zamanaşımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zamanaşımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2016 Salı

Tahsilat Genel Tebliğinde Değişiklikler

16.04.2016 tarih ve 29686 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Seri A 7 Sıra No.'lu Tahsilat Genel Tebliği, 1 sayılı genel tebliğin özellikle tahsilat zaman aşımı konusundaki hükümlerine ilave ve değişiklikler getirmiştir. Bunları aşağıda açıklamaya çalışacağız.

1. Vadesi geçmiş borç durumu belgesi:

Amme alacağı ödenmeden yapılmayacak işlemlerle ve işlemi yapanların sorumluluğu ile ilgili olarak başvurulan vergi dairesi, kapsama giren vergiler ve mükellefin önceki vergi dairelerini de göz önüne alarak bilgi elde edecek ve ondan sonra vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belge verebileceklerdir. 

2. Tahsilat zaman aşımı:

Amme alacağı, vadesinin rasltadığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrar. Para cezaları için özel kanunlarındaki zaman aşımı hükümleri mahfuzdur. Zaman aşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.
Amme alacağının zaman aşımı, alacağın vadesinin ertesi yılı başlar ve 5 yıl içinde tahsil edilemezse zaman aşımına uğrar. 

3. Zaman aşımı başlangıcı:

Ödeme süresi gösterilmiş olsun, olmasın bütün amme alacaklarının (para cezaları hariç) zaman aşımı, vade tarihinin rastladığı yılı takip eden takvim yılının başı olacaktır. 

4. Zaman aşımının kesilmesi hali:

Zaman aşımının herhangi bir şekilde kesilmesi halinde, süre hesabında, zaman aşımının kesildiği takvim yılını takip eden takvim yılı başı esas alınır. 

5. Zaman aşımının işlememesi halleri:

Borçlunun yabancı memlekette bulunması, hileli iflas etmesi veya terekenin tasfiyesi dolayısıyla zaman aşımının işlememesi halinde, süre sebeplerin kalktığı günün bitmesinden itibaren başlar. Özel kanunlardaki düzenlemeler geçerlidir. 
İflas ertelemesinde Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zaman aşımı ve hak düşüren müddetler işlemez hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen amme alacaklarına ilişkin tahsil zaman aşımı iflas ertelemesi süresince işlemez.

6. Adli para cezaları:

a. Cezalar, adli ve idari para cezalarıdır. Adli para cezalarında zaman aşımı süresi genel olarak on yıldır.
b. Adli para cezalarının başlangıcı, adli para cezası mahkeme kararının kesinleştiği gün başlar.
c. Ceza yasasına göre suç işlendiğinde on iki yaşını doldurmuş, on beş yaşını doldurmamış olanlar için beş yıl, on beş yaşını doldurmuş, on sekiz yaşını doldurmamış olanlar için on yıllık sürenin 2/3'ü geçmiş ise cezalar infaz edilmez.
d. Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez. Adli para cezası zaman aşımı için bu hükümler de dikkate alınır. 
e. Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zaman aşımını keser.
f. Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zaman aşımı kesilir. 
g. Bu hükümlere göre, adli para cezalarının tahsil zamanaşımı süreleri maddede yer alan nedenlerden dolayı kesilebilmektedir.
h. Adli para cezalarının zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespitinde; 6183 sayılı Kanunun 103 ve 104'üncü maddelerinde düzenlenen tahsil zamanaşımını kesen haller ile tahsil zaman aşımının işlememesi hallerinin de dikkate alınması gerekeceği tabiidir.
Adli para cezalarına ilişkin tahsil zaman aşımını kesen bir halin mevcutsa yeniden işleyecek zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK. Kanunu kapsamında belirlenir.

7. İdari para cezaları:

İdari para cezaları ile ilgili olarak zaman aşımına ilişkin özel hükümler 5326 sayılı Kabahatler Kanununda düzenlenmiştir. 

8. Aciz vesikası:

2004 sayılı İcra İflas Kanununa göre borçlunun iflasına hükmedilmesi sonucunda mallarının tasfiyesine rağmen alacaklıların alacaklarını elde edememeleri durumunda aciz vesikası düzenlenmektedir. Bu borç, borçluya karşı, aciz vesikasının düzenlenmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zaman aşımına uğrar. Tahsil dairelerinin bu süreyi dikkate alarak amme alacağının zaman aşımına uğrayıp uğramadığını tespit etmeleri gerekmektedir.


9. Zaman aşımında terkin:

Zaman aşımına uğramış amme alacaklarının terkin işlemleri alacaklı amme idarelerince, ilgili mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.

10. Görevli devlet dairesi: 

Terkini gereken vergiler ile zaman aşımına uğrayan Hazine alacaklarının terkin edilmesiyle ilgili işlemlerin yerine getirilmesini sağlamak görevi Gelir İdaresi Başkanlığı'nındır. Terkin için terkin cetveli kullanılır. 
Zaman aşımına uğramış olan amme alacaklarının kayıtlardan silinebilmesi, bu konuda yetkili olan makamdan alınacak izne bağlıdır.

