fatura etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fatura etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2016 Salı

İsteyene E-Fatura Değil, Kağıt Fatura Vermek Zorunludur

Vergi Usul Kanununun mükerrer 242.ci maddesi, 397-421-454 sayılı genel tebliğler ve 58-67 sayılı sirkülerleri ile e-fatura ve e-defter konusu ülkenin gündemine girmiştir.
Hele hele 2016 yılından itibaren e-fatura ve e-defter konusu daha da yaygınlaştırılmıştır. Bunun bir adım ilerisi devletin her türlü bilgiye elektronik olarak ulaşabilmesi olacaktır. Yani George Orwelin meşhur (1984) kitabı yüzyılımızda gerçek olmuştur. Ancak, devlet bu düzenlemeleri sadece devlet için değil halk için yapmaktadır.

Şimdi e-fatura konusunu mevzuatı ele alarak inceleyelim. Vergi Usul Kanununun fatura ile ilgili 230-231 ve 232inci maddeleri aynen geçerlidir. Mükerrer 242.ci madde ile bu belgeleri elektronik olarak düzenletme yetkisine sahiptir.

397 sayılı VUK genel tebliğinin 5.ci maddesi e-fatura düzenleme, gönderme ve alma konusunu açıklamıştır.
Mükellefler e-fatura düzenlerken, tebliğde belirtilmeyen hususlarda süreler başta olmak üzere VUK ve ilgili diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan usul ve esaslara uymak zorundadır. 
E-fatura sistemi için bilgi işlem sistemlerinin entegre edilmesi, e-fatura aracılığı ile kullanım, e-faturanın muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, mali mühür, ceza ve sorumluluk gibi esaslı konular tebliğde açıklanmıştır.
Yapılan düzenleme ile e-fatura uygulamasına tabi olan mükellefler birbirine e-fatura göndermek ve almak, istendiğinde ibraz etmek zorundadır.
Düzenlemenin can damarı şu cümlelerdedir.
Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan mükelleflerin birbirinden aldıkları mallar ve sağladıkları hizmetler için 01/09/2013 tarihinden itibaren elektronik fatura göndermeleri ve almaları zorunludur. Elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflere yaptıkları mal ve hizmet ifası için genel hükümler çerçevesinde kağıt fatura düzenlemeye devam edeceklerdir.
Bakanlık, bu ibarenin yeterli olmayabileceğini düşünerek, 433 sayılı VUK genel tebliğinde aşağıdaki kesin açıklamayı yapmıştır. 

7.1 397 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Getirilen e-Fatura Uygulamasına Kayıtlı Olmayan Mükelleflere Faturanın Teslimi

e-Fatura Uygulamasından yararlanma hakkı olup henüz kayıtlı olmayan mükelleflere e-Arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen fatura kâğıt ortamında teslim edilir. Bu kapsamda, alıcısına malın yanında kâğıt olarak verilen fatura, irsaliyeli fatura yerine kullanılabilir. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için faturanın, malın teslimi anında düzenlenmesi ve İrsaliye yerine geçer ifadesinin yazılması zorunludur. Böylece e-fatura uygulamasına tabi olmayan mükelleflere e-fatura yerine kağıt fatura verilmesinin gerekli olduğu açıkça belirtilmiştir. 
Elektronik fatura ile normal faturanın karşılaştırıldığı ve her türlü bilginin olduğu yazımız.

E-fatura ve kağıt fatura düzenleme-itiraz ve kayıt süreleri konulu yazımda da her türlü bilgi bulunmaktadır.
Sonuç olarak: e-fatura düzenleyen firmalar, e-faturaya tabi olmayan firmalara kağıt fatura düzenlemek zorundadır.
Bu yazıyı neden yazdık?
İsim vermeyeceğim birçok büyük ve zincir mağaza, artık e-faturaya geçtik, biz size kağıt veya normal fatura vermeyiz diyerek müşterilerine fatura tanzim etmiyorlar. Bu firmalar suç işlemektedir. Siz e-faturaya tabi olmayan mükellefler, böyle bir durumda maliyeyi arayıp şikayet etmelisiniz.
Veya Maliye Bakanlığı bu konuyu yeni ve daha ayrıntılı bir bir tebliğ veya sirkülerle çözümlemelidir.


Cevdet Akçakoca

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/cevdet/0235/

Devamını Oku…

23 Aralık 2015 Çarşamba

Fatura Üzerinde Yer Alan İskontoların Muhasebe Kaydı

Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Muhasebe usulünü seçmekte serbestlik” başlıklı 175. maddesinde;
Mükellefler bu kısımda yazılı maksat ve esaslara uymak şartiyle, defterlerini ve muhasebelerini işlerinin bünyesine uygun olarak diledikleri usul ve tarzda tanzim etmekte serbesttirler. Ancak, Maliye ve Gümrük Bakanlığı; muhasebe standartları, tek düzen hesap planı ve mali tabloların çıkarılmasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bunları mükellef, şirket ve işletme türleri itibariyle uygulatmaya ve buna ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
Ticaret Kanununun ticari defterler hakkındaki hükümleri mahfuzdur.
Maliye Bakanlığı, muhasebe kayıtlarını bilgisayar programları aracılığıyla izleyen mükellefler ile bu bilgisayar programlarını üreten gerçek ve tüzel kişilerce uyulması gereken kuralları ve bilgisayar programlarının içermesi gereken asgari hususlar ile standartları ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” hükmü yer almaktadır.
Satış Geliri, tahsil edilen veya tahsil edilecek varlıkların gerçeğe uygun değeri ile diğer bir deyişle, karşılıklı pazarlık ortamında bilgili bir alıcı ile bilgili bir satıcı arasında bir varlığın el değiştirmesi veya bir borcun ödenmesi durumunda ortaya çıkması gereken tutar ile ölçülür. Bir işleme ilişkin satış geliri tutarı, işletme ile alıcı arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir. Bu tutardan işletme tarafından yapılan miktar, kasa ve ticari iskontolar indirildikten sonra gerçeğe uygun değer saptanır. Bu değer işletmenin  Net Satışlarını ifade eder ve TDHP’nda 6** Gelir Tablosu Hesap Sınıfının 60* Brüt Satışlar ve 61* Satış İndirmleri Hesap Gruplarında gösterilir.
1 Seri No.lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinin “611- SATIŞ İSKONTOLARI” bölümünde;
“Satışla ilgili faturanın düzenlenip satışın gerçekleşmesinden sonra yapılan her türlü kasa ve miktar iskontoları bu hesapta yer alır.
Kasa iskontosu, kredili satışlarda alıcının mal bedelini vadesinden önce ödemesi dolayısıyla, bu peşin ödeme karşılığında alıcıya belirli oranlarda indirim yapılmasıdır.
Miktar iskontosu ise alıcının belli tutarlar üzerinde alışlarda bulunarak satıcının mal sürümüne katkıda bulunmasından dolayı kendisine belli oran ya da tutarlarda yapılan indirimdir.” denilmektedir.
Genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinden Tam açıklama kavramı, Mali tablolardan ve bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde, yeterli, açık ve anlaşılır olmasını ifade eder. Mali tablolarda finansal bilgilerin tam olarak açıklanması yanında, mali tabloların kalemleri kapsamında yer almayan ancak alınacak kararları etkileyebilecek, gerçekleşmesi muhtemel olaylara da yer verilmesi, bu kavram gereğidir. Bu persfektifte iskonto yapılmış kesilen faturaların muhasebe ye kaydında, iskontodan önceki brüt satışların gösterilmemesi muhasebe ilkelerine aykırılık teşkil edecektir.
Vergi matrahının hesaplanmasında iskontoların ticari teamüllere uygun özellikle ilişkili taraflarla yapılan işlemlerde emsallere uygunluk ilkesine uygun hareket etmek ve transfer fiyatlandırmasında emsale uygun fiyatlandırma yapmak şarttır. Şirketler, ticari ve gündelik yaşamın genel kabul görmüş gerçekleri ve mantığı çerçevesinde, kendilerinden mal veya hizmet alan alıcılarına istedikleri tutarda ciro primi verebilirler. Ancak, ticari teamüller ve rekabet şartları belki de bazen zararına satışı dahi gerektirebilir. Bu durumda, vergisel açıdan yapılacak bir denetimde, zararına satışın ya da elde edilen satış kazancına çok yakın bir tutarda ciro primi verilmesinin (hatta maliyetine satış yapılmasının) gerekçelerinin çok açık bir şekilde ispatlanabilmesi zorunluluktur.
Ticari teamüllere uygun miktardaki iskontonun satış bedeline göre miktarı veya oranı ne olmalıdır sorusunun net bir cevabi ne kanunda ne de idare tarafından yapılan açıklamalarda yer almamaktadır. Esasen bu konuda kesin bir ölçü de bulunmamaktadır. Bu miktar yere, zamana, satılan malın tutarına, duruma ve faaliyet konularına göre farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle bir ölçü belirlenmesi de bir hayli zordur.
İskontonun piyasada alışılmış miktarda olması ve emsali müşteriler arasında önemli farklılıklar göstermemesi ve belirli kriterler dahilinde eşit olarak uygulanması gerekmektedir. Yapılacak bir vergi incelemesinde cezai müeyyidelere muhatap olunmaması için iskontolar konusunda çok dikkatli olunması gerekmektedir.
Ticari teamüllere uygun olmayan iskontolar, vergi kaçırma amacına yöneliktir. Bu durumda ortada bir muvazaa (danışıklılık) fiili vardır. Örneğin maliyeti 700 TL, satış bedeli 900 TL olan bir telefona 400 TL iskonto uygulansa, bu iskontonun kabul edilebilir bir yanı bulunmamaktadır.
Bu bağlamda matrahtan yapılan indirim kabul edilemez. Satışa konu mal veya hizmet piyasasında aynı veya benzer mal ve hizmetler için genel kabul gören oranlar çerçevesinde olan ve mal veya hizmetin bedeline göre makul oranlarda olan iskontolar, ticari teamüle uygun iskontolardır.
Bu noktada ilişkili taraflar arasındaki iskonto ve ciro primlerinin emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir.
KVK’nın 13’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasına göre, emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygun fiyat veya bedele ulaşmak için öncelikle iç emsal kullanılacak, bu şekilde kullanılacak fiyat veya bedelin bulunmaması ya da güvenilir olmaması halinde dış emsal karşılaştırmada esas alınacaktır.
Bu nedenlerle fatura üzerindeki iskontoyu muhasebede kayda almayalım, üstelik fatura üzerindeki iskontodan sonraki kısmı gelirlere yazalım dendiğin de, hem kayıtları ihticaca salih değil hale getirecek, hem genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ters hem de raporlamalarımızı eksik bırakacaktır.
İSKONTONUN FATURA ÜZERİNDE YAPILMASI
İskonto fatura üzerinde gösterilmişse, iskonto tutarı fatura toplamından düşülür ve kalan meblağ KDV matrahını oluşturur. İskontonun KDV matrahından düşülebilmesi için, yapılan iskontonun ticari teamüller çerçevesinde yapılması, faturada ayrıca gösterilmesi esastır.
İskontolu Mal Satışı;
XYZ İşletmesi 4.000 TL + KDV’li malı %10 iskonto yaparak müşterisine satmıştır.
----------------------------------------/-------------------------------------------------------
611-SATIŞ İSKONTOLARI                             400
120-ALICILAR HS.                                      4.248
                 600-YURTİÇİ SATIŞLAR HESABI      4.000
                  391-HESAPLANAN KDV                        648
---------------------------------------/------------------------------------------------------
Yukarıdaki örneğimizin matematiksel işlemi şu şekildedir:
Satış                : 4.000
İskonto    %10   :    400
Matrah                         : 3.600
KDV       %18              :   648
Toplam Tutar   : 4.248

İlgili faturayı alanın muhasebe kaydı;(Alımın ticari mal olduğunu kabul edelim)
--------------------------------------------------/--------------------------------------------------
153-TİCARİ MALLAR HS. 4.000
   02-DÖNEM İÇİ ALIŞLAR HS...
 191-İND.KDVERGİSİ HS….648  
                                                   153.TİCARİ MALLAR HS…400 
                                                      04-ALIŞ İSKONTOSU HS.
                                                    320-SATICILAR HS…… 4.248      
------------------------------------------------/--------------------------------------------------------

Ufuk Özdemir

Devamını Oku…

20 Ekim 2015 Salı

Kayıp Faturalarla İlgili Ne Yapmalı?

Günlük hayatta karşılaştığımız bazı olayların, yıllar sonra başımıza dert açmaması için aslında küçük bir tedbir almak yeterli.
Hırsızlık, yangın, sel ve diğer tabii afetler hem oluş esnasında hem de daha sonra canımızı yakar. Mesela bu sebeplerden dolayı işletmelerin malları, demirbaşları ve resmi belgeleri kaybolma, çalınma, bozulma, çürüme, yanma gibi şekillerde zarar görür. Bu ve buna benzer durumlarda vakit geçirmeden resmi makamlara bilgi verilmesi ve başvurulması gerekir.
1-Malların çalınması/yanması
Böylesi afetlerde zarar gören, hurdaya dönen veya çalınan mallar için neler yapılması gerektiğini önceki yazılarımda dile getirmiştim. Maliye bu sebeplerden dolayı satılamayan malların alımında indirim konusu yapılan KDV'lerin tespit edilerek KDV beyannamesindeki “İlave Edilecek KDV” satırı ile beyan edilmelerini ve vergi dairesine ödenmelerini istiyor. Yani Maliye kendisinin mücbir sebep ilan etmediği bu tür afetlerde ziyana uğratılan malların KDV'sinin işletme üzerinde kalması sonucunu doğuracak bir işlemde bulunulmasını istiyor.
2- Mal alım-satım faturaları kaybolursa
Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı işletmelerin ticari faaliyetleri ile ilgili belgeleri de zarar görebilir veya kaybolabilir. Maliye, mükelleflerin mal alım satım belgeleri ile resmi belgelerin beş yıl boyunca saklanması ve talep edilmesi halinde kendisine ibraz edilmesini şart koşmuştur. Bu süre zarfında istenen belgelerin ibraz edilememesi, vergi kaçakçılığı ile suçlanmaya, hapis cezası ile yargılanmaya sebep olur.
Bilindiği gibi, mükellefler sattıkları emtia veya yaptırdıkları işler için fatura vermek ve alıcılar da fatura istemek ve almak mecburiyetinde. Mükellefler mal ve hizmet aldıkları fatura ve belgeleri ibraz edemezlerse alış faturalarında yer alan ve daha önce ödenmiş olan KDV'lerin tekrar ödenmesi istenir. Böyle bir işlemle muhatap olmamak için hırsızlık, yangın, su basması gibi bireysel durumlarda mücbir sebebin mağdur mükellefler tarafından ispat edilmesi gerekir. Bu durumlarda itfaiyeden veya jandarmadan temin edilecek rapor mahkemeye sunularak zayi belgesi alınır. Mükellefler kullandıkları belgeler bu tür sebeplerle zayi olduğunda, on beş gün içinde işletmenin bulunduğu yerin yetkili mahkemesinden zayi belgesi talep etmek zorunda. Bu zayi belgesi mükelleflerin defter ve belgelerini ibraz etