damga vergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
damga vergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2017 Cuma

Kendiliğinden Uzayan Sözleşmelerde Damga Vergisi Hakkında

Bilindiği üzere Damga Vergisi özellik arz eden kısa bir metine sahip olmasına karşın, uygulama alanı oldukça geniş olan ve hayatımızın her safhasında ister kişiler olarak, isterse kurumlar olarak karşılaşabileceğimiz bir vergi türüdür
.
Son dönemlerde Maliye Bakanlığı öncülüğünde de yeni düzenlemelere gidilmiş suret vs. adlar adı altında mükerrer vergilendirmenin önüne geçilmesi yönünde vergide ki zorlayıcı şartlar günümüz gereklerine göre yorumlanmaya çalışılmıştır.

Şöyleki kanun metninin kısa ve öz olması yorumları da halen beraberinde getirmektedir. Dolayısı ile idare ile mükellefler ve/veya kişiler karşı karşıya gelebilmektedirler.

Öteden beri gelen ihtilaflı konulardan bir tanesi de Sözleşme içi hüküm bulunan ve kendiliğinden uzayan sözleşmelerde yeni dönemde oluşan mal ve hizmet ile sözleşmeye konu tutarlar üzerinden Damga Vergisi beyannamesi verilip verilmeyeceği konusu idi.

Doğal olarak İdare bu yönde gerçekleşen işlemlerde yeni dönem için Damga Vergisi’nin doğacağı ve tahakkuk ettirilerek ödeneceği yönünde talepte bulunmakta idi.

Damga vergisi genel olarak yazılı metinlere bağlı olarak düzenlenen akit ve sözleşmeler ile bazı değerli kâğıt ve beyannameler üzerinden alınan bir vergidir.

Mevcut sözleşmelerde tarafların sözleşme hükümlerinin, yeniden bir sözleşme düzenlenmeksizin hali hazırda düzenlenmiş bulunan sözleşmeye istinaden uzayacağı yönünde bir hüküm bulunması durumunda, yeni bir sözleşme ihdas edilmiş olmayacağından ayrıca bir Damga Vergisi beyanına gerek olmadığı yönünde kişi ve mükelleflerin talebi bulunmakta idi.

Konuya ilişkin olarak Danıştay Vergi Davaları Kurulu Damga Vergisine taraf olan kişi ve kurumlar lehine sayılabilecek bir karar vermiş bulunmaktadır.

Kurulun 2015/1054 Esas 2016/45 nolu kararında
“…………………………… sözleşmelerinin, sözleşmede yer alan hüküm gereğince süresinin kendiliğinden uzaması halinde damga vergisine tabi tutulamayacağı” beyan edilmiş bulunmaktadır.

Bu karara göre önceden düzenlenmiş bulunan kâğıdın altına veya arkasına bir boşluğa, bu kâğıdın hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin şerh konulması, yeni bir sözleşme düzenlenmesi, tarafların aktif irade beyanında bulunması halinde bu kâğıdın damga vergisine tabi olacağı;

Ancak;

-Yeni dönem için yenileme veya yenilememe ihbarında bulunulmadığı,
-Süre uzatımı için yeni bir kâğıt düzenlenmediği,
-Mevcut sözleşmeye bir şerh düşülmediği veya mektup teatisi olmadığı,
-Tarafların pasif kalmak suretiyle sözleşmenin kendiliğinden uzaması halinde damga vergisi doğmayacağı beyan edilmiştir.


Tabi burada verilen karar münferit olmasına karşın kanunun özüne atıfta bulunmakla beraber, her sözleşmenin kendine özel hükümlerinin bulunabileceği de göz önüne alınmalıdır.

Dolayısı ile süresi kendiliğinden uzayabilecek sözleşmeler düzenlenirken kişi ve mükelleflerin yukarıda bahsedilen durumların sözleşme metinlerinin de bu karar hükümleri göz önünde bulundurularak özenle düzenlenmesinde kendi istifadeleri yönünde fayda bulunmaktadır.

Abdullah Gündoğmuş





Devamını Oku…

7 Ekim 2016 Cuma

Düzeltme Beyannamelerinden Damga Vergisi Alınmayacak

1 - GİRİŞ

Bilindiği üzere, 6728 sayılı Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla[1] 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun[2] bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişikliklerin uygulamasına ilişkin Maliye Bakanlığı, 60 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliğini[3] yayımlamıştır.

