekleştirilecek.

9- Vergi beyannameleri ile SGK bildirgeleri birleştiriliyor.

10- Belediyelerin almakta olduğu vergiler artırılıyor, ayrıca yeni vergiler geliyor. Belediyelere örneğin otel ve restoranlardan vergi alma hakkı geliyor.

11- Şehir rantları değerlendirilerek, Devletin ve belediyelerin bu rantlardan pay alması sağlanıyor. Bu değerleme sonucu emlak vergisinde artışlar olacak.

12- Kayıt dışı ekonominin GSYH oranı 5 puan düşürülecek. Bu nedenle mükelleflerin çoğu zaten sayısı 4 kat artan vergi müfettişleri ile karşılaşacak.

13- ATM’ lerden vergi ödeme imkânı getiriliyor.

14- TBMM’ne sevk edilen Gelir Vergisi Tasarısı ile parçalanan ve verimsiz kullanılan arazileri tarıma kazandırmak amacıyla tarımda büyük ölçekli işletmelerin kurulması teşvik ediliyor.

15- Yaygın ve yoğun denetimlerde 2015 yılında 837.550 mükellef denetlendi. 2016 yılında 2 milyon mükellefin denetlenmesi hedeflendi.

16- Halen 44.000 olan e-fatura ve 50.000 olan e-defter mükellef sayısının artırılması için hazırlıklar yapıldı. İlgili mevzuat yakında yayınlanacak.

17- Tarımda, çiftçiyi sanayide girdi olarak kullanılan zirai ürünleri ekmesi için teşvik edecek vergisel tedbirler uygulama konulacak.

18- Kadınların ve gençlerin istihdama katılmasına yönelik vergisel teşvikler getiriliyor. Nitekim bunun ilk uygulaması kendi işini kuran gençlere yönelik 3 yıl süreyle uygulanacak 75.000-TL’ye kadar gelir vergisi istisnası uygulaması yürürlüğe girdi.

19- Naylon fatura kullanımının ciddi şekilde üzerine gidilecek.

20- Kamunun kendi arasındaki bilgi paylaşımları artacak.


Hayrullah Doğan

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/hayrullah/042/

Devamını Oku…

5 Nisan 2016 Salı

İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının Bildirimi Nasıl Olacaktır?

Soru: İş kazası ve meslek hastalıklarının bildiriminde dikkat edilecek noktalar nelerdir?

Cevap: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 14.inci maddesi gereğince 01.01.2013 tarihinden itibaren iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili işveren tarafından aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir.

a) İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları Hakkında Rapor Düzenlenmesi:
İşveren:

1. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutarak bunlara ait raporları düzenlemek zorundadır.

2. İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayları inceleyerek bunlar ile ilgili raporları düzenlemek zorundadır.

b) İş Kazaları ve Meslek Hastalıkların Bildirilmesi:

1) İş kazaları kazadan sonraki üç iş günü içinde,

2) Meslek hastalıkları işverene bildirim tarihinden itibaren üç iş günü içinde,
Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmesi zorunludur.

01.01.2013 tarihinden itibaren iş kazaları ve meslek hastalıklarının Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerine bildirilmesine gerek yoktur.

Koray Ateş

Devamını Oku…

7 Mart 2016 Pazartesi

Çırak ve Stajyerlerin SGK İşlemlerinde Püf Noktalar

Aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; meslek liselerinde okurken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanıyor. Bu kişiler 4/1-a (SSK) kapsamında sigortalı sayılıyor. Bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar ayrıca genel sağlık sigortası kapsamında bulunuyor.

SGK BELGELERİ DÜZENLENİRKEN
Bu kişilerin SSK tescillerinde;
   -Aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler için “7-Çırak”,
   -Meslek liselerinde okurken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler için “19-Stajyer” sigortalılık kodlarının kullanılması gerekir. Bakmakla yükümlü olmayan sigortalılar için 1 Mart 2011 tarihinden itibaren işverenlerden ayrıca sigortalı işe giriş bildirgesi düzenlemeleri istenmeyecek. Bakmakla yükümlü olunanların tespiti işverenlerce yapılacak.

SAĞLIK SİGORTASI PRİMİ
Bu sigortalıların 1 Mart 2011 tarihinden sonra aylık prim ve hizmet belgesiyle yapılacak bildirimlerinde;
   -3308 sayılı kanuna tabi aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrencilerden bakmakla yükümlü kişi olunan sigortalılar için işverenlerce “7” numaralı, bakmakla yükümlü kişi olmayanlar için “42” numaralı,
   -Meslek liselerinde okurken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrencilerden bakmakla yükümlü kişi olunan sigortalılar için işverenlerce “22” numaralı, bakmakla yükümlü kişi olmayanlar için “43” numaralı belge türleri kullanılıyor. Bu sigortalıların genel sağlık sigortası prim oranı, 1 Mart 2011 tarihinden itibaren prime esas kazancın yüzde 6’sıdır. Bu oranın yüzde 1’i kısa vadeli sigorta kolları, yüzde 5’i genel sağlık sigortası primidir. Bunların prim ödeme yükümlüsü ise önceden olduğu gibi Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar ile öğrenim gördükleri yüksek öğretim kurumlarıdır.

Örnek 1: 4 yıllık lisans eğitimi veren üniversitenin eğitim süresi içinde zorunlu staj şartı bulunmayan bir bölümünde öğrenim gören öğrenci, 16 Mayıs 2011 tarihinde bölümüyle ilgili konuda bir kamu kurumu belirleyip işyerinde staj yapabilmek üzere okul staj komitesine müracaat etmiş ve staj yapması uygun görülmüştür. Üniversitece öğrenci için kuruma verilecek sigortalı işe giriş bildirgesinde sigortalı tescili “19” kodu ile öğrenci bakmakla yükümlü olunan kişi ise aylık prim ve hizmet belgesinin “22” numaralı belge türü ile bildirim yapılacak.

Örnek 2: Zorunlu staj şartı bulunmayan meslek lisesinde okuyan öğrencinin mesleğiyle ilgili pratik yapabilmesi bakımından okul staj komitesince 1 Nisan 2011 tarihi itibariyle özel sektör işyerinde staj yapması uygun görülmüştür. Meslek lisesince öğrenci için kuruma verilecek sigortalı işe giriş bildirgesinde sigortalı tescili “19” kodu ile öğrenci bakmakla yükümlü kişi değilse aylık prim ve hizmet belgesinin “43” numaralı belge türü ile bildirim yapılacak.

ÇIRAK VE STAJYERLERİN EMEKLİLİĞİ
Çırak ve stajyerler 4/1-a (SSK) kapsamında sigortalı sayılıyor. Ancak bu kişilerden emekliliğe yarayan uzun vadeli sigorta kolları primleri kesilmediğinden bu kapsamdaki sigortalılıkları emeklilikte bir işe yaramıyor. Keza emeklilikte sigortalılık başlangıcında esas alınmıyor. Çırak ve stajyerler sadece çalışırken iş kazası geçirmeleri veya meslek hastalığına tutulmaları halinde bu sigorta kollarından geçici veya sürekli iş göremezlik ödeneklerine hak kazanıyorlar. Temennimiz, askerlik borçlanmasında olduğu gibi bu kişilerin de çırak ve stajyer olarak çalıştıkları sürelerin borçlanma olanaklarına kavuşturularak mağduriyetlerinin giderilmesidir.

STAJ ZORUNLULUĞU OLMAYANLAR
1 Mart 2011 tarihinden itibaren meslek liselerinde okurken veya yüksek öğrenimleri sırasında öğrenim gördükleri okulları tarafından zorunlu staja tabi tutulan öğrencilerin yanında, zorunlu olmadığı halde okulları tarafından staj yapması uygun görülen öğrenciler de staja başladıkları tarihten itibaren sigortalı sayıldı.

İsa Karakaş

Devamını Oku…

23 Şubat 2016 Salı

Asgari Ücret Desteği

6661 sayılı Torba yasa 27.01.2016 tarih ve 29606 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup konunun 17inci maddesi ile 5510 sayılı kanuna geçici 68inci madde eklenmiştir.
Bu kanunla uzun zamandır sözü edilen 100 liralık asgari ücret desteği yürürlüğe girmiştir. Ancak, herkesin zannettiği gibi bu destek işçiye değil, işverenedir. İşverenler daha önce işçiye verdikleri zammı yüklenecekler, daha sonra devletin yaptığı bu düzenleme ile geri alacaklar veya diğer bir tabirle mahsup edeceklerdir. Yani yük ve finansman yine de işverenin üzerindedir. 

Anılan madde ile; Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;


     a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,


     b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
2016 yılı Ocak ile Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar hazinece karşılanır.

2016 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz. Denilmiş olup bu destek sadece 2016 yılında uygulanacaktır. 

Daha sonra yayımlanan 2016/4 sayılı SGK genelgesi ile uygulama esasları belirlenmiştir. 

Bu konuda basında bir çok açıklayıcı yazı ve çalışmalar yayınlanmış olup esasları bir kere de ben kısaca açıklamaya çalışacağım. 


1. Kapsama giren işverenler: 5510 sayılı kanunun 4. maddesi a bendi kapsamındaki uzun vadeli sigorta kollarına tabi sigortalıların işverenleri ve diğer kamu işverenleri,


2. Destekten yararlanılacak prim ödeme gün sayısının hesaplanması: 2015 yılının esas alınacak ilgili ayında, yasal süresinde veya yasal süresi dışında verilen veya re sen düzenlenen asıl, ek belgelerin toplamından iptal nitelikteki belgelerdeki gün sayısı düşülerek toplam prim ödeme gün sayısı hesaplanacaktır


3. Destekten yararlanmaya ilişkin usul ve esaslar:
     a. Aylık prim ve hizmet belgeleri yasal süresinde verilmiş olmalıdır.
     b. 2016 yılı öncesinde tescil edilmiş işyerlerinin prim borçlarının ödenmiş olma şartı yoktur ancak taksitlendirilmiş olması şartı vardır. 
     c. 2016 yılında tescil edilmiş işyerleri için ise:
     d. Genelge eki listedeki , 2016 yılında (1) ve (13) nolu belge türlerinden bildirilen sigortalılardan dolayı destekten yararlanılacaktır.
     e. 2016 yılı için aylık prim ve hizmet belgeleri yasal süresinde verilmiş olmalıdır. 
     f. İşverenin, normal olarak kuruma prim, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu olmamalıdır. 
     g. 2016 yılı için çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ya da prime esas kazancını eksik bildirdiği veya bildirdiği sigortalıları fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenler destekten yararlanamayacaktır.
     h. 2016/4 sayılı genelgenin 2nci ve 3üncü maddelerinde belirlenen usul ve esaslara göre bulunacak asgari ücret desteğiyle sağlanacak indirim tutarı, ilgili ayı takip eden ay/aylardan doğan sigorta prim borçlarına mahsup edilecektir. İşverenin 28.02.2017 tarihine kadar mahsup edilecek prim borcunun olmaması dolayısıyla alacaklı olması durumunda, alacaklı olduğu tutar, işverenin Kurumda tescilli başka işyerlerinin sigorta primi ile idari para cezasına mahsup edilecektir. Mahsup edilecek başka borcunun olmaması durumunda, alacaklı tutar 5510 sayılı Kanunun 89uncu maddesine göre iade edilecektir.
     i. İşverenlerin yararlanmış olduğu destek tutarlarının hazineden tahsiline ilişkin usul ve esaslar Strateji Geliştirme Başkanlığınca yerine getirilecektir. 


Yukarıda kısaca açıkladığımız kanun maddesi ve 2016/4 sayılı SGK genelgesinde çok detaylı örnekler bulunmaktadır. Tatbikatçıların bu örneklerden yararlanabilecekleri için daha fazla açıklama yapmıyorum.


Cevdet Akçakoca

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/cevdet/0237/

Devamını Oku…

11 Ocak 2016 Pazartesi

Borcu Olan Hastaneye Gidemez Mi?

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sunduğu sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek için bazı kişilerin SGK’ya borcu olmaması gerekiyor. Aksi halde hastaneye gitmeleri mümkün değil.

Okurlarımızdan Güven Bey bir limited şirketlerinin olduğunu ve kendisinin de şirketin başında bulunduğunu, şirketin 8 yıldır faaliyette olduğunu ve şirket ortaklığı nedeniyle Bağ-Kur primi ödediğini, buna karşın birkaç yıldır prim ödemelerini aksattığını, yapılandırma imkânından da faydalanmadığını söylüyor ve borcu olduğu için hastaneye gidip tedavi olup olamayacağını soruyor.
Güven Bey, ne yazık ki SGK bazı durumlarda borcu olan sigortalıların sağlık giderlerini karşılamıyor. Bunlardan birisi de 4/b kapsamındaki (eski tabirle Bağ-Kur’lu) sigortalılar. Yani sizin gibi şirket ortağı ya da işyeri sahibi olanlar. Bunun dışında gelir testine tabi tutulup GSS primi ödemek zorunda olanlar ile isteğe bağlı sigortalılar da aynı durumdalar.
İşçilerde ise durum biraz farklı. İşçilerin primleri işverenleri tarafından SGK’ya ödenmesi gerekiyor. Dolayısıyla işverenleri primleri ödemese bile işçiler sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorlar.
Sosyal güvenlik mevzuatımıza göre 4/b sigortalıları ve gelir testine tabi tutulmuş genel sağlık sigortalıları hastaneye başvurdukları tarihte 60 günden fazla prim borcu varsa sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar. Dolayısıyla da tüm masrafları ceplerinden karşılamak zorunda kalıyorlar. 

BORCU ERTELERSENİZ SAĞLIK HİZMETİ ALABİLİRSİNİZ 
Bazı durumlarda SGK’ya borcunuz olsa dahi sağlık hizmetlerinden faydalanmanız mümkün. Bunun için bir yol var. SGK’ya olan borcunuzu 6183 sayılı Kanun’a göre taksitlendirirseniz sağlık hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Taksitlerinizi düzenli şekilde ödediğiniz sürece de hastaneye gitmeye devam edebilirsiniz.
Prim borcunuzu 6183 sayılı Kanun’a göre taksitlendirebilmeniz için SGK il müdürlüğüne borcu ödeme açısından zor durumda olduğunuzu gösterir belge ile başvurmanız gerekiyor. Borç tutarınız 50 bin TL’nin altında ise teminat göstermenize de gerek yok. Başvurunuz kabul edilirse borcunuzu 36 aya kadar taksitle ödemeniz mümkün. 

İŞ GÜVENLİĞİ TEŞVİKİNDEN FAYDANABİLİRSİNİZ 
Soru: Mehmet Bey, benim bir inşaat işyerim var ve 7 işçi çalıştırıyorum. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uzman çalıştırma yükümlülüğümüz varmış. Bunun için de Devlet teşvik veriyormuş. Ben bu teşvikten faydalanabilir miyim? (Cemal D.)
Cevap: İş sağlığı ve güvenliği, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi noktasında işverenlere bazı görevler ve sorumluluklar yüklüyor. Dolayısıyla işverenler iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirmek ve iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve sağlık personeli çalıştırma gibi bazı maliyetlere de katlanmak zorundalar.
Bununla birlikte bazı küçük işletmeler için devlet iş sağlığı ve güvenliği teşviki (desteği) uygulanıyor. Ancak iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden tüm işyerleri faydalanamıyor. Sadece Türkiye genelinde 10’dan az çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine destek söz konusu. Dolayısıyla Cemal Bey, bu teşvikten faydalanabilmeniz mümkün.
İşyerlerine verilecek teşvik tutarı sigortalı başına, tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için brüt asgari ücretin %1,4’ü, çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için ise %1,6’sı. 
İşverenler, teşvikten yararlanmak için işyerlerinin tescil edildiği sosyal güvenlik il müdürlüğüne başvurmak zorundalar.
SGK, teşvik bedelini, üçer aylık dönemler halinde hesaplanıyor ve dönem sonundaki tutarları takip eden ikinci ayın sonunda işverene ödeniyor. 

EMEKLİNİN KATILIM PAYI MAAŞINDAN KESİLİYOR 
Soru: Mehmet Bey, ben geçen sene memuriyetten emekli oldum. Ancak 3-4 ay sonra emekli maaşım eksik yatmaya başladı. SGK’ya gidip sordum. Bana eczaneden aldığım ilaçlardan dolayı maaşımın eksildiği söylendi. Doğru mudur? Böyle bir şey var mı? (Süleyman Z.)
Cevap: Süleyman Bey, SGK vatandaşlardan ilaç bedelleri üzerinden katılım payı alıyor. Katılım payının ödenme şekli, kişinin sigortalı veya emekli olmasına göre değişiyor.
Eğer SGK’dan emekli aylığı, ölüm aylığı/geliri, malullük aylığı, sürekli iş göremezlik geliri alıyorsanız ilaç katılım payı, almış olduğunuz aylıktan/gelirden kesiliyor. Dolayısıyla kullandığınız ilaç miktarı arttıkça aylığınız da azalıyor. Bu sebeple çoğu emekli bankadan emekli maaşlarını çekerken az yattığını fark ediyor ve sebebini araştırınca da kullandıkları ilacın bedelini ödediklerini anlıyorlar. 

