29 Ekim 2015 Perşembe

Faaliyet Var, Düzenleme Yok!

Bugün Cumhuriyet Bayramı… Bir ülkenin doğumunu kutladığımız çok önemli bir gün... Geleceğe umutla baktığımız; daha demokratik, daha özgür günleri görme dileğiyle Cumhuriyet Bayramı hepimize kutlu olsun. 

Ticari ve iktisadi hayat çok hızlı bir gelişim ve değişim gösteriyor. Vergi mevzuatı da bu düzenlemeleri kavramaya çalışıyor. Gelir İdaresi, yeni ticari ve iktisadi gelişmeleri vergilendirmek için düzenlemeler yapmaya çalışıyor. Ancak, Gelir İdaresi belki de her zaman hızlı davranamıyor. Belki de koca bir yılın seçimlere feda edilmesi bürokrasiyi yavaşlattı.
Gelir İdaresi’nin düzenleme veya açıklama yapmakta geciktiği bir konuyu paylaşayım sizlerle.

Yatırım fonları 

Ülkemizde “gayrimenkul yatırım fonları” kurulmaya başlandı. Ancak, bu fonlardan elde edilecek gelirlerin ne şekilde vergilendirileceği konusu büyük bir bilinmez. 6362 sayılı yeni Sermaye Piyasası Kanunu ile ülkemizde gayrimenkul yatırım fonları ilk defa hukuki altyapıya kavuşturuldu. 

1 Temmuz 2014 tarihinde yürürlüğe giren Gayrimenkul Yatırım Fonlarına İlişkin Esaslar Tebliği ile de bu fonların kurulmasına, faaliyetlerine, nitelikli yatırımcılara satışına ilişkin esaslar ayrıntılı olarak düzenlenmişti. Yurtdışında sıklıkla görülen ve daha çok kurumsal yerli ve küresel yatırımcılara yönelik kurulan bu tür fonlar, gayrimenkullerin menkul kıymetleştirilmesine imkân sağlayan, büyük ölçekli gayrimenkullere likidite kazandıran, yatırımcıları ve gayrimenkul sahiplerini buluşturan sermaye piyasası kurumları. 

Fonlar kurulmaya başlandı, yakında işlem yapmaya başlayacaklar. Bu fonlar ile ekonomik büyümemizin lokomotifi olan gayrimenkul sektöründeki büyümenin kalıcı hale getirilmesi amaçlanıyor. Bunu başarabilmek için de yurtdışı yatırımcıların bu fonlara yatırım yapması gerekiyor.

Netlik yok! 

Bunun için de yatırım yapacak kişilerin vergilendirilmesi konusunun netleştirilmesi gerekiyor. Şu an için böyle bir netlik yok. Netleştirmek için yapılan herhangi bir çalışma da yok.Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesi, yatırım fonlarının vergilendirilmesinde çeşitli avantajlar sağlamaktadır. Ancak, bu maddenin gayrimenkul yatırım fonları açısından geçerli olup olmadığı belirsiz. Bu çerçevede; gayrimenkul yatırım fonlarından elde edilecek gelirlerin (kâr paylarının ve satış kazançlarının) vergilendirilmesi hususunun, gelir elde edenlerin hukuki niteliklerini göz önünde bulundurmak suretiyle netleştirilmesine acilen ihtiyaç var.
Bu ihtiyaç giderilmezse, yatırımcılar için sonradan vergi sürprizleri oluşabilir. Bu fonlardan beklenen amaç gerçekleşmeyebilir.

İğneada’da nükleer santral!

Enerji Bakanı Ali Rıza Alaboyun’un, Türkiye’de üçüncü nükleer santralın Kırklareli’nin biyolojik çeşitliliğiyle tüm dünyanın ilgisini çeken İğneada beldesine yapılmasının planlandığını açıklaması doğa savunucularını ayağa kaldırırken biz doğa severleri de oldukça üzdü. Doğa savunucuları, İğneada Longoz Ormanları’nda yapılması planlanan nüklee- rin; toprak yollara, heybetli ağaçlara, kuş seslerine, yer yer su birikintilerine ve yeşil çayırlara zarar vereceğini bildiriyor. Nükleer santralla sadece buradaki canlı yaşamının değil, İstanbul’un da büyük bir risk altına gireceği her aşamada dile getiriliyor. 