Bu yazımızda,  6728 sayılı Kanunla, Damga Vergisi Kanunda yapılan değişikliklerin uygulamasına ilişkin usul ve esaslara değinilecektir.

2 - DAMGA VERGİSİ KANUNUNDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

6728 sayılı Kanunla, Damga Vergisi Kanunda yapılan değişiklikle,
-Bir nüshandan fazla düzenlenen kağıtlardan yalnızca bir nüshası vergiye tabi olacak,
-Aynı kâğıtta birden fazla adi kefil ve garantör bulunması durumunda yalnız bir kefalet ve bir garanti taahhüdü için damga vergisi hesaplanacak,
-Aynı kağıtta asıl akit ve işlemle birlikte yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerden damga vergisi alınmayacak,
-Azami tutardan vergi alınan sözleşmeler, sadece bedelin artırılmasını nedeniyle yeni bir kağıt düzenlenmesi halinde, tekrar damga vergisi alınmayacak,
-Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihalenin iptali nedeniyle, ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden damga vergisi iade olunacak, ancak, sözleşmeye ait damga vergisi iade edilmeyecek,
-Kanuni süresinde düzeltme amacıyla verilen vergi beyannamelerinden damga vergisi alınmayacak,
-6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununda tanımlanan kiralayanlar ile finansal kiralama konusu malların tedarikçileri arasında imzalanan sözleşmeler ve bunların teminatına ilişkin düzenlenen kağıtlar da istisna kapsamına alınmış olup söz konusu kağıtlardan damga vergisi alınmayacaktır.
Ayrıca, Yapılan düzenleme ile, Damga Vergisi Kanununun istisna hükümlerinin yer aldığı  II Sayılı Listesinde değişiklikler yapılmıştır.



2.1 - Nüshalarda Damga Vergisi Uygulaması
Damga Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin 1 fıkrasının 1 cümlesi, “Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtlardan, maktu vergiye tabi olanların her bir nüshası ayrı ayrı aynı miktarda; nispi vergiye tabi olanların ise sadece bir nüshası damga vergisine tabidir.” şeklinde değiştirilmiştir.
Düzenleme öncesi, gerek nispi gerekse maktu damga vergisine tabi kağıtlar, nüsha sayısına göre ayrı ayrı aynı nispet ve miktarda damga vergisine tabi tutulmaktaydı.
Yapılan düzenleme sonrası, birden fazla nüsha olarak düzenlenen nispi vergiye tabi kağıtlarda sadece tek nüsha üzerinden damga vergisi hesaplanacaktır.
Maktu damga vergisine tabi kağıtlarda ise her bir nüshadan ayrı ayrı aynı miktarda vergi alınması uygulamasına devam edilecektir.



2.2 - Bir Kağıtta Üçüncü Kişinin Akdinin Bulunması
Kanunun 6’ncı maddesinin üçüncü fıkrası, aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Ancak bu akit ve işlemlere asıl işlemin akitlerinden başka bir şahsın eklenen akit ve işlemi de ayrıca vergiye tabidir. Şu kadar ki; bir kağıt üzerinde birden fazla adi kefalet ve garanti taahhüdü bulunması halinde, ayrı ayrı olmak üzere bunlardan yalnızca birinden damga vergisi alınır.”
Buna göre, aynı kâğıtta asıl akit ve işlem yanında birden fazla adi kefil ve garantör bulunması durumunda, asıl akit yanında yalnız bir kefalet ve bir garanti taahhüdü için damga vergisi hesaplanacaktır.



2.3 - Bir Kağıtta Birden Fazla Akit Ve İşlem Bulunması
Kanunun 6’ncı maddesinin sonuna, “Pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin müeyyidesi mahiyetinde olan taahhütlerden, başlı başına bir sözleşmeye konu olmadıkça damga vergisi alınmaz.” şeklinde fıkra eklenmiştir.
Buna göre, asıl akit ve işlemle birlikte aynı kağıtta yer verilen pey akçesi, cayma tazminatı, ücret tevkifi, cezai şart gibi bir sözleşmenin yaptırımı olarak belirlenen taahhütlerden damga vergisi alınmayacak, damga vergisi asıl akit konusu işlem üzerinden alınacaktır. Ancak söz konusu taahhütler, ayrı bir kağıtta düzenlenmesi ve başlı başına bir sözleşmeye konu olması durumunda damga vergisine konu teşkil edecektir.