Mehmet Bulut

Devamını Oku…

20 Kasım 2015 Cuma

İşverenin Ölümü Halinde Yapılması Gereken İşlemler (SGK ve İş Hukuku Mevzuatı Açısından)

Ölen kişinin işveren olması, bu kişinin ölümünden sonra geride kalan mirasçıları açısından bir takım işlemlerin yerine getirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Kanunların yüklemiş olduğu bu yükümlülükler, mirasçılar tarafından, zamanında ve usulüne uygun yerine getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde mirasçılar, bir takım cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmektedirler.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun Ret hakkı başlıklı 605 inci maddesinde; “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”

Aynı kanunun Süre başlıklı 606 ncı maddesinde ise; “Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.”,

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun İşyeri, İşyerinin Bildirilmesi, Devri, İntikali ve Nakli Başlıklı 11. maddesinin beşinci fıkrasında;  

“İşyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir ildeki adrese nakledilmesi, sigortalı çalıştırılan bir işin veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi veya intikal etmesi halinde, işyerinin nakledildiği, yeni işverenin işi veya işyerini devraldığı tarihi takip eden on gün içinde, işyerinin miras yoluyla intikali halinde ise mirasçıları, ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, işyeri bildirgesini Kuruma vermekle yükümlüdür. İşyerinin aynı il sınırları içinde Kurumun diğer bir ünitesinin görev alanına giren başka bir adrese nakledilmesi halinde, adres değişikliğinin yazı ile bildirilmesi yeterlidir. Bu işlerde çalışan sigortalıların, sigorta hak ve yükümlülükleri devam eder.”, 

4857 sayılı İş Kanunun İşyerini bildirme başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında: “Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.” Denilmektedir.

SONUÇ:

1- Yasal ve atanmış mirasçılar üç ay içerisinde mirası reddedebilirler.
2- Mirasın, mirasçılar tarafından reddedilmemesi halinde ise, ölüm tarihinden itibaren en geç üç ay içinde, işyeri bildirgesini Sosyal Güvenlik Kurumuna vermekle yükümlüdürler.
3- Mirası reddetmemiş mirasçılar, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır. 

Umut Çiray

Devamını Oku…

16 Kasım 2015 Pazartesi

SGK Aylık 300 Euro Vermek İçin Çalışan Anne Bulamıyor

Bursa, Antalya ve İzmir’de aylık 300 euro destek programında 5 bin anneye ulaşamayınca, bugünden itibaren şartlar esnetilip, yeni başvurular alınmaya başladı.
Sosyal Güvenlik Kurumu, Evde Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi projesi kapsamında Bursa, Antalya ve İzmir’deki yeni annelerin çalıştıracağı bakıcılara ödenmek üzere her ay 300 euro destek sağlıyor. Ancak proje kapsamındaki hedef sayıya ulaşılamadığı için 16 Kasım 2015 tarihinde yeni başvurular alınacak. Diğer yandan sayı tamamlanamadığı için bazı şartlar da esnetilecek. Dolayısıyla bu illerde yaşayıp daha önce çeşitli nedenlerle proje kapsamındaki destekten yararlanamayan kadınlar da destekten yararlanmaya başlayabilirler.
Proje Nasıl İşliyor?
Projenin genel çerçevesi yeni annelerin işlerine geri dönmeleri noktasında çocuklarına bakacak çocuk bakıcıların kayıtlı olarak istihdam etmesi. Bu sayede hem yeni anneler işlerine bir an önce geri dönebilecekler, hem de işine geri dönen annenin çocuğuna bakacak yeni bir çocuk bakıcısı kayıtlı olarak istihdam edilmiş olacak.
İSTİHDAMA DA KATKI
Dolayısıyla iki yönden kadın istihdamının desteklenmesi gerçekleştiriliyor. Anne sigortalının çocuğuna bakacak bakıcının parası proje kapsamında karşılanacak ve yeni anne ekstra bir masrafla karşılaşmadan doğum sonrası işine geri dönebilecek. 300 euro tutarındaki destek ile anne çocuk bakıcısı istihdam etmek için masrafla karşılaşmamış olacak.
Şartlar esnetildi
Annenin aylık kazancının asgari ücretin iki katından az olması da gerekiyor. Bu şart nedeniyle geçmişte bazı annelerin destekten yararlanamaması nedeniyle SGK, bugünden itibaren gerçekleştirilecek başvurularda annenin son aydaki kazancına değil, yıl içerisindeki toplam kazancına bakacak. Son bir yıl içerisindeki ortalama kazanç asgari ücretin iki katından düşükse anneler destekten yararlanabilecek. Daha önce reddedilmiş başvurular da bu kritere göre yeniden değerlendirilecek.
Kimler başvuru yapabilir?
Proje kapsamında destek alabilecek anne adalarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve Bursa, Antalya veya İzmir’de çocuklarıyla ikamet etmesi şart. Annenin bir işverene bağlı olarak çalışması, yani 4/a’lı olması gerekiyor. Part time çalışan anneler destekten yararlanamıyor. Ayrıca kendi işini yapan kadın sigortalılar, yani Bağ – Kur’lular ve devlet memurları proje kapsamında değil.
Okan Güray Bülbül

Devamını Oku…

13 Kasım 2015 Cuma

SGK'nin Kuruş Hesabından Ceza Yemeyin

Sosyal Güvenlik Kurumu, işverenler tarafından ödenen primin hesabında değişikliğe gitti. Dikkat edin, ufak bir hata yüzünden ceza yemeyin. 

