12 Ocak 2016 Salı

Asgari Ücret Artışının Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Öncelikle şunu söylemeliyim ki asgari ücretteki artış işçisinden işverenine, gencinden yaşlısına, esnafından part-time çalışan taksicisine kadar herkesi etkileyecektir. Etkilerin kimisi yük getirirken, kimisi de avantaj sağlayacaktır.

Ben de bu yazımda, asgari ücret artışının avantaj ve dezavantajlarını kısaca sizlerle paylaşacağım.


Asgari Ücret Artışından Kimler Olumsuz Etkilenecek ?


İşverenin Cebinden Daha Fazla Para Çıkacak

2015 yılında asgari ücretli bir çalışanın “Asgari Geçim İndirimi” dikkate alınmadan hesaplanan aylık toplam maliyeti yaklaşık 1.560 TL’dir. 2016 yılında asgari ücret net tutarının 1.300 TL yapılması durumunda; işverene toplam maliyet yaklaşık 2.016 TL olup, yaklaşık 456 TL ek maliyet getireceği anlamına gelecektir. İşveren aşağıdaki kalemlerde daha fazla ödeme yapmak zorunda kalacaktır:
İşçi ve işveren sosyal güvenlik primleri,
Bağ-Kur primleri,
Genel Sağlık Sigortası primi,
İşsizlik Sigortası primi,
Sosyal Güvenlik Destek Primi,
Kıdem tazminatı  ödemesi,
İhbar tazminatı ödemesi,
Sosyal Güvenlik Kurumu idari para cezaları,
Çeşitli vergilerle ilgili para cezaları,
Ücretten kesilen gelir ve damga vergisi,

Çıraklar ve stajyer öğrencilerin SGK primleri ve ücretleri artacaktır. 

Primini Kendi Ödeyenler Olumsuz Etkilenecek

İşçi, işveren ve Bağ-Kur’luların yanı sıra, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödeyenler, isteğe bağlı sigortalılar, ayda 30 günden az çalıştıkları için eksik günlerinin primini kendileri ödemek zorunda kalanlar daha fazla ödeme yapmak zorunda kalacaklardır.

Gurbetçinin Borçlanma Maliyeti Artacak

Yurt dışındaki Türk vatandaşı işçilere, çalışmadıkları süreler için borçlanarak emeklilik hakkı sağlanıyor. Bunun için 7.200 gün prim ödemesi gerekiyor. Primler, asgari ücret ile asgari ücretin 6,5 katı arasında belirleyebildikleri kazanç üzerinden hesaplanarak ödeniyor. Asgari ücretin artışı ile bu borçlanarak ödeme tutarını ciddi artıracaktır.

Askerlik Borçlanması Yapacaklar Daha Fazla Ödeme Yapacak

En çok borçlanma; er ve erbaş olarak ya da yedek subay okulunda geçen askerlik süreleri için yapılıyor. Bir yıllık askerlik borçlanması için, 1 Ocak 2016 tarihinden sonra 6.320 TL ödenmesi gerekecektir. Yeni yılda yapılması gereken fazladan ödeme 1.430 TL olacaktır.

Sigorta İdari Para Cezaları Artacak

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102 maddesinde düzenlenen idari para ceza miktarları asgari ücret tutarları üzerinden hesaplanmaktadır. Asgari ücretin 1.300 TL olması halinde, en düşüğü 127 TL olan idari para cezaları 182 TL’ye, en yükseği 15.282 TL olan idari para cezaları da 21.820 TL’ye yükselecektir.

Peki, Asgari Ücret Artışından Kimler Olumlu Etkilenecek ?

Asgari ücretin artması ile birlikte; asgari geçim indirimi, işsizlik maaşı, isteğe bağlı sigorta ödemesi, yemek muafiyeti, kapıcı maaşları, çocuk yardımı, aile yardımı, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde devlet yardımı, aday çırak, çırak ve öğrencilere ödenecek ücretler, stajyer ücretleri artacaktır.

İşsizlik Maaşı Alanlara Olumlu Etki Ne Olacak?

