sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2016 Salı

Sosyal Medya Fenomenlerine Vergi

Geçen haftanın basında yer alan en önemli! konularından biri idi sosyal medya hesaplarında reklam yapanların vergilendirilmesi. Bu açıklamayı maliye bakanı yapıyor. Hatta ve hatta 2013 yılı arşivlerine bakarsanız neredeyse kelimesi kelimesine aynı şeyleri o dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de söylemişti. Demek ki 3 yılda bir olduğuna göre 2019'daki Maliye Bakanı da aynı şeyi söyleyecek öngörüsü, kuşkusuz hiç de kaçınılmaz değil.

Bir anlamda iyi sonuçta herkesin bir şeyin farkına varması sağlanıyor. O da; Türkiye'de, her şeyde olduğu gibi sosyal medya gelirlerinde de, kayıt dışılık had safhada. Ama olayı bilenler açısından olay biraz daha karışık görünüyor.

Sanki; Türkiye'de bırakın bu tür reklam gelirlerini E-Ticaret konusunda ciddi bir çalışma yapılmış, yapılan araştırmalar değerlendirilmiş, bürokratlar bu konuda yıllardır OECD ile yapılan çalışmaların veya tavsiye kararlarının üzerinden sular seller gibi çalışmış, hadi onu bir kenara bırakalım dünya elektronik ticaret konusunda bir uzlaşmaya varmış da bizim haberimiz yok!
Sadece işyeri tanımını değiştirerek vergilendirme yapabileceğini sananlar var. E o zaman demezler mi adama bu kadar kolaydı da ne diye yıllar boyu bu internet üzerinden, hatta televizyonlarda yayınlanan reklamlardan elde edilen gelirler vergilendirilemedi?

Sorun öyle sadece işyeri sorunu değil. Elbette işyeri elektronik ticaretin vergilendirilmesi sorunun en büyük kaynağı. Daha doğrusu işyeri tarifi. Hoş bizim Vergi Usul Kanunumuz işyeri tanımını neredeyse sınırsız tarif etmiş. Buna rağmen işyeri hala sorun diyorsak demek ki bizim vergi kanunlarına göre değil uluslararası mecrada çözülmesi gereken veya üzerinde anlaşmaya varılması gereken şeyler var.

Uluslararası vergilendirme prosedüründe sadece sizin iç kaynaklı hukuk yeterli değil. Özellikle bu gibi durumlarda yani iki farklı devletin vatandaşı veya şirketi vergisel anlamda birbirleri ile karşı karşıya geliyorsa, devletlerin birbirleri ile yaptıkları anlaşmalar ile (Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları) çözüm yolları aranmaktadır.

Genellikle birbirine çok yakın olan bu anlaşmalarda da elektronik ticareti vergilendirmeye yönelik çok açık hükümler bulunmuyor maalesef. Hatta bu anlaşmalarda mukimlik ve işyeri tanımları işi iyice çıkmaza sokuyor.

E-Ticaretin günümüz bilişim teknolojilerinin sunduğu imkânlarla geldiği nokta doğal olarak bu platformlarda işlem yapanlarının kimler olduğu, hangi ülke veya bölgede yerleşik oldukları, hizmeti nerede sundukları, bilgi güvenliğinin ne derece karşılandığı, elektronik fon transferlerinde veya sanal kredi mekanizmalarına yaptıkları katkı/olumsuzluklar anlamında da birtakım soruları gündeme taşımaktadır.
OECD nin elektronik ticaretin vergilendirilmesine model anlaşma metinleri mevcut. 

Konu burada anlatılması sayfalar sürecek kadar zor bir konu. Ancak çok değerli insanlar bu konuda araştırma yapmış, tezler hazırlamış ve kitaplar yazmıştır. Hala da tartışılmakta olan ve zaman ve teknolojinin hızla değişiyor olması sebebiyle günden güne boyut değiştiren elektronik ticaretin vergilendirilmesi sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın ortak bir sorunudur.

Ayrıca E-Ticaretin getirdiği vergisel sorunlar oldukça ağır ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Örneğin çeşitli ülkelerdeki vergi oranları ile vergi matrahlarındaki farklılıkların üretim ya da ticaret kalıplarında sapmalara neden olmasıdır. Diğer taraftan, uluslararası hukuk açısından belirli somut bir olayda vergilendirme yetkisinin hangi ülke tarafından kullanılacağını belirlemenin giderek güçleşmesidir. 
İdari uygulamalara ilişkin sorunların gün geçtikçe ağırlaşmakta ve bu alanda yasal düzenlemelerin yetersiz kalmaktadır. Yine E ticaret ile birlikte sanal şirketlerin ortaya çıkması, şirket ve müşterilerin farklı ülkelerde olması ve farklı vergi düzenlemelerine tabi kılınması da ayrı birer sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yani konu uluslararası düzeyde tartışılan ve çözüm yolları için görüşmeler yapılan bir konudur. Sadece sosyal medya reklamlarından ibaret olmadığı gibi sadece bir kanunda yer alan (ki bize göre zaten kanun sınırsız yetki vermiş olduğu halde) madde değişikliği ile çözümlenecek bir konu değildir.


Ali Rıza Akbulut

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/alirizaakbulut/0110/

Devamını Oku…

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Sosyal Medya Reklamlarına Vergi Geliyor (Mu?)

Maliye Bakanı Naci AĞBAL’ın sosyal medya araçları üzerinden tanıtım ve ürün reklamı yapan kişilerin vergi mükellefi olacağı açıklamaları ile birlikte sosyal medya paylaşımcılarını telaş sardı. Ünlü isimler başta olmak üzere, sosyal medya fenomenleri yaptıkları paylaşımlar ile binlerce lira kazanabiliyor. Twitter, Instagram ve Snapchat uygulamaları ile yapılan ürün tanıtımları, saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşabiliyor, en fazla ücreti de en fazla görüntülenme sayısına ulaşan paylaşımcılar kazanıyor.  Öncelikle konunun vergilendirilmesini mevcut vergisel uygulamalar açısından özetle açıklamaya çalışalım.

Vergi kanunlarımıza göre ticari faaliyet bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup bir gerçek kişinin ticari kazanç açısından gelir vergisi mükellefi olması için faaliyetin ticari bir organizasyona bağlı olarak yürütülmesi ve devamlılık arz etmesi gerekmektedir.
Sahip oldukları sosyal medya hesaplarına ait sayfalarda ticari bir organizasyon içerisinde, devamlı olarak reklam hizmeti veren gerçek kişilerin ticari kazanç açısından gelir vergisi mükellefi olmaları gerekmektedir. Gelir Vergisi mükellefi olan paylaşımcıların fatura düzenlemeleri gerekmektedir.

Şayet sosyal paylaşımcıları gelir vergisi mükellefi değil ise; reklam veren kurumlarca gider pusulası düzenlenmesi gerekiyor. Yapılan reklam ödemeleri ise şirketler için gider niteliğindedir.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesi’ne göre sosyal medya reklamları için yapılan ödemeler üzerinden herhangi bir vergi kesintisi yapılması söz konusu değildir.[1]
KDV açısından konuya baktığımızda ise; KDV Genel Uygulama Tebliği’nin I-C/2.1.2.4. bölümünde konuya net bir şekilde açıklık getirilmiştir. Buna göre; internet üzerinden yapılan sözleşme kapsamında sosyal ağlar üzerinden reklam hizmetleri yapanların bu faaliyetlerinin, Gelir Vergisi Kanunu yönünden ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve mükellefiyet tesis ettirilmesi halinde KDV’ye tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir. Mükellefiyet tesis ettirilmemesi durumunda ise reklam veren kurumlarca  KDV hesaplanıp sorumlu sıfatı ile beyan edilmesi gerekmektedir.

Peki Maliye Bakanlığı nasıl bir düzenleme yapacak? Yeni Vergi Usul Kanunu taslağının 130. Maddesinde Elektronik Ortamda İşyeri tanımı yapılmıştır. İlgili maddede ”İnternet, ekstranet, intranet ya da benzeri bir telekomünikasyon ortam veya aracının ticari, sınai veya mesleki faaliyete tahsis edilmesi veya bu faaliyetlerde kullanılması durumunda elektronik ortamda iş yeri oluşur.” ifadeleri yer almaktadır.

Maddenin devamında ise; elektronik ortamda oluşan iş yerlerinin kapsamını ve mükellefiyetle ilgili ödevlerin yerine getirilmesine ilişkin hususları belirlemeye, bu alanda vergisel düzenlemeler yapmaya, uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı’nın yetkili olduğunu belirtilerek bu konuda sazın Maliye Bakanlığı’nın elinde olduğunu belirtmiştir.

Taslak halinde olan Vergi Usul Kanunu’nun henüz yayınlanmadığını belirtmekte fayda var. Maliye Bakanlığı’nın eline aldığı sazla nasıl bir türkü yazacağını da hep beraber bekleyip, göreceğiz. Mevcut uygulamada çok fazla değişiklikliğe gidilmemesi beklenmektedir.

Mustafa Çanakçıoğlu



[1] 16.03.2016 tarih ve 11395140-105[229-2012/VUK-1- . . .]-23474 GİB Özelgesi

Devamını Oku…