Bugün sizlere biraz teknik bir konudan bahsedeceğim. Ancak bu konu işverenler için çok önemli. Çünkü yapılacak ufak bir hata para cezası yenmesine neden olabilir.
Geçen hafta Sosyal Güvenlik Kurumu, İşveren Uygulama Tebliği’nde bazı değişiklikler yaptı. Yapılan değişiklilerden birisi de prim matrahının hesaplanması ile ilgili.
Bir işveren çalıştırdığı işçinin primini hesaplarken öncelikle matrahı yani prime esas tutulacak kazancı tespit etmesi gerekiyor. Kaba bir açıklama yapacak olursak bir işçinin prim matrahı brüt ücretine eşit. Ancak bazı durumlarda söz konusu matrahtan bazı tutarlar istisna kapsamında indirilebiliyor. Çocuk yardımı, aile yardımı ve yemek yardımı gibi ödemelerin bir kısmı bu istisnaların içinde bulunuyor.

İstisna hesaplaması değişti

İşveren Uygulama Tebliği’nin değişmeden önceki halinde aylık yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnaları hesaplanırken verilen örneklerde direkt hesaplama yöntemi uygulanıyordu.
Örneğin, aylık yemek yardımı istisnası hesaplanırken direkt olarak:
Aylık İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6 x Yemek Parası Verilen Gün SAYISI formülü kullanılıyordu.
Ancak yeni düzenlemede endirekt yöntem benimsendi ve önce günlük istisna tutarı sonra da aylık istisna tutarı bulunması kuralı getirildi. Buna göre formülasyon şöyle oldu:
Günlük İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6
Aylık İstisna Tutarı = Yemek Parası Verilen Gün Sayısı x Günlük İstisna tutarı

Yemek yardımı ve çocuk yardımında istisna var

İşveren Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklik ile yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnasının hesabında bazı değişiklikler yapıldı. Ama bundan önce bu istisnalar nedir, bundan bahsedelim.
Sigortalılara yemek parası adı altında yapılan ödemelerin, işyerinde işveren tarafından yemek verilmemesi şartıyla, fiilen çalışılan gün sayısı dikkate alınarak günlük asgari ücretin yüzde 6’sının, yemek verilecek gün sayısı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarı, matrahın tespitinde dikkate alınmıyor ve dolayısıyla bu tutardan prim kesilmiyor.
Sigortalının bakmakla yükümlü olduğu çocuklarından en fazla iki çocuk (iki çocuk dahil) için çocuk zammı adı altında yapılan ödemelerin ise çocuk başına aylık asgari ücretin yüzde 2’si  oranındaki tutarı matrahın tespitinde dikkate alınmıyor.

Kuruş hatasına düşmeyin, ceza ödersiniz

Az buçuk matematik bilgisi olanlar verdiğimiz eski ve yeni hesaplamaların aynı sonuca denk geldiğini düşünebilirler. Doğru da düşünüyorlar. Ancak arada ince bir fark var.
Yeni hesaplamada günlük istisna tutarı hesaplanırken üç haneli kuruş iki haneye düşürülüyor ve dolayısıyla istisna tutarı daha az çıkıyor. Örnek verecek olursak;
Eski hesaplamada ayda 20 günlük çalışma için 2015 yılında aylık istisna tutarı 50.94 TL çıkarken, yeni hesaplamada 50.80 TL çıkıyor. Yani arada 14 kuruşluk bir fark var.
Eğer ki işverenler bundan sonraki aylarda hesaplamaya dikkat etmez ve eski yöntemi uygularlarsa birkaç kuruş yüzünden idari para cezası ödemek zorunda kalabilirler. Hesaplamadaki hata SGK tarafından tespit edilirse para cezası belge başına yaklaşık 2550 TL civarında.
Bu sebeple kuruş hesabından ceza yememek için bu yazımızı mutlaka muhasebecinize verin, kesin ve saklayın…

Mehmet Bulut

Kaynak: http://www.meydangazetesi.com.tr/isverenler-dikkat-sgknin-kurus-hesabindan-ceza-yemeyin-makale,1857.html

Devamını Oku…

4 Kasım 2015 Çarşamba

SGK'lılara Malullük Aylığı Bağlanma Şartları

Sigortalıların, sağlık durumları nedeniyle çalışamamalarından aylık bağlanan durumlardan birisi de maluliyettir.

Çalışma gücünü en az %60 oranında yitirdiği SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu, SGK Sağlık Kurulu'nca tespit edilen sigortalılar, malul sayılmaktadır.

Malullük aylığı bağlanması için aranan koşullar şunlardır.

- Çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirilmesi ve malul olma
- Belli bir süre sigortalı olma (en az 10 yıl sigortalılık süresinin bulunması)
- Belli bir süre prim ödeme (en az 1800 gün uzun vadeli sigorta kollarında prim ödemiş olma)
- İşten ayrılma,
- Malullük aylığı için SGK’ya başvuruda bulunma.

Sigortalı başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul ise sigortalılık süresi aranmaz, en az 1800 gün prim ödemesi yeterli olmaktadır.

Malullük aylığından yararlanmak için, malul sayılmak, işyerinden ayrılmak ve SGK’ya Tahsis Talep Beyan ve Taahhüt Belgesi isimli belge ile başvurmak yeterlidir. Malullük aylığı malullüğün devamı süresince ödenir. Yapılacak kontrol muayenesi sonucu malullüğün ortadan kalktığının saptanması halinde malullük aylığı durdurulur. 4/b kapsamındaki sigortalıların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması da bir diğer zorunluluktur.

