ceza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ceza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2016 Perşembe

Vergi İncelemesine Başlamadan Önce Vergide Düzeltici Beyan

AÇIKLAMALAR

Bilindiği gibi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri ve ayrıca Vergi Dairesi İşlem Yönergesi hükümlerine göre düzeltici mahiyette gelir, Kurum, Geçici, KDV ve diğer vergi beyanları verilebilmektedir. Düzeltici vergi beyanları asıl beyanname önceki aşamalarda müddeti içerisinde vergi dairesine verildikten sonra kayıtların incelemesi sonucunda mükelleflerce sonradan elektronik ortamda vergi dairesine yollanmaktadır.

Vergi hukukunda ayrıca yaygın olarak pişmanlıkla beyanname verilmesi de mümkündür. (VUK mad. 371 ) Koşulların uygun bulunması halinde yasal süresinden sonra pişmanlık talepli beyannamelerin verilmesi mümkündür.

Burada vergi incelemesine başlamadan önce veya daha sonra düzeltici mahiyette nasıl beyanname verilebileceği hususları üzerinde durmak istiyoruz. (Bkz: 213 sayılı VUK Genel Tebliği Seri No:368)

1) Yasal süresinden sonra pişmanlık istemli düzeltici beyanname verilmesi:

213 sayılı VUK mad. 371 hükümlerine göre vergi incelemesine başlamadan veya idare takdire gitmeden önce pişmanlıkla beyan verilmesi mümkündür. İdare, incelemeye başlamışsa veya takdire dosyaya sevk etmişse bu aşamada pişmanlık istemli beyanname verilmesi mümkün değildir.

2) Yasal süresinden sonra pişmanlık talepsiz normal düzeltici beyanname verilmesi:

İdare, incelemeye başlamamışsa veya takdire dosyayı sevk etmemişse pişmanlık talepsiz beyanname verilir. Bu beyanname düzeltme istemli olacaktır. Beyannamedeki vergi miktarı tahakkuk ettirilir, tahakkuk fişi düzenlenir, 30 gün vade verilir, verginin ½’ si kadar vergi zıyaı kesilir. (VUK mad. 344) Burada aynı vergi türünde ise vergi zıyaı cezası 1 kat, farklı vergi türünde ise ½ oranında vergi zıyaı cezası kesilir.

3) Pişmanlıkla beyanda yasal koşullar nelerdir?

a) İdare durumu fark etmeden mükellef tarafından beyanname veya pişmanlık dilekçesi vergi dairesine verilmelidir.
b) Dilekçe verilmeden önce beyanname verilmeme hali bir muhbir veya başka bir kurum tarafından idareye ihbarda bulunmamış olması gerekir.
c) Pişmanlık dilekçesi verildiği tarihte olay ile ilgili herhangi bir vergi incelemesi veya dosyanın takdir komisyonuna sevk edilmemiş olması gerekir.
d) Düzeltme beyannamesinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde verilmesi gerekir.
e) Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi gerekir.

4) KDV beyannamelerinde yasal süresinden sonra matrahı arttırıcı veya azaltıcı düzeltme beyannamesi verilmesi:

a) Yasal süresinden sonra matrah arttırıcı beyannamelerde düzeltme beyannamesi verilebilir. Ödeme pişmanlık talepsiz ise 30 gün içinde vergi, Gecikme faizi ve ayrıca VZC tahakkuk ettirilir. Olay, duruma göre incelemeye sevk edilmeyebilir.
b) Yasal süresinden sonra (Vergi incelmesine başlanmadan ve incelemeye başlama tutanağı düzenlenmeden önce) matrah azaltıcı şekilde verilen düzeltme beyannameleri vergi dairesi tarafından veya vergi inceleme elemanları tarafından indirilecek KDV’ler bağlamında mükellefin defter ve belgeleri üzerinde incelemeye konu edilecektir.

5) Ba-Bs bildirimlerinin düzeltilmesi:

a) Yasal süresi içerisinde verilmiş form ba-bs formları hakkında düzeltme gerekli ise daha sonra bu beyanlar ve bildirimler formun üzerine gerekçesi yazılarak, sisteme girilip düzeltme yapılabilir.
b) Yasal süresinden sonra düzeltici mahiyette verilen form ba-bs lere 1.560,00 TL ÖUCZ kesilebilir.
c) Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerde bu ceza 560,00 TL ÖUCZ kesilir.

ÖZET VE SONUÇ:

Vergi mükellefleri tarafından tarh zamanaşımı içerisinde yani 5 yıllık tarh zamanaşımı dâhilinde düzeltici mahiyette verilmesi gereken beyannamelerde ÖUCZ ve ayrıca Vergi Zıyaı cezasının hangi nispette tarh edileceği, vergi incelemesine başlanılıp/başlanmaması veya takdir komisyonuna sevk edilip edilmediğine göre değişmektedir. Mükellefler nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlanıldıktan veya takdir komisyonuna sevk işlemi yapıldıktan sonra pişmanlık talepli olarak düzeltme beyannamesi verilemez. Ancak vergi incelemesi veya takdir komisyonuna sevk işleminin esasını oluşturan vergi türünün sonradan verilen düzeltme beyannamesinin içeriğini oluşturan vergi türü ile aynı olması halinde kesilecek vergi zıyaı cezası bir kat; farklı olması halinde ise %50 oranında uygulanacaktır.

Mustafa Alpaslan

Devamını Oku…

17 Mart 2016 Perşembe

Naylon Fatura Nedir? Nasıl Anlaşılır?

Naylon Fatura (SMİYB) Nedir?

Halk arasında naylon fatura olarak da bilinen Sahte Belge ve Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) 213 sayılı Vergi Usul Kanununda açıklanmıştır.

Sahte belge, VUK 359. Maddede “Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.” şeklinde tanımlanmaktadır.
Muhteviyatı (içeriği) İtibariyle Yanıltıcı Belge ise aynı maddede “Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.” şeklinde yer almaktadır.
Örnek:  (C), malı (A)’dan almış, fakat bu mal için fatura alamayıp, fatura eksiğini (B)'den temin ettiği fatura ile gidermeye çalışmıştır.
VUK'nun 359’uncu maddesine ve KDV Genel Tebliği’ne göre, bir belgede yazılı işlem başka biri ile yapılmış da olsa, belgeyi düzenleyen veya kullanan açısından gerçeklik payı varsa, o fatura sahte sayılamaz. Böyle bir belge (C) açısından muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.  Uygulamada en sık rastlanılan olay türü, örnekte de görüldüğü üzere, piyasadan faturasız mal alınması ve bu malın başka birisinden temin edilen fatura ile belgeli hale getirilmesidir.