2.4 - Azami Tutardan Vergi Alınması Uygulaması
Kanunun 14’üncü maddesinin 2. fıkrasının 1. Cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktar aynı nispette vergiye tabidir. Birinci fıkraya göre azami tutardan vergi alınan mukavelenamelerin, diğer hükümlerinde değişiklik olmaksızın sadece bedelinin artması durumunda, artan bedele ilişkin bu hüküm uygulanmaz. Bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır.”
Buna göre, azami tutardan vergi alınan sözleşmelere ilişkin olarak, sözleşmenin diğer hükümlerinde değişiklik olmaksızın sadece bedelin artırılmasına dair yeni bir kağıt düzenlenmesi halinde, değişikliğe ilişkin bu kağıt için artan bedel nedeniyle tekrar damga vergisi alınmayacaktır.
Öte yandan, sözleşmelerin bedeli dışında ilave iş ve miktar gibi unsurlarının da değiştirilmesi halinde, değişikliğe ilişkin artan tutardan ayrıca damga vergisi alınacaktır.



3 - DAMGA VERGİSİ KANUNUNA EKLİ (1) SAYILI TABLODA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

3.1 - Tabloya Yeni Sözleşme Türleri Eklenmesi
6728 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun "I. Akitlerle ilgili kağıtlar" başlıklı bölümünün “A. Belli parayı ihtiva eden kağıtlar” başlıklı fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.
“7. Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlara ilişkin ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmeleri (yatırım taahhüdü bulunanlar dâhil ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni süresine göre bulunacak bedel üzerinden) (Binde 9,48)
8. Resmî şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri (Binde 9,48)
9. Resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmeler (Binde 9,48)
10. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen:
a) Taksitle satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
b) Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
c) Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri  (Binde 9,48)
ç) Paket tur sözleşmeleri (Binde 9,48)
d) Abonelik sözleşmeleri (Binde 9,48)
e) Mesafeli satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
11. 7/6/2012 tarihli ve 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu kapsamında düzenlenen turist rehberliğine ilişkin sözleşmeler (Binde 9,48)
12. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen:
a) Toptan elektrik satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
b) Perakende elektrik satış sözleşmeleri (Binde 9,48)
13. 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu kapsamında
düzenlenen:
a) Toptan doğal gaz satışına ilişkin sözleşmeler (Binde 9,48)
b) Tüketicilere doğal gaz satışına ilişkin sözleşmeler (Binde 9,48)”
Düzenleme yapılmadan önce, Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablodaki belli parayı ihtiva eden nispi vergiye tabi akitlerle ilgili kağıtlar 6 bent halinde ayrıştırılmışken yapılan düzenleme ile bölüme, bazı işlemlere ilişkin sözleşme türleri ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu kapsamında düzenlenen farklı sözleşme türleri ilave edilmiştir.
Kanuna ekli (1) sayılı tabloda ayrıca belirtilen sözleşmeler dışındaki belli para ihtiva eden sözleşmeler, söz konusu tablonun I/A-1 fıkrası uyarınca vergilendirilecektir.
Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yer alan kağıtlardan manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgelerde, belgenin güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle düzenlendiği anda damga vergisini doğuran olay meydana gelmektedir. Örneğin, elektronik ortamda oluşturulan ve belli parayı ihtiva eden mesafeli sözleşmeler, taraflarca 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununda tanımlanan güvenli elektronik imza ile imzalanmaları halinde damga vergisine tabi olacak, aksi durumda damga vergisine konu teşkil etmeyecektir.



3.2 - İhale Kararlarına İlişkin Damga Vergisi Uygulaması
6728 sayılı Kanunla, Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “II.Kararlar ve mazbatalar” başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasına “(4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşlara şikayet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi halinde, bu ihale kararının hükmünden yararlanılmayan kısmına isabet eden damga vergisi ret ve iade olunur. Sözleşmenin düzenlenmiş olması durumunda sözleşmeye ilişkin damga vergisi ret ve iade edilmez.)” hüküm eklenmiştir.
Yapılan düzenleme sonrasında, Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihale makamı olan kurum ve kuruluşlara şikayet veya Kamu İhale Kurumuna itirazen şikayet ya da yargı kararı üzerine ihalenin iptal edilmesi nedeniyle hükmünden kısmen veya tamamen yararlanılmayan ihale kararına ait damga vergisi ret ve iade edilecektir.
Ancak, söz konusu ihale konusu işlerde sözleşme düzenlenmiş olması durumunda, sözleşmeye konu işin iptali halinde dahi sözleşmeye ait damga vergisinin iade edilmeyeceği hususuna açıklık getirilmiştir

3.3 - Düzeltme Amacıyla Verilen Vergi Beyannamelerine İlişkin Damga Vergisi
6728 sayılı Kanunla Damga Vergisi Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “IV. Makbuzlar ve diğer kâğıtlar” başlıklı bölümünün “2.Beyannameler” başlıklı fıkrasının (b) bendine, “Vergi beyannameleri:” ibaresinden sonra gelmek üzere “((f) bendi dahil olmak üzere, beyanname verme süresi içerisinde düzeltme amacıyla verilen beyannameler hariç)” şeklinde parantez içi hüküm eklenmiştir.
Buna göre, aylık prim ve hizmet belgesi ile muhtasar beyannamenin birleştirilerek verilmesiyle oluşturulan beyannameler dahil, kanuni süresinde düzeltme amacıyla verilen vergi beyannamelerinden damga vergisi alınmayacaktır.



4 - DAMGA VERGİSİ KANUNUNA EKLİ (2) SAYILI TABLODA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

İstisnalara İlişkin Düzenlemeler
Yapılan değişiklikle aşağıda belirtilen sözleşme, kağıt ve taahhütler damga vergisi istisnası kapsamına alınmıştır.
-Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketler ile yatırım fonlarının kuruluşlarına, pay devirlerine, sermaye artırımlarına ve süre uzatımlarına ilişkin olarak düzenlenen kağıtlar,
- Okul idareleri ile öğrenciler veya veliler arasında düzenlenen sözleşmeler,
-Sigorta sözleşmeleri dışındaki kağıtlar da asıl akit ve işlemle birlikte yer alan belli parayı ihtiva eden sigorta yaptırma taahhütleri ile bireysel emeklilik, gruba bağlı bireysel emeklilik, işveren grup emeklilik sözleşmeleri,
-6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bankaların yanı sıra aracı kurumların taraf olduğu ya da bunlar aracılığıyla yapılan söz konusu fıkra kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtlar,
-Finansman şirketlerince kullandırılan kredilerin devrine ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Gayrimenkul yatırım fonlarının münhasıran gayrimenkul portföylerine ilişkin alım satım sözleşmeleri ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmeler,
-Damga vergisinden istisna olan kira sözleşmelerindeki kefalet şerhleri ve teminat taahhütleri,
-Sahipliğe dayalı kira sertifikasının yanı sıra Sermeye Piyasası Kurulu tarafından belirlenen yönetim sözleşmesine, vadeli alım satım dahil alım satıma, ortaklığa, eser sözleşmesine dayalı farklı kira sertifikası türlerine göre düzenlenen kâğıtlar ve kira sertifikaları ödemeleri ile bunların teminatlarına ilişkin olarak düzenlenen her türlü kâğıtlar,
-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yer alan yatırım mallarına ilişkin olarak Yatırım Teşvik Belgesi sahibi yatırımcılarla bu malların üreticileri ve tedarikçileri arasında düzenlenen kağıtlar,
-Münhasıran yatırım döneminde Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki yatırıma yönelik gayri maddi hakların kiralanması ve satın alınmasına ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki sabit kıymet yatırımlarının imal ve inşasına yönelik düzenlenen sözleşmeler, taahhütnameler, teminatlar ve bu mahiyetteki kağıtlar,
-Yatırım Teşvik Belgesi kapsamındaki yatırımlara yönelik danışmanlık ve teknik müşavirlik hizmetlerine ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Devlet yardımları hakkında kararlarla belirlenen yüksek ve orta-yüksek teknolojili sanayi sınıfında yer alan ürünlerin imalatına ilişkin olarak imalatçılar ile tedarikçileri arasında mal ve hizmet alımı nedeniyle düzenlenen kağıtlar,
-4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve aynı Kanunun uygulamasına ilişkin yayımlanan genel tebliğler ile düzenlenme zorunluluğu getirilen taahhütnameler,
-6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme hizmeti sağlayıcısı ile ödeme hizmeti kullanıcısı arasında düzenlenen tek seferlik ödeme sözleşmeler,
-Binalarda ısı yalıtımı ve enerji tasarrufu sağlamaya yönelik olarak düzenlenen kağıtlar ile 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz sanayi işletmelerince münhasıran imalat sanayinde kullanılmak üzere yeni makine ve teçhizat alımına yönelik düzenlenen kağıtlar,
-Ürünlerin yurt dışında tanıtım ve pazarlamasını sağlamak amacıyla, miktarı ticari teamüllere uygun örnek ürünler, tanıtım malzemeleri veya promosyon amaçlı ürünlerin bedelsiz ihracatına ilişkin düzenlenen kağıtlar ile yurt dışındaki fuarlara katılım amacıyla düzenlenen kağıtlar,
-Ülkemiz tersanelerinde her türlü gemi, yat ve diğer su araçlarının inşası, yenileme ve dönüşümü ile bakım ve onarımına ilişkin düzenlenen kağıtlar,
-Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve girişim sermayesi yatırım fonlarının münhasıran girişim sermayesi yatırımları ile ilgili düzenlenen sözleşmeler ile bu sözleşmelere ilişkin düzenlenen diğer kağıtlar,
-Sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde sermaye piyasası araçlarının kredili alımı, açığa satışı ve ödünç alma ve verme işlemleri ile ilgili olarak aracı kurumlar ile yatırımcılar arasında düzenlenecek sözleşmeler,
-İleri teknolojiye sahip ve teknoloji transferi sağlayacak yurt dışında yerleşik şirketlerin satın alınmasına ilişkin düzenlenen kağıtlar ile bu alımlara yönelik mali ve hukuki danışmanlık hizmet alımına ilişkin düzenlenen kağıtlar.