***

Maluliyet tespiti

Sigortalının veya işverenin talebi üzerine SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını, 4/c kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az %60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği, SGK Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalılar, malûl sayılır. Sigortalının malul olup olmadığına, SGK Sağlık Kurulu karar verir.

Sigortalıların veya hak sahiplerinin maluliyet ve iş kazası tespitine ve kontrol muayenelerine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporları Sağlık Bakanlığı eğitim araştırma hastaneleri, devlet üniversite hastaneleri veya Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı askeri hastanelerce düzenlenir. İl sınırları içerisinde bu hastanelerin bulunmaması halinde Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerince sağlık kurulu raporu düzenlenebilmektedir. Meslek hastalıkları tespitine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporları ise Sağlık Bakanlığı Meslek Hastalıkları Hastaneleri'nce veya devlet üniversite hastanelerince düzenlenmektedir.

5510 sayılı Kanun'un 4/a ve 4/b kapsamındaki sigortalılar ve hak sahiplerinin mağduriyetlerine sebebiyet vermeden, maluliyet taleplerini bölgelerinde ivedilikle sonuçlandırabilmek, yetersiz yada eksik bilgi ile düzenlenmiş raporların hazırlandığı hastaneler ile iletişim sağlayabilmek amacı ile SGK Yönetim Kurulunun 22.01.2009 tarih, 2009/03 sayılı kararı ile Bölge Sağlık Kurullarının dokuz ilde oluşturulması kararı alınmıştır.

***

Sağlık Kurulu raporlarına itiraz

Yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları dışındaki sağlık hizmet sunucularından alınan sağlık raporları geçerli olmadığı gibi malullük kararının SGK Sağlık Kurulu'nca verilmiş olması gerekir. Sigortalı yada hak sahiplerinin SGK Sağlık Kurulu'nun verdiği raporlara karşı önce Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na, buradan da olumsuz karar çıkması halinde İş Mahkemesine başvurması gerekir.

Aynı hastalık ve özrü nedeniyle Kurum Sağlık Kurulu tarafından malul sayılmayan sigortalıların bu karara karşı itirazda bulunmaları halinde, itiraz dilekçeleri yine Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nde belirtilen belgeleri içeren dosyası ile birlikte değerlendirilmek üzere Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na intikal ettirilir.

İbrahim Işıklı

Devamını Oku…

31 Ekim 2015 Cumartesi

Ölen Tarım İşçisi SGK'da Üvey Evlat Muamelesi Görüyor

Çalışma hayatında, tarım işçilerinin yaşadığı sorunlara hemen her devlet kurumu çözüm bulmaya çalışmakta ve bu kesimdeki işçilerle ilgili projeler geliştirmeye uğraşmaktadır.
Hatta bu işçilerle ilgili Çalışma Bakanlığı tarafından METİP adlı mevsimlik tarım işçileri projesi bile yapıldı. 
Gerçekten de, çalışma hayatında en dezavantajlı kesim ve işçi grubu, mevsimlik veya geçici olarak çalışan tarım işçileridir. Çoğu zaman bunlardan haberimiz bile olmamaktadır. Tarım işçilerini sadece, toplu olarak traktör römorklarında veya kamyon kasalarında taşınırken ölümleri halinde hatırlıyoruz. Ancak, tarım işçileriyle ilgili bilmediğimiz ve adeta vicdanları sızlatan bir SGK uygulaması bulunmaktadır. Bu uygulama ise, tarım işçileri işe giderken ölmeleri durumunda, SGK, ölen tarım işçisinin en az 10 günden önce sigorta kaydı yapılmamışsa, bu kişilerin geçirmiş olduğu kazayı iş kazası saymamaktadır. 
Bilindiği üzere, bir kazanın iş kazası sayılması durumunda, ölen işçinin yakınlarına aylık (gelir) bağlanmakta ve çok sayıda maddi getiri sağlamaktadır. 
SGK’nın ölen tarım işçisine iş kazası ile ilgili uyguladığı mevzuat hükmü, başka hiçbir kesimde bulunmamaktadır. Yani, hizmet akdi ile çalışan işçi sigortasız olsa bile kaza geçirirse yaşamış olduğu kaza iş kazası sayılmaktadır. Bağ-Kur’lu olan bir kişi işi yeni açtığı gün bile olsa kaza geçirdiğinde, yaşamış olduğu kaza iş kazası sayılmaktadır. Ancak, kamyon kasalarında veya traktör römorklarında işe giderken ölen tarım işçilerinin yaşadığı kazayı SGK 10 gün önceden sigorta kaydı yoksa iş kazası saymamaktadır. 
Devlet ve hükümet yetkililerinin tarım işçilerinin iş kazası konusunda yaşadığı bu mağduriyete derhal çözüm bulmaları gerekmektedir. Bahse konu bu iş kazasından faydalanmak için 10 gün önceden sigortalı olma şartı kaldırılarak, esnaf ve işçilerle, norm ve standart birliği sağlanmalıdır. 
Doğum borçlanması için boş gün olması lâzım
Soru: 17 Ağustos 1981 doğumluyum. 1 Mayıs 2001 tarihinde sigortam başladı. Aralıksız olarak bu tarihe kadar devam ediyor. 2003 yılında da bir çocuğum oldu. Ne zaman emekli olurum? Ebru Karakuş
Cevap: Emekli olmak için; 7000 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabisiniz. 1 Mayıs 2001’den bugüne kadar aralıksız prim ödediğinize göre, yaklaşık 5300 gün prim ödemeniz olmalı. 1700 gün daha prim ödeyerek toplam priminizi 7000 güne tamamlamanız şartıyla, 58 yaşınızı dolduracağınız, 17 Ağustos 2039’da emekli olabilirsiniz. 2001’den sonra aralıksız prim ödediğinizden doğum borçlanması yapamazsınız. Çünkü doğum tarihinden sonraki iki yıl içinde prim ödenmeyen boş günler borçlanılabiliyor. Örneğin, doğum tarihinden sonraki iki yılda prim ödemesi olmayan kadın doğumunu borçlanarak 720 gün kazanabiliyor. Şartları taşıyan üç doğumu olan kadın borçlanarak toplam 2160 gün kazanabiliyor.
Engelli hakkıyla Nisan 2017’de emekli olabilirsiniz
Soru: 6 Ocak 1974 doğumluyum. 18 Nisan 1999 tarihinde sigortaya girişim vardır. Şu anda 5000 gün primim var. Yüzde 51 özürlü raporum ve vergi indirimim vardır. Buna göre ne zaman ve hangi şartlarda emekli olurum? İsmail Hakkı Burnaz
Cevap: Emekli olmak için; 18 yıl sigortalılık süresi ve 4080 gün prim ödeme şartlarına tabisiniz. Prim ödemeniz yeterli olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de, 18 yıllık sigortalılık sürenizi dolduracağınız 18 Nisan 2017’de emekli olabilirsiniz.
Ahmet Arıcan

