25 Ekim 2016 Salı

6736 Sayılı Vergi Af Yasası Gereğince Matrah Arttırımı Yapanlar Özel Esaslardan Genel Esaslara Alınmalıdır

Bilindiği üzere, 6736 sayılı  yasa,  bazı alacakların yeniden yapılandırılasına ilişkin  önemli  hükümler içermektedir.  Söz konusu yasa 19/8/2016 gün ve 29806 sayılı  Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu  yasanın  5.maddesi  matrah ve vergi artırımına ilişkin  hükümleri  içermektedir.  Buna göre 2011 ilâ 2015 takvim yılları için   gerçek  veya tüzel kişiler veya potansiyel  mükellefler  matrah ve vergi artırımından  yararlanabileceklerdir.  Matrah  ve vergi  artırımı kısaca  şu avantajları mükelleflere  sağlamaktadır:

1) 
Vergi incelemesinden  kurtulabilmek,

2) 
Özel esaslardan  çıkıp genel esaslara geçebilmek

3) 
2011 ilâ 2015 yılları için  herhangi bir vergi incelemesine tabi olmamak

4) 
Devam eden  vergi incelemelerinden  kurtulabilmek

31 Ekim 2016 tarihine kadar Yeni vergi affı yasasıyla ilgili müracaatların yapılarak, vergi dairesine ilgili dilekçe ile başvurulması gerekmektedir. Her mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesi baz alınarak buna göre ya elektronik ortamda veya klasik olarak yayınlanacak standart başvuru dilekçeleri ile yasadan faydalanılması gerekmektedir.

6736 sayılı yasanın 5.maddesi hükmüne göre;


1-
Gelir ve Kurumlar vergisi yönünden 2011 ila  2015 yılları için matrah arttırımı yapanlar bu yıllarla ilgili vergi incelemesine tabi olmazlar. Özel esaslar diye tanımladığımız “Kara listeye girenler” kullanım ve düzenleme açısından Özel esaslardan genel esaslara geçebilir.

2-
Matrah ve vergi arttırımı müracaatları gerçek veya tüzel kişiliğin bağlı bulunduğu vergi dairesine yapılacaktır. Müracaatlarda standart dilekçe veya 3568 sayılı yasaya göre meslek mensupları kanalıyla elektronik ortamda VEDOP sistemi üzerinden şifre ve parola ile gerçekleştirilecektir. Gerçekleştirme sonucunda tahakkuk fişleri her vergi türü ve yılı ve dönemi için çıkarılacaktır. 

3-
İşini terk eden  mükellefler veya resen  terk yoluyla  faaliyeti kapalı  gözüken mükellefler elektronik ortamda beyanname verme zorunlulukları yoksa  bu mükellefler kağıt ortamında  matrah  artırımında bulunabilirler.  

4-
Matrah ve vergi  arttırımı yapan mükellefler 2011 ila 2015 arası defter kayıt ve belgelerini 5 yıllık saklama ve ibraz süreleri içerisinde saklayacaklardır. Matrah  ve vergi arttırımı yapılan defter ve belgeler arşivde saklanacaktır. Başka bir ifade ile çöpe yollanmayacaktır. 

5-
Matrah ve vergi arttırımı yapan mükellefler VUK 359 mad. kapsamında bir suça maruz kalmış iseler, kendileri hakkında sahte fatura düzenleme VİR mevcut ise bu durumda yapılan matrah arttırımı vergi dairesince düzeltme fişi ile düzeltilir. Tahakkuk işlemleri terkin edilir. Mükellefin buna karşı vergi mahkemesinde dava açma olanağı mevcuttur. Çünkü mükellefin bilgisi dışında karşıdan vergi tekniği raporuna istinaden bazen bu konuda kamu davası açılmış olabilir. Veya mükellefin tarh ve işlem dosyasında bilgisi dışında düzenleyici VTR olabilir. 

6-
Artırılan matrah  tutarları, yasada yer alan  minimum matrah  tutarlarından  düşük olamayacaktır.  

7-
Defter kayıt  ve belgeleri yok edenler veya defter  sahifelerini yok ederek yerine  başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl  veya suretlerini tamamen veya kısmen  sahte olarak düzenleyenler  matrah/vergi artırım  hükümlerinden  yararlanmayacaklardır.  

8-
Özel esaslardan çıkabilmek için mutlak surette 2011-2015 yılları için KDV matrah arttırımı da yapılmalıdır. Bu örnekte mükellefin hangi yıl için özel esaslarda gözüküyor ise sadece o yıl örneğin; 2015 yılı matrah arttırımı yapılmalıdır.
9-Mükelleflerin matrah arttırımı yaptığı yıllarla ilgili sahte fatura kullanımı veya düzenlenmesi gibi fiilleri mevcut ise idare bu durumu tespit etmeden VİR düzenlemeden matrah arttırımının yapılması halinde vergi suçu ortadan kalkar. Başka bir ifade ile vergi incelemesi henüz yapılmadığı için vergi müfettişi Cumhuriyet Savcılığı nezdinde VUK mad. 359 hükmüne göre suç duyurusunda bulunamayacaktır. Yasanın yürürlüğe girmesinden yani 19/8/2016 tarihinden  önce  devam eden vergi incelemelerinin kısa zamanda sonuçlandırılarak rapora bağlanması zorunludur. Yasaya göre bu gibi incelemelerin 30 gün içinde sonuçlandırılması gerekecektir.(mad. 5/7 ) Yine yasanın yayınlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren 30 gün içerisinde neticelendirilemeyen vergi incelemeleri kadük olur. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma istemleri dikkate alınmaz. 

10-
213 sayılı VUK mad. 359/b fıkrasındaki defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sayfalarını yok ederek yerine başka yaprak koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler bu maddenin bir, iki ve üç fıkra hükümlerinden faydalanamazlar. Bu konuda ayrıca idarede vergi inceleme raporu (VİR) mevcut olması zorunludur.

11-
Evvelce sahte fatura kullanımı nedeni ile Asliye Ceza Mahkemesinde hakkında dava açılmış mükellefler açısından bunların önceden yapılmış cezalı tarhiyatları nedeni ile vergi mahkemesindeki devam eden davaları iş bu af yasasının mad. 3 hükmüne göre davalardan vazgeçilip yasada belirtilen süreler içinde ödemeleri yapılmalıdır. Yapılan ödemeler ile yasadan yararlandığına ilişkin mükellefin bütün belge ve bilgileri Asliye Ceza Mahkemesine sunulması ve ödemelerin tümüyle gerçekleştiğini ceza dosyasına ibraz etmesi yararlı olacaktır. Çünkü, Asliye ceza Mahkemesindeki dosyayla Vergi Mahkemesindeki sonuçlanan af yasası kaynaklı ilişkiler irtibatlandırılmalıdır. 

12-
Sonuç olarak, yürürlüğe giren 6736 sayılı af yasasına göre sahte belge kullananlar matrah ve vergi arttırımından faydalanabilecektir. Ancak, vergi yasaları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz zorunluluğu bulunan defter kayıt ve belgeleri yok edenler, defter sayfalarını yok ederek yerine başka yaprak koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak tanzim edenler matrah ve vergi arttırımından yararlanamazlar. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi bu konuda idarenin elinde mutlak surette VTR bulunması zorunludur. 

13-
Mükelleflerin  artırdıkları  tutarlar;

       a. 
İnceleme sonucu ulaşılan  matrah farkından  az ise, aradaki fark üzerinden   mükellef hakkında  vergi tarhiyatı yapılır.  Ancak, mükellefin talep etmesi halinde  bu kanunun inceleme ve tarhiyat  safhasında bulunan  işlemler  başlıklı  4.maddesindeki  hükümlerden  yararlanarak  ödeme yapabilirler.

       b. 
İnceleme sonucu  erişilen matrah  farkından  daha çok  veya eşit ise,  mükellef hakkında ayrıca vergi  tarhiyatı yapılmaz.  Ve ceza uygulanmaz. 

14-
Matrah  ve vergi artırımı 31.10.2016 tarihine kadar  yapılmalıdır.  Bu  sürenin   yaklaşması dolayısıyla ve yasanın   yürürlüğe girdiği  19.8.2016 tarihi  dikkate alındığında ve araya  kurban bayramının  girmesi  nedeniyle  yaklaşık  2 hafta gibi  bir süre  boşa geçmiştir.  Dolayısıyla  Maliye Bakanlığının  bu  durumu  dikkate alıp 6736 sayılı yasanın 2,3,4,5 md hükümlerini 30 KASIM 2016 tarihine kadar  UZATMASINDA yarar görülmektedir.  Çünkü gerek  mali müşavirler, gerekse  vergi mükellefleri  bu  zaman  zarfında işlerini  tam  anlamıyla bitirememiştir.  Diğer yandan  vergi  idaresi  ve özverili çalışan  personeli  yasanın  uygulaması  ile ilgili  süre açısından  sıkışmış  durumdadır.


Mustafa Alpaslan

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/mustafaalpaslan/0281/

Devamını Oku…

11 Ekim 2016 Salı

Vergi Daireleri Resen Terk İşlemini Neden Yapmamakta Israr Eder?

Uygulamada resen terk işlemleri vergi daireleri tarafından zamanında yerine getirilmesi gereken önemli bir konudur. Resen terk uygulaması, vergi daireleri tarafından zamanında yerine getirilmediğini sıklıkla görmekteyiz. Esasında bir mükellefin üst üste iki dönem aylık KDV beyannamesini vermemesi halinde bu uygulama vergi daireleri tarafından otomatik olarak yerine getirilecektir. Üst üste verilmeyen beyannameler nedeniyle bazen 1 veya 2 yıl hatta 3 yıl için mükelleflere astronomik rakamlara varan özel usulsüzlük cezaları kesilerek tebliğ edilmektedir. 

Yaşanan bir olayda 5 yıldır gayri faal olan bir limited şirketi yaklaşık 125.000.00 TL özel usulsüzlük cezası kesildiği, bu cezaların 5 yıl için KDV , muhtasar , kurum , kurum geçici, BA-BS formları , yıllık bildirimler verilmediği iddialarıyla yaklaşık 125.000.00 TL özel usulsüzlük cezası tarh ve tebliğ edilmiştir. 

Burada sorun kimde ? 

Vergi daireleri kendilerine verilen görevleri noksansız olarak yerine getirme ve mükellefin resen terk sistemine göre vergi kaydını kapatmak zorundadır. bu zorunluluk 213 sayılı VUK’un 160 md. amir hükmü olup, konuyla ilgili olarak yayımlanan resen terk iç genelgesi de ayrı bir yan düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci mevzuat mahiyeti taşıyan, 21.12.2004 gün ve 2004/13 sayılı resen terk iç genelgesi doğru bir şekilde uygulandığı takdirde hiçbir mükellefin mağdur olması söz konusu olamaz.  

Vergi hukuku uygulamasında ikincil mevzuat mahiyeti taşıyan tüzük , yönetmelik, iç genelgeler, muktezalar önemli bir hukuki yardımcı kaynaklardır. Vergi uygulamasının giderek karmaşık ve kompleks bir yapı alması dolayısıyla gerek uygulayıcılar , gerek mali müşavirler ve gerekse Maliye Bakanlığı gelir uzmanları tereddüt yaşamaktadırlar. Çoğu zaman bilinen bir malum konuda dahi vergiciler arasında birkaç farklı görüş ortaya çıkarak yorum yapılabilmektedir. Geldiğimiz noktada idarenin 20-30 yıldır süren belli problemleri artık bir çözüme kavuşturması zorunlu hale gelmiştir. 

Sonuç olarak, üst üste 2 dönem KDV beyannamesi vermeyen bir mükellef için vergi dairesi derhal yoklama yapıp , bu fişe göre VEDOP ekran kaydını resen terk sistemine göre kapatması şarttır. Aylık KDV , muhtasar, geçici vergi beyannamelerinin verilmemesi nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezaları fahiş meblağlara erişmektedir. Aynı durum BA-BS formları açısından da geçerlidir. Gelir idaresi başkanlığının her yıl yayınladığı yıllık faaliyet raporlarında artık bu konulara da yer verip “resen terk sistemi” ni daha aktif hale getirip uygulaması artık kaçınılmaz bir hal almıştır. 

Yargıya intikal eden benzeri bir ihtilaf hakkında İzmir 3.Vergi Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar çok anlamlıdır. Kararın hüküm fıkrasında kısa şöyle denilmektedir; 

“Vergi Usul Kanunu ve bu Kanun’un verdiği yetkiye istinaden Maliye Bakanlığı tarafından düzenlenen İç Genelgeye uygun hareket etmeyen davalı idarenin, resen terk işlemini zamanında yapmaması nedeniyle …..  dönem beyannamelerini dönemlerinde faal olmadığı halde mükellefiyet kaydı ve terkin işlemleri yapılmaması sonucu davacı adına elektronik ortamda bildirim ve beyanname vermemesinden dolayı 213 sayılı yasanın mükerrer 355. Maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”[1]

Görüldüğü gibi idare üst üste 2 ay KDV beyannamesini vermeyen mükellefin vergi kaydını kapatmak zorundadır. Daha sonra mükellefin işe başladığı tespit edilmesi halinde yeniden vergi kaydının açılması gerekecektir. [2]

[1] İzmir 3.Vergi Mahkemesi’nin vermiş olduğu 02.12.2014 gün ve E: 2014/37 – K: 2014/1927 sayılı karar

[2] ALPASLAN Nazlı Gaye, Vergi İhtilafları ile İlgili Makale, Yorum ve İncelemeler, İzmir-2015  S: 45





Devamını Oku…

7 Ekim 2016 Cuma

Düzeltme Beyannamelerinden Damga Vergisi Alınmayacak

1 - GİRİŞ

Bilindiği üzere, 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla[1] 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun[2] bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişikliklerin uygulamasına ilişkin Maliye Bakanlığı, 60 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliğini[3] yayımlamıştır.

Bu yazımızda,  6728 sayılı Kanunla, Damga Vergisi Kanunda yapılan değişikliklerin uygulamasına ilişkin usul ve esaslara değinilecektir.

2 - DAMGA VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6728 sayılı Kanunla, Damga Vergisi Kanunda yapılan değişiklikle,
-Bir nüshandan fazla düzenlenen kağıtlardan yalnızca bir nüshası vergiye tabi olacak,
-Aynı kâğıtta birden fazla adi kefil ve garantör bulunması durumunda yalnız bir kefalet ve bir garanti taahhüdü için damga vergisi hesaplanacak,
-Aynı kağıtta asıl akit ve işlemle birlikte yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerden damga vergisi alınmayacak,
-Azami tutardan vergi alınan sözleşmeler, sadece bedelin artırılmasını nedeniyle yeni bir kağıt düzenlenmesi halinde, tekrar damga vergisi alınmayacak,
-Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihalenin iptali nedeniyle, ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden damga vergisi iade olunacak, ancak, sözleşmeye ait damga vergisi iade edilmeyecek,
-Kanuni süresinde düzeltme amacıyla verilen vergi beyannamelerinden damga vergisi alınmayacak,
-6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan kiralayanlar ile finansal kiralama konusu malların tedarikçileri arasında imzalanan sözleşmeler ve bunların teminatına ilişkin düzenlenen kağıtlar da istisna kapsamına alınmış olup söz konusu kağıtlardan damga vergisi alınmayacaktır.
Ayrıca, Yapılan düzenleme ile, Damga Vergisi Kanununun istisna hükümlerinin yer aldığı  II Sayılı Listesinde değişiklikler yapılmıştır.



2.1 - Nüshalarda Damga Vergisi Uygulaması
Damga Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin 1 fıkrasının 1 cümlesi, “Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtlardan, maktu vergiye tabi olanların her bir nüshası ayrı ayrı aynı miktarda; nispi vergiye tabi olanların ise sadece bir nüshası damga vergisine tabidir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Düzenleme öncesi, gerek nispi gerekse maktu damga vergisine tabi kağıtlar, nüsha sayısına göre ayrı ayrı aynı nispet ve miktarda damga vergisine tabi tutulmaktaydı.
Yapılan düzenleme sonrası, birden fazla nüsha olarak düzenlenen nispi vergiye tabi kağıtlarda sadece tek nüsha üzerinden damga vergisi hesaplanacaktır.
Maktu damga vergisine tabi kağıtlarda ise her bir nüshadan ayrı ayrı aynı miktarda vergi alınması uygulamasına devam edilecektir.



2.2 - Bir Kağıtta Üçüncü Kişinin Akdinin Bulunması
Kanunun 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrası, aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Ancak bu akit ve işlemlere asıl işlemin akitlerinden başka bir şahsın eklenen akit ve işlemi de ayrıca vergiye tabidir. Şu kadar ki; bir kağıt üzerinde birden fazla adi kefalet ve garanti taahhüdü bulunması halinde, ayrı ayrı olmak üzere bunlardan yalnızca birinden damga vergisi alınır.”
Buna göre, aynı kâğıtta asıl akit ve işlem yanında birden fazla adi kefil ve garantör bulunması durumunda, asıl akit yanında yalnız bir kefalet ve bir garanti taahhüdü için damga vergisi hesaplanacaktır.



2.3 - Bir Kağıtta Birden Fazla Akit Ve İşlem Bulunması
Kanunun 6’ncı maddesinin sonuna, “Pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça damga vergisi alınmaz.” şeklinde fıkra eklenmiştir.
Buna göre, asıl akit ve işlemle birlikte aynı kağıtta yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerden damga vergisi alınmayacak, damga vergisi asıl akit konusu işlem üzerinden alınacaktır. Ancak söz konusu taahhütler, ayrı bir kağıtta düzenlenmesi ve başlı başına bir sözleşmeye konu olması durumunda damga vergisine konu teşkil edecektir.



2.4 - Azami Tutardan Vergi Alınması Uygulaması
Kanunun 14’üncü maddesinin 2. fıkrasının 1. Cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktar aynı nispette vergiye tabidir. Birinci fıkraya göre azami tutardan vergi alınan mukavelenamelerin, diğer hükümlerinde değişiklik olmaksızın sadece bedelinin artması durumunda, artan bedele ilişkin bu hüküm uygulanmaz. Bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır.”
Buna göre, azami tutardan vergi alınan sözleşmelere ilişkin olarak, sözleşmenin diğer hükümlerinde değişiklik olmaksızın sadece bedelin artırılmasına dair yeni bir kağıt düzenlenmesi halinde, değişikliğe ilişkin bu kağıt için artan bedel nedeniyle tekrar damga vergisi alınmayacaktır.
Öte yandan, sözleşmelerin bedeli dışında ilave iş ve miktar gibi unsurlarının da değiştirilmesi halinde, değişikliğe ilişkin artan tutardan ayrıca damga vergisi alınacaktır.



3 - DAMGA VERGİSİ KANUNUNA EKLİ (1) SAYILI TABLODA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

3.1 - Tabloya Yeni Sözleşme Türleri Eklenmesi
6728 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I. Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün “A. Belli parayı ihtiva eden kağıtlar” başlıklı fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
“7. Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlara ilişkin ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmeleri (yatırım taahhüdü bulunanlar dâhil ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni süresine göre bulunacak bedel üzerinden) (Binde 9,48)
8. Resmî şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri (Binde 9,48)
9. Resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmeler (Binde 9,48)
10. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen:
a) Taksitle satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
b) Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
c) Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri  (Binde 9,48)
ç) Paket tur sözleşmeleri (Binde 9,48)
d) Abonelik sözleşmeleri (Binde 9,48)
e) Mesafeli satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
11. 7/6/2012 tarihli ve 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu kapsamında düzenlenen turist rehberliğine ilişkin sözleşmeler (Binde 9,48)
12. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen:
a) Toptan elektrik satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
b) Perakende elektrik satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
13. 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu kapsamında
düzenlenen:
a) Toptan doğal gaz satışına ilişkin sözleşmeler (Binde 9,48)
b) Tüketicilere doğal gaz satışına ilişkin sözleşmeler (Binde 9,48)”
Düzenleme yapılmadan önce, Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablodaki belli parayı ihtiva eden nispi vergiye tabi akitlerle ilgili kağıtlar 6 bent halinde ayrıştırılmışken yapılan düzenleme ile bölüme, bazı işlemlere ilişkin sözleşme türleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen farklı sözleşme türleri ilave edilmiştir.
Kanuna ekli (1) sayılı tabloda ayrıca belirtilen sözleşmeler dışındaki belli para ihtiva eden sözleşmeler, söz konusu tablonun I/A-1 fıkrası uyarınca vergilendirilecektir.
Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yer alan kağıtlardan manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgelerde, belgenin güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle düzenlendiği anda damga vergisini doğuran olay meydana gelmektedir. Örneğin, elektronik ortamda oluşturulan ve belli parayı ihtiva eden mesafeli sözleşmeler, taraflarca 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununda tanımlanan güvenli elektronik imza ile imzalanmaları halinde damga vergisine tabi olacak, aksi durumda damga vergisine konu teşkil etmeyecektir.



3.2 - İhale Kararlarına İlişkin Damga Vergisi Uygulaması
6728 sayılı Kanunla, Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “II.Kararlar ve mazbatalar” başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasına “(4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlara şikayet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi halinde, bu ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden damga vergisi ret ve iade olunur. Sözleşmenin düzenlenmiş olması durumunda sözleşmeye ilişkin damga vergisi ret ve iade edilmez.)” hüküm eklenmiştir.
Yapılan düzenleme sonrasında, Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihale makamı olan kurum ve kuruluşlara şikayet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi nedeniyle hükmünden kısmen veya tamamen yararlanılmayan ihale kararına ait damga vergisi ret ve iade edilecektir.
Ancak, söz konusu ihale konusu işlerde sözleşme düzenlenmiş olması durumunda, sözleşmeye konu işin iptali halinde dahi sözleşmeye ait damga vergisinin iade edilmeyeceği hususuna açıklık getirilmiştir

3.3 - Düzeltme Amacıyla Verilen Vergi Beyannamelerine İlişkin Damga Vergisi
6728 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar” başlıklı bölümünün “2.Beyannameler” başlıklı fıkrasının (b) bendine, “Vergi beyannameleri:” ibaresinden sonra gelmek üzere “((f) bendi dahil olmak üzere, beyanname verme süresi içerisinde düzeltme amacıyla verilen beyannameler hariç)” şeklinde parantez içi hüküm eklenmiştir.
Buna göre, aylık prim ve hizmet belgesi ile muhtasar beyannamenin birleştirilerek verilmesiyle oluşturulan beyannameler dahil, kanuni süresinde düzeltme amacıyla verilen vergi beyannamelerinden damga vergisi alınmayacaktır.



4 - DAMGA VERGİSİ KANUNUNA EKLİ (2) SAYILI TABLODA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

İstisnalara İlişkin Düzenlemeler
Yapılan değişiklikle aşağıda belirtilen sözleşme, kağıt ve taahhütler damga vergisi istisnası kapsamına alınmıştır.
-Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketler ile yatırım fonlarının kuruluşlarına, pay devirlerine, sermaye artırımlarına ve süre uzatımlarına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar,
- Okul idareleri ile öğrenciler veya veliler arasında düzenlenen sözleşmeler,
-Sigorta sözleşmeleri dışındaki kağıtlar da asıl akit ve işlemle birlikte yer alan belli parayı ihtiva eden sigorta yaptırma taahhütleri ile bireysel emeklilik, gruba bağlı bireysel emeklilik, işveren grup emeklilik sözleşmeleri,
-6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bankaların yanı sıra aracı kurumların taraf olduğu ya da bunlar aracılığıyla yapılan söz konusu fıkra kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlar,
-Finansman şirketlerince kullandırılan kredilerin devrine ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Gayrimenkul yatırım fonlarının münhasıran gayrimenkul portföylerine ilişkin alım satım sözleşmeleri ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmeler,
-Damga vergisinden istisna olan kira sözleşmelerindeki kefalet şerhleri ve teminat taahhütleri,
-Sahipliğe dayalı kira sertifikasının yanı sıra Sermeye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen yönetim sözleşmesine, vadeli alım satım dahil alım satıma, ortaklığa, eser sözleşmesine dayalı farklı kira sertifikası türlerine göre düzenlenen kâğıtlar ve kira sertifikaları ödemeleri ile bunların teminatlarına ilişkin olarak düzenlenen her türlü kâğıtlar,
-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarına ilişkin olarak Yatırım Teşvik Belgesi sahibi yatırımcılarla bu malların üreticileri ve tedarikçileri arasında düzenlenen kağıtlar,
-Münhasıran yatırım döneminde Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki yatırıma yönelik gayri maddi hakların kiralanması ve satın alınmasına ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki sabit kıymet yatırımlarının imal ve inşasına yönelik düzenlenen sözleşmeler, taahhütnameler, teminatlar ve bu mahiyetteki kağıtlar,
-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki yatırımlara yönelik danışmanlık ve teknik müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Devlet yardımları hakkında kararlarla belirlenen yüksek ve orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin imalatına ilişkin olarak imalatçılar ile tedarikçileri arasında mal ve hizmet alımı nedeniyle düzenlenen kağıtlar,
-4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve aynı Kanunun uygulamasına ilişkin yayımlanan genel tebliğler ile düzenlenme zorunluluğu getirilen taahhütnameler,
-6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme hizmeti sağlayıcısı ile ödeme hizmeti kullanıcısı arasında düzenlenen tek seferlik ödeme sözleşmeler,
-Binalarda ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik olarak düzenlenen kağıtlar ile 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere yeni makine ve teçhizat alımına yönelik düzenlenen kağıtlar,
-Ürünlerin yurt dışında tanıtım ve pazarlamasını sağlamak amacıyla, miktarı ticari teamüllere uygun örnek ürünler, tanıtım malzemeleri veya promosyon amaçlı ürünlerin bedelsiz ihracatına ilişkin düzenlenen kağıtlar ile yurt dışındaki fuarlara katılım amacıyla düzenlenen kağıtlar,
-Ülkemiz tersanelerinde her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının inşası, yenileme ve dönüşümü ile bakım ve onarımına ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının münhasıran girişim sermayesi yatırımları ile ilgili düzenlenen sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin düzenlenen diğer kağıtlar,
-Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının kredili alımı, açığa satışı ve ödünç alma ve verme işlemleri ile ilgili olarak aracı kurumlar ile yatırımcılar arasında düzenlenecek sözleşmeler,
-İleri teknolojiye sahip ve teknoloji transferi sağlayacak yurt dışında yerleşik şirketlerin satın alınmasına ilişkin düzenlenen kağıtlar ile bu alımlara yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmet alımına ilişkin düzenlenen kağıtlar.

İbrahim Ercan



[1] 9/8/2016 tarih ve 29796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
[2] 11/7/1964 tarih ve 11751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
[3] 28/9/2016 tarih ve 29482 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Devamını Oku…

29 Eylül 2016 Perşembe

Genel Sağlık Sigortası Çıkmazı

Değerli okuyucularımız, bilindiği üzere Genel sağlık sigortası primi Türkiye’de oldukça geniş kitleleri ilgilendirmekte ve her yıl hatta her ay yeni bir uygulama ile gündemdeki yerini korumaya devam etmektedir. Bu yazımızda Genel sağlık sigortası uygulamasında ki süreçlerden bahsedeceğiz. 

İlk olarak Genel sağlık sigortası primi uygulaması yeşil kartın tedavülden kalkması sonucu her Türkiye vatandaşını ilgilendiren bir sorun ve çıkmaz olmuştur. Özellikle de üniversite hastanelerinin Sağlık Bakanlığına bağlanması sonucu üniversite öğrencilerinin durumu da soru işareti olarak kalmaktaydı. Ancak SGK buna da bir çözüm buldu ve bu çözüm de geçici olarak uygulamaya sokuldu. Öncelikle çalışmayan herkes Kaymakamlıklara gidip gelir testine tabi oldu ve çıkan sonuçlara göre prim tahakkuk ettirildi. Tahakkuk ettirilen primleri ödeyenler devlet hastanelerinden hizmet almaya devam edebilmişken ödemeyenler hem hastane hizmetlerinden faydalanamadı hem de kendilerine borç tahakkuk ettirildi. 

Bu tür uygulamalar halk tarafından geniş tepki toplayınca bu tür uygulamadan vazgeçildi ve 25 yaşın altında olanların GSS borçları faizleri ile silindi ve hastanelerden hizmet alabilmelerine olanak sağlandı. Ancak bu zamana kadar ödenen GSS primleri de iade edilmedi.

 6736 Sayılı Yasa ile GSS prim borcu bulunanlara olanak sağlandı. Ancak bu kanun genel itibarla ödemelerini düzenli olarak yapanların haklarını korumaya çalışması nedeniyle gecikme zam/faizlerin %50’si silindi. Kalak borcun da defaten,6,9,12 ve 18 eşit taksitte ödeme imkanı sunuldu. (Kanunun yayım tarihi 19.08.2016’dır.) Taksitlerle ödenmek istenildiğinde de katsayı farkı ekleneceği de belirtildi.

Şimdi SGK kendi Yasasına istinaden SADECE GSS borçlarını 31.01.2017 tarihine kadar başvurulması kaydıyla gecikme faizi/zammını kaldırmak ve borcun aslını ödemek kaydıyla defaten veya 12 eşit taksitte ödeme imkanı getirdi. 12 eşit taksitte ödenmek istenildiğinde de herhangi bir katsayı farkı eklenmeyeceği de borcun tahsilinde kolaylık sağladığı da aşikardır.

İşte bu yazımızda GSS prim ve uygulamalarında son durum değerlendirilmiştir. Öncelikle bağlı bulunulan Kaymakamlığa gidilip gelir testi yapılması da unutulmamalıdır.

Boran Turhan

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/boranturhan/001/

Devamını Oku…

14 Eylül 2016 Çarşamba

Hangi Konutların Tesliminde KDV Oranı Düşmüştür?

Değerli okurlarımız bilindiği üzere, 24.12.2012 tarihli ve 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile (1 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştır) büyükşehirlerde yapılan konutlarda KDV oranı değiştirilmişti. 08.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile konut teslimlerinde KDV oranı 01 Nisan 2017 tarihine kadar yeniden belirlendi. Bu yazımızda konut teslimlerinde KDV oranı ne idi ve son durumda ne oldu konusunu ele alacağız.

2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile, net alanı 150 m2'ye kadar olan konutlardan;
-216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde, (6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın Emlak Vergisi Kanununa göre tespit edilen arsa birim m2 değeri,
-Beş yüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde oran % 8,
-Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde oran %18 olarak uygulanacaktır.

BU KARAR İLE GETİRİLEN YENİLİKLER NELER OLMUŞTU?

-Öncelikle belirtelim ki, bu karar öncesi 150 m2'nin altındaki tüm konutların teslimi %1 oranında KDV'ye tabi idi. Bu kararla birlikte, büyükşehir belediyesi sınırları içindeki teslimlerde %1 olarak uygulanan bu oran %8 ve %18'e yükseltilmişti. Büyükşehir sayılmayan yerlerde ise yine 150 m2'nin altındaki konutların teslimleri %1 KDV'ye tabi olmaya devam ediyordu. Karar sonrası sanki tüm konut teslimlerinde oran %18 oldu gibi algılandı ama gerçekte sadece büyükşehir belediyesi sınırları içinde bu oran değişmişti.
-Büyükşehir belediyesi sınırları içinde arsanın birim m2 değeri 500 ile 1000 Türk Lirası olan (1000 Türk Lirası hariç) konutlarda KDV oranı %8'e yükseltilmiş olmuştu. Konutun kendisinin kaç metrekare olduğunun önemi bulunmamakta idi. Bunun anlamı 1.000 m2'lik bir arsanın değerinin 500.000.-TL ile 999.999.-TL arasında olması demektir. 1.000 m2'lik arsanın değeri örneğin 499.999.-TL ise 150 m2'nin altında konut tesliminde oran %1 olacaktır. 500.000.-TL ile 999.999.-TL arasında ise oran %8 olacaktır.
-Büyükşehir belediyesi sınırları içinde arsanın birim m2 değeri 1000 Türk Lirası ve üzeri olan konutlarda KDV oranı konutun büyüklüğü dikkate alınmaksızın %18'e yükseltilmiş olmuştu. Bu durumda 1.000 m2'lik bir arsanın değeri 1.000.000.-TL ve üzerinde ise üzerine yapılan konutların tesliminde KDV oranı her durumda yani konutun büyüklüğüne bakılmaksızın %18'e yükseltilmişti.
-Tabi ki bu durumun istisnası da getirilmişti. İstisnadan kasıt ise, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerlerde KDV oranlarının eskiden olduğu gibi 150 m2'nin altındaki konutların tesliminde KDV oranının %1 ve 150 m2'nin üstündeki konutların tesliminde KDV oranının %18 olarak uygulanmaya devam edilecek olması idi.

SON BKK İLE GETİRİLEN YENİLİK NE OLMUŞTUR?

2016/9153 sayılı BKK ile 24.12.2007 tarih ve 2007/13033 sayılı BKK’na Geçici 2’nci madde eklenmiştir. Buna göre, yukarıda açıkladığımız üzere teslimleri %18’e tabi olan konutların tesliminde KDV oranı 01.04.2017 tarihine kadar %18 olarak değil, %8 olarak uygulanacaktır.
Toplamak gerekirse, büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ve diğer şehirlerde ise 150 m2 üzerinde olan konut teslimlerinde %18 olarak uygulanan KDV oranı 01.04.2017 tarihine kadar %8 olarak uygulanacaktır.

Ekrem Öncü

Devamını Oku…

12 Ağustos 2016 Cuma

Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Hk. Bazı Yasalarda Yapılan Düzenlemeler Neler Getiriyor?

Bilindiği gibi, 9.8.2016 gün ve 29796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı yasa ekonomik alanda ve mali mevzuatta köklü düzenlemeler yapmıştır. Bu yasanın bazı hükümleri 9.8.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bazı hükümleri ise, 31.12.2017 tarihinde bazı hükümleri ise özellikle SGK ile ilgili 102.maddesi hükmü 1.1.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

6728 sayılı yasa muhtelif yasalarda değişiklikler getirmiştir. Özellikle vergi mevzuatı alanında bazı kolaylık ve indirimler içeren ve toplumun önemli bir kesimini ilgilendiren hükümlerin ana başlıklarını sizlerle aşağıda paylaşmak istiyoruz. 


1)
 
Çek yasası ile ilgili önemli düzenlemeler yapılmış olup, karşılıksız çeke önce idari para cezası bilahare hapis cezası getirilmiştir. 


2) 
İş adamlarına belli kriterlere göre özellikle ihracatçılar için özel pasaport getirilmesi ve 2 yıl süre ile hususi damgalı pasaport verilmesi kolaylığı sağlanmıştır. 


3) 
Sigorta şirketlerine iptal edilen poliçelerle ilgili bazı önemli kolaylıklar getirilmiştir. 


4) 
GVK’nun 89.maddesinin 1/13 bendine göre ve ayrıca 5520 sayılı KVK’nun 10/1-g hükmüne göre yurtdışına hizmet veren işletmelerde önemli vergi indirimleri getirilmiştir. 


5) 
İflas erteleme talepleri konusunda bazı kısıtlamalar getirilmiştir. 


6) 
Özellikle inşaat ve taahhüt sektörünü ilgilendiren konularda düzenlenen sözleşmeler, akitler, kağıtlar alanında önemli kolaylıklar ve önceden mükerrer damga vergisi alınan işlemler ile ilgili daha gerçekçi hale getirilmiştir.


7) 
Muhtasar ve SGK bildirimleri tek belge üzerinde toplanmıştır. 


8) 
E-beyan bildirim ve formlarla ilgili ceza kesilmesi ile ilgili kurallar yumuşatılmış ve ilave 3 günlük süre ve 1/10 indirim uygulaması getirilmiştir. 


9) 
VUK md.370 hükmü izaha davet başlığı altında yeniden düzenlenmiş olup mükelleflere açıklama yapma olanakları genişletilmiştir. 


10)  
İhracatla ilgili düzenlenen kağıtlar, formlar ve belgelerde damga vergisi yükleri aşağı çekilmiştir.

 
11)
  
Şirket kuruluşları ile ilgili önceden noterde yapılan işlemler bu defa ticaret sicil memurluğu huzurunda yapılması uygulamasına geçilmiştir. Böylelikle şirket kurulum maliyetleri ucuzlatılmıştır. 


12)  
Teşvik belgeli yatırımlarda arsa vergisi ve bina vergisi istisnası 5 yıl olarak belirlenmiştir. Böylece teşvik belgeli yatırımlarda belediyelere ödenecek olan emlak vergisi 5 yıl ödenmeyecektir. 


13)  
Tüccarlar arasında tapuda yapılacak ipotek tesis işlemlerinde harçlar önemli ölçüde azaltılmıştır. 


14)  
Özellikle menkul kıymetlerin bankalar ve diğer kurumlarda teminat olarak kabul edilmesi prensibi getirilmiştir. 


15)  
Özellikle kamu kurumları arasındaki eşgüdümlü çalışma ilkesi kayıtdışı istihdamın çözümlenmesi ve reel ücretin kavranması ile ilgili tespitlerde bütün kurumların yetkililerinin tespit raporları dikkate alınarak işlem tesisi yönüne gidilmektedir. 


16)  
5520 sayılı KVK’nun 5.maddesinin 1/e bendinin 1.paragrafında yer alan parantez içi hüküm yürürlükten kaldırılmış. Maddeye yeni bir hüküm eklenerek devir veya bölünme suretiyle alına gayrimenkuller açısından süre yönünden geçmişe yönelik önemli kolaylıklar getirilmiştir. 


17)  
5520 sayılı KVK’nun 13.maddesinin 2,4 md hükümlerine özellikle ilişkili kişiler ve işlemler açısından önemli hükümler eklenmiştir. 


18)  
5746 sayılı ar-ge ile ilgili yasaya 3.maddesinden sonra gelmek üzere 3/a hükmü eklenmiştir. 


19)  
5941 sayılı çek yasası hükümlerine göre önemli düzenlemeler yapılmıştır. Çek hesabın sahibi yönünden mersis no, çek hesabı sahibi ile düzenleyen kimselerin farklı olması halinde TC kimlik noları gösterilmesi ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 


20)  
6102 sayılı yasada bazı düzenlemeler yapılarak ticari işlemlerde ve şirket kurulması ile ilgili aşamalarda noterlerin yetkileri ve işlemleri sınırlandırılmış olup, bu işlemler ticaret sicil memurluğu huzurunda gerçekleştirilecektir. 


21)  
Şirket tasfiyeleri ile ilgili 1 yıllık süre 6 aya çekilmiştir. 


22)  
Eski yıllara ait ilgili kurumlara verilen teminat mektupları 10 yıl geçmişse bu teminat mektupları iade edilecektir. Konuyla ilgili Maliye Bakanlığı’nın önümüzdeki günlerde bir tebliği yayınlanacaktır. 


23)  
6728 sayılı yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla bazı yasalarda yapılan düzenlemelerle ilgili ayrıntılı bilgiler ileriki günlerde tarafınıza ayrıntılı bir şekilde açıklanacaktır.


Mustafa Alpaslan

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/mustafaalpaslan/0276/

Devamını Oku…

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Yeni Vergi Affı İle Kasa Hesabı ve Ortaklardan Fiktif Alacaklara Af Geliyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilen yeni vergi affı kanun teklifi ile gerçek ve tüzel kişilere ait işletme kayıtlarının düzeltilmesi imkanı getirilmektedir. Buna göre; tasarının mad. 6 hükmünde kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanmaktadır.

Buna göre;
Maddenin birinci fıkrasıyla, kayıt dışı faaliyetlerin kayıt altına alınabilmesi için, işletmelerde mevcut olmasına rağmen kayıtlara yansıtılmamış emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kayıtlara intikal ettirilebilmesini sağlayacak düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi komandit şirketler dâhil) işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşların kendilerince veya bağlı oldukları meslek kuruluşlarınca tespit edilecek rayiç bedeliyle, Kanunda öngörülen süre içinde vergi dairelerine bir envanter listesi ile bildirmek suretiyle defterlerine kaydedebileceklerdir. Bu suretle gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin yasal kayıtlarının gerçek durumu yansıtır bir hale getirilmesi hedeflenmektedir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler aktiflerine kaydettikleri emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar için iki ayrı karşılık hesabı açacaklardır. Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiyesi halinde sermayenin bir unsuru olarak sayılmakta ve dolayısıyla vergilendirilmemektedir. Makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrılan karşılıklar ise birikmiş amortisman olarak kabul edilmektedir. Envantere dâhil edilen bu kıymetler üzerinden ayrıca amortisman ayrılmayacaktır. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise emtianın rayiç bedelini defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak, makine, teçhizat ve demirbaşların rayiç bedelini ise envantere kaydedeceklerdir.

Mükelleflerin ellerinde bulunan belgesiz malların kayıt altına alınması, kayıt dışı ekonominin daraltılması ve bundan böyle yaratılacak katma değer vergisinin kavranması amacıyla, bildirim konusu mallar için katma değer vergisi hesaplatılmakta ve bu verginin, sorumlu sıfatıyla beyanı sağlanmaktadır. Bu madde çerçevesinde beyan edilerek makine, teçhizat ve demirbaşlar üzerinden ödenen katma değer vergisinin, mükellefin vergiye tâbi faaliyetleri üzerinden hesaplanan vergiden indirilmesi mümkün değildir. Ancak emtia üzerinden ödenen katma değer vergisi, hesaplanan katma değer vergisinden indirilebilecektir.

Ayrıca özel tüketim vergisine tabi mallan öngörülen düzenleme kapsamında beyan eden ve bu mallara ilişkin alış belgelerini ibraz edemeyen mükelleflerin, beyan tarihindeki miktar ve emsal bedel üzerinden hesaplanan özel tüketim vergilerini de katma değer vergisine ilişkin beyanname verme süresi içinde ayrı bir beyanname ile beyan ederek ödemesi amaçlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasıyla, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin kayıtlarının daha sağlıklı hale getirilebilmesi için kayıtlarında yer aldığı halde gerçekte mevcut olmayan mallarını fatura düzenlemek ye her türlü vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal ettirebilmelerine imkân sağlanmaktadır. Diğer bir anlatımla,: faturalı olarak alınıp kayıtlara geçen ancak belge düzenlenmeksizin satılan malların halen stokta j gözükmesi nedeniyle oluşan gerçek dişilik, fatura düzenlenerek kayıt ve beyanlara hasılat olarak intikal ettirilmesi sağlanmak suretiyle düzeltilmektedir. Faturalama işlemi kayıtlarda yer alan rivaliyete, bu maliyete aynı neviden mallara ilişkin cari yıl kayıtlarına göre tespit edilen gayri safi kâr oranının uygulanması suretiyle bulunan tutarın eklenmesi suretiyle yapılacaktır. Gayri safi kâr olanının, cari yıl kayıtlarına göre tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu meslek: odasının belirleyeceği oran esas alınacaktır. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen mükelleflerin, bu Kanunda belirtilen süre içinde faturalama işlemini yapmaları ve bu faturaları yasal! kayıtlarına intikal ettirmeleri gerekmektedir. Bu fıkra hükmünün uygulanmasına ilişkin olarak geçmişe

yönelik ceza ve faiz uygulanmayacaktır. Yasal kayıtlara intikal ettirilen tutarlar, cari yıl gelir vergisi veya kurumlar vergisi matrahının hesabında dikkate alınacaktır. Ayrıca, bu tutarlar ilgili dönem katma değer vergisi beyannamesinde beyan edilecektir. Maddenin üçüncü fıkrasıyla, bilanço esasına göre defler tutan kurumlar vergisi mükelleflerinin, 31/12/2015 tarihi itibarıyla bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ile ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aynı sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarım düzeltebilmelerine imkân sağlanmaktadır. Bu kapsamda beyan edilen tutarlar üzerinden %3 oranında vergi hesaplanarak beyanname verme süresi içinde ödenmesi öngörülmektedir.
Sonuç olarak, bu kapsamda bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefi şirketlerin 31.12.2015 tarihi itibari ile düzenledikleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin ana faaliyet konusu dışındaki işlemler nedeni ile ortaklarından alacaklı bulundukları tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını belirlenen sürede vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun hale getirmeleri imkanı getirilmektedir.

Öte yandan, ayrıca işletmenin ana faaliyet konusu işlemleri nedeni ile ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarının tespitinde (131) ortaklardan alacaklar ve (231) ortaklardan alacaklar toplamından (331) ortaklara borçlar ve (431) ortaklara borçlar toplamının çıkartılması neticesinde kalan net tutarlar dikkate alınacaktır.

Bu kapsamda %3 vergi ödenmek suretiyle 31.12.2015 tarihi itibari ile defter kayıtlarında ve bilançolarda yer alan ama gerçekte olmayan nakit para veya yine gerçekte olmayan ortaklardan alacaklar %3 vergi ödenerek düzeltilecektir.

Bu konuda vergi dairesine elektronik ortamda beyanname verilerek, aftan yararlanılacaktır. Konuyla ilgili Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle beraber Maliye bakanlığı tarafından ayrıntılı genel tebliğler ile duyurular yapılacak olup, muhasebe kayıtları da söz konusu tebliğde yer verilen ilkeler doğrultusunda muhasebeleştirilecektir.

Mustafa Alpaslan

Devamını Oku…