İşsizlik maaşı hesaplamasında, asgari ücret sınır kabul edildiğinden, asgari ücret artışı işsizlik maaşını da artıracaktır. En düşük işsizlik maaşı, brüt asgari ücretin % 40’ı, en yükseği de % 80’i üzerinden hesaplanmaktadır. Asgari ücretin net 1.300 TL’ye yükselmesi durumunda; 2015 yılında en düşük aylık 509 TL iken, yaklaşık 727 TL’ye çıkacak, en yüksek aylık ise 1.019 TL’den yaklaşık 1.454 TL’ye yükselecektir.

Evde Bakım Ve 65 Yaş Aylığı Artacak

Evde bakım için; halen hane içinde kişi başına gelirin 667 TL’nin altında olması gerekiyor. 1 Ocak sonrası ise 867 TL’nin altında olması yeterli olacaktır. Kişi başına geliri 670 – 850 TL arasında çıktığı için başvurusu reddedilenler yeniden başvurabilecektir. 65 yaş aylığı bağlanabilmesi için ise; halen kişi başına gelirin 333 liranın altında olması gerekirken, 1 Ocak’tan itibaren 433 liranın altında olması yeterli kabul edilecektir.

Sigorta Primlerinde Gider Yazma Oranı Artacak

İşverenin asgari ücretle sınırlanarak gider yazdığı Hayat Sigortası Primleri, Diğer Şahıs Sigortası Primleri ve işveren tarafından ödenen BES Katkı Paylarında doğrudan gider kaydedilecek tutar; 2015 yılında 14.850 TL iken, net asgari ücret tutarının 1.300 TL olması halinde yaklaşık 22.280 TL’ye çıkacaktır.

Tüm Bunlardan Sonra, Bana Göre Durumu Değerlendirecek Olursam;

Bir iş yerinde, işçiye yapılan asgari ücret artışı işçilik maliyetini artırır. İşçilik maliyetinin artması, işletmede kullanılan girdilerin maliyetini de zincirleme olarak artıracaktır. Asgari ücret artışıyla birlikte, işçilik maliyetlerinde oluşacak artış, personel bütçelerini büyütecektir. Bunun sonucunda işletmeler personel çıkarma ya da kapasite azaltma gibi yollara girebilir. Bu düşünceleri son zamanlarda birçok kişi dile getirmektedir.

Tüm bu olumsuz etkenlerin oluşmamasının yolu; asgari ücret artış maliyetinin bir kısmının işverenin sırtından alınarak devlet tarafından paylaşılmasıdır. Başbakan Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz haftalarda bir araya geldiği emek ve iş dünyasının temsilcilerine; asgari ücret üzerindeki vergi yükünün aşağı çekilmesi için çalışma yaptıklarını söyledi. Bu da devletin asgari ücret maliyetini tamamen işverene yüklemeyeceği, devletçe paylaşılacağı anlamına gelir ki; bu işçiyi de işvereni de mutlu edecek bir durumdur.


Diğer taraftan asgari ücrete zam, sadece asgari ücret alanların ücretlerinde artış sağlamayacak, ekonomide genel olarak tüm ücretlerde aynı ölçüde olmasa da iyileşmenin kapısını açacaktır. Yani ücretli çalışanın az da olsa, harcama imkânlarını artıracaktır. Bu açıdan da asgari ücret artışı çok önemlidir.


Son söz olarak diyebiliriz ki; asgari ücret artışı çalışanlara iyilik getirecektir.


Nevzat Erdağ

Kaynak: http://www.nevzaterdag.com/asgari-ucret-artisinin-olumlu-ve-olumsuz-etkileri/













Devamını Oku…

11 Ocak 2016 Pazartesi

Borcu Olan Hastaneye Gidemez Mi?

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sunduğu sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek için bazı kişilerin SGK’ya borcu olmaması gerekiyor. Aksi halde hastaneye gitmeleri mümkün değil.

Okurlarımızdan Güven Bey bir limited şirketlerinin olduğunu ve kendisinin de şirketin başında bulunduğunu, şirketin 8 yıldır faaliyette olduğunu ve şirket ortaklığı nedeniyle Bağ-Kur primi ödediğini, buna karşın birkaç yıldır prim ödemelerini aksattığını, yapılandırma imkânından da faydalanmadığını söylüyor ve borcu olduğu için hastaneye gidip tedavi olup olamayacağını soruyor.
Güven Bey, ne yazık ki SGK bazı durumlarda borcu olan sigortalıların sağlık giderlerini karşılamıyor. Bunlardan birisi de 4/b kapsamındaki (eski tabirle Bağ-Kur’lu) sigortalılar. Yani sizin gibi şirket ortağı ya da işyeri sahibi olanlar. Bunun dışında gelir testine tabi tutulup GSS primi ödemek zorunda olanlar ile isteğe bağlı sigortalılar da aynı durumdalar.
İşçilerde ise durum biraz farklı. İşçilerin primleri işverenleri tarafından SGK’ya ödenmesi gerekiyor. Dolayısıyla işverenleri primleri ödemese bile işçiler sağlık hizmetlerinden faydalanabiliyorlar.
Sosyal güvenlik mevzuatımıza göre 4/b sigortalıları ve gelir testine tabi tutulmuş genel sağlık sigortalıları hastaneye başvurdukları tarihte 60 günden fazla prim borcu varsa sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar. Dolayısıyla da tüm masrafları ceplerinden karşılamak zorunda kalıyorlar. 

BORCU ERTELERSENİZ SAĞLIK HİZMETİ ALABİLİRSİNİZ 
Bazı durumlarda SGK’ya borcunuz olsa dahi sağlık hizmetlerinden faydalanmanız mümkün. Bunun için bir yol var. SGK’ya olan borcunuzu 6183 sayılı Kanun’a göre taksitlendirirseniz sağlık hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Taksitlerinizi düzenli şekilde ödediğiniz sürece de hastaneye gitmeye devam edebilirsiniz.
Prim borcunuzu 6183 sayılı Kanun’a göre taksitlendirebilmeniz için SGK il müdürlüğüne borcu ödeme açısından zor durumda olduğunuzu gösterir belge ile başvurmanız gerekiyor. Borç tutarınız 50 bin TL’nin altında ise teminat göstermenize de gerek yok. Başvurunuz kabul edilirse borcunuzu 36 aya kadar taksitle ödemeniz mümkün. 

İŞ GÜVENLİĞİ TEŞVİKİNDEN FAYDANABİLİRSİNİZ 
Soru: Mehmet Bey, benim bir inşaat işyerim var ve 7 işçi çalıştırıyorum. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uzman çalıştırma yükümlülüğümüz varmış. Bunun için de Devlet teşvik veriyormuş. Ben bu teşvikten faydalanabilir miyim? (Cemal D.)
Cevap: İş sağlığı ve güvenliği, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi noktasında işverenlere bazı görevler ve sorumluluklar yüklüyor. Dolayısıyla işverenler iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirmek ve iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve sağlık personeli çalıştırma gibi bazı maliyetlere de katlanmak zorundalar.
Bununla birlikte bazı küçük işletmeler için devlet iş sağlığı ve güvenliği teşviki (desteği) uygulanıyor. Ancak iş sağlığı ve güvenliği teşvikinden tüm işyerleri faydalanamıyor. Sadece Türkiye genelinde 10’dan az çalışanı bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine destek söz konusu. Dolayısıyla Cemal Bey, bu teşvikten faydalanabilmeniz mümkün.
İşyerlerine verilecek teşvik tutarı sigortalı başına, tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için brüt asgari ücretin %1,4’ü, çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için ise %1,6’sı. 
İşverenler, teşvikten yararlanmak için işyerlerinin tescil edildiği sosyal güvenlik il müdürlüğüne başvurmak zorundalar.
SGK, teşvik bedelini, üçer aylık dönemler halinde hesaplanıyor ve dönem sonundaki tutarları takip eden ikinci ayın sonunda işverene ödeniyor. 

EMEKLİNİN KATILIM PAYI MAAŞINDAN KESİLİYOR 
Soru: Mehmet Bey, ben geçen sene memuriyetten emekli oldum. Ancak 3-4 ay sonra emekli maaşım eksik yatmaya başladı. SGK’ya gidip sordum. Bana eczaneden aldığım ilaçlardan dolayı maaşımın eksildiği söylendi. Doğru mudur? Böyle bir şey var mı? (Süleyman Z.)
Cevap: Süleyman Bey, SGK vatandaşlardan ilaç bedelleri üzerinden katılım payı alıyor. Katılım payının ödenme şekli, kişinin sigortalı veya emekli olmasına göre değişiyor.
Eğer SGK’dan emekli aylığı, ölüm aylığı/geliri, malullük aylığı, sürekli iş göremezlik geliri alıyorsanız ilaç katılım payı, almış olduğunuz aylıktan/gelirden kesiliyor. Dolayısıyla kullandığınız ilaç miktarı arttıkça aylığınız da azalıyor. Bu sebeple çoğu emekli bankadan emekli maaşlarını çekerken az yattığını fark ediyor ve sebebini araştırınca da kullandıkları ilacın bedelini ödediklerini anlıyorlar. 

Mehmet Bulut

Devamını Oku…

8 Ocak 2016 Cuma

Sözleşmeli Temizlik İşinde KDV Tevkifatı Uygulaması

Soru: Sözleşmeli temizlik işinde KDV tevkifatı uygulaması nasıldır ?
Cevap:   26.04.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin, "(I/C-2.1.3.2.10.) Temizlik, Çevre ve Bahçe Bakım Hizmetleri" başlıklı bölümünde, "Tebliğin (I/C-2.1.3.1/a ve b) bölümünde sayılanların Tebliğin (I/C-2.1.3.2.10.2.) bölümünde belirtilen temizlik, çevre ve bahçe bakım hizmeti alımlarında, alıcılar tarafından (7/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır."
açıklamasına yer verilmiştir.
Buna göre; temizlik şirketlerinin vermiş olduğu örneğin 12 aylık malzeme ve ilaçlama dahil genel temizlik hizmetine ait işlemlerin (temizlik işi, temizlik malzemesi, ilaçlama, ego bileti) fatura üzerindeki toplam bedelleri üzerinden 7/10 oranında KDV tevkifatına tabi tutulması gerekmektedir. Bir başka deyişle, sadece hizmete ait bedelin ayrıştırılmayıp bu bedelin haricinde yansıtılan temizlik malzemeleride faturaya dahil edilip tevkif edilmesi gerekmektedir.
Koray Ateş

Devamını Oku…

6 Ocak 2016 Çarşamba

Her Çalışana Ekstra Gelir

Maaşlara eklenen asgari geçim indirimi en az 33 lira arttı. Çalışanlar, yeni asgari geçim indirimi rakamlarını Şubat'ta maaşlarında görecek...

Asgari ücretin net bin 300 liraya çıkmasının ardından tüm çalışanların maaşına eklenen asgari geçim indirimi de yükseldi. Böylece çalışanlar, işyeri zammının yanı sıra ekstra bir artışa daha kavuştu. 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren asgari geçim indirimi tutarları en az 33 lira yükseldi. Çalışanlar, Şubat'ta maaşlarını asgari geçim indirimindeki artış nedeniyle en az 33 lira zamlı alacak. Ödenen tutar; çalışanın evli olup olmamasına, eşin çalışıp çalışmamasına ve çocuk sayısına göre farklılık gösterecek. Çalışanların maaşlarından kesilen gelir vergisinde yapılan geri ödemelerden oluşan asgari geçim indirimi tutarı, her yıl Ocak ayı için belirlenen brüt asgari ücret üzerinden hesaplanıyor

ÇOCUK DEĞİŞTİRİYOR 
İkinci 6 ayda asgari ücret değişecek olsa bile, asgari geçim indirimi yılda bir kez hesaplanıyor ve bütün yıl bu rakam geçerli oluyor. Asgari geçim indiriminin tutarı, çalışanın evli olup olmamasına ve çocuk sayısına göre değişiyor. Yine evli olup da eşi sigortalı olan çalışanlar için de rakamlar farklılık gösteriyor.



BEKAR İŞÇİYE 123 LİRA
Bekar çalışanın asgari geçim indirimi 90 liradan 123 liraya ulaştı. Asgari geçim indirimi; evli, eşi çalışmayan, çocuksuz kişi için 108 liradan 148 liraya, evli, eşi çalışmayan, 1 çocuklu kişi için 121 liradan 166 liraya, evli, eşi çalışmayan, 2 çocuklu kişi için 135 liradan 185 liraya çıktı. Evli ve eşi çalışan kişiye de, çocuksuz ise 90 lira yerine 123 lira, 1 çocuklu ise 103 lira yerine 142 lira alacak.


Kaynak: http://www.takvim.com.tr/ekonomi/2016/01/06/her-calisana-ekstra-gelir

Devamını Oku…

4 Ocak 2016 Pazartesi

Ey Girişimci “İyi Mali Müşavir Az Vergi Ödetendir” Diyorsan Bir Daha Düşün !!!

Uzun süredir yaptığım mali müşavirlik mesleğimde yüzlerce firma kurdum; yüzlerce girişimciye danışmanlık verdim. Ve bu konuda gördüğüm girişimcilerin muhasebe konusunu önemsemedikleri sadece işlerine odaklandıkları bu yüzden de sonradan ciddi sorunlar yaşadıklarıdır. Bir girişimcinin temel hatları ile muhasebe ve vergi ile alakalı konulara hakim olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü girişimcinin işinin gereklerinden biride oluşabilecek riskleri minimize etmek ve işletmesine hakim olmaktır. Girişimci ancak bu riskleri bilir ise bunları kontrol edip; planlayabilir. Muhasebe geniş bir çalışma alanı ama girişimcinin muhasebe hakkında her şeyi bilmesine de gerek yok. Sadece genel mantığını,  işlerin yapılış süreçleri ve  nelere dikkat etmeli gibi hususları bilmeli zaten her girişimcinin devletle olan işlemlerinde ona yardımcı olan ona danışmanlık yapan bir mali müşaviri var. Burada girişimcinin üzerine düşen görev işini doğru yapıp işine hakim olduğu gibi işletmesine de hakim olacak bilgiye sahip olup, mali müşavirinin de desteği ile  işletmesine vergisel ve muhasebesel açıdan yukarıdan bakabilecek özelliğe sahip olabilmesidir. Katılımcı olarak katıldığım bir eğitimde katılımcılardan biri ile yaptığımız ara sohbetlerde katılımcı bana şöyle demişti: “hocam bizim mali müşavir çok iyi bize hiç vergi çıkartmıyor. Biz ne istersek bize o kadar vergi çıkarıyor!” Bu düşünce beni gerçekten çok rahatsız etmişti. İyi mali müşavir az vergi ödeten müşterisinin isteğine göre vergi oluşmasını sağlayan bunu da aslında muhasebe hata ve hileleri ile yapan mıdır?
Yoksa;
-Devletin koymuş olduğu kurallara uygun muhasebenizin yapılmasını sağlayıp sizi denetim risklerinden koruyan,
-Kanunlardaki avantajları, teşvikleri doğru öğrenip sizin bunlardan istifade etmenizi sağlayan,
-İşletmedeki verileri doğru analiz ederek işletmenin karlılığını artırma, kaynaklarını verimli kullandırma ve maliyetlerin azaltılması konularında bilgi üreterek girişimciye yardımcı olan,
-Ticari faaliyetinizden dolayı oluşan vergi risklerini önceden görüp gerekli tedbirleri alarak sizi koruyan mıdır.
Bu sorunun cevabını her girişimci kendisi vermelidir. Muhasebe hata ve hileleri ile az vergi ödemek ilk bakışta işletmeye kaynak üretmek adına kar etmek gibi gelebilir. Fakat girişimcinin görevlerinden biri faaliyetlerini doğru raporlayarak gelirleri üzerinden devlete vergi vermektir. Bunu yapmaması halinde devlet yaptırımları ile karşı karşıya geleceğini bilmelidir. Mali müşavirini az vergi ödemek yolunda sıkıştırmak yerine ondan avantajları, vergi planlamasını, maliyet kontrolü gibi yasal ve işletmesine faydalı olacak bilgileri alma ve uygulama yoluna gitmelidir.
Ey Girişimci Dikkat Et Her an İncelene bilirsin?
Vergi Usul Kanunu‘na göre vergi incelemesinin ne zaman yapılacağının mükelleflere önceden haber verilmesi zorunlu değildir. Vergi incelemesi henüz sonuçlanmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere zaman aşımı süresi olan 5. yılın sonuna kadar her zaman yapılabilir. Mükellefin vergi incelemesine alınmış ve rapor düzenlenmiş herhangi bir yıl hesaplarının tekrar vergi incelemesine alınmasına engel herhangi bir hukuki düzenleme bulunmamaktadır. Daha önceden yapılan vergi incelemesinin tam veya sınırlı olmasının bir önemi yoktur. Muhasebe, vergi usul ve esaslarına uygun işleriniz yapılıyorsa o zaman denetimlerden korkmanıza gerek yok. Fakat vergi kaçırarak kar etme mantığında iseniz unutmayın ki incelemede az ödediğiniz verginin çok daha fazlasını ceza olarak ödeyebilirsiniz. Vergi Riskleri Nelerdir? İşletmelerin vergiyle ilişkisi son derece karmaşık bir seyir izliyor.  Vergi incelemeleri, vergi davaları, matrah hesaplamaları, riskli işlemler, grup içi işlemler, vergi dairesi ilişkileri, personelden kaynaklanan hatalar, iş süreçleri-muhasebe ilişkisi ve vergi süreç denetimi gibi bir dizi olgu nedeniyle vergi konusu eğer iyi yönetilemezse şirketler için ciddi bir sorun olabiliyor. İşletmelerde karşılaşılan başlıca vergi riskleri aşağıdaki ana başlıklar halinde şöyle gruplanabilir:
  1. Transfer fiyatlaması ve örtülü sermaye yoluyla kazanç aktarımı
  2. Muafiyet ve istisnaların uygulamasında karşılaşılan farklı görüşler
    1. Satışlarda ve ücretlerde açıktan işlemler
    2. Yanıltıcı belgeler ve işle ilgili olmayan giderler yoluyla maliyet artırımı
    3. KDV ve ÖTV planlaması amacıyla ilişkili şirketler arasında yapılanma ve faturalaşma
    4. Sözleşmeler üzerinden hesaplanması gereken damga vergisinin ödenmemesi
      1. Gelir ve gider tahakkuklarında kaymalar
      2. Maliyet, amortisman ve değerlemelerde hatalar
      3. Stopaj uygulamalarında yanlışlıklar
      4. Vergi oranlarında, matrah hesaplamalarında, indirim ve ilavelerde hatalar
“Bu risklerin bir kısmı hatalardan, diğer bir kısmı vergileme konusunda tartışmalı uygulamalardan ve önemli bir kısmı da kanuna aykırı kasıtlı yanlışlardan kaynaklanmaktadır. Girişimciler her ne kadar bazı riskleri bilseler dahi rakamsal olarak yaratabileceği olumsuz etkilerin boyutları konusunda yeterli bilgiye sahip değiller. Hatta bu risklerin bir kısmı hakkında hiçbir bilginin olmadığı durumlarla da karşılaşılmaktadır. Dolayısıyla, girişimciler mali müşavirlerinden sadece bir danışman gibi değil aynı zamanda bir öğretmen gibi faydalanmalı ve işbirliği içinde işletmelerindeki riskleri kontrol altına alma ve doğru vergi ödeme mantığı ile hem işlerini hem de işletmelerini koruyabilirler.
Unutmayınız ;“İyi Mali Müşavir az vergi ödeten değil kanunlardaki tüm avantajları kullandırandır.”
Nevzat Erdağ

