17 Kasım 2015 Salı

Asgari Ücreti Değil Asgari Ücretlinin Reel Gelirini Artırmak

İşçi için gelir işveren için ise bir maliyet unsuru olan ücret kavramı, her dönemde bu iki kesim arasında tartışmaların esas noktası olmaya devam etmiş, bundan sonra da edecektir. İşverenler kendilerince katlanacakları ilave maliyete, işçiler ise gelir seviyelerindeki artışa odaklanmış durumda. Peki her ikisi de yanlış düşünüyor olabilir mi? Yani her ücret artışı; işçinin satın alma gücünün ya da ürün veya hizmet maliyetinin artması anlamına gelir mi?

Eğer artırılan ücret, işveren tarafından üretilen mal veya hizmetin fiyatlarına yansıtılıyor ise ücretli için reel olarak gelir artışı sağlanmamış olacaktır. 
Tam tersine artırılan ücretle birlikte işveren destekleniyorsa o zaman da ücret artışının maliyete yansıması sınırlı olacaktır. Her iki taraf için çatışma durumu gibi görünen bu durumda devlet, belirleyeceği rasyonel politikalarla bir çözüm yolu bulabilir. Konuya girmeden önce kısaca asgari ücretin tespiti ile ilgili bilgi verelim.

Asgari Ücretin Tespiti

Ülkemizde Asgari Ücret Yönetmeliği hükümleri yürürlüktedir. Söz konusu yönetmelik uyarınca üyelerinin beşi devlet, beşi işveren, beşi de işçi temsilcisinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu her yıl toplanarak asgari ücreti belirler. Komisyon gerektiğinde üniversitelerden ve diğer uzmanlardan görüş de alabilir. Ancak işkolu ayrımı yapılmaz. Asgari Ücret Tespit Komisyonu; sadece, ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu göz önünde bulundurmaktadır.

Oysa AB Ülkeleri?nde asgari ücretin belirleme biçimleri ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. 18 AB Ülkesi?nde asgari ücret ulusal düzeyde uygulanırken, diğer ülkelerde toplu sözleşmelerle saptanmaktadır. AB ülkelerinde asgari ücretin beş farklı belirleniş şekli bulunmaktadır;
Fransa, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz ve İspanyada, hükümet tarafından işçi ve sendikalara danışarak, Belçika ve Yunanistanda ulusal toplu sözleşmelerle, Avusturya, Almanya ve İtalyada sektörlere göre farklı asgari ücret uygulaması ile toplu sözleşmelerle, Finlandiya ve İsveçte tüm işçileri kapsayacak şekilde toplu sözleşmelerle, 2000 yılına kadar İrlanda ve 1993 yılına kadar İngilterede ücret düzeyinin düşük olduğu endüstrilerde farklı asgari ücret uygulamaları şeklinde belirlenmektedir.
Görüldüğü gibi asgari ücretin tespitinde, bazı ülkelerde sektörel ayrımlar dikkate alınmaktadır ki daha hakkaniyetli olan yöntem budur.

Reel Asgari Ücret

Asgari ücretin ne olduğundan çok asgari ücretin reel değeri daha önemlidir. İki farklı ülkedeki iki farklı işçi, aynı ücreti alsalar dahi satın alma gücüne göre reel olarak farklı imkanlara sahip olabilirler. Yani ücret karşılığı faydalanabilecekleri mal ve hizmet sepetinin ağırlığı değişebilir. Bu sebeple ülkelerin asgari ücretlerini sıralarken, satın alma gücü paritesine göre değerlerine bakmak gerekir. OECD verilerine göre, 2014 yılı için Türkiyede asgari ücret, satın alma gücü paritesine göre yıllık 11.000 dolardır. Bu tutar Avusturalyada 21.300 dolar, Kanadada 22.300 dolar, Macaristanda 9.200 dolar, Japonyada 15.100 dolar, Korede 15.200 dolar, Meksikada 2.100 dolar, Hollandada 23.400 dolar, Portekizde 11.600 dolar, İspanyada 13.300 dolar, Amerika Birleşik Devletlerinde 15.000 dolar ve İngilterede 18.600 dolar civarında. 

Asgari Ücret Üzerindeki Yükler 

Türkiyede, asgari ücret üzerindeki mali yük yaklaşık %28 oranında. Ancak 2008 yılından beri uygulanmakta olan asgari geçim indirimi uygulaması, asgari ücretlinin vergi yükünü biraz olsun hafifletiyor. Bekâr bir yükümlünün asgari ücret gelirine AGİ uygulandığında gelir vergisi yükü %15den yaklaşık %6-6,5 düzeyine, toplam mali yükü ise %28 düzeyinden yaklaşık %21 düzeyine düşmektedir. Başka bir anlatımla AGİ uygulaması, bekâr ve çocuksuz asgari ücretlinin mali yükünü yaklaşık %43,3 oranında azaltmaktadır. Ancak, AGİ uygulaması sonrasında dahi asgari ücretlinin toplam mali yükü %2?nin altına düşmemektedir. Asgari ücretlinin net asgari ücretinin tamamını tükettiği ve bunun üzerinden yaklaşık %10?luk bir dolaylı vergi ödediği varsayıldığında toplam mali yük %30 düzeyine çıkmaktadır. 
Asgari ücret artışında bu yüklerin de artacağı hususu gözden kaçırılmamalıdır. Tabi ki asgari ücretin tamamen vergi dışı bırakılması teknik olarak mümkün değil. Hele de kayıt dışı işçiliğin olduğu ülkemizde bu durum kayıt dışılığı daha da artıracaktır. Çünkü işverenler kadar işçiler de, vergi ve prim yüklerini pazarlık konusu yapıp, asgari ücret üzerinden anlaşma yaparak, kayıt dışı ücretlerini artırma yoluna gidebileceklerdir.

Asgari Ücret ve İşveren Tarafı

Daha önce de bahsettiğimiz gibi ücret işveren açısından da bir maliyettir. Maliyet arttığı sürece karlılığın düşmesi, aynı karlılığın korunması için satış fiyatının yükselmesi gündeme gelmektedir. Bu anlamda yapılacak asgari ücret artışlarında işveren tarafının da düşünülmesi elzemdir. Bugün için net 1.000 TL asgari ücretin işverene maliyeti nerdeyse 1.500 TL civarındadır. Asgari ücret bu hali ile net 1.300 TL olursa bunun işverene maliyeti ise 2.227 TL civarında olacaktır. (Teşvik ve benzeri uygulamalar göz ardı edilmiştir.) Tabi artışın sadece asgari ücretli ile kalmayıp diğer işçilerin de doğal olarak aynı oranda bir zam istemeleri sonucunda işveren için katlanılmayacak bir boyutta maliyet tutarı ortaya çıkacaktır.
Bu da işverenin iki farklı seçeneği olduğu gerçeği ile baş başa bırakacaktır. Birincisi kardan fedakarlık etmek, ikincisi satış fiyatlarını yükseltmek. Rasyonel olan tabii ki fiyatların artmasıdır. Bu durumda artırılan satış fiyatları asgari ücretlinin satın alma gücünü azaltacak ve yapılan ücret artışlarının reel olarak bir şey değiştirmediği veya çok az şey değiştirdiği görülecektir.

Sonuç

Tabi ki işçiler daha iyi imkanlara kavuşmalıdır. Ancak asgari ücreti artırıyorum demek tek başına yeterli ve doğru bir politika değildir. Asgari ücretten daha çok, asgari ücretlinin reel gelirinin artırılmasına odaklanmak gerekir. Onun için asgari ücret ile ilgili tartışmalarda aşağıdaki hususların dikkate alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum;

-Asgari ücret üzerindeki vergisel ve diğer yüklerin tekrar gözden geçirilmesi, bütçe dengelerini de dikkate alarak minimum düzeye çekilmesi gerekmektedir. 
Bu yapılırken kayıt dışı ücretlerin önü de açılmamalıdır.
-Asgari ücret sektörel ve hatta bölgesel farklılıklar dikkate alınarak belirlenmelidir.
-Asgari ücret artışında diğer ücret artışlarını da tetikleyeceği varsayımı ile makul davranılmalıdır.
-Asgari ücret artışı sonucu artacak maliyetler dikkate alınarak işverenler için gerekli teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir, aksi halde maliyet artışlarının fiyatlara yansıması hem enflasyona hem de artırılan ücret artışlarının reel olarak erimesine yol açacaktır.
-Asgari ücret artışlarının kayıt dışı istihdamı artırıcı etkilerinin dikkatle irdelenmesi gerekir. Karlılık hedefleri, artan maliyetleri satış fiyatlarına yansıtmak yerine, kayıt dışı istihdam ile çözme yoluna gidebilir.

Ali Rıza Akbulut

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/alirizaakbulut/092/

Devamını Oku…

16 Kasım 2015 Pazartesi

Senelik İzin Nasıl Kullandırılmalı

YILLIK izin süresinin ve izne hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçinin aynı işverene ait işyerlerinde çalıştığı süreler birleştirilir. Şu kadar ki, bir işverenin  işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı işverenin işyerlerinde  geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.

Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanun veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler de, işçinin yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında birleştirilerek göz önünde bulundurulur.

İZİN DÖNEMİ NASIL BELİRLENMELİ?

İşveren veya işveren vekilleri,  izin kurulu veya  bunun yerine geçenlere danışmak suretiyle işyerinde yürütülen işlerin nitelik ve özelliklerine göre, yıllık ücretli izinlerin, her yılın belli bir döneminde veya dönemlerinde verileceğini tayin edebilir. Bunu işyerinde ilan eder.

İznin Uygulaması

Yıllık ücretli iznin  bölünmeden kullandırılması esastır. ANCAK öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir. İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.

Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.

Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorundadır.

İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde  bildirim süresi ile  i.k. 27. maddesi gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.

İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.

İzin İsteğinin Zamanı

İşçi yukarıdaki maddelere göre hak ettiği yıllık ücretli iznini, kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirir.

İzin  Verilmesi

İşçi yıllık izin isteminde, adını soyadını, varsa sicil numarasını, iznini hangi tarihler arasında kullanmak istediğini ve ücretsiz yol izni isteyip istemediğini yazar.

İzin kurulu veya işveren, işçinin istediği izin kullanma tarihi ile bağlı değildir. Ancak, izin sıra ve nöbetleşmesini göstermek üzere söz konusu kurulca düzenlenecek çizelgeler işçinin talebi ve iş durumu dikkate alınarak hazırlanır.

Aynı tarihe rastlayan izin isteklerinde; işyerindeki kıdem ve bir önceki yıl iznini kullandığı tarih dikkate alınarak öncelikler belirlenir.

Yol izni alanlar bu süreyi kullanmadan işe dönerlerse, işveren bunları anılan sürenin bitiminden önce işe başlatmayabilir.

İzin Süresinin Tespiti

İşçinin izin süresi, iznini hak ettiği tarihteki hizmet süresine ve 4857 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre belirlenir.

İşyerinde işe başladığı günden itibaren deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.

İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;

a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,

b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,

c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden,

az olamaz.

Ancak, onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz

İsa Karakaş

Kaynak: http://www.isakarakas.com.tr/senelik-izin-nasil-kullandirilmali/

Devamını Oku…

Emeklinin Ocak Zammı Netleşiyor

Temmuz-Ekim enflasyonu yüzde 2.96 çıktı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine 100 liralık artışa ek olarak verilecek zammın yüzde 3'ün üzerinde olacağı belli oldu. Memur emeklilerine de fark göründü. Kesin rakam için 2 veri kaldı.

Yaklaşık 10.9 milyon emeklinin gözü, Ocak zamlarına çevrildi. SSK ve Bağ-Kur emeklileri Ocak zammını, memur emeklileri de farkını öğrenmek için enflasyon verilerine kilitlendi. İlk ipuçları geldi, Temmuz-Ekim enflasyonu yüzde 2.96 çıktı. 

ÇİFTE ARTIŞ OLACAK 

SSK ve Bağ-Kur emeklileri, her yıl Ocak ve Temmuz'da enflasyon zammı alıyor. Ocak 2016'da SSK ve Bağ-Kur emeklilerine, 2015'in ikinci 6 aylık döneminde gerçekleşen enflasyon kadar zam verilecek. Bunun 4 aylık dönemindeki enflasyon belli oldu. Temmuz-Ekim dönemi enflasyonu yüzde 2.96 olarak gerçekleşti. Böylece Ocak zammının yüzde 3'ün üzerinde olacağı belli olurken, tam rakam Kasım ve Aralık verilerinin açıklanmasıyla netleşecek. SSK ve Bağ-Kur emeklileri, bu enflasyon zammının yanı sıra, 100 liralık seyyanen zam da alacak. Hükümet, 1 Kasım seçimleri için vaat ettiği 100 liralık ekstra zammı, yasa çıkartarak maaşlara yansıtacak. Memur ve memur emeklileri de Ocak'ta yüzde 6'lık toplu sözleşme zammına ek olarak enflasyon farkı alıp alamayacağını öğrenmek için verileri yakından takip ediyor. Bu yıl maaşlar Ocak'ta yüzde 3 artırılmıştı. Temmuz'da bir yüzde 3 zam daha yapılmış, ayrıca ilk 6 aylık dönemde oluşan yüzde 1.76'lık enflasyon farkı maaşlara eklenmişti. Bu yılın ikinci 6 ayında enflasyon toplu sözleşme zammını aşarsa, memurlar ve memur emeklileri fark alacak. Temmuz- Ekim dönemi enflasyonunun yüzde 2.96 çıkmasıyla, fark ihtimali güçlendi.

MAAŞTAN KESİNTİ KALKIYOR

Hükümetin emeklilere yönelik bir vaadi daha önümüzdeki günlerde hayata geçecek. Emekli olup esnaflık yapanların maaşından yapılan Sosyal Güvenlik Destek Primi kesintisi kalkacak. Hükümet, daha önce kesinti oranını yüzde 15'ten yüzde 10'a çekmişti. Şimdi tamamen sıfırlanacak. Böylece emekli esnafın gelirinde artış sağlanacak.

Kaynak: http://www.takvim.com.tr/ekonomi/2015/11/16/emeklinin-ocak-zammi-netlesiyor

Devamını Oku…

SGK Aylık 300 Euro Vermek İçin Çalışan Anne Bulamıyor

Bursa, Antalya ve İzmir’de aylık 300 euro destek programında 5 bin anneye ulaşamayınca, bugünden itibaren şartlar esnetilip, yeni başvurular alınmaya başladı.
Sosyal Güvenlik Kurumu, Evde Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kayıtlı Kadın İstihdamının Desteklenmesi projesi kapsamında Bursa, Antalya ve İzmir’deki yeni annelerin çalıştıracağı bakıcılara ödenmek üzere her ay 300 euro destek sağlıyor. Ancak proje kapsamındaki hedef sayıya ulaşılamadığı için 16 Kasım 2015 tarihinde yeni başvurular alınacak. Diğer yandan sayı tamamlanamadığı için bazı şartlar da esnetilecek. Dolayısıyla bu illerde yaşayıp daha önce çeşitli nedenlerle proje kapsamındaki destekten yararlanamayan kadınlar da destekten yararlanmaya başlayabilirler.
Proje Nasıl İşliyor?
Projenin genel çerçevesi yeni annelerin işlerine geri dönmeleri noktasında çocuklarına bakacak çocuk bakıcıların kayıtlı olarak istihdam etmesi. Bu sayede hem yeni anneler işlerine bir an önce geri dönebilecekler, hem de işine geri dönen annenin çocuğuna bakacak yeni bir çocuk bakıcısı kayıtlı olarak istihdam edilmiş olacak.
İSTİHDAMA DA KATKI
Dolayısıyla iki yönden kadın istihdamının desteklenmesi gerçekleştiriliyor. Anne sigortalının çocuğuna bakacak bakıcının parası proje kapsamında karşılanacak ve yeni anne ekstra bir masrafla karşılaşmadan doğum sonrası işine geri dönebilecek. 300 euro tutarındaki destek ile anne çocuk bakıcısı istihdam etmek için masrafla karşılaşmamış olacak.
Şartlar esnetildi
Annenin aylık kazancının asgari ücretin iki katından az olması da gerekiyor. Bu şart nedeniyle geçmişte bazı annelerin destekten yararlanamaması nedeniyle SGK, bugünden itibaren gerçekleştirilecek başvurularda annenin son aydaki kazancına değil, yıl içerisindeki toplam kazancına bakacak. Son bir yıl içerisindeki ortalama kazanç asgari ücretin iki katından düşükse anneler destekten yararlanabilecek. Daha önce reddedilmiş başvurular da bu kritere göre yeniden değerlendirilecek.
Kimler başvuru yapabilir?
Proje kapsamında destek alabilecek anne adalarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve Bursa, Antalya veya İzmir’de çocuklarıyla ikamet etmesi şart. Annenin bir işverene bağlı olarak çalışması, yani 4/a’lı olması gerekiyor. Part time çalışan anneler destekten yararlanamıyor. Ayrıca kendi işini yapan kadın sigortalılar, yani Bağ – Kur’lular ve devlet memurları proje kapsamında değil.
Okan Güray Bülbül

Devamını Oku…

13 Kasım 2015 Cuma

Kamuda 657 Devrimi

Çalışma hayatıyla ilgili radikal önlemler paketi hazırlanıyor. Aynı işi yapana aynı haklar verilecek. Personel rejimi tek çatıda toplanacak. Memur-işçi ayrımı bitecekHükümet çalışma yaşamına yönelik dört yıllık bir eylem planı hazırlıyor. Radikal önlem paketi devlette çalışan işçi ve memurların çalışma hayatını kökten değiştirecek. Devlet Personel Başkanlığı, Maliye Bakanlığı ve diğer kamu kurumu temsilcilerinden oluşturulan komisyonun üzerinde çalıştığı düzenlemelerle 657 Sayılı Devlet Memurları Yasası'nda da değişikliğe gidilecek. İşte kamuda çağ atlatacak düzenlemeler şöyle: 

HARF KARMAŞASINA SON VERİLECEK: Çalışanlar arasında "4a, 4b, 4c" şeklindeki harf karmaşası bitecek. Aynı işi yaptığı halde farklı maddi, sosyal haklara sebep olan bu uygulama kalkacak


ÜCRETLERE İNCE AYAR GELİYOR: Kamuda yaklaşık 50 çeşit ödeme yapılıyor. Bu sayının 10'a düşürülmesi öngörülüyor. Bu da, temel ücret, hizmet farkı, performans, ek ödenek, ders ücreti ve vekalet ücreti şeklinde belli başlıklar halinde olacak.

ÖĞRETMENLERE YAZ PROGRAMI: Öğretmenlerde performans artırılması ön planda olacak. Kamuda uzman kadrosunda çalışan personelin özlük hakları iyileştirilecek, yurtdışı eğitimler artırılacak.

İŞÇİ-MEMUR AYRIMI BİTECEK: Kamuda memur-işçi ayrımı bitecek. Ücret farklılıklarının ortadan kaldırılmasına özen gösterilecek.

TEK ÇATI SİSTEMİ: Personel rejimi de sosyal güvenlikte olduğu gibi tek çatı altında toplanacak. Kamu çalışanlarının hak ve sorumlulukları 657 Sayılı yasa, TSK Personel Kanunu, Hâkim Savcılar Kanunu, YÖK Personel Kanunu, KİT Personel Kanunu ile düzenleniyor. Hepsinin tek yasada toplanması öngörülüyor.

İŞ GARANTİSİ BİTİYOR: Özel sektörde olduğu gibi işini yapmayanın meslek hayatı bitecek. İş garantisi olmayacak.

İŞ TANIMI YAPILACAK: İş tanımı yeniden yapılacak. Başarı ve başarısızlık da karşılık bulacak. AB ülkelerinde olduğu gibi serbest çalışma mekanizmasına ters düşen bütün maddeler ayıklanacak.

KIDEMLİ PERSONELLE KALKINMA: Kıdemli personelin az gelişmiş bölgelerde görev yapması sağlanacak. Bunun için personel teşvik edilecek.

HERKES KAMU ÇALIŞANI OLACAK: Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan sözleşmeli memur, işçi statüsündeki çalışanların hepsi 'kamu çalışanı' adı altında toplanacak.

ÜCRET VE TERFİ: Performans özlük haklarının belirlenmesi ve terfide daha etkili olacak. Daha çok çalışan, daha fazla katkı sağlayan memura yüksek ücret verilecek. Performans notu zam ve ücrette belirleyici olacak.

Devamını Oku…

SGK'nin Kuruş Hesabından Ceza Yemeyin

Sosyal Güvenlik Kurumu, işverenler tarafından ödenen primin hesabında değişikliğe gitti. Dikkat edin, ufak bir hata yüzünden ceza yemeyin. 

Bugün sizlere biraz teknik bir konudan bahsedeceğim. Ancak bu konu işverenler için çok önemli. Çünkü yapılacak ufak bir hata para cezası yenmesine neden olabilir.
Geçen hafta Sosyal Güvenlik Kurumu, İşveren Uygulama Tebliği’nde bazı değişiklikler yaptı. Yapılan değişiklilerden birisi de prim matrahının hesaplanması ile ilgili.
Bir işveren çalıştırdığı işçinin primini hesaplarken öncelikle matrahı yani prime esas tutulacak kazancı tespit etmesi gerekiyor. Kaba bir açıklama yapacak olursak bir işçinin prim matrahı brüt ücretine eşit. Ancak bazı durumlarda söz konusu matrahtan bazı tutarlar istisna kapsamında indirilebiliyor. Çocuk yardımı, aile yardımı ve yemek yardımı gibi ödemelerin bir kısmı bu istisnaların içinde bulunuyor.

İstisna hesaplaması değişti

İşveren Uygulama Tebliği’nin değişmeden önceki halinde aylık yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnaları hesaplanırken verilen örneklerde direkt hesaplama yöntemi uygulanıyordu.
Örneğin, aylık yemek yardımı istisnası hesaplanırken direkt olarak:
Aylık İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6 x Yemek Parası Verilen Gün SAYISI formülü kullanılıyordu.
Ancak yeni düzenlemede endirekt yöntem benimsendi ve önce günlük istisna tutarı sonra da aylık istisna tutarı bulunması kuralı getirildi. Buna göre formülasyon şöyle oldu:
Günlük İstisna Tutarı = Brüt Günlük Asgari Ücret x %6
Aylık İstisna Tutarı = Yemek Parası Verilen Gün Sayısı x Günlük İstisna tutarı

Yemek yardımı ve çocuk yardımında istisna var

İşveren Uygulama Tebliğinde yapılan değişiklik ile yemek yardımı ve çocuk yardımı istisnasının hesabında bazı değişiklikler yapıldı. Ama bundan önce bu istisnalar nedir, bundan bahsedelim.
Sigortalılara yemek parası adı altında yapılan ödemelerin, işyerinde işveren tarafından yemek verilmemesi şartıyla, fiilen çalışılan gün sayısı dikkate alınarak günlük asgari ücretin yüzde 6’sının, yemek verilecek gün sayısı ile çarpılması sonucunda bulunacak miktarı, matrahın tespitinde dikkate alınmıyor ve dolayısıyla bu tutardan prim kesilmiyor.
Sigortalının bakmakla yükümlü olduğu çocuklarından en fazla iki çocuk (iki çocuk dahil) için çocuk zammı adı altında yapılan ödemelerin ise çocuk başına aylık asgari ücretin yüzde 2’si  oranındaki tutarı matrahın tespitinde dikkate alınmıyor.

Kuruş hatasına düşmeyin, ceza ödersiniz

Az buçuk matematik bilgisi olanlar verdiğimiz eski ve yeni hesaplamaların aynı sonuca denk geldiğini düşünebilirler. Doğru da düşünüyorlar. Ancak arada ince bir fark var.
Yeni hesaplamada günlük istisna tutarı hesaplanırken üç haneli kuruş iki haneye düşürülüyor ve dolayısıyla istisna tutarı daha az çıkıyor. Örnek verecek olursak;
Eski hesaplamada ayda 20 günlük çalışma için 2015 yılında aylık istisna tutarı 50.94 TL çıkarken, yeni hesaplamada 50.80 TL çıkıyor. Yani arada 14 kuruşluk bir fark var.
Eğer ki işverenler bundan sonraki aylarda hesaplamaya dikkat etmez ve eski yöntemi uygularlarsa birkaç kuruş yüzünden idari para cezası ödemek zorunda kalabilirler. Hesaplamadaki hata SGK tarafından tespit edilirse para cezası belge başına yaklaşık 2550 TL civarında.
Bu sebeple kuruş hesabından ceza yememek için bu yazımızı mutlaka muhasebecinize verin, kesin ve saklayın…

Mehmet Bulut

Kaynak: http://www.meydangazetesi.com.tr/isverenler-dikkat-sgknin-kurus-hesabindan-ceza-yemeyin-makale,1857.html

Devamını Oku…

657'de Büyük Değişiklik Kapıda

657 sayılı Kanun, yani meşhur Devlet Memurları Kanunu…

Ta 1965 yılından kalma, Türkiye’nin en eski kanunlarından biri.

Bu Kanun milyonlarca devlet memurunun iğneden ipliğe tüm özlük haklarını, sorumluluklarını, görevlerini açıklayan bir kanun… Memur olan herkesin adeta başucu kitabı…

Sayısız kez değiştirilmiş, sayısız geçici maddesi ve ek maddesi var. Herkes müdahale etmiş ama kim gelirse gelsin dokunmaya cesaret edememiş.

657 kimine göre kimine göre devlet adına iş gören devlet memurlarının konumu gereği sahip olmaları gereken güvence ve haklarının teminat altına alındığı bir kutsal…

Kimine göre ise 657 ülkenin çağa uymayan köhne kamu personel yapısının kalıntısı, devletin arpalık görüldüğü verimsiz sistemin çatısı, Türkiye’nin “son sosyalist devlet” olduğunun göstergesi…

Yani seveni kadar nefret edeni de bol bir yasa 657!

Köklü Bir Reform Geliyor!

Şimdi seçim sonrası hükümetin ilk gündemlerinden birinin 657 sayılı Kanunda köklü bir reform yapmak olacağı konuşuluyor kamuoyunda.

Cumhurbaşkanı da Başbakan da seçimden sonra bu yönde sinyaller vermişlerdi.

Ama reformun ne kadar köklü olacağı, neyin kalıp neyin gideceği belli değildi.

Son gelen haberlere kadar…

Haberlere göre reformun ayrıntıları Maliye Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı koridorlarında yoğrulmaya başladı bile…

Kulis bilgilerine bakılırsa dört yıllık bir eylem planı hazırlanıyor ve bu eylem planı ile 657’de deprem niteliğinde değişiklikler bizi bekliyor. Kamu personel rejiminin baştan sona değiştirilmesine hazırlanılıyor önümüzdeki aylarda yıllarda…

Değişiklikler o kadar köklü ki, hani nerede ise 657 tümüyle kalkacak, bizim alıştığımız anlamıyla “memuriyet” kaldırılıyor desek yeridir…

Baştan Aşağı Tüm Sistem Değişiyor!