Türkiye’de bulunan 453 kuş çeşitliliğinden 258’ini, 670 çeşit bitkiyi, 668 çeşit özel yabani hayvan türünü, 61 tür memeliyi, 28 tür tatlı su balığını, 311 tür böceği, 25 tür sürüngeni içerisinde barındıran longoz ormanları, Türkiye’nin çok kıymetli alanlarından bir tanesidir. Yakmak için odun dahi alınmayan, milli park statüsüne sahip longoz ormanlarını yok etmek yerine, yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih ederek daha yaşanabilir bir dünyayı her zaman desteklememiz gerekiyor!

SOSYAL GÜVENLİK 

Takım Sözleşmesi’nde neler önemli?

Bazen, bir işçinin tek başına değil de bir grup olarak belli bir işi yapması gerekliliği ortaya çıkabilmektedir. İşte, bu tür durumlar için İş Kanunumuzda Takım Sözleşmesi düzenlenmiştir. Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmeye Takım Sözleşmesi denilmektedir.

Takım Sözleşmesi’nde, bir işverenin her bir işçi ile ayrı ayrı sözleşme yapması yerine, bir işin yapılması için takımdaki tüm işçileri kapsayacak şekilde takımı temsil eden takım kılavuzu ile sözleşme yapması ve ayrıca her bir işçinin de bu sözleşmeyi ayrı ayrı imzalayarak işin yürütülme şartlarının belirlenmesine olanak sağlanmaktadır. 

Takım Sözleşmesi’nin mutlaka yazılı yapılması gerekmektedir. Ayrıca Takım Sözleşmesi’nde her işçinin kimliği ve alacağı ücretin de mutlaka ayrı ayrı gösterilmesi gereklidir. Özellikle takım kılavuzunda işçiler, hak ettikleri ücret ve diğer hak edişlerini takım kılavuzundan değil, işverenden talep ederler.

Yahya Arıkan

Devamını Oku…

28 Ekim 2015 Çarşamba

Belge Oyunu

Tüketiciden para kazanmanın pek çok yolunu geliştiren bankalar, şimdi de dava açanlara dadandı. Davadan kurtulmak için vatandaşa bir miktar para teklif edip ardından ibraname imzalatılıyor.

Tüketiciden para kazanmak için her formülü deneyen bankalar, şimdi de açılan davalardan kurtulmak için türlü yollar üretmeye başladı. Dosya masrafı, kart aidatı, hesap işletim ücreti gibi birçok konuda tüketiciler tarafından dava edilen bankalar, cin fikirli uygulamaları ile ödeyecekleri tazminatlardan kurtulmanın peşinde. Tüketiciden kestikleri paraları geri ödemek istemeyen bankalar, davalık oldukları tüketiciyi ziyaret edip, iyi niyet göstergesi olarak avans teklif ediyor. Fakat avansı alanlara, bu işlem sırasında imzalattıkları bir belge, işleri değiştirebiliyor. Bankaların ince planını Tüketici Sorunları Derneği Başkanı Aydın Ağaoğlu, Ahaber'e anlattı. Aydın Ağaoğlu, şunları kaydetti: "Bankalar davalık olduğu tüketicileri arayarak bir teklif sunuyor. İyi niyet göstergesi olarak avans ödemek istediğini söylüyor. Bin 400 lira alacağı olan tüketiciye, ön ödeme olarak 250 liralık ödeme yapıyor. Bunu yaparken tüketiciye bir belge imzalatmak istiyorlar. Bu belge bir ibraname. Böylece artık tüketicinin bankadan hiçbir alacağı kalmıyor."

Devamını Oku…

GSS Prim Borcu Olanlar İçin Son Günler

SGK'ya GSS prim borcu olanlar 2 Kasım'a kadar başvuruda bulunarak borçlarını taksitle ödeyebilirler. Yoksa SGK, prim borcu için icra yoluna başvurabilir.  

Gelir testi uygulamasının sağlıklı işlememesi nedeniyle 11 Eylül 2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6552 sayılı kanun (Torba Yasa) ile gelir testi yaptırmayanlara ve GSS prim borcu olanlara ikinci bir şans ve af imkânı getirilmişti.


Buna göre, eğer hiç ge­lir tes­ti yaptırılmamışsa ve bu se­bep­le borç ortaya çıkmışsa, 31 Mart 2015 tarihine kadar yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına başvurularak ge­lir tes­ti­ yaptırılması gerekiyordu. Ancak bu süre uzatıldı ve 30 Eylül olarak belirlendi.


30 Eylül'e kadar birçok kişi gelir testi yaptırdı. Ancak bunun yanında gelir testi yaptırmayan veya önceden GSS prim borcu olan milyonlarca kişi var. İşte bu kişilerin 2 Kasım'a kadar SGK'ya başvurması gerekiyor. Böylece borçlarını yapılandırıp taksitle ödeyebilecekler. 


Kafalar Karışık


GSS prim borcu olanlar için başvurup taksitle ödeme imkânı getirildi ancak siyasilerin seçim vaatleri kafaları iyice karıştırdı. Öyle ki Başbakan Davutoğlu dahil hemen hemen tüm siyasiler gelir testinden doğan prim borçlarının silineceğini söylüyorlar meydanlarda.


Durum böyle olunca da vatandaşlar prim borçlarını ödeyip ödememekte kararsız. Tabii borcu ödeyip (daha önceden de olduğu gibi) enayi durumuna düşmek de var. Bunun yanında belki de sözler tutulmayacak ve ödenmeyen borçlar için icra yazısı gönderilecek.

Borç 18 taksitte ödenebilir


GSS prim borçlarının, ikişer aylık süreler itibariyle 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitte ödenmesi mümkün. Yani borçlular borçlarını en fazla 36 aylık bir süre içinde ödeyebilecekler.


Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise bir takvim yılı içinde ikiden fazla taksit süresinde ödenmezse veya eksik ödenirse yapılandırma hakkı kaybedilecek ve prim borçları eski haline dönecek. Bu sebeple taksitlerin aksatılmaması çok önemli.

GSS Borcunuz Varsa İcra Gelebilir


Bildiğiniz gibi 1 Ekim 2015 Perşembe tarihli Resmi Gazete’de bir bakanlar kurulu Kararı yayımlandı ve GSS prim borcu olan kişilerin yıl sonuna kadar devlet hastanelerinden sağlık hizmeti almaları imkanı getirildi.


Aslında çok da doğru bir karar verildi. Çünkü sağlık hakkı anayasal bir hak ve bir kişinin borcu olduğu için bu haktan mahrum bırakılması zaten anayasaya aykırıydı. Bu sebeple GSS'nin mantığında büyük bir sorun vardı.


Ancak çıkartılan bu bakanlar kurulu kararı, her ne kadar GSS borçlularına yıl sonuna kadar hastane kapılarını açsa da prim borcunun takip edilmeyeceği anlamına gelmiyor. Yani ödenmemiş prim borçlarınızı ödemezseniz veya taksitlendirmezseniz SGK icra yoluya bu primleri faiziyle tahsil edecektir. Bu sebeple 1 Kasım seçimleri sonrasında GSS borçları tekrar gündeme gelecek gibi görünüyor.

EMEKLİYE PRİM ORANI %10


Soru: Mehmet Bey, ben bu yıl başında memuriyetten emekli oldum. Aldığım emekli ikramiyesiyle bir dükkân açmayı düşünüyorum. Bu durumda kendim için tekrar SGK'ya prim ödemem gerekiyor mu? (Cemil D.)