Devamını Oku…

Bilerek veya Bilmeden Sahte Fatura Kullanmada Ceza

Son zamanlarda vergi incelemesine giren birçok firmanın karşılaştığı şeylerden biri sanırım bilmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanılmasıdır. Bu durum firmalar açısından hem ceza gerektirirken bazı hallerde firmaların özel esasa tabi firma işlemi görmesine de sebep olabilir.
Vergi incelemesi yapan müfettişin, belgenin bilerek veya bilmeden kullanıldığı yolundaki kanaati firmanızın alacağı cezayı ciddi oranda etkilediğinden mutlaka satın alımlarımızda uyulması gereken bazı temel kurallara uymayı temel alışkanlık haline getirmemiz gerekir.

Satın alımlarımızda nelere dikkat etmeliyiz?
İncelemelerde işlemlerin gerçekliğini ispatı gerekir. Bunun için;
1. İşlem bedelinin bankalar vasıtasıyla veya çekler ile ödendiğinin belgelendirilmesi gerekir.
2. Ödeme, kredi kartı, tapu devri, kamu kurum ve kuruluşları aracılığıyla (ön ödeme avansı şeklinde kamu kurum ve kuruluşlarının veznesine ödeme gibi) yapılmak suretiyle de tevsik edilebilir.
3. Ödemenin PTT yoluyla yapıldığı durumlarda, banka hesap numarası ve vergi kimlik numarası doğru olarak yazdırılmak kaydıyla ödemeyi tevsik eden delil olarak ileri sürülebilir.
4. Taşıma, yükleme, boşaltma, depolama, ambalajlama ve benzeri işlemlerin yapıldığına yönelik belgeler, sigorta belgesi, vergi, resim, harç, pay, fon gibi ödemeler yapılmışsa bu ödemelere ait belgeler işlemin gerçekliğinin tevsikinde delil olarak kullanılabilir.”
Yapılan inceleme sırasında sahte veya yanıltıcı olduğu yönünde bulgular bulunan bir belgenin gerçek bir işleme dayandığı ve dayandığı işlemi mahiyet ve miktar itibarıyla doğru olarak yansıttığı, ödeme veya nakliyeye ilişkin belgelerle iddia ve ispat olunabilir.

Bilerek Veya Bilmeden Sahte Fatura Kullanan Firma Nasıl Cezalandırılır?
Vergi Usul Kanunumuzun 359. maddesi ile kasıt unsuru taşıyan ve aynı zamanda nitelikli fiiller kaçakçılık suçu olarak belirlenmiş ve Sahte veya Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge (SMİYB) düzenlenmesi veya bunların kullanılması da kaçakçılık suçları arasında sayılmıştır.

Bununla birlikte, 306 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile yapılan incelemelerde söz konusu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına vergi suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaması açıklanmıştır.

Öte yandan, 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanlar ile haklarında SMİYB kullandığı konusunda tespit bulunanlar özel esaslara alınacak mükellefler arasında sayılmıştır.

Bilmeden Sahte Fatura Kullanmada Ceza
Tebliğlerde yapılan araştırmada bu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına vergi suçu raporu düzenlenmeyeceği ve haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmayacağı belirtilmiştir. Ancak, bu belgeleri kullanmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olması halinde bu mükellefler adına bir kat vergi ziyaı cezası kesileceği de  açıkça belirtilmiştir.

Bilerek Sahte Fatura Kullanmada Ceza
Yapılan incelemeler sonucu sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerekisteyerek  kullanıldığı sonucuna varılan mükellefler için vergi suçu raporları düzenlenmesi, haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulması ve bu belgelerin kullanılması sonucu vergi ziyaına da sebebiyet verilmiş olması halinde  üç kat vergi ziyaı cezası kesileceği de açıkça belirtilmiştir.

SMİYB Kullananların Özel Esaslara Alınması
Haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanlar ile haklarında SMİYB kullandığı konusunda tespit bulunanlar KDV Genel Uygulama Tebliğlerinde özel esaslara alınacak mükellefler arasında sayılmıştır. Ancak Haklarında SMİYB kullanma raporu bulunanların sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımına dayalı KDV indirimlerinin vergi inceleme raporu ile veya mükellefin düzeltme beyanları ile indirilecek KDV tutarlarından düşülmesi durumunda mükellefler özel esaslara tabi tutulmayacaktır.

Bu düzenlemeler uyarınca, bilerek ya da bilmeden ayrımı yapılmadan SMİYB kullanımı konusunda haklarında rapor düzenlenen veya olumsuz tespit bulunan mükellefler hakkında söz konusu belgede yazılı KDV tutarında tarhiyat yapılması veya bu tutar indirim hesaplarından çıkarılmak suretiyle beyanların düzeltilmesi özel esaslar kapsamına alınmayı önleyecektir.

Sahte Belge Kullanmadığının İspatı Mükellefe Aittir
KDV Uygulama Genel Tebliğlerinde düzenledikleri veya kullandıkları belgelerin sahteliğine veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğuna ilişkin inceleme veya idari araştırma aşamasında mükellefe, söz konusu belgelerin gerçekliğine yönelik deliller ileri sürme imkanı verilir. Aynı şekilde kendileri hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunmamakla birlikte mal veya hizmet satın aldıkları mükellefler hakkında olumsuz rapor veya olumsuz tespit bulunan mükelleflere de bu imkân sağlanır. Söz konusu karşı deliller inceleme veya araştırmaya konu iş, işlem ve belgelerle ilgili olmalı ve bir yazı ile idari makama ibraz edilmelidir. Belgenin gerçekliğini ve doğruluğunu ispatta zorlanmamak ve cezalara muhatap olmamak için mutlaka her satın alımınızda yukarıda “Satın alımlarımızda nelere dikkat etmeliyiz?” bölümünde kısaca belirttiğim hususlara dikkat etmelisiniz. İspatlayıcı ödeme araçlarını kullanmak mal ve hizmetin alındığını gösterir irsaliye, naklîye gibi ispat araçlarını muhafaza etmeniz firmanızın muhtemel vergi incelemelerinde korunmasını sağlayacaktır.

Nevzat Erdağ

Devamını Oku…

Kentsel Dönüşüm Kapsamındaki Dairelerin İşleme Tabi Tutulmadan Satışında KDV Oranı

Soru: Kentsel dönüşüm kapsamındaki dairelerin işleme tabi tutulmadan satışında KDV oranı nedir ?

Cevap:   3065 sayılı KDV Kanununun 28 inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye istinaden yayımlanan 24/12/2007 tarih ve 2007/13033 sayılı BKK ile KDV oranları; BKK eki (I) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 1, (II) sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için % 8, ekli listelerde yer alanlar hariç olmak üzere, vergiye tabi diğer işlemler içinse % 18 olarak belirlenmiştir

2007/13033 sayılı BKK eki (I) sayılı listenin 11 inci sırasında "Net alanı 150 m² ye kadar konut teslimleri" ibaresi yer almaktadır. Bu itibarla, net alanı 150 m² ye kadar konut tesliminde %1, net alanı 150 m² yi aşan konut teslimi ile m² sınırlaması olmaksızın diğer taşınmaz tesliminde %18 oranında KDV uygulanmaktadır.

Yine, söz konusu BKK'nın  1 inci maddesinin 01/01/2013 tarihinde yürürlüğe giren (6)'ncı ayrımında aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir.

" (1) sayılı listenin 11 inci sırasında yer alan net alanı 150 m²'ye kadar konutlardan; 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde (16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf inşaat olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29 uncu maddesine istinaden tespit edilen arsa birim m² vergi değeri;

             a) Beş yüz Türk Lirası ile bin Türk Lirası (bin Türk Lirası hariç) arasında olan konutların tesliminde bu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen vergi oranı,

             b) Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranı, uygulanır."

Buna göre,  6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerlerde bulunan 150 m² nin altındaki konutların  satın alınarak herhangi bir işleme tabi tutulmadan satışında arsa birim m² vergi değerlerine bakılmaksızın %1 oranında KDV uygulanacaktır.

Koray Ateş

Devamını Oku…