İbrahim Ercan



[1] 9/8/2016 tarih ve 29796 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
[2] 11/7/1964 tarih ve 11751 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
[3] 28/9/2016 tarih ve 29482 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

Devamını Oku…

10 Kasım 2015 Salı

Kira Süresinin Uzaması ve Damga Vergisi

Konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmeleri genellikle belirli bir süre için yapılırlar. Sözleşmelere de genellikle, süre bitiminden belli süre önce tarafların fesih bildiriminde bulunmadıkça sözleşmenin süresinin uzayacağına ilişkin hükümler konulmaktadır. Zaten Borçlar Kanunu'muzun 347/1 maddesine göre de “konut ve çatılı iş yeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş (15) gün önce bildirimde bulunmadıkça sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır”.

Buradaki onbeş günlük süre emredici niteliktedir, sözleşmenin taraflarınca kısaltılamaz ve uzatılamaz. Buradaki fesih bildiriminin yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Borçlar Kanunu'nun 348. maddesi burada yazılı şekli bir geçerlilik şartı olarak kabul etmiştir. 

Öte yandan iş yeri kira sözleşmeleri damga vergisine tabidir. Damga vergisi ödenmiş belirli süreli bir kira sözleşmesinin, kiracının pasif davranması, bir başka deyişle fesih bildiriminde bulunmaması durumunda süresinin uzaması halinde, ilave bir yıllık süreli yeni bir durumun ve kira ilişkisinin meydana geldiğinden bahisle tekrar damga vergisinin doğup doğmayacağı bir süredir tereddüt konusudur. Bu hukuksal işlemin de 

Nitekim uygulamada, “fesih veya yenilememe ihbarı bulunmaması sebebiyle izleyen yılda sözleşme süresinin kendiliğinden uzadığı, bu durum vergiyi doğuran olay açısından değerlendirildiğinde, damga vergisine konu yeni bir kağıdın, daha doğrusu kağıdın ihtiva ettiği hukuksal işlemin ortaya çıktığı, bu hukuksal işlemin de hükümlerinden yararlanılmaya devam olunan her hangi bir durumu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan kağıt niteliğinde olduğundan damga vergisine tabi tutulması gerektiği sonucuna varıldığı” şeklinde özetlediğimiz gerekçeye dayanan inceleme raporlarına, hatta yerel mahkeme kararlarına da rastlamaktayız. 