Sahte Fatura Nasıl Anlaşılır?

·
 İnternet aracılığıyla faturadaki firmanın gerçekte var olup olmadığı veya böyle bir faaliyetinin olup olmadığı kontrol edilmelidir.

·
 Size verilen faturada mal/hizmet teslim eden firmadan ayrı başka bir firmanın adının yazılı olmadığından emin olunmalıdır.
·
 Telefon ve adres bilgilerinin doğruluğu kontrol edilmelidir.
·
 Aylık olarak yapılan Ba-Bs karşılaştırmalarında karşı firmanın mükellefiyeti kontrol edilmelidir.
·
 Faturadaki matbaa basım tarihinin,  düzenlenme tarihinden sonra olmadığına dikkat edilmelidir.
Sahte faturadan korunmak için;

·
 Ödemelerinizi banka veya çek yoluyla satıcının hesabına yapın.
·
 Malın nakliyesini, sevk irsaliyesi veya taşıma irsaliyesi ile tevsik edin.
·
 Güvendiğiniz ve tanıdığınız firmalarla alışveriş yapmaya özen gösterin.
·
 Piyasada emsallerine nazaran uygun fiyatlı mal/hizmet alımlarında seçici olun.
·
  Muhasebe departmanında çalışan personelinizi iyi seçin. Güvendiğiniz kişiyi yönetici olarak atayın.

Sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge şüphesi uyandıran faturaların tespiti halinde bu faturalar kayıtlardan çıkarılmalı ve VUK 371’inci madde uyarınca pişmanlık talepli yeni bir beyanname verilmelidir. Bu takdirde sadece ödenmeyen vergi talep edilmekte, yargılanmaktan ve ceza ödemekten kurtulabilirsiniz.


Sahte Fatura Kullanmanın Cezası Nedir?

Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanmanın varlığı halinde VUK 359’uncu maddede “on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur.” denilmektedir. Buradaki hapis cezasının para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Ancak, VUK 359/b uyarınca, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Görüldüğü üzere sahte belgeye, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeye nazaran daha ağır bir ceza öngörülmüştür.

Ayrıca VUK 359/c uyarınca da “Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

306 Sıra No’lu VUK Genel Tebliğine göre, kaçakçılık suçunun oluşması sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin bilerek kullanılıp kullanılmadığının; diğer bir anlatımla, bu kullanımda kastın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine ve belirlenmesine bağlı bulunmaktadır. Yapılan incelemelerde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek, isteyerek kullanılıp kullanılmadığının vergi incelemesine yetkili olanlarca değerlendirilmesi ve bu belgeleri bilerek kullandığı sonucuna varılan mükellefler için vergi suçu raporları düzenlenmesi, haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulması ile bu belgelerin kullanılması sonucu vergi ziyaına da sebebiyet verilmiş olması halinde, ziyaa uğratılan verginin üç katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmektedir.

Ancak, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasında bu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına vergi suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulmaması icap etmektedir. Ayrıca, bu belgeleri kullanmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olması halinde bu mükellefler adına üç kat değil, bir kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmektedir.
                        
Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Yönetmeliği incelendiğinde, tarhiyat öncesi uzlaşmanın kapsamına her türlü vergi ve cezanın girdiği; ancak (bilerek) sahte fatura kullanıcıları veya düzenleyicileri için kesilen vergi ziyaı cezalarının kapsam dışında olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, mükellefin sahte belgeleri bilmeyerek kullandığına kanaat getirilmesi halinde ise uzlaşma kapsamına girdiği anlaşılmaktadır.

Kaynaklar:

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
306 Sıra No’lu VUK Genel Tebliği
Mehmet MAÇ, Yanıltıcı Belgeler ve Sahte Belgeler ile İlgili Hapis ve Ağır Hapis Cezalarında Hatalı Anlayış ve Uygulamalar, Yaklaşım, Sayı: 110, 111-121, (2002).

Burak Sağlanmak
       






               

Devamını Oku…

19 Ocak 2016 Salı

VUK Tasarısı İle Vergi Planlaması Suç Haline Mi Geliyor?

Değerli okurlarımız Vergi Usul Kanunu Tasarısının hapis cezasına ilişkin olarak getirdiği yeni bir hapis cezasını geçen yazımda ele almış ve tasarının bu haliyle yasalaşması halinde neredeyse herkesin hapis cezası tehlikesi ile karşılaşabileceğini yazmıştım.

Kanaatimce tasarının ikinci en önemli düzenlemesi “Yorum ve ispat” başlığını taşıyan 5’inci maddesine eklenen düzenlemedir. Basında 5’inci madde düzenlemesi ispat külfetinin mükellefe yükleneceği boyutuyla tartışıldı ancak asıl tartışılması gereken 5’inci maddenin 3’üncü fıkrasındaki düzenlemedir.

VUK Tasarısının 5/3 düzenlemesi aşağıdaki gibidir.

“Yorum ve ispat
MADDE 5-
…
(3) Vergi kanunları hükümlerinin dolanılması, olması gereken vergi yükümlülüğünün dışında kalınması veya vergi yükümlülüğünün lehe etki doğuracak şekilde planlanması gibi yöntemlerle vergiyi doğuran olay veya bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin gizlenmesi veya değiştirilmesine yönelik muamelenin vergi yükümlülüğüne yönelik etkisi dikkate alınmaz. Bu muamelenin hukuken geçerli olması, bir sicile tescil edilmesi ya da resmî şekle tabi olması bu sonucu değiştirmez.
…”

Tasarının bu düzenlemesinin yasalaşması halinde vergi kanunlarındaki birçok istisna geçersiz sayılabilecektir. Yani vergi kanunları ile istisna olan işlemler bu düzenleme ile ortadan kaldırılabilecektir. Nasıl olacağını örnekler yardımıyla açıklayalım.

