yurtdışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yurtdışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2016 Perşembe

Yurtdışı Borçlanması ve Türkiye'den Emekli Olma Şartları

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarımızın sayısı 5,5 milyon civarında. Bu büyük çoğunluğu oluşturan vatandaşlarımız yaşadıkları ülkeler de emekli olmanın dışında Türkiye'den hizmet borçlanması yaparak 2. emekliliğin şartlarını merak etmekte olup, makale de bu durumda olan ve konuyu merak eden vatandaşlarımız için önemli olan hususları açıklamaya çalışacağım.

3201 sayılı kanunla yurtdışı borçlanması ile emekli olma imkanı getirilmiştir. Bu hak, "6552 sayılı Torba Kanun"dan önce,  yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları yada çifte vatandaşlık hakkına sahip olanlar için geçerliydi. 6552 sayılı Torba Kanunla, doğumun da Türk vatandaşı olup, sonrasında çıkma izni alarak yabancı bir ülke vatandaşlığı kazananlar içinde yurtdışı borçlanması ile Türkiye'den emekli olma imkanı kazanılmıştır.
Peki yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız hangi süreler için borçlanabilecektir. 18 yaşını dolduran Türk vatandaşı olarak Türkiye dışında geçen ve bunu belgelendirebilen sigortalılık sürelerini yada her biri için en fazla 1 yıllık işsizlik süreleri ile yurtdışın da ev hanımı olarak geçirilen süreler için yurtdışı borçlanması yapılabilir. Ayrıca borçlanma yapılacak bu sürelerde kişinin Türk vatandaşı yada çifte vatandaş olması gerekmektedir. Tabi vatandaşlıklardan biri Türk vatandaşı olmak kaydıyla. Çıkma izni ile Türk vatandaşlığını kaybedenler için borçlanma hakkı tanınmış da olsa Vatandaşlığın kaybedildiği süreler için maalesef borçlanma hakkı verilmemiştir. Borçlanma yapmak isteyenlerin, borçlanma yapacakları günler için bir alt veya üst sınır bulunmamaktadır. İstedikleri ve ihtiyaçları olduğu kadar(ister bir ay, ister 20 yıl) borçlanabilirler. Türkiye'de çalışmışlığı olmayan kadınların, 4b (Bağ-kur) hükümlerine göre 7.200 gün ve 20 yıllık sigortalılığı, erkeklerin ise 9.000 gün ve 25 yıllık sigortalılıkları şartı ile emeklilikleri mümkündür. Yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın Türkiye'den en az 1 günlük sigortalı çalışmışlıkları var ise, daha az prim ödeyerek daha yüksek maaş alma imkanlarına sahiptirler. Ödeyecekleri prim ise 2016 yılı için, brüt asgari ücretin alt sınırı olan 1.647,00 TL ile üst sınır olan 10.705,50 TL arasında seçecekleri tutarın % 32'sidir. Borçlanmanın geçerli olabilmesi için tahakkuk eden tutarın size tebliğinden itibaren üç ay içinde ödenmesi gerekir. Bu tutar ilgili süre içinde ödenmediği takdirde yurtdışı borçlanması için yeniden başvuru yapmalıdır. Ayrıca yurtdışı borçlanması ile gerekli olan gün sayısı tek seferde borçlanarak ödenebileceği gibi, peyderpey borçlanmaya giderek de emekli olabilirler. Burada unutulmaması gereken nokta, her başvuru için aynı bürokratik işlemleri tekrar yapmak gerekir.

Yurtdışı Borçlanması Nasıl Yapılır
Yurtdışı borçlanmasına başvuracak olanlar, Sosyal Güvenlik İl yada İlçe Müdürlüklerinden  edinecekleri "Yurtdışı Hizmet Borçlanması Talep Dilekçesi"ni inceleyip doldurarak ister elden teslim ile ister posta yoluyla SGK'ya iletmeleri, ayrıca SGK Güvenlik İl/İlçe Müdürlükleri tarafından istenen Ek belgelerinde kuruma ibrazı gerekir.

Ek Belgeler:
- Çalışma Belgesi
- İkametgah Belgesi ( Ev Hanımları)
- Ülkeye Giriş Çıkış Belgesi
- Pasaport Fotokopisi
Şimdi çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum. 6552 Sayılı Torba Kanun ile 3201 sayılı kanuna şu hüküm eklenmiştir: "Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk sigortasına girişinden önce, akit ülke sigortasına girdiği tarihin, Türk sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir" Bahsettiğimiz bu ek 29.09.2014 tarihinde 3201 sayılı kanunda yapılan değişiklikler konulu 2014/27 sayılı genelge de açıklanmıştır. Ülkemizin 24 ülke ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmakta. 24 ülkeden 18 inde (Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Belçika, Bosna Hersek, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Gürcistan, Hırvatistan, Hollanda, İsviçre, Kanada, Kebek, KKTC, Lüksemburg, Makedonya ve Slovakya) işe başlama tarihleri, Türkiye'den işe başlama tarihi sayılıyor. Kısaca Türkiye'den işe başlama tarihi, yurtdışındaki işe başlama tarihinden önce ise Türkiye'deki işe başlama tarihi baz alınıyor. Yurtdışındaki işe başlama tarihi, Türkiye'deki işe başlama tarihinden önce ise yurtdışı borçlanmasında yurtdışında işe başladığı tarih ilk işe giriş tarihi olarak esas alınıyor. Konuyu basit bir örnekle açıklayalım.

Örnek Olay: Türkiye'de 01.02.2015 tarihin de çalışmaya başlayan 1976 doğumlu Birol Bey, Almanya'da 01.03.1995 - 31.12.2010 tarihleri arasında çalışmıştır. Birol Bey, Almanya'da çalışarak geçirdiği süreler için yurtdışı borçlanması yaparak Türkiye'den de emekli olmak istemektedir. bu sebeple 01.03.1995 - 31.12.2010 süresinde geçen 5.700 gün çalışmasını borçlanmıştır. Bu durumda Birol Bey'in Türkiye'den ilk işe başlama tarihi 01.03.1995 olarak alınacak ve yurtdışı borçlanması da bu tarihe göre yapılacaktır.
Bu örneğimize göre Birol Bey'in işe başlama tarihi 01.03.1995 olduğundan, 25 yıllık fiili hizmet süresi, 55 yaş ve 5750 prim günü şartlarına tabidir. Birol Bey borçlanma talebini 01.02.2016 tarihinde yapmıştır. 01.01.2016 - 31.12.2016 tarihleri arasında taban asgari ücret brüt 1.647,00 TL dir.
Bir günlük brüt ücret: 1.647,00 / 30 = 54,90 TL
Birol Bey 5.700 gün borçlanarak tam emekli olmak istemektedir.
 5.700*54,90 = 312.930,00 TL
Yurtdışı borçlanma oranı %32 dir.
312.930,00*0,32 = 100.137,60 TL Yurtdışı borçlanma tutarını ödediğinde 55 yaşında Türkiye'den tam emekli olabilecektir. Birol Bey isterse 3.600 gün şartlarına göre kısmi emekli de olabilir.
           
Tabi önemli bir hususu da burada hatırlatmak isterim. Türkiye'den emekli olabilmek için. Almanya'da çalışmıyor olmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan başka bir aylık veya yardım almamak gerekiyor. Aksi takdirde Almanya'da çalıştığı müddetçe Türkiye'den hak ettiği emekli maaşından faydalanamaz. Almanya'dan emekli olduğunda yada çalışmayı bıraktığında Türkiye'den kendisine maaşı tahsis edilir. Yazımı burada sonlandırarak makalemin tüm ilgililer için faydalı olmasını temenni ediyorum.

Kaynakça;
- 3201 Sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun (22.05.1985)
- Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik (06.11.2008 / 27046 Sayılı Resmi Gazete)
- 6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun (11.09.2014 / 29116 Mükerrer Sayılı Resmi Gazete)
- 3201 Sayılı Kanunda Yapılan değişiklikler Konulu Genelge (29.09.2014, 2014/27)

Sedat Öngel

Devamını Oku…

2 Kasım 2015 Pazartesi

Yurtdışından Alınan Alan Adı (Hosting) Vergilendirmesi

Artık birçok firmamız, internet ağı üzerinden Hindistan, Amerika, Almanya gibi birçok ülkeden alan adlarını (domain) alarak Türkiye’de satmak suretiyle hosting hizmeti yapmaktadır. Bu hizmet nedeniyle internet üzerinden gönderilen fatura bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini 2  No.lu KDV Beyannamesi ile yapıp,  gelir vergisi tevkifatını ise muhtasar beyanname ile  beyan etmemektedir. Bu makalemde bu durumun mevzuata uygun olup olmadığı hususunu, mevzuat ve Gelir İdaresinin görüşlerine göre açıklayacağım.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunumuzun 3. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunun 1. maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirileceği hükmü yer almakta olup, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar sayılmıştır.

Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye’de elde edilmesi ve Türkiye’de daimi temsilci bulundurulması konularında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.

Kurumlar Vergisi Kanununun 30. maddesinin birinci fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrasında ise, ticari veya zirai kazanca dahil olup olmadığına bakılmaksızın, telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayri maddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen bedeller üzerinden kurumlar vergisi kesintisi yapılması öngörülmüş olup, 12.01.2009 tarih ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kesinti oranı % 20 olarak belirlenmiştir.
Bu çerçevede, yurt dışından satın alınan (domain) alan adı, karşılığı yapılan ödemeler gayri maddi hak ödemesi niteliğinde olup, yapılan bu ödemeler üzerinden kurumlar vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun;
– 1/2 ‘nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ye tabi olduğu,
– 8/1-b maddesinde, ithalatta mal ve hizmet ithal edenlerin verginin mükellefi olduğu,
– 9/1’inci maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği, hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin “Yurt Dışından Sağlanan Hizmetler” başlıklı (C) bölümünde;
KDV Kanununun 1 inci maddesine göre, işlemler Türkiye’de yapıldıkları takdirde vergiye tabi tutulabilecektir.”
Aynı Kanunun 6/b maddesine göre;
“Türkiye’de yapılan veya faydalanılan hizmetler Türkiye’de ifa edilmiş sayılacaktır. Yurt dışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerden bu kapsama girenlerin vergiye tabi olacağı açıktır. Bu gibi hizmet ifalarında mükellef esas olarak yurt dışındaki firma olmakla birlikte, firmanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkez ve iş merkezi bulunmaması halinde vergi, sözü edilen Kanunun 9. maddesi gereğince hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir” açıklamasına yer verilmiştir.

Bu itibarla, yurtdışında mukim firmalardan alınan (domain) alan adlarına ilişkin bedeller üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilerek ödenmesi, domain bedelleri için stopaj tahakkuku yapılarak, muhtasar beyanname ile beyan edilip, ödenmesi gerekmektedir.

Nevzat Erdağ



Devamını Oku…