Devamını Oku…

27 Ekim 2015 Salı

Emekliye Vergi Yok

200 metrekareyi geçmeyen tek evi olan emekliler, dullar, yetimler, ev hanımları, işsizler ve gaziler dikkat! Emlak vergisinden muafsınız. Eğer ödemişseniz, son 5 yıllık dönemi geri alabilirsiniz...

Emlak vergisinde başta emekliler olmak üzere pek çok kesime muafiyet tanınıyor. Ancak pek çok kişi haklarını tam bilmediği için ödemeye devam ediyor. Yeminli Mali Müşavir Ahmet Gündüz; emekliler, dullar, yetimler, ev hanımları, işsizler ve gazilerin eğer tek evleri varsa ve büyüklüğü 200 metrekareyi geçmiyorsa emlak vergisi ödemeyebileceğini belirterek, "Bu hak bilinmeyip ödenmişse de, son 5 yıllık dönemde yatırılan paralar geri alınabiliyor" dedi.

MUAF TUTULUYORLAR

2015 yılı emlak vergisi ikinci taksit ödemeleri Kasım ayı sonunda bitiyor. Ahmet Gündüz, mükelleflerin, gayrimenkulün bağlı bulunduğu belediyeye ödeme yapabildiğini, ödenmeyen vergiler için ise her ay yüzde 1.4 gecikme cezası verildiğini kaydetti. Birçok vatandaşın devletin kendilerine sunduğu olanaktan haberdar olmadığını anlatan Gündüz, "Emlak Vergisi Kanunu'na göre, tek bir evi olup, geliri olmayan kişiler, belirli şartları taşıyorlar ise emlak vergisinden muaftır" diye konuştu. Gündüz, gelirini sadece kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından alanların da kanun gereği vergiden muaf olduğunu ifade etti.

GAYRİMENKUL SATILMIŞSA...

Bunun dışında geliri olup da 2014 yılı itibariyle bu geliri 26 bin TL'yi aşmayanlar, kışlık evin yanında yazlık eve sahip olmayanlar, bir başka meskende hisse sahibi olmayanların da vergiden muaf olduğunu hatırlatan Gündüz, gayrimenkulün satıldığı yıla ait verginin satana, takip eden yılların vergisinin ise alana ait olduğunu, lakin satış işleminin yılın sonuna kadar belediyeye kaydettirilmesi gerektiğini belirtti.

DİLEKÇE ŞART

Ahmet Gündüz, vatandaşın olanaklardan habersiz olması, bazı belediyelerin bu konuda vatandaşı uyarmaması ya da vatandaşın dilekçe vermemesi sebebiyle hak mağduriyetleri yaşandığını söyleyerek, şöyle devam etti: "Ev hanımları, engelliler, gaziler, işsizler, dullar, yetimler ve emekliler emlak vergisinden muaf olabilir. Ancak bu kişiler meskenin bağlı bulunduğu belediyeye dilekçe müracaat etmelidir. Aksi halde bu olanaktan faydalanmak mümkün değildir."

NASIL GERİ ALINIR?

Ahmet Gündüz, emlak vergisinden muaf olan mükelleflerin, geçmişte fazladan ödedikleri emlak vergilerini de geri isteyebileceklerini vurguladı. Gündüz, şöyle konuştu: "Bu durumda olan emlak sahipleri, ilgili belediyeye muaf olduklarını yazılı bir dilekçe ile bildirmelidir. İade talepleri geriye dönük 5 yıl süre için yapılabilecektir. 2011 yılından bugüne kadar fazla ödenen vergiler iade edilir."

Devamını Oku…

26 Ekim 2015 Pazartesi

Borçlar Bitiyor

Genel Sağlık Sigortası borcu olanlar dikkat! Yapılandırma için tanınan süre 2 Kasım'da doluyor. Gelir testine girip borcu önemli oranda düşenlerin de bunu yapılandırmak için SGK'ya başvurması gerekiyor

Torba yasa ile Genel Sağlık Sigortası (GSS) borcu olanlara getirilen önemli imkandan yararlanmak için tanınan sürede sona yaklaşıldı. GSS prim borcunu yapılandırmak isteyenlerin, 2 Kasım günü mesai saati bitimine kadar Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) başvurusunu yapması gerekiyor. Geçmişte gelir testine girmediği için tavandan çıkan borcu biriken ve 30 Eylül'e kadar sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurup teste girerek bunu önemli ölçüde azaltanların da yapılandırma için 2 Kasım'a kadar SGK'ya başvurması gerekiyor.

NASIL BAŞVURULACAK?

Yeniden yapılandırma için başvurular, form doldurulmak suretiyle elden veya posta yoluyla bağlı bulunulan sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine yapılacak. Başvuruların posta yolu ile yapılması durumunda; taahhütlü, iadeli taahhütlü, PTT Kargo (kapıdan kapıya teslim) ya da APS yolunun tercih edilmesi halinde, başvuru formunun postaya verildiği tarih kuruma verildiği tarih olarak kabul edilecek. Adi posta yolunun tercih edilmiş olması halinde, başvuru formunun kurum evrak kayıtlarına giriş tarihi kuruma verildiği tarih olarak kabul edilecek.

ÖDEME NE ŞEKİLDE

GSS'den kaynaklanan alacak aslının tamamının 30 Kasım'a kadar ödenmesi halinde bu alacaklar için herhangi bir faiz alınmayacak. Taksitler halinde ödenecek olan tutarın tespiti sırasında, öncelikle kapsama giren alacaklara ilişkin ana para ile gecikme zammıgecikme cezası yerine dikkate alınacak TEFE/ÜFE/Yİ-ÜFE tutarı belirlenecek. Ana para ile hesaplanan TEFE/ÜFE/Yİ-ÜFE tutarı toplanacak. Ardından bulunan bu tutar; 6 eşit taksit için 1.05, 9 eşit taksit için 1.07, 12 eşit taksit için 1.10, 18 eşit taksit için 1.15 katsayısı ile çarpılacak. Hesaplanan rakam, talep edilen taksit sayısına bölünecek ve 2'şer aylık dönemler itibariyle ödenecek taksit tutarı belirlenecek. Borcunu yapılandıranların İlk taksit için son ödeme tarihi de 30 Kasım 2015.


Devamını Oku…

İntibak Maratonu Başlıyor

2000 yılı ve sonrasında emekli olanlara intibak için Yargıtay maratonu start alıyor. Yargıtay, konuyu Kasım ayında detaylı inceleyecek. Çıkacak olumlu karar, emeklilere 50-355 lira arasında zam getirecek

Milyonlarca emeklinin beklediği intibak için yeni süreç başlıyor. İşçi, Memur ve Bağ- Kur Emeklileri Derneği (İMBED) ile Türkiye Emekliler Derneği'nin (TÜED) idare mahkemelerinden olumsuz sonuç çıkınca Yargıtay'a taşıdığı davalar Kasım'da ele alınacak. Yargıtay'ın vereceği olumlu karar, 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlara 50 ile 355 lira arasında zammın yolunu açacak. İki dernek de; 2000 yılı ve öncesinde emekli olanlara Ocak 2013'te verilen intibak zammının, 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlara da yansıtılması gerektiğini belirterek, yerel mahkemelere başvurmuştu. Mahkemeler bu talebe olumsuz yanıt vermişti. Dernekler, kararı temyiz ederek, emeklilerin intibak davasını bir üst mahkemeye taşıdı.

GÖZLER YARGITAY'DA

İMBED Başkanı Hamdi Öz'ün Yargıtay'a taşıdığı intibak davası, 21'inci Hukuk Dairesi'nde görülecek. Hamdi Öz, Yargıtay sürecinin 2 Kasım sonrasında başlayacağını belirterek, "Yargıtay'ın emeklilerin lehine karar vereceğini düşünüyoruz. Davanın hızla sonuçlanmasını bekliyoruz" dedi. TÜED'in Yargıtay'a taşıdığı davada da süreç önümüzdeki günlerde başlayacak. Yargının intibak zammına 'Evet' demesi durumunda, 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlara, 2000'den öncekilere yapıldığı gibi 50 ila 355 lira arasında zam gündeme gelecek.

SON SÖZÜ SÖYLEYECEK

Yargıtay, yerel mahkemenin kararını ya onaylayacak ya da bozacak. Bozması durumunda yerel mahkeme davayı yeniden görecek. Yerel mahkeme eğer kararında direnirse, son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyleyecek. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun vereceği karar kesin hükmünde olacak. Yargıdan intibak kararı çıkması halinde, bunun 2000 yılı ve sonrasında emekli olan herkese uygulanması için yasa çıkartılması gerekecek.


Devamını Oku…

19 Ekim 2015 Pazartesi

Sigortasız İşçi Çalıştırana Ağır Ceza

Kayıtdışı istihdamla mücadele kapsamında bir dizi yeni düzenlemenin hayata geçirilmesi planlanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele Daire Başkanı Yakup Süngü, Türkiye'de kayıtdışı istihdamın en yüksek olduğu mesleklerin başında tarım, imalat sanayi, inşaat ve tekstil sektörlerinin olduğunu söyledi. İnşaatta kayıtdışılığın normal kayıtdışılığın 5-6 puan üzerinde olduğunu anlatan Süngü, "Biraz da inşaatın niteliğinden kaynaklanan sorunlar var. İşçilerin taşeron olarak çalıştırılması, çalışma ilişkisinin kısa sürmesi. İnşaatta aslında asgari işçi oranımız var. Gerekirse yasal değişiklik 10'uncu kalkınma planında var. Bu konuda önümüzdeki süreçte daha somut sonuçlar alınacak" dedi. İleriye dönük olarak kayıtdışı ile mücadele konusunda hayata geçirilecek ve caydırıcılığı yüksek olması planlanan uygulamaları sıralayan Süngü, şöyle konuştu: "Mesleki sertifikasyonları bulunmayan kişilerin o meslekte iş yapması önlenebilecek. Gelecekte belirli işlerde sertifika zorunluluğu olacak. Kayıtdışı çalıştıran işveren 1-2 yıl kamu ihalesinden men edilebilecek."



Devamını Oku…