Cevap: Cemil Bey, emekli olduktan sonra bir iş kurarsanız veya şirket ortağı olursanız SGK emekli maaşınızdan sosyal güvenlik destek primi (SGDP) kesiyor. Şu an itibariyle bu şekilde kesilen SGDP oranı %10. Yani almış olduğunuz emekli maaşınızı %10 eksik alacaksınız. Örneğin 1.000 TL emekli maaşınız varsa 100 TL'si prim olarak kesilecek.


Sosyal güvenlik destek priminden anlaşılması gereken kısacası şu: Emekli olup girişimci olursanız devlet size ceza kesecek. Dolayısıyla devlet emekli bir kişinin girişimde bulunmasını, istihdam yaratmasını, işçi çalıştırmasını, işçilerin bu yolla evine ekmek götürmesini istemiyor. Eğer bunu yaparsanız ceza olarak girişimcinin emekli maaşından prim kesiyor.


Mehmet Bulut

Kaynak: http://www.meydangazetesi.com.tr/gss-prim-borcu-olanlar-icin-son-gunler-makale,1731.html

Devamını Oku…

GYO mu, GFY mi?

Başlıktan tasarruf ettim ama kısaltmalardan hoşlanmayan okuyucularımız için uzun versiyonunu da yazayım: Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) mı, yoksa Gayrimenkul Yatırım Fonu (GYF) mu? Tabii ki en önemli meselemiz bu değil ama elimizde tüm dünya piyasalarında tanınan, evrensel özellikler taşıyan bu iki enstrüman ve hepimizin yıllardır tekrarladığı gibi ulusal/ uluslararası yatırımcılar için ülkemizin sunduğu önemli gayrimenkul potansiyeli dururken bu iki enstrümanı çok teknik detaylara girmeden karşılaştırmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Özellikle de GYO’lara kıyasla çok az tanınan GYF’ler için…

GYO ve GYF gayrimenkule dayalı sermaye piyasası aracı niteliğinde iki yakın akrabadır. birbirlerine çok benzerler . GYO’lar III-48.1, GYF’ler ise III-52.3 sayılı tebliğlerle SPK tarafından düzenlenmişlerdir. Görece GYF düzenlemesi çok yenidir. Tebliğ Temmuz 2014’te yürürlüğe girmek üzere 3 Ocak 2014 tarihinde yayımlanmıştır. Halihazırda 31 adet GYO bulunmakta iken henüz kurulmuş bir GYF yoktur. Bu iki enstrümanın akrabalığının nedeni sadece “hamilerinin” SPK olması değildir. Her ikisi de esas olarak gayrimenkule, gayrimenkule dayalı haklara yatırım yapan enstrümanlardır. Her iki enstrüman da Kurumlar Vergisi mükellefidir ancak kazançları Kurumlar Vergisinden istisnadır. Kâr dağıtımına bağlı vergilendirmede de –mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde- %0 oranında tevkifata tabidirler.

Temel farklılıklar

Hukuki olarak bu iki sermaye piyasası kurumunun en temel farkı GYO’ların halka açık anonim şirket statüsünde olmalarına karşılık GYF’lerin nitelikli yatırımcılardan katılma payları karşılığında toplanmış paralarla, pay sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre SPK tarafından yapılan düzenlemeler çerçevesinde portföy yönetim şirketleri ya da gayrimenkul portföy yönetim şirketleri tarafından kurulan malvarlığı olmasıdır. Yani GYF’ler Türk Ticaret Kanunu kapsamında kurulmuş birer “şirket” değillerdir. Bu anlamda öteden beri alışık olduğumuz ve tanıdığımız “menkul kıymet yatırım fonları” na benzer ancak gayrimenkul üzerine tesis edilmiş mal varlıklarıdır.

Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi GYF’ler “şirket” olmadıklarından “kural olarak” tüzel kişilikleri de yoktur. Bunun iki istisnası, GYF adına gayrimenkullerin “tapuda tescili” ve “vergi mükellefiyeti”dir. Yani GYF adına tapuda gayrimenkul tescili yapılırken ve vergi mükellefiyeti açılırken GYF’ler “tüzel kişi” olarak dikkate alınırlar. GYO’lar kendi gayrimenkul portföylerini kendileri yönetebilirken, yani bir anlamda “portföy yönetim” faaliyetini kendileri yapabilirken, GYF’ler bir malvarlığı olduğundan bir kurucu/yöneticiye ihtiyaç duyarlar. Bu sebeple GYF’ler ancak SPK’dan lisans almış bir portföy ya da gayrimenkul portföy yönetim şirketi tarafından kurulup yönetilebilirler. Aslında bu özellik yani, “yatırım” platformu ile “yönetim” platformunun ayrılması uluslarararası pazarlarda belli tipte yatırımcıların fonları tercih etmelerinin ana sebebidir. GYF’ler bir “şirket” olmadıklarından mesela GYO’lar için kullandığımız “gayrimenkulleri ayni sermaye koyma”,”- mevcut bir şirketi GYO’ya dönüştürme”,” bir şirket ile birleşme” gibi alternatifleri kullanabilme olanağı yoktur. Başka bir ifade ile GYF, ancak ve sadece, topladığı fonlarla bir gayrimenkulü “satın alabilir”. Başka bir şirket ya da şahıs üzerindeki gayrimenkulün bir GYF’ye transfer edilebilmesinin tek yolu bu gayrimenkulü GYF’ye satmaktır.

Yukarıdaki özelliğin devamı olarak GYF’lerin sadece yapı kullanma izni alınmış ve kat mülkiyeti tesis edilmiş gayrimenkullere yatırım yapabileceğini, başka bir ifade ile “geliştirme” projesi yürütemeyeceğini de hüküm altına alıyor ilgili mevzuat. Bu çerçevede bakınca GYO ile GYF’nin bir başka önemli farkı olarak da “geliştirme” işinin sadece GYO’larca yapılabileceği sonucuna varıyoruz. ( SPK tarafından yayınlanan değişikliğe ilişkin GYF Tebliğ Taslağında sadece Türkiye’de yerleşik olmayanların yatırım yapabileceği GYF’ler için “geliştirme” imkanı getirilebileceği yer alıyor olsa da yürürlükteki Tebliğde bu özellik bulunmamaktadır.)

GYF’lerin GYO’ların aksine yurt dışındaki gayrimenkullere yatırım yapamayacağı da bir başka önemli farklılık olarak karşımıza çıkıyor.

Öte yandan, karşılaştırmada dikkate almak için GYO’ların en az %25 hissesini Borsa İstanbul’da halka arz etme zorunluluğunun GYF’ler için söz konusu olmadığını, GYF katılma paylarının nitelikli yatırımcılara satılmasının yeterli olduğunu; GYF’lerin sadece nitelikli yatırımcılarla işlem yapabilecek olmaları nedeniyle SPK tarafından halka açık şirket statüsünde olan GYO’lar kadar sıkı bir yükümlülük ve düzenlemeye tabi olmadıklarını da belirtmekte yarar var diye düşünüyorum. Yukarıda çok temel özellik ve farklılıkları ile kısaca özetlemeye çalıştığım, sektör için çok önemli ve değerli olan bu iki enstrümandan hangisinin kullanılması gerektiğine temel olarak;

• İlgili gayrimenkulün/projenin niteliğine,
• Yatırımcılarının türüne,
• Yatırım niteliğine ve süresine,
• Bu enstrümanlarda değerlendirilmesi düşünülen gayrimenkullerin/ projelerin mevcut durumlarına,
• Yatırımcıların, geliştiricilerin, satıcıların vergi pozisyonlarına

Bakarak karar verilmesi en doğrusu olacağından başlıkta sorduğum sorunun cevabı her bir değişkene göre farklılık gösterecektir. Ancak hangisi seçilirse /uygun olursa olsun; her iki enstrümanın da ülkemiz sermaye piyasalarının, özellikle de gayrimenkul özelinde gelişmesine, değer kazanmasına; sektörün kurumsallaşmasına ve şeffaflaşmasına imkan sağlayacak; uluslararası piyasalarda tanınan ve bilinen enstrümanlar olduğundan çok değerli ve önemli olduklarını ve başarılı olması için hep birlikte çaba harcamamız gerektiğini unutmamalıyız.

