gelir vergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelir vergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2017 Perşembe

Konutunu 5 Yıl Geçtikten Sonra Satan Kimseler İçin Vergi Meselesi

Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu mük.80.maddesinde “değer artışı kazançları” tanımlanmıştır. Anılan madde hükmüne göre;
"Aşağıda yazılı mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazançlarıdır.
...
6-İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70.maddenin 1.fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak 5 yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar, kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkuller tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.
Bu maddede geçen "elden çıkarma" deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder.
Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç,  6.000 Yeni Türk Lirası (2011 takvim yılı gelirlerine uygulanmak üzere 8.000 TL) gelir vergisinden müstesnadır." (2016 yılı için 11.000 TL’dir.)
 
Değer artışı kazancı kapsamında değerlendirilen malların büyük çoğunluğunu gayrimenkuller oluşturmaktadır.

Gayrimenkullerde iktisap, Türk Medeni Kanunu’nun 705.maddesi uyarınca, tapuya tescille gerçekleşmektedir.

Kat karşılığı müteahhide veya kooperatiflere verilen arsa karşılığında alınan gayrimenkuller dahil, iktisap edilen gayrimenkullerin elden çıkarılması halinde, değer artışı kazancının tespiti yönünden iktisap tarihi olarak, gayrimenkulün tapuya tescil edildiği tarih esas alınmaktadır.

Ancak, gayrimenkulün tapuya tescil tarihinden önce sahibinin fiilen kullanımına bırakıldığı bazı özel hallerde iktisap tarihi olarak tapuya tescil tarihi yerine fiilen kullanıma bırakılma tarihine itibar edilmektedir. Maliye Bakanlığı'nın görüşü de bu yöndedir. 

Gayrimenkullerin miras yoluyla veya bağış gibi ivazsız bir şekilde iktisap edilmesi değer artışı kazancının konusuna girmemektedir. Bu çerçevede ivazsız olarak iktisap edilen gayrimenkulün üzerine, sahibi tarafından inşa edilen veya kat karşılığı olarak alınan gayrimenkullerin, daha sonradan elden çıkarılması halinde elde edilen gelir, değer artışı kazancı kapsamında değerlendirilmemektedir. Ancak konuya ilişkin olarak İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 14.08.2012 tarih ve 762 sayılı özelgede, ivazsız intikal yoluyla iktisap edilen gayrimenkulün satışından elde edilen kazancın değer artış kazancı olarak vergilendirilmesinin söz konusu olmayacağı; ancak söz konusu gayrimenkulün satışının ticari bir organizasyon içerisinde yürütülmesi veya bu tür organizasyon içinde yürütülmemekle beraber aynı kişiye farklı tarihlerde veya farklı kişilere aynı tarihte satılması veya birbirini izleyen yıllarda satılması durumunda ise yapılan satışların devamlı olarak gayrimenkul alım-satım işiyle uğraşıldığına karine teşkil edeceği ve Gelir Vergisi Kanunu'nun 37.maddesi çerçevesinde ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bir kısım Maliye Bakanlığı denetim elemanlarının da iştirak ettiği bu görüşe göre, miras yoluyla veya bağış gibi ivazsız intikalle edinilen arsaların kat karşılığı devri sonucunda iktisap edinilen taşınmazların satışı, ticari kazanç kapsamında vergiye tabi tutulmalıdır. Biz bu görüşe katılmıyoruz. Zira Gelir Vergisi Kanunu ivazsız iktisap yoluyla edinilen gayrimenkullerin elden çıkarılmasını olayın özü itibariyle gelir vergisine tabi tutmamıştır( Bkz. TÜRKMEN Nedim, Evini 5 Yıl İçinde Satan Vergi Ödeyecek, 13.03.2017, Sözcü Gazetesi). Nitekim konuya ilişkin olarak Danıştay tarafından verilen muhtelif kararlarda da bu husus vurgulanmaktadır.1

Sonuç olarak, bize göre ivazsız olarak intikal eden (veraseten intikal eden gayrimenkuller dahil) arsa ve arazi üzerine inşa edilen taşınmazların satılmasından doğan kazançların ticari kazanç kapsamında değerlendirilmemesi gerekir (Bkz. İzmir Bölge İdare Mahkemesi, 1.Vergi Dava Dairesi Kararı, 29.05.2017 gün ve E:2017/685-K:2017/1585). Buna göre,
 
1-Veraset yoluyla iktisap edilen gayrimenkullerin şekli ve nitelikleri değiştirilmeksizin (aynen), çoklu ya da tek seferde satışı sonucu elde edilen kazancın değer artışı kazancı veya ticari kazanç olarak vergilendirilmesi mümkün değildir.

2-Veraset yoluyla edinilen gayrimenkullerin iktisap bedeli bulunmadığı için satış bedelinin tümü gelir vergisine tabi tutulursa bu durumda gelirin safiliği esas olması gerektiği için hasılatın tümü kazanç sayılarak vergiye tabi tutulması haksızlıklara neden olacaktır. Dolayısıyla, gelirin safiliği ilkesi bozulacaktır.

3-Miras yoluyla elde edilen gayrimenkullerin iktisap tarihinden sonra aynı kişiye farklı zamanlarda veya farklı kişilere aynı tarihte veya birbirini takip eden tarihlerde birden çok gayrimenkul satıldığı, bu şekilde yapılan satışların gayrimenkul alım-satım işiyle uğraşıldığına karine teşkil ettiğinden, elde edilen kazancın GVK md.37 hükmüne göre ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerektiği iddia edilebilir. Ancak biz görüşe katılamıyoruz. Zira, karineye göre vergi salınamaz.  Çünkü, karine kanıt değildir. Vergi hukukundaki yasallık ilkesi kanaat veya varsayıma dayanılarak vergi tarh edilmesinin önündeki en büyük engeldir. Karine, kanaat veya varsayım üzerine mükellefe mali yük yüklenemez. Re’sen takdir yetkisi ile varsayıma dayanan vergi tarhını birbirine karıştırmamak gerekir. Re’sen takdir yetkisine dayanılarak yapılan vergi tarhiyatı hukukidir, ancak; kanaat, karine veya varsayıma dayanan vergi tarhiyatı ise hukuk dışıdır. Sonuç olarak, ivazsız olarak veya veraset suretiyle intikal eden arsa ve arazi üzerine inşa edilen gayrimenkullerin satışından doğan kazançların GVK md.37 kapsamında vergilendirilmesi mümkün değildir2 (bkz. Danıştay 4.Daire’nin 09.11.2010 tarih ve E.2010/1869, K.2010/5546 sayılı Kararı ve Danıştay 3.Daire’nin 31.05.2011 tarih ve E.2010/2830, K.2011/2621 sayılı Kararı).

4-İvazsız olarak elde edilen gayrimenkullerin elden çıkarılmasından doğan kazançlar ile gayrimenkullerin iktisap tarihinden başlayarak 5 yıldan fazla süreyle elde bulundurduktan sonra elden çıkarılmasından doğan kazançlar ise vergilendirilmeyecektir. Bu tür kazançlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyeceği gibi diğer gelirler nedeniyle beyanname verilse dahi verilecek beyannameye söz konusu yıllık gelir vergisi beyannamesine dahil edilmemesi gerekmektedir (bkz. Gürboğa Erkan – Atabey Tuncel, Vergi Kılavuzu, Kasım 2008, İzmir, SMMM Odası Yayını, s.206-207).

Dr. Mustafa Alpaslan

 
_______________________________
1   SÖNMEZ Erdal – ERSAN Bülent, Sinerji Sirküler 12.12.2014 / 2014-46.
2 ŞEKER Sakıp, Miras Yoluyla İktisap Edilen Taşınmazların Satış Geliri, Gelir Vergisine Tabi Tutulabilir Mi?, www.xing.com, Gruplar, Özdoğrular SMMM.

Devamını Oku…

3 Mart 2016 Perşembe

Kimler GMSİ Beyannamesi Vermez?

Bilindiği gibi, kira geliri elde edenler  bu  kira gelirlerini  2015 yılı için 3.600 TL’yi geçmesi halinde 2016 mart ayı içerisinde bu  kira gelirlerini beyan etmek  zorundadırlar.  Aşağıdaki kimseler kira gelirleri  açısından  beyanname vermek  zorunda değildir:

1) 
Elde edilmeyen  kira gelirleri için  GMSİ beyannamesi  verilmez. 


2) Elde edilmeyen işyeri veya konut kira gelirleri açısında da beyanname verilmeyecektir.

3) 3600 TL ve altında kalan konut kira gelirleri için kira GMSİ beyannamesi  verilmez. 

4) 
Tevkifata ve istisnaya konu olmayan GMSİ gelirlerinde  2015 yılı için  1500 TL’yi aşmayan  gelirin  elde edilmesi halinde kira GMSİ beyannamesi  verilmeyecektir. Örneğin,  bir işyerinde basit usulde  vergilendirilen  kiracı tarafından  mal sahibine ödenen   kira gelirleri.  Bir konuta  karı ve kocanın  ortak sahip olmaları halinde istisna tutarı olan 3600 TL her birey için  ayrı ayrı  dikkate alınır. 


5) 
Konutların maliki tarafından eş ve çocukları  veya anne ve babasının  ikametgahına tahsis edilmesi halinde ise yine kira GMSİ beyannamesi  verilmesi söz konusu değildir.  (Bkz. GVK md.73)


6) 
İşyeri kira geliri elde edenler açısından  2015 yılında elde edilen kira gelirlerinin  29000 TL’nin altında kalması halinde  mülk sahibi  tarafından  yıllık GMSİ beyannamesi  verilmez.  


7) 
Para faizsiz işyeri veya konut  kirasız yöntemine göre  başkalarının  kullanımına terk edilen   işyeri veya konutlarda emsal bedel üzerinden kira beyanı zorunludur. 


8) 
Kiracılar tarafından işyerinin  bakımı  amacıyla  bedelsiz olarak   kiracılara emanet edilen konut veya işyerleri için ise,  kira geliri  tahsil  edilmeyeceği için  bu gibi yerlerde de  mülk sahipleri tarafından  kira geliri  beyanı   yapılmayacaktır.   Ancak, kiracı tarafından  gayrimenkulün genişletilmesi  veya ekonomik  değerini sürekli bir şekilde arttırıcı mahiyette yapılan  ilave katkılar nedeniyle  kiracının bu  konutu  tahliye etmesi  sırasında mülk  sahibi  açısından  bu  değerler “tahsilat”  hükmündedir

.  
9) 
Gelecek yıllara ait peşin olarak tahsil olunan kiralar ilgili  bulundukları yılların  tahsilatı sayılır.  


10) 
Geçmiş yıllarla ilgili tahsil edilen  kira gelirleri  tahsil edildikleri yılın kira geliri olarak mal edilerek o yılı  izleyen ertesi  yılın  mart  ayında kira GMSİ beyannamesi verilir.

 
11) 
Kira olarak  doğan bir alacağın bir başka şahsa  temliki halinde  bu temlik  edilen  tutar mülk sahibi açısından  tahsilat sayılır.  


12) 
Kira gelirlerinin  beyanı  kağıt beyanname biçiminde vergi dairesine elden verilebilir (örnek form no:1954-j) veya elektronik olarak mali müşavir veya muhasebeciler tarafından  vergi dairesine yollanır.  Yaşlı insanlar ve 65 yaşını  dolduranlar açısından  vergi dairesine bildirmek  kaydıyla randevu sistemi ile  beyanname vergi dairesi tarafından  doldurulabilir. Bunun için vergi  dairesinden  bu konu önceden  randevu alınması  gerekir.


Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/nazligayealpaslan/062/

Devamını Oku…

8 Şubat 2016 Pazartesi

Basit Usuldeki Mükelleflerde Beyan: Şubat Ayı

Bilindiği gibi GVK’nun 64. Madde hükmüne göre; basit usulde vergilendirilen ticaret erbabının yanında çalışan kimseler açısından 28.02.2016 tarihine kadar diğer ücret erbabının vergi karnesi ile 2016 yılı yıllık vergisi tahakkuk ettirilecektir (1) .

Yasal düzenleme gereği diğer ücretler, GVK’nın 64 maddesinde tek tek açıklanmıştır. Buna göre ;

1-Kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı yanında çalışanlar;
2-Özel hizmetlerde çalışan şoförler;
3-Özel  İnşaat sahiplerinin ücretle çalıştırıldığı inşaat işçileri;
4-Gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanlar;
5-Gerçek ücretlerinin tespitine imkan olmaması sebebiyle,Danıştay’ın müspet mütalaasıyla, Maliye Bakanlığınca bu kapsama alınanlar.

Diğer ücretler için yıllık beyanname verilmez,diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bunlar beyannameye ithal edilmez. 

Diğer ücretlerin vergisinin yarısı Şubat sonuna kadar,diğer yarısı ise Ağustos ayı sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir. (Bkz. GVK.md 118)


Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz Şubat ayı, basit usulde vergilendirilen küçük esnaf ticari kazanç sahipleri ile,basit usul serbest meslek erbabı için basit usul vergileri beyanı için önemli bir aydır.Bu ay sonuna kadar elektronik ortamda e-beyan yolu ile basit usuldeki yıllık gelir vergisi beyannameleri vergi dairelerine verilmesi zorunludur.(Bkz. Basit usule tabi mükellefler için vergi rehberi – 2014,Rehber s.14,15)

(1) GVK. md 64, 118

Mustafa Alpaslan

Devamını Oku…