Oysa damga vergisinin doğabilmesi için öncelikle kanunda belirlenmiş bir kağıt, elektronik ortamda düzenlenmiş bir belge ya da veri olması, bu kağıt, belge ya da verinin imzalanmış olması ya da imza yerine geçecek bir işaret konmuş olması gerekmektedir. Burada kira sözleşmesi, tarafların pasif tutumundan kaynaklanmakta, imzalanan veya imza yerine geçen bir işaret konulan –süre uzatımını sağlayan- her hangi bir kağıt da söz konusu olmamaktadır. 

Damga Vergisi Kanunu'nda, vergiye tabi kâğıtların hükümlerinin yenilenmesi durumunda ise, sadece bu kâğıtların yenilenmesine ilişkin mektup şerhlerin damga vergisine tabi olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak Kanunda mektup ve/veya şerhin yasal tanımı yapılmamıştır. Şerh bir anlatım veya yorumlama, bir şeyi açıklamak amacıyla bir kâğıda yazılmış olan ifade şeklinde değerlendirilebilir. Şerh, yazılı olan, önceden düzenlenmiş bir kâğıdın, herhangi bir yerine veya boşluğuna konulabilir, hatta arkasına da yazılabilir. Kâğıdın, hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin olarak konulan şerhler, damga vergisi açısından vergiyi doğuran olayı oluşturur. Oysa burada süreyi uzatan bir yazışma veya mektup yahut şerh de yoktur. 

Bu nedenle, kiracının usulünce gönderilmiş fesih beyanının yokluğu sebebiyle süresi kendiliğinden uzayan çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, süre uzatımının damga vergisi açısından vergiyi doğuran olay olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki aynı sözleşmeyi, süre uzadı diyerekten, yeni bir sözleşme yapılmamasına veya bu konuda bir kâğıt düzenlenmemesine rağmen her yıl yeniden vergilendirmek de bir başka haksızlığı oluşturmaktadır. 

Nitekim Danıştay 9. Dairesi E. 2013/451 K. 2014/7252 sayılı ve 7.11.2014 tarihli Kararında “Olayda, davacı şirketin imzalamış olduğu alan tahsis sözleşmelerinde yer alan "yeni dönem için yenilememe ihbarında bulunulmadığı takdirde tahsis süresi, tahsis bedeli hariç olmak üzere aynı hüküm ve koşullarla (bir) yıl daha uzayacaktır" şeklindeki maddenin, mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar karşısında damga vergisine konu kâğıdın hükümlerinin yenilenmesine ilişkin kâğıda konulmuş bir şerh olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenle, sözleşmede bulunan bu hüküm gereğince süresi kendiliğinden uzayan sözleşmenin 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun aradığı anlamda damga vergisine tabi bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceği, aksi düşüncenin, verginin kanuniliği ilkesine aykırı olarak kanunda yazılı olmayan bir durumun yorum yoluyla genişletilerek vergi alınmasına yol açacağına karar vermiş ve bu gerekçeyle tarhiyatı onayan yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Bümin Doğrusöz

Kaynak: http://www.dunya.com/kira-suresinin-uzamasi-ve-damga-vergisi-162015yy.htm

Devamını Oku…

22 Ekim 2015 Perşembe

Kolay Vergi, Damga Vergisi!

Modern vergi sistemlerinde verginin kolay uygulanabilir ve kolay alınabilir olması gerekir.
Yani tüm vergilerin kolay olması gerekir.
En kolay alınan vergi de damga vergisi. Hatta biraz abartı bir kolaylıkla alınıyor.
Sözleşme imzalanması damga vergisinin konusuna giriyor. Sözleşmede hüküm altına alınan para miktarı üzerinden damga vergisi hesaplanıyor.
Kolay alınan bu vergiyi daha da kolay alabilmek için ise bazı hatalar yapılıyor.

En yüksek rakamlar 

Sözleşmede hüküm altına alınan para miktarı üzerinden damga vergisi alınması, zaten kolay alınan vergide başka bir kolaycılık doğuruyor. Sözleşmedeki en büyük rakam aranıyor ve bu rakam üzerinden damga vergisi alınıyor. Hem vergi dairesi uygulamaları hem de vergi incelemeleri bu kolaycılık üzerine şekilleniyor. Oysa sözleşmedeki en yüksek para üzerinden damga vergisi alınması, Damga Vergisi Kanunu’nun ruhuna aykırı. Bu vergi, sözleşme ile hüküm altına alınan rakamın vergilendirilmesini amaçlamakta. Bu nedenle sözleşmedeki en yüksek rakamın değil, sözleşmede hüküm altına alınan rakam üzerinden damga vergisi alınması gerekiyor.

Otomatik vergi!

Damga vergisi uygulamasında bir diğer kolaycılık, süresi otomatik olarak uzayan sözleşmelerle ilgili. Bazı sözleşmelerin süresi, yine sözleşme hükmü gereğince, fesih yönünde bir bildirim yapılmadığı sürece otomatik olarak uzar. Yine vergi dairesi uygulamalarında ve incelemelerde bu şekilde süre uzaması ile yeni bir damga vergisi uygulaması yapıldığına üzülerek şahit olmaktayız.

Oysa bu mümkün değil. Damga vergisinin sözleşmenin uygulanma ya da yürürlük süresi ile herhangi bir ilgisi yok. Nitekim Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 07.11.2014 tarih ve E:2013/451 K:2014/7252 sayılı kararında, sözleşmede yer alan bir hüküm nedeniyle süresi kendiliğinden uzayan sözleşme üzerinden yeniden damga vergisi alınamayacağı belirtiliyor.

SOSYAL GÜVENLİK

İş güvencesinde 30 işçinin önemi?

İşçinin geçerli bir neden olmadan, keyfi şekilde işten çıkarılmasını önlemeye dönük koruyucu hükümlerin başında iş güvencesi gelmektedir. Ancak iş güvencesinden yararlanılabilmesi için bazı şartlar gerekmektedir. 

Bu şartlardan birisi de, işyerinde çalışan sayısına ilişkindir. Zira özellikle esnaf ve küçük işletmelerin iş güvencesinin ağır etkilerinden olumsuz yönde etkilenmemeleri için bu yönde bir düzenleme yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, iş güvencesine ilişkin koruyucu hükümlerden işçinin yararlanabilmesi için, işyerinde otuz veya daha fazla işçi istihdam edilmesi gerekmektedir. Aynı işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, 30 işçi sayısı, bu aynı işkolundaki işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenecektir.
Diğer bir deyişle 29 ve altında işçi çalıştırılan işyerlerinde iş güvencesine ilişkin koruyucu hükümler uygulanmayacaktır. Bu yüzden iş güvencesinin uygulanmasında 30 işçi kriteri, çalıştırılan işçi sayısının belirlenmesinde dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Otuz işçinin belirlenmesinde; belirli veya belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan, part-time veya çağrı üzerine sözleşmeyle kısmi süreli olarak çalışan, takım sözleşmesiyle çalışan, deneme süresinde olan, emekli olarak sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışan, mevsimlik sözleşmeyle çalışan işçilerin tümü dikkate alınır. Ayrıca, hastalık, doğum veya izin gibi nedenlerle iş sözleşmesi askıda olan işçilerin sayısı da 30 işçi sayısına dahil edilir. Yine, iş güvencesi kapsamında yer almayan işveren vekili ve yardımcıları da 30 işçinin hesaplanmasında dikkate alınmalıdır. Sözleşmenin feshedilmesine göre; ihbar süresi için iş sözleşmesi varlığını devam ettirdiğinden 30 işçinin hesabında dikkate alınmalıdır.Asıl-alt işverenlik ilişkisinde asıl işveren ve alt işveren farklı kişilikler olduklarından 30 sayısının belirlenmesinde ayrı ayrı değerlendirilirler. Sonuç itibarıyla iş güvencesinin temel şartlarından birisi olan 30 işçi sayısı şartının yerine getirilmemesi halinde, bu işyerinde çalışan işçiler iş güvencesine ilişkin koruyucu hükümlerden yararlanamayacaktır.

Yahya Arıkan

Devamını Oku…