Devamını Oku…

27 Ekim 2015 Salı

Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

27 Ekim 2015 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 29515

YÖNETMELİK

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından:

ANONİM ŞİRKETLERİN GENEL KURUL TOPLANTILARININ USUL VE
ESASLARI İLE BU TOPLANTILARDA BULUNACAK GÜMRÜK VE
TİCARET BAKANLIĞI TEMSİLCİLERİ HAKKINDA
YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 28/11/2012 tarihli ve 28481 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Belirlenen toplantı başkanı öncelikle toplantıya katılım hakkı veren belgelerin mevzuata uygunluğunun yönetim organınca kontrol edilip edilmediğini tespit ederek, hazır bulunanlar listesini imzalar.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“b) Üçüncü fıkrada öngörülen sınavlarda başarılı olmak.”

“(3) Temsilci olarak görevlendirilecek personele, içeriği Bakanlıkça belirlenen eğitim verilir ve bu eğitimin sonunda Bakanlıkça yazılı ve sözlü sınav yapılır. Temsilci olarak görevlendirilen personelin yeterliliğinin sürdürülebilmesi amacıyla, Bakanlıkça belirli sürelerde yeterliliğin korunması eğitimleri verilebilir, yazılı ve/veya sözlü sınavlar yapılabilir. Bu sınavlarda başarısız olanlar, Bakanlık temsilcisi olarak görevlendirilemez. 

Temsilcilik ve temsilcilik yeterliliğinin sürdürülebilmesi amacıyla yapılacak sınavlarda üst üste üç defa başarısız olanlar ise daha sonra bu amaçla yapılacak hiçbir sınava katılamaz. Bakanlık temsilcileri bu sınavlarda başarılı olanlar arasından görevlendirilir. Bakanlık temsilcisi olarak görevlendirilecek kişilerin belirlenmesi için yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.”

MADDE 3 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4 – Bu Yönetmelik hükümlerini Gümrük ve Ticaret Bakanı yürütür.

Devamını Oku…

Memura Zam

Fazla mesai ücretleri ve yurt içindeki gündelik harcırahlar 2016'da zamlı olacak. Böylece memurların ek geliri artacak...

Devlet memurlarının saatlik fazla mesai ücretlerine zam yapıldı. Memurlar 1 saatlik fazla mesai için gelecek yıl 1.73 lira ücret alacak. Devlet memurlarının ve kamu görevlilerinin yurt içindeki günlük harcırahları da yüzde 6.8 artacak. Kadro derecesine göre memurların günlük harcırahları 34.5 lira ile 46 lira arasında değişecek. TBMM'ye sunulan 2016 bütçesiyle, gelecek yıl memurlara ödenecek fazla mesai ücreti ve günlük harcırahlar da belli oldu. Memurlara fazla çalışma karşılığında saat başına yapılacak ödeme yüzde 6.1 artışla 1.63 liradan 1.73 liraya çıkacak. Bakanlıkların özel kalem müdürlüklerinde çalışan personele ayda 90 saati geçmemek üzere saat başına yapılacak ödeme 1.71 liradan 1.82 liraya yükseltilecek. Ayda 450 saati geçmemek üzere bakanlıklardaki kurul başkanları, genel müdür ve daha üst birim yöneticileri, vali, general ve amiraller, rektör, büyükşehir ve il belediye başkanlarının saatlik fazla çalışma ücreti 1.82 lira olacak.

GÜNLÜK 46 LİRA

Söz konusu makam ve unvandaki kişilerin yanında çalışan personele de aynı rakam üzerinden ayda 90 saate kadar fazla mesai ödenecek. Derecesine göre memurun günlük harcırahı 34.5 lira ile 46 lira arasında değişecek.

Kaynak: http://www.takvim.com.tr/Ekonomi/2015/10/27/memura-zam

Devamını Oku…

Emekliye Vergi Yok

200 metrekareyi geçmeyen tek evi olan emekliler, dullar, yetimler, ev hanımları, işsizler ve gaziler dikkat! Emlak vergisinden muafsınız. Eğer ödemişseniz, son 5 yıllık dönemi geri alabilirsiniz...

Emlak vergisinde başta emekliler olmak üzere pek çok kesime muafiyet tanınıyor. Ancak pek çok kişi haklarını tam bilmediği için ödemeye devam ediyor. Yeminli Mali Müşavir Ahmet Gündüz; emekliler, dullar, yetimler, ev hanımları, işsizler ve gazilerin eğer tek evleri varsa ve büyüklüğü 200 metrekareyi geçmiyorsa emlak vergisi ödemeyebileceğini belirterek, "Bu hak bilinmeyip ödenmişse de, son 5 yıllık dönemde yatırılan paralar geri alınabiliyor" dedi.

MUAF TUTULUYORLAR

2015 yılı emlak vergisi ikinci taksit ödemeleri Kasım ayı sonunda bitiyor. Ahmet Gündüz, mükelleflerin, gayrimenkulün bağlı bulunduğu belediyeye ödeme yapabildiğini, ödenmeyen vergiler için ise her ay yüzde 1.4 gecikme cezası verildiğini kaydetti. Birçok vatandaşın devletin kendilerine sunduğu olanaktan haberdar olmadığını anlatan Gündüz, "Emlak Vergisi Kanunu'na göre, tek bir evi olup, geliri olmayan kişiler, belirli şartları taşıyorlar ise emlak vergisinden muaftır" diye konuştu. Gündüz, gelirini sadece kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından alanların da kanun gereği vergiden muaf olduğunu ifade etti.

GAYRİMENKUL SATILMIŞSA...

Bunun dışında geliri olup da 2014 yılı itibariyle bu geliri 26 bin TL'yi aşmayanlar, kışlık evin yanında yazlık eve sahip olmayanlar, bir başka meskende hisse sahibi olmayanların da vergiden muaf olduğunu hatırlatan Gündüz, gayrimenkulün satıldığı yıla ait verginin satana, takip eden yılların vergisinin ise alana ait olduğunu, lakin satış işleminin yılın sonuna kadar belediyeye kaydettirilmesi gerektiğini belirtti.

DİLEKÇE ŞART

Ahmet Gündüz, vatandaşın olanaklardan habersiz olması, bazı belediyelerin bu konuda vatandaşı uyarmaması ya da vatandaşın dilekçe vermemesi sebebiyle hak mağduriyetleri yaşandığını söyleyerek, şöyle devam etti: "Ev hanımları, engelliler, gaziler, işsizler, dullar, yetimler ve emekliler emlak vergisinden muaf olabilir. Ancak bu kişiler meskenin bağlı bulunduğu belediyeye dilekçe müracaat etmelidir. Aksi halde bu olanaktan faydalanmak mümkün değildir."

NASIL GERİ ALINIR?

Ahmet Gündüz, emlak vergisinden muaf olan mükelleflerin, geçmişte fazladan ödedikleri emlak vergilerini de geri isteyebileceklerini vurguladı. Gündüz, şöyle konuştu: "Bu durumda olan emlak sahipleri, ilgili belediyeye muaf olduklarını yazılı bir dilekçe ile bildirmelidir. İade talepleri geriye dönük 5 yıl süre için yapılabilecektir. 2011 yılından bugüne kadar fazla ödenen vergiler iade edilir."

Devamını Oku…