11. Diğer alacakların terkini:

6183 sayılı Kanun kapsamında olup Maliye Bakanlığı dışındaki kamu idareleri tarafından tahsil ve takip edilen ancak tahsil zaman aşımına uğramış alacakların terkin edilmesine ilişkin işlemler bu yapılan açıklamalar çerçevesinde gerçekleştirilir.


Cevdet Akçakoca

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/cevdet/0247/

Devamını Oku…

26 Kasım 2015 Perşembe

Vergilendirmede Zamanaşımı

Vergi Usul Kanunu’nun 113’üncü maddesinde yer alan tanımlamaya göre “zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkmasıdır.” Bu bağlamda “zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade eder.”

Aynı kanunun 114’üncü maddesinde hükme bağlandığı üzere “vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde tarih ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”

Ancak, “vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını” durdurmaktadır. Duran zamanaşımı mezkur (söz konusu) komisyon kararının vergi dairesine tevdiini (ulaşmasını) takip eden günler itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde 1 yıldan fazla olamaz.

Diğer yandın Vergi Usul Kanunu’nun 374/1’inci maddesinde hükme bağlandığı üzere “vergi ziyaı cezasında cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; 353 ve mükerrer 355’inci maddeler uyarınca kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapılacağı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak 5 yıllık süre geçtikten sonra vergi cezası kesilmez” denildikten sonra, 114’üncü maddesinde yer alan hükmün ceza zamanaşımı içinde geçerli olduğu ifade edilmiştir.

Vergi Usul Kanunu’nun 138’inci maddesinde “inceleme; neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabilir” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla vergi incelemesi yapılabilmesi için tarh zamanaşımı süresinin dolmaması gerekmektedir. Bu bağlamda da tarh zamanaşımının dolduktan sonra mükellef hakkında inceleme yapma olanağı ortadan kalkmaktadır.

Uygulamada zaman-zaman zamanaşımı süresinin son günlerinde incelemeye alınan mükelleflerin hesap ve işlemlerinin takdir komisyonuna sevk edildiği ve bu aşamada da uzayan zamanaşımı süresi için de vergi incelemesi yapıldığı görülmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun 114’üncü maddesi gereği olarak; “vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur.” Ancak; bu aşamada işlemeyen süre sınırlı tutulmuş olup her hal ve takdirde 1 yıldan fazla olamaz.

Oysa Vergi Usul Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca “vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.”

Dolayısıyla; vergi incelemesi yapmaya yetki olanlarca düzenlenen inceleme raporlarında yer alan matrah veya matrah kısmı re’sen takdir edilmiş kabul edilmektedir.

Her şeyden önce matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk işleminin zamanaşımı süresini uzatabilmesi için ortada gerçek bir takdire sevk nedeninin bulunması gerekmektedir. Bir başka anlatımla ortada gerçek bir takdire sevk nedeni yoksa bu takdirde yapılan incelemelerin takdire sevki zamanaşımı süresini kesme ve/veya durdurma amacına yönelik olmaktadır.

Ayrıca; inceleme elamanının kendisi tarafından yapılacak işlemin zamanaşımını durdurmayacak olması nedeniyle, kendi yetkisi olmasına rağmen konuyu takdir komisyonuna göndermesi işleminde de sonucun değişmemesi gerekir. Bir başka anlatımla yasal düzenlemelere aykırı olarak yapılan bir işlemin yasalar tarafından korunması hukuken kabul edilebilir bir uygulama ve/veya tercih olarak kabul edilemez.
Gerçekte normal zamanaşımı süresi dolduktan sonra, duran zamanaşımı süresi içerisinde inceleme elamanı tarafından idari bir sonuç doğurabilecek işlem yapılması hukuken mümkün değildir. İnceleme elemanının normal koşullarda işlemin takdire sevkinden sonra elindeki bilgi ve belgeleri takdir komisyonuna göndermesi gerekmektedir.

Uygulamada yaşanan yöntem ve sorunlar dikkate alındığında;

- Takdire sevk ve vergi inceleme işlemleri için ilgili kanunda çok zaruri ve özel haller dışında zamanaşımı süresinin dolmasına az süre kalan durumlarda vergi incelemesi yapılması isteminin sınırlandırılması,

- Takdire sevk işleminin yapılması halında mükellefe bilgi verilmesi,

- Tarh zamanaşımı yanında tahakkuk işlemleri için de zamanaşımı uygulamasına gidilmesi halinde,

Günümüzde zamanaşımına yönelik olarak uygulama sorunlarının azalacağı beklenmektedir.

Veysi Seviğ

Kaynak: http://www.itohaber.com/koseyazisi/202021/vergilendirmede_zamanasimi.html


Devamını Oku…