Örneğin, anonim şirketlerin ilmühaber ya da hisse senedi bastırılmış olması şartı ile hisse satışları hisselerin 2 yıldan fazla elde tutulmuş olması koşulu ile Gelir Vergisinden ve KDV’den istisna edilmiştir. Limited şirket hisseleri ise ne zaman satılır ise satılsın vergiye tabidir. Ancak, bir limited şirket hissesi iki yıldan fazla elde tutulmuş ve anonim şirkete çevrilerek hisse senedi bastırılarak ya da ilmühaber çıkartılarak satış yapılmış ise hisse devri Gelir Vergisinden ve KDV’den istisna olacaktır. Nitekim, mevcut vergi düzenlemeleri buna cevaz vermektedir. VUK Tasarısındaki 5/3 düzenlemesi ile bu istisna geçersiz hale gelebilecektir. Yani mevcut yasaların istisna olarak kabul ettiği bir işlem yukarıdaki düzenleme ile geçersiz hale gelecektir. Eğer ki, kanun koyucu bir istisnayı kaldırmak istiyor ise o istisnalara ilişkin düzenlemeyi yasayla kaldırabilir ki, bu kanun koyucunun takdiridir. Lakin, bir tarafta yasayla istisna tanıyıp diğer taraftan bu istisnaya ilişkin düzenleme devam ederken başka bir yasayla istisnayı tanımamak vergilerin yasallığı ilkesi ile de bağdaşmamaktadır.

Daha da vahim bir örnek verecek olur isek, gayrimenkullerin 2 yıl elde tutulduktan sonra elden çıkarılmasında KDV bulunmamaktadır. Mükellefler de, iki yıl sonra gayrimenkulünü satıyor ise taslaktaki düzenlemeye göre neden iki yıl tuttuktan sonra sattın, bu bir vergi planlamasıdır dahi denilebilir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür ve bütün mükellefler de yasaların kendilerine tanıdığı haklar doğrultusunda vergi planlaması yapmaktadır. Hemen vurgulayalım ki, vergi planlaması suç değildir. Yasanın tanıdığı indirim, istisna ve muafiyetler var ise mükellefler bunlardan doğal olarak yararlanabilir. Mükelleflerin indirim, istisna ve muafiyetlerden yararlanılması istenilmiyor ise ilgili kanundaki düzenlemeleri yasa koyucu kaldırabilir.

VUK Tasarısının 5/3 düzenlemesi yasa tekniği bakımından da sorunludur. Yasada bir suç tanımlanacak ise bu açık bir şekilde kanunda yer almalı ve cezası da kanunla düzenlenmelidir. Yasalarda bir suçun suç olduğuna dair bir düzenleme bulunmuyor ise yasaya VUK Taslağında olduğu şekilde bir cümle ekleyerek bu kanunda tanımlanmamış ancak unutulmuş olan her şey de suçtur gibi bir yasa tekniği olamaz. Taslaktaki düzenleme bu haliyle yasalaşacak olur ise, vergi yasalarında yer alan bütün indirim, istisna ve muafiyetler tehlikeye girebilir. Tekrardan vurgulamak isterim ki, vergi planlaması ya da yasalardaki boşluklardan yararlanılması suç değildir. Yasada boşluk var ise bu da yasal düzenlemede açıkça suç tanımlanarak doldurulmalıdır.

İSPAT KÜLFETİ

213 sayılı VUK’un 3’üncü maddesine göre,

“…İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.”

Bu düzenleme taslağa göre aşağıdaki şekilde değişmektedir.

“…(5) Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti ile bu maddedeki diğer hükümlere uygun olarak yapılan bir tespit veya tarhiyatın iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymadığının veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmadığının mükellef tarafından iddia olunması hâlinde ispat külfeti kendisine aittir…”

Mevcut 213 sayılı VUK düzenlemesine göre ispat külfeti iddia edene aitken, tasarı ile mükellefe yüklenilmektedir.

Bu düzenleme ile idarenin dile getirdiği iddiaların da mükellef tarafından ispatı istenilmektedir ki, kanaatimce bu düzenleme de yasa tekniği bakımından oldukça sorunludur. Hukuk nezdinde bir tarafın idare olması o tarafı güçlü kılmamalıdır. Nitekim, yargı aşamasında her iki taraf da eşit konumdadır ve taraflar iddialarını dile getirir ve Hakimler deliller doğrultusunda kanaatine göre karar verir. Tasarı düzenlemesi ispat külfetini mükellefe yüklemektedir ki, bu da uygulamada tartışmalı konularda zaten belli ölçüde mevcut olan cezayı keselim yargıda çözün anlayışını yasalaştırmak anlamına gelmektedir.

Daha önce “Adam öldürmenin cezası mı, sahte fatura cezası mı daha ağırdır?” başlıklı bir yazı kaleme almıştım ve bu yazıda bir mükellefin 75 yılla yargılanabileceğini örneklerle ortaya koymuştum. Maliye Bakanlığı bir okul gibidir ve inceleme elemanları oldukça donanımlıdır ancak yanlış uygulama yapan inceleme elemanları da olabilmektedir. Nitekim, 75 yılla yargılanan bir mükellef yargıda ne hapis cezası ne de vergi ya da ver ziyaı cezasına çarptırılmıyor ise idarenin de ispat külfetinin olması zorunludur. 75 yılla yargılanan bir mükellefin iş yapması, işlerini büyütmesi, istihdam ve katma değer yaratması da beklenmemelidir. Böyle bir durumda öncelikle zarar gören ekonomi olmaktadır.

Tartışılması gereken hukuk devletinin nasıl daha etkin kılınacağı meselesi olmalıdır. Mükellefleri vergiden kaçınmakla, vergi planlaması yapmakla suçlamak ya da ispat külfetini mükellefe yıkmak değildir. Bundan tüm ekonomi ve ülke zarar görür ve iş yapılamayan yerde ne katma değer yaratılır ne de istihdam söz konusu olur.

Ekrem Öncü

Devamını Oku…

13 Ocak 2016 Çarşamba

Yeni VUK Tasarısında Herkese Hapis Cezası Tehlikesi!

Değerli okurlarımız bilindiği gibi Vergi Usul Kanunu (VUK) Tasarısı yayımlandı ve tasarıda ağırlıklı olarak ispat külfeti konuşulmaya başlandı. Hatta Maliye Bakanımız da konuyla ilgili olarak açıklama yaptı ve tasarının taslak dahi olmadığını ve konuyla ilgileneceği yönünde bir açıklama yaptı. İspat külfeti meselesi ve önemli olan değişiklikler daha sonra ele alınacaktır ama ondan çok daha önemlisi tasarının cezalar bölümündeki düzenleme. Tasarı bu haliyle yasalaşacak olur ise Türkiye’de yaşayan herkes hapis cezası tehdidi altında olacaktır. Belki bu başlık bu kadar da olmaz diye algılanabilecektir ama yazı okunduğunda ne demek istediğimiz çok daha net olarak ortaya konulacaktır.

Tasarının 282’nci maddesi “Kaçakçılık suçu” fiillerini düzenlemektedir. Buradaki fiiller mevcut VUK’taki 359’uncu maddeye paralel düzenlenmiştir. Defter ve kayıtlarda muhasebe hilesi yapılması, defter ve belgelerin gizlenmesi, belgelerin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ya da sahte olarak düzenlenmesi gibi durumlar kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır.

Tasarının 275’inci maddesine göre mevcut vergi ziyaı cezasına eklemeler yapılmaktadır. Tasarıda 275’inci madde aşağıdaki şekildedir.

“Vergi ziyaı cezası
MADDE 275-(1) İkmalen veya idarece vergi tarhını gerektiren fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

(2) Bu Kanunun 282 nci maddesinde yazılı fiiller hariç olmak üzere, re’sen vergi tarhını gerektiren fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde ziyaa uğratılan verginin iki katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.

(3) Bu Kanunun 282 nci maddesinde yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde ziyaa uğratılan verginin üç katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir…

 (5) Vergi kanunlarına göre mükellefiyet tesis ettirmesi gerektiği halde bu zorunluluğa uyulmaksızın vergi idaresinin ıttılaı dışında kayıt dışı ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi durumunda, birinci, ikinci ve üçüncü fıkralara göre kesilecek vergi ziyaı cezası %50 artırılarak uygulanır…”

Tasarıda kaçakçılık suçunda ceza ise 283’üncü maddede düzenlenmiştir. Buna göre;

“Kaçakçılık suçunda ceza
MADDE 283-(1) Bu Kanunun 282 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan fiilleri işleyenler hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar, (b) bendinde yer alan fiilleri işleyenler hakkında üç yıldan beş yıla kadar, (c) bendinde yer alan fiilleri işleyenler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Bu Kanunun 282 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yazılı fiilleri, vergi kanunlarına göre mükellefiyet tesis ettirmesi gerektiği halde bu zorunluluğa uyulmaksızın vergi idaresinin ıttılaı dışında kayıt dışı ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunmak suretiyle işleyenler hakkında birinci fıkraya göre hükmolunacak ceza %50 artırılarak uygulanır…

 (5) 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri ile 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin cezanın ertelenmesine ilişkin hükümleri, bu maddeye göre hükmolunacak cezalar hakkında uygulanmaz. Bu maddeye göre verilen hapis cezaları seçenek yaptırımlara çevrilemez.”

TASARIDAKİ DÜZENLEMELERDEKİ HAPİS TEHLİKESİ NEDİR?

Tasarının 275’inci maddesinde yer alan, “(5) Vergi kanunlarına göre mükellefiyet tesis ettirmesi gerektiği halde bu zorunluluğa uyulmaksızın vergi idaresinin ıttılaı dışında kayıt dışı ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi durumunda, birinci, ikinci ve üçüncü fıkralara göre kesilecek vergi ziyaı cezası %50 artırılarak uygulanır…” düzenlemesi yoruma çok açık bir düzenlemedir.

Örneğin, İstanbul’da yaşayan Ayşe Teyze 2015 yılı Ocak ayında bir adet ev aldı ve taşındı. 3 ay oturduktan sonra bu evden memnun kalmadı ve evde oturmak istemediğinden evi satmaya karar verdi ve Nisan ayında sattı.  Arkasından Mayıs ayında bir ev daha aldı ve yeni evine taşındı. Sonrasında Ayşe Teyzenin Öğretmen olan kızının ataması Gaziantep İline yapıldı ve Ayşe Teyze yeni aldığı evi de satarak 2015 yılının Kasım ayında Gaziantep İlinden ev aldı ve yerleşti. Ayşe Teyze İstanbul’dan aldığı ve sattığı evlerden cüzi miktarda kar ettiğini düşünerek maliyeye bildirimde bulunmadı.

İşte bu durumda yukarıdaki düzenlemeye göre Maliye Ayşe Teyzeye diyecektir ki, Ayşe Hanım 2015 yılında birden fazla ev aldın ve sattın, bu işten de şu kadar kar ettin, bu bir ticari kazançtır neden mükellefiyet tesis ettirmedin ve vergi ödemedin? İşte bu durumda kesilecek vergi ziyaı cezası %50 artırılarak uygulanacaktır. Ayşe Teyze de cezam neyse kesin ödeyeyim diyecektir ve Maliye para cezası kesecek ve Ayşe Teyze de ödeyecektir. Ama maalesef Ayşe Teyze’yi bekleyen asıl tehlike hapis cezasıdır!  

Tasarının 283’üncü maddesine göre,” (1) Bu Kanunun 282 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan fiilleri işleyenler hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar, (b) bendinde yer alan fiilleri işleyenler hakkında üç yıldan beş yıla kadar, (c) bendinde yer alan fiilleri işleyenler hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Bu Kanunun 282 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yazılı fiilleri, vergi kanunlarına göre mükellefiyet tesis ettirmesi gerektiği halde bu zorunluluğa uyulmaksızın vergi idaresinin ıttılaı dışında kayıt dışı ticari, zirai veya mesleki faaliyette bulunmak suretiyle işleyenler hakkında birinci fıkraya göre hükmolunacak ceza %50 artırılarak uygulanır…

 (5) 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri ile 5237 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin cezanın ertelenmesine ilişkin hükümleri, bu maddeye göre hükmolunacak cezalar hakkında uygulanmaz. Bu maddeye göre verilen hapis cezaları seçenek yaptırımlara çevrilemez.”

Ayşe Teyze bu düzenlemeye göre para cezası ödeyerek yakasını kurtaramayacaktır. Hapis cezasıyla da karşılaşacaktır ve bu hapis cezası paraya çevrilemeyecektir. Yine, örneğin akşamları stand açarak kitap, kıyafet vb satanlar da birden fazla kez tespit edilecek olurlar ise ticari kazanç elde ettiği ileri sürülerek hapis cezası ile karşılaşabileceklerdir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür ve herkesin başına gelebilecek bir olay mutlaka olacaktır.

Tasarıdaki düzenlemeden de görüleceği üzere, uygulamada olan mevcut VUK’a göre alınan hapis cezaları 2 yılın altında ise para cezasına dönüştürülebiliniyor iken tasarıya göre dönüştürülemeyecektir.

Tasarının bu düzenlemeleri çok ağır sonuçlar doğurabilecektir. Nitekim birçok yargı kararlarında bile bazı faaliyetlerin ticari kazanç olup olmadığı yönünde farklı kararlar çıkabilmektedir. Kanaatime göre, bu düzenlemelerde suç ile ceza arasında ciddi orantısızlık bulunmaktadır. Maliye kayıt dışı kalandan mutlaka vergisini almalı ama hapis cezası çok ağır bir ceza olarak öngörülmüştür ve yoruma açık bir konuda hapis cezası öngörmek uygulamada ciddi sıkıntılar doğurabilecektir.

Ekrem Öncü

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/ekremoncu/0290/

Devamını Oku…

4 Ocak 2016 Pazartesi

Bilerek veya Bilmeden Sahte Fatura Kullanmada Ceza

Son zamanlarda vergi incelemesine giren birçok firmanın karşılaştığı şeylerden biri sanırım bilmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılmasıdır. Bu durum firmalar açısından hem ceza gerektirirken bazı hallerde firmaların özel esasa tabi firma işlemi görmesine de sebep olabilir.
Vergi incelemesi yapan müfettişin, belgenin bilerek veya bilmeden kullanıldığı yolundaki kanaati firmanızın alacağı cezayı ciddi oranda etkilediğinden mutlaka satın alımlarımızda uyulması gereken bazı temel kurallara uymayı temel alışkanlık haline getirmemiz gerekir.

Satın alımlarımızda nelere dikkat etmeliyiz?
İncelemelerde işlemlerin gerçekliğini ispatı gerekir. Bunun için;
1. İşlem bedelinin bankalar vasıtasıyla veya çekler ile ödendiğinin belgelendirilmesi gerekir.
2. Ödeme, kredi kartı, tapu devri, kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla (ön ödeme avansı şeklinde kamu kurum ve kuruluşlarının veznesine ödeme gibi) yapılmak suretiyle de tevsik edilebilir.
3. Ödemenin PTT yoluyla yapıldığı durumlarda, banka hesap numarası ve vergi kimlik numarası doğru olarak yazdırılmak kaydıyla ödemeyi tevsik eden delil olarak ileri sürülebilir.
4. Taşıma, yükleme, boşaltma, depolama, ambalajlama ve benzeri işlemlerin yapıldığına yönelik belgeler, sigorta belgesi, vergi, resim, harç, pay, fon gibi ödemeler yapılmışsa bu ödemelere ait belgeler işlemin gerçekliğinin tevsikinde delil olarak kullanılabilir.”
Yapılan inceleme sırasında sahte veya yanıltıcı olduğu yönünde bulgular bulunan bir belgenin gerçek bir işleme dayandığı ve dayandığı işlemi mahiyet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıttığı, ödeme veya nakliyeye ilişkin belgelerle iddia ve ispat olunabilir.

Bilerek Veya Bilmeden Sahte Fatura Kullanan Firma Nasıl Cezalandırılır?
Vergi Usul Kanunumuzun 359. maddesi ile kasıt unsuru taşıyan ve aynı zamanda nitelikli fiiller kaçakçılık suçu olarak belirlenmiş ve Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) düzenlenmesi veya bunların kullanılması da kaçakçılık suçları arasında sayılmıştır.

Bununla birlikte, 306 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile yapılan incelemelerde söz konusu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına vergi suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaması açıklanmıştır.

Öte yandan, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanlar ile haklarında SMİYB kullandığı konusunda tespit bulunanlar özel esaslara alınacak mükellefler arasında sayılmıştır.

Bilmeden Sahte Fatura Kullanmada Ceza
Tebliğlerde yapılan araştırmada bu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına vergi suçu raporu düzenlenmeyeceği ve haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmayacağı belirtilmiştir. Ancak, bu belgeleri kullanmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olması halinde bu mükellefler adına bir kat vergi ziyaı cezası kesileceği de  açıkça belirtilmiştir.

Bilerek Sahte Fatura Kullanmada Ceza
Yapılan incelemeler sonucu sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek, isteyerek  kullanıldığı sonucuna varılan mükellefler için vergi suçu raporları düzenlenmesi, haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulması ve bu belgelerin kullanılması sonucu vergi ziyaına da sebebiyet verilmiş olması halinde  üç kat vergi ziyaı cezası kesileceği de açıkça belirtilmiştir.

SMİYB Kullananların Özel Esaslara Alınması
Haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanlar ile haklarında SMİYB kullandığı konusunda tespit bulunanlar KDV Genel Uygulama Tebliğlerinde özel esaslara alınacak mükellefler arasında sayılmıştır. Ancak Haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanların sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımına dayalı KDV indirimlerinin vergi inceleme raporu ile veya mükellefin düzeltme beyanları ile indirilecek KDV tutarlarından düşülmesi durumunda mükellefler özel esaslara tabi tutulmayacaktır.

Bu düzenlemeler uyarınca, bilerek ya da bilmeden ayrımı yapılmadan SMİYB kullanımı konusunda haklarında rapor düzenlenen veya olumsuz tespit bulunan mükellefler hakkında söz konusu belgede yazılı KDV tutarında tarhiyat yapılması veya bu tutar indirim hesaplarından çıkarılmak suretiyle beyanların düzeltilmesi özel esaslar kapsamına alınmayı önleyecektir.

Sahte Belge Kullanmadığının İspatı Mükellefe Aittir
KDV Uygulama Genel Tebliğlerinde düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin sahteliğine veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğuna ilişkin inceleme veya idari araştırma aşamasında mükellefe, söz konusu belgelerin gerçekliğine yönelik deliller ileri sürme imkanı verilir. Aynı şekilde kendileri hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunmamakla birlikte mal veya hizmet satın aldıkları mükellefler hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunan mükelleflere de bu imkân sağlanır. Söz konusu karşı deliller inceleme veya araştırmaya konu iş, işlem ve belgelerle ilgili olmalı ve bir yazı ile idari makama ibraz edilmelidir. Belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispatta zorlanmamak ve cezalara muhatap olmamak için mutlaka her satın alımınızda yukarıda “Satın alımlarımızda nelere dikkat etmeliyiz?” bölümünde kısaca belirttiğim hususlara dikkat etmelisiniz. İspatlayıcı ödeme araçlarını kullanmak mal ve hizmetin alındığını gösterir irsaliye, naklîye gibi ispat araçlarını muhafaza etmeniz firmanızın muhtemel vergi incelemelerinde korunmasını sağlayacaktır.

Nevzat Erdağ

Devamını Oku…

13 Kasım 2015 Cuma

SGK'nin Kuruş Hesabından Ceza Yemeyin

Sosyal Güvenlik Kurumu, işverenler tarafından ödenen primin hesabında değişikliğe gitti. Dikkat edin, ufak bir hata yüzünden ceza yemeyin. 

Bugün sizlere biraz teknik bir konudan bahsedeceğim. Ancak bu konu işverenler için çok önemli. Çünkü yapılacak ufak bir hata para cezası yenmesine neden olabilir.
Geçen hafta Sosyal Güvenlik Kurumu, İşveren Uygulama Tebliği’nde bazı değişiklikler yaptı. Yapılan değişiklilerden birisi de prim matrahının hesaplanması ile ilgili.
Bir işveren çalıştırdığı işçinin primini hesaplarken öncelikle matrahı yani prime esas tutulacak kazancı tespit etmesi gerekiyor. Kaba bir açıklama yapacak olursak bir işçinin prim matrahı brüt ücretine eşit. Ancak bazı durumlarda söz konusu matrahtan bazı tutarlar istisna kapsamında indirilebiliyor. Çocuk yardımı, aile yardımı ve yemek yardımı gibi ödemelerin bir kısmı bu istisnaların içinde bulunuyor.

İstisna hesaplaması değişti

İşveren Uygulama Tebliği’nin değişmeden önceki halinde aylık yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnaları hesaplanırken verilen örneklerde direkt hesaplama yöntemi uygulanıyordu.
Örneğin, aylık yemek yardımı istisnası hesaplanırken direkt olarak:
Aylık İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6 x Yemek Parası Verilen Gün SAYISI formülü kullanılıyordu.
Ancak yeni düzenlemede endirekt yöntem benimsendi ve önce günlük istisna tutarı sonra da aylık istisna tutarı bulunması kuralı getirildi. Buna göre formülasyon şöyle oldu:
Günlük İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6
Aylık İstisna Tutarı = Yemek Parası Verilen Gün Sayısı x Günlük İstisna tutarı

Yemek yardımı ve çocuk yardımında istisna var

İşveren Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklik ile yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnasının hesabında bazı değişiklikler yapıldı. Ama bundan önce bu istisnalar nedir, bundan bahsedelim.
Sigortalılara yemek parası adı altında yapılan ödemelerin, işyerinde işveren tarafından yemek verilmemesi şartıyla, fiilen çalışılan gün sayısı dikkate alınarak günlük asgari ücretin yüzde 6’sının, yemek verilecek gün sayısı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarı, matrahın tespitinde dikkate alınmıyor ve dolayısıyla bu tutardan prim kesilmiyor.
Sigortalının bakmakla yükümlü olduğu çocuklarından en fazla iki çocuk (iki çocuk dahil) için çocuk zammı adı altında yapılan ödemelerin ise çocuk başına aylık asgari ücretin yüzde 2’si  oranındaki tutarı matrahın tespitinde dikkate alınmıyor.

Kuruş hatasına düşmeyin, ceza ödersiniz

Az buçuk matematik bilgisi olanlar verdiğimiz eski ve yeni hesaplamaların aynı sonuca denk geldiğini düşünebilirler. Doğru da düşünüyorlar. Ancak arada ince bir fark var.
Yeni hesaplamada günlük istisna tutarı hesaplanırken üç haneli kuruş iki haneye düşürülüyor ve dolayısıyla istisna tutarı daha az çıkıyor. Örnek verecek olursak;
Eski hesaplamada ayda 20 günlük çalışma için 2015 yılında aylık istisna tutarı 50.94 TL çıkarken, yeni hesaplamada 50.80 TL çıkıyor. Yani arada 14 kuruşluk bir fark var.
Eğer ki işverenler bundan sonraki aylarda hesaplamaya dikkat etmez ve eski yöntemi uygularlarsa birkaç kuruş yüzünden idari para cezası ödemek zorunda kalabilirler. Hesaplamadaki hata SGK tarafından tespit edilirse para cezası belge başına yaklaşık 2550 TL civarında.
Bu sebeple kuruş hesabından ceza yememek için bu yazımızı mutlaka muhasebecinize verin, kesin ve saklayın…

Mehmet Bulut

Kaynak: http://www.meydangazetesi.com.tr/isverenler-dikkat-sgknin-kurus-hesabindan-ceza-yemeyin-makale,1857.html

Devamını Oku…

11 Kasım 2015 Çarşamba

Vergi, Harç ve Cezalar 2016'da %5.6 Artacak

Maliye Bakanlığı yüzde 5,58'lik 'yeniden değerleme oranı'nı ilan etti. Bakanlar Kurulu yetkisini kullanmazsa, MTV, damga vergisi, harçlar, trafik ve vergi cezaları, 1 Ocak'ta yüzde 5,58 yükselecek.

MALİYE Bakanlığı, yeniden değerleme oranını 2015 yılı için yüzde 5,58 olarak belirledi. Konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlandı. Ancak bu oranların hayata geçirilmesi Bakanlar Kurulu yetkisinde. Eğer Bakanlar Kurulu bu yetkisini kullanmazsa, motorlu taşıtlar vergisi (MTV), damga vergisi, çevre ve temizlik vergisi, harçlar, trafik ve vergi cezaları, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren yüzde 5,58 oranında artacak.

EN DÜŞÜK MTV 624 TL OLACAK

Bu durumda 1-3 yaş grubunda yer alan ve motor silindir hacmi 1300 cm3'e kadar olan en düşük tarifeye giren otomobillerin şu anda 591 lira olan motorlu taşıtlar vergisi, yılbaşında 623,98 liraya çıkacak. Hacmi 1301 cm3 ile 1600 cm3 arasındaki otomobillerin vergisi de 997,73 liraya yükselecek. 4001 cm3'ün üzerindekilerin 22 bin 716,59 liraya çıkacak.

Cezalar cep yakacak

Kırmızı ışıkta geçmenin 189 lira olan cezası, yeni yılda 199,55 liraya yükselecek. Ayrıca alkollü araç kullananlar yeni yılda ilk yakalamada 844,64 lira, ikinci yakalamada ise bin 58,97 lira ödemek zorunda kalacak.

Devamını Oku…

4 Kasım 2015 Çarşamba

Deneme Süresinde İşçiye Sigorta Yapmayana Ceza

İş sözleşmesine konulabilecek deneme süresi 2 ayı geçemez. Bu süre içerisinde işverenin işçinin sigortasını başlatması gerekmektedir. Aksi halde hem idari para cezası öder hem de faydalandığı teşvikler iptal edilir.

İş hukukunda işçi ve işverene iş sözleşmesine deneme süresi koyma hakkı tanınmıştıri. Ancak işçinin veya işverenin böyle bir talebi bulunmuyorsa deneme süresi konulmayabilir. Eğer sözleşmeye deneme süresi kaydı konulmamışsa bu süre içerisindeki tazminatsız fesih hakkı işçi ve işveren için geçerli olmayacaktır. İş sözleşmesine konulabilecek deneme süresi 2 ayı geçemez. Ancak toplu iş sözleşmesiyle 4 aya kadar uzatılabilir.

2 AYI AŞAN TAZMİNAT ÖDER

İş sözleşmesinde kanuna aykırı olarak 2 aydan daha uzun bir deneme süresi belirlenmiş olması halinde iş sözleşmesi geçersiz sayılmayacak, yalnızca deneme süresinin süreye ilişkin hükmü geçersiz sayılarak 2 aylık süre dikkate alınacaktır. Dolayısıyla deneme süresini 2 aydan daha uzun belirleyen bir işveren 2 aylık süre sonrasında gerçekleştirdiği bir fesihte tazminat ödemek durumunda kalabilir.

ÜCRET DE ÖDEMEK ZORUNDA

İşçi iş sözleşmesindeki çalışma koşullarına uymak zorunda olduğu gibi işveren de işçisinin sigortasını yapmak ve ücretini ödemek zorundadır. Genellikle işverenler bu süre içerisinde işçilerine sigorta yapmamaktadırlar. Hâlbuki deneme süresinde işverenin sigortayı başlatması gerekmektedir. Aksi takdirde işveren kayıtdışı istihdam nedeniyle hem idari para cezası ödemek zorunda kalacak, hem de faydalandığı teşvikler iptal edilecektir. Ayrıca işçiye ücret de ödemek durumundadır.

Tehlikeli işlerde durum farklı

ÇOK tehlikeli ve tehlikeli sınıfta yer alan ve mesleki yeterlilik belgesi bulunmadan çalışılamayan mesleklerde deneme süreli iş sözleşmesi imzalanması halinde işçinin mesleki yeterliliğinin deneme süresinin başından itibaren bulunması gerekmektedir. Konuyla ilgili tebliğin yürürlük tarihi 25 Mayıs 2016 olduğu için bu tarihten sonra örneğin kaynak operatörü olarak işe başlatılacak bir işçiye 2 aylık deneme süresi konulmuş olsa bile işbaşı yaptırıldığı tarihte mesleki yeterliliğin bulunması zorunlu olacaktır.

Gazeteciye 3 denizciye 1 ay

ÇALIŞTIĞI işyerinden ayrılarak bir müddet sonra yeniden aynı iş işçin işe alınan işçiye yeniden bir deneme süresi uygulanamaz. 4857 sayılı İş Kanunu’nda en çok 2 ay olarak uygulanabilen deneme süresi, Deniz İş Kanunu’nda en çok 1 ay, Basın İş Kanunu’nda ise en çok 3 ay olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla gemi adamları için deneme süresi 1 ayla, gazeteciler için ise 3 ayla sınırlıdır.

Yıllık izin hakkı da başlar

İŞÇİNİN çalışmaya başlamasıyla yıllık izin ve kıdem hesabında deneme süresi de dikkate alınır. Örneğin 3 Kasım 2014'te 2 aylık deneme süresi kayıtlı iş sözleşmesi imzalayarak işe başlayan bir işçi, 3 Kasım 2015'ten itibaren yıllık izin hakkına kavuşur.

Okan Güray Bülbül

Kaynak: http://www.aksam.com.tr/yazarlar/deneme-suresinde-isciye-sigorta-yapmayana-ceza/haber-458174

Devamını Oku…

20 Ekim 2015 Salı

1 Ocak 2016'ya Dikkat!

Değerli okurlarımız daha önceki yazımızda KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) adresi almayanların 10.000.-TL ile 250.000.-TL arasında cezaya çarptırabileceklerini yazmıştım. Konuya ilişkin olarak en son Gelir İdaresi 27.08.2015 tarihli Resmi Gazetede 456 sıra numaralı VUK Tebliğini yayımladı. Tebliğe göre, kanun hükümlerine göre tebliği gereken elektronik imzalı evrak, elektronik tebligat sistemi kullanılmak suretiyle muhatabın elektronik tebligat adresine tebliğ edilebilecektir.

Konunun teknik boyutu aşağıda ele alınacaktır ama özellikle üzerinde durmak istediğim konu, tebligat vergilemede hayati derecede öneme sahiptir. Örneğin, mükelleflere elektronik ortamda tebligat yapılıyor ve mükellefler bu tebligatlardan haberdar olmuyorlar ise başlarına hiç de hoş olmayan durumlar gelebilir. 

Bakmışsınız ki milyonlarca ceza kesilmiş tarafınıza ve haberiniz yok! Sonra dava açmak istiyorsunuz ama dava hakkınız kalmamış! Gerçekten de mükelleflere yapılan tebligatlar örneğin dava açma süresini başlatmaktadır. Tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde dava açılmaz ise dava açma hakkı kaybolacaktır. Yani mükelleflere elektronik ortamda tebliğ yapıldı ve mükellefler de 30 günlük dava açma süresinde tebligattan haberdar olmadı ise dava açma haklarını kaybedecekler ve ödenecek vergi ve cezalar kesinleşecektir. Bu nedenle konuya gereken dikkat gösterilmelidir. 

Hangi Mükelleflere Elektronik Ortamda Tebligat Yapılacaktır?

1) Kurumlar vergisi mükellefleri
2) Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar (Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçiler hariç)
3) İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler
Kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, Tebliğle belirlenen sürelerde bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır.
Bu mükelleflerin dışında kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden kişiler de sistemden isteğe bağlı olarak yararlanabileceklerdir.

Kurumlar Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi Nasıl Olacaktır?

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Şirketler ve Diğer Tüzel Kişiler İçin)”ni kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine vermeleri gerekmektedir. 
Bu Tebliğde getirilen zorunlulukların başladığı tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren kurumlar vergisi mükellefleri ise işe başlama tarihini takip eden 15 gün içerisinde Elektronik Tebligat Talep Bildiriminde bulunmak zorundadır.
Yapılan başvurunun değerlendirilmesi sonucu, gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir. Böylece bu mükellefler elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

Gelir Vergisi Mükelleflerinin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi Nasıl Olacaktır?

Elektronik tebligat sistemini kullanmak zorunda olan gelir vergisi mükelleflerinin, 01.01.2016 tarihine kadar örneği Tebliğ ekinde yer alan “Elektronik Tebligat Talep Bildirimi (Gerçek Kişiler İçin)”ni internet vergi dairesinde elektronik ortamda doldurmaları ve elektronik tebligat sistemini kullanmaya başlamaları gerekmektedir.
İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda bildirimde bulunan gelir vergisi mükelleflerine internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilmeyecek olup bu mükellefler sisteme her girişlerinde sistem tarafından kimlik doğrulaması yapılmak suretiyle elektronik tebligat sistemini kullanabileceklerdir.
Vergi dairesine bizzat veya vekili aracılığıyla başvuran gerçek kişi mükelleflerin başvuruları değerlendirilecek ve gerekli şartları taşıyan mükelleflere internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi verilecektir.
İnternet vergi dairesini kullanarak elektronik ortamda veya vergi dairesine bizzat başvurarak sistemi kullanacak olan gelir vergisi mükellefleri, elektronik tebligat adresi edinmiş olacaklardır.

İsteğe Bağlı Olarak Kendilerine Elektronik Tebligat Yapılmasını Talep Edenlerin Bildirimi ve Elektronik Tebligat Adresi Edinmesi Nasıl Olacaktır?

Tebliğ ile getirilen zorunluluk kapsamına girmeyen ancak isteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller katma değer vergisi veya gelir (stopaj) vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesine başvuruda bulunarak sistemi kullanabileceklerdir.

Elektronik Tebligatın Gönderilmesi ve Muhatabına İletilmesi Nasıl Yapılacaktır?

213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrak, elektronik imza ile imzalanacak ve vergi dairesi adına Başkanlık tarafından tebliğ yapılacak muhatabın elektronik tebligat adresine iletilecektir.
Elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi üzerinden erişilecektir. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresine sahip olan gerçek ve tüzel kişiler şifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulaşacaklardır. İnternet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi olmayan gerçek kişiler ise sisteme her girişte yapılan kimlik doğrulaması ile elektronik tebligat adreslerine erişeceklerdir.
Kanunun 107/A maddesi gereğince, elektronik imzalı tebliğ evrakı, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır.
Olay kayıtları, İşlem Zaman Bilgisi eklenerek, erişilebilir şekilde arşivlerde otuz yıl süreyle saklanacaktır. Hesaba erişim bilgilerinin iletimi ile sisteme erişimin güvenli bir şekilde yapılması için gerekli tedbirler Başkanlık tarafından alınacak olup talep halinde elektronik tebligata ilişkin delil kayıtları ilgilisine veya yetkili mercilere sunulacaktır.

Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış Hangi Hallerde Mümkündür?

Zorunlu veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların aşağıdaki durumlar dışında sistemden çıkmaları mümkün değildir.
Tüzel kişilerde ticaret sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil) tarih itibarıyla, elektronik tebligat adresi kapatılır. Gerçek kişilerde ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat adresi re’sen kapatılır. Mirasçıların bağlı olunan vergi dairesine başvurması halinde de müteveffanın elektronik tebligat adresi kullanıma kapatılır.

KEP Edinmeyene Ne Kadar Ceza Kesilecektir?

Elektronik tebligat sistemine dahil olması zorunlu olanlardan bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklere uymayanlar için Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddeleri uyarınca, Kanunun Mükerrer 355 inci maddesindeki cezai müeyyide uygulanır. Kurumlar Vergisi mükelleflerine kesilecek ceza 1.300.-TL,  Gelir Vergisi Mükelleflerine ise 660.-TL özel usulsüzlük cezası kesilecektir. 
Ayrıca 5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü olanlar KEP edinmeyecek olurlar ise her bir tespit için 10.000 (onbin) Türk lirası idari para cezası uygulanacak ve bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı 250.000 (iki yüz elli bin) Türk lirasını geçemeyecektir.

Elektronik Tebligat Uygulamasına Ne Zaman Başlanacaktır?

Elektronik Tebligat uygulamasına, 01.01.2016 tarihi itibariyle başlanılacaktır. Ancak bu tarihten önce bildirimde bulunanlara 01.10.2015 tarihinden itibaren elektronik tebligat yapılabilir.
Sonuç olarak elektronik tebligat konusuna gereken dikkat gösterilmelidir. Aksi halde mükelleflere ciddi cezalar kesilmiş olabilir ve elektronik ortamda tebligat yapılabilir, mükellefler de tebligattan habersiz iseler dava açma süresi dolduğundan dava açma hakkı kaybedilmiş olunabilir.

Ekrem Öncü

Devamını Oku…