Peki, neler var bu kulis bilgilerinde?

İlk bilgi memurluk statülerine dair: 657’deki 4/a (kadrolu memur), 4/b ( kadro karşılığı sözleşmeli), 4/c (sözleşmeli) ve 4/d (işçi) statülerinin kaldırılması, daha doğrusu eşitlenmesi planlanıyor.

Klasik işçi memur ayrımı da böylece kaldırılıyor! Hepsinin tek adı olacak: “Kamu çalışanı”.

Böylece ayni işi yapanların sırf farklı statülerde olmasından ötürü farklı haklara sahip olmasının önüne geçilmesi, hakların ve yükümlülüklerin eşitlenmesi hedeflenmekte.

Yani statüsü ne olursa olsun eşit işe eşit ücret temel ilke olarak sunulmakta…

Maaş Hesaplama Sistemi Değişiyor

Kamuoyuna sızan bilgilere göre memur maaş sisteminin değiştirilerek elliye yakın maaş kaleminin sadeleştirilmesi, on kadara düşürülmesi öngörülüyor. Bun on kalemin ise temel ücret, hizmet farkı, performans, ek ödenek, ders ücreti, vekâlet ücreti gibi objektif ve ölçülebilir ödeme kalemleri olması planlanıyor.

Reformda memurların iş tanımlarının net ve belirgin olarak yapılması ve performans kriterlerinin belirlenmesi de temel bir unsur.

Performans kriterleri özlük haklarının tespitinde, terfi ve tayinlerde etkili kılanacak. Belirlenecek objektif kriterlere göre fazla çalışan memurlar fazla maaş alabilecek… Yani az çalışan az çok çalışan çok maaş alacak!

Kıdemli ve deneyimli personelin kalkınmada öncelikli yörelerde görev yapması için teşvik ödenekleri alması da yeni reformda var…

Keza uzman kadrolarında olanların gerçekten uzmanlaşmasının sağlanması, bu uzmanların haklarının genişletilmesi, memurlar arasında uzmanlaşmanın teşvik edilmesi söz konusu olacak.

Ömür Boyu İş Garantisi Bitiyor!

Mevcut durumdaki askerler için farklı, hâkimler için farklı, üniversite hocaları için farklı, KİT çalışanları için farklı yasaların kaldırılması da reformun hedeflediği bir şey.

Buna göre tüm kamu görevlileri ayni personel rejimine tabi olacak, SGK’da olduğu gibi tek çatıya geçilecek.

Ama işin bir de bam teli var!

O da memuriyetin ömür boyu garantili iş olmaktan çıkartılmasının planlanması...

Yanlış duymadınız, yani artık devlete kapağı atmak döneminin bitirilmesi planlanıyor! Buna göre işini yapmayanın sözleşmesi yılsonunda yenilenmeyecek, kamu görevlilerinin ömür boyu iş garantisi ve güvencesi olmayacak.

Yani memuriyet özel sektörde olduğu gibi her yıl yenilenen bir sözleşme haline gelecek.

Kamuoyuna yansıyan ilk kulis bilgileri bunlar ve yalnızca bunlar dahi depremin boyutlarını açıklamaya yetiyor!

Avrupa’da devlet memurluğu yok!

Şunu açıkça ifade etmek gerek… Bizdeki memurluk sistemi dünyanın epey geresinde, elli yıl önceki dünya düzenine ait bir sistem.

Önümüzdeki Pazar günü liderleri ülkemizde toplanacak olan dünyanın en büyük 20 ekonomik gücü olan G20 ülkelerinin hemen hiçbirinde bizdeki gibi bir katı ve dokunulmaz devlet memurluğu sistemi yok.

Hele ABD, İngiltere, Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde ömür boyu garantili, dokunulmaz, yargılanamaz, performans kriter olmayan, asker gibi üniforma giyen, vatandaşa büyüklenen bir memurluk hiç yok.

Oralarda da devletin görevlileri yok mu?

Var olmasına da, devlet aynen özel sektör gibi yıllık sözleşmelerle personel alıyor, performans kriterleri belirliyor, uzmanlık arıyor, üretken iş bekliyor, bürokratik ayrıntılar azaltılıyor, vatandaşa hizmet bekleniyor…

Orada kamu görevlisinin sakal tıraşına değil verimliliğine bakılıyor… Orada devlet gücünü kullanan bürokratik ağalıklar da yok, özel sektör ölçüsünde etkin ve esnek kamu kurumları var.

Kamu Hizmetleri Piyasalaşır mı?

Ama bu işte madalyonun bir de diğer yüzü var.

Devlet memuriyeti tüm köhne yapısına karşın bizim gibi ülkelerde bir adil paylaşım zemini oluşturuyor, tüm toplum katmanlarını içeren bir orta sınıf yaratıyor.

Kimileri bu sistemin değiştirilmesinin memurları siyasi baskılara bağımlı hale getireceğini ve toplumun belkemiği orta sınıfı zedeleyeceğini savunuyor.

Kaygı şu: Acaba önümüzdeki yıl sözleşmesinin yenilenmesi kaygısı olan bir memur her siyasi baskıya “emredersiniz paşam” mı der?

Keza, tüm memurları sözleşmeli yapmak kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması, kamusal hizmet nosyonunun kaybolması, devletin şirketleşmesi, vatandaşın müşteriye dönüşmesi riskini taşıyor.

Yani devletin köhne personel yapısından kurtarayım derken “kamusal hizmetleri”n niteliğine ve gereğine zarar verecek şekilde ayarı da kaçırmamak elzem…

Memur Örgütleri Bu İşe Ne Der?

Tabi, bu depreme sendikalar ne diyecek, memur örgütleri ne diyecek belli değil.

Çeşitli kamu çalışanı sendikalarının önemli tepkiler vereceği şimdiden verilen ilk tepkilerden görülebiliyor. Sendikalar, memurların kanununa da haklarına da dokundurtmayız diyor…

657’deki bir değişiklik kapsamlı tepkiler, grevler, iş bırakmaları tetikleyebilecek bir adım…

Zira her ne kadar işçi sendikaları ülkemizde yüzde 5’in altında örgütlü olsa da memur sendikaları yüzde altmışlara yakın oranda örgütlü ve güçlü sendikalar.

Yani bu reform kolay geçirilebilecek bir reform değil…

Mevcut Memurlar İstisna Tutulur mu?

Keza yapılacak değişiklik mevcut memurları da kapsayacak mı, yoksa mevcutların kazanılmış hakları saklı tutularak bundan sonra alınacak kamu görevlileri için mi geçerli olacak? Bu da önemli bir soru.

Aynen 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun kaldırılmasına rağmen devlet memuriyetine daha önce girmiş olan herkes için eski hükümler sanki hiç kaldırılmadan uygulanmaya devam ediyorsa büyük bir ihtimalle 657 değişikliği de mevcut memurların kahir ekseriyetini etkilemeyecek, yeni memur alımlarında geçerli olacak.

Keza reformun ayrıntıları su yüzüne çıktıkça hangi kamu görevlilerinin kadrolarının korunacağını da göreceğiz.

Örneğin mülki idare hizmetleri sınıfı, emniyet hizmetleri sınıfı, denetim hizmetleri sınıfı, adalet hizmetleri sınıfı, silahlı kuvvetler hizmetleri sınıfı gibi yaptıkları iş dolayısıyla özel statülerinin olması gereken bazı memur grupları reformdan istisna mı tutulacak?

Bu soruların cevaplarını reform gündemi netleştikçe, kamuoyunda tartışıldıkça göreceğiz…

Keza 657'de yapılması düşünülen tüm bu reformların Anayasal değişiklik gerektireceği de açık.

Reform Gerekli Ama Nasıl?

Şu bir gerçek: Türkiye’de devlet hantal, köhne, verimsiz, yavaş işliyor, bürokrasiye gömülmüş durumda. Bunun temel nedenlerinden biri de personel rejimi.

Bir devlet adamı bir zamanlar “Türkiye’de devlet her zaman özel sektörün yirmi yıl gerisinden gelir” demişti. Söyleyen zat epey tartışılsa da, bu söz el hak doğru…

Şu da bir gerçek: Türkiye eğer 2023’te dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olacak ise devletin bu verimsiz, köhne personel yapısını reforma tabi tutması, ıslah etmesi gerek…

Yani “bırak dağınık kalsın” demek mümkün değil, ıslah ve reform gerekli…

Ama bu işin nasıl yapılacağı pek ama pek çetrefil bir iş…

Ülkemizin Osmanlı’dan beri son iki yüzyılı hep reform gündemleri ile geçti ama bu reformların ne kadar yapılacağı, ayarı önemli… Kantarın topuzunu kaçırmadan, yıkıp dökmeden iş görmek gerek!

Hülasa 657 tartışması daha epey sürer, bu hamur daha çok su götürür...

Bünyamin Esen

Kaynak: http://www.memurhaber.com/657de-buyuk-degisiklik-kapida-a1834.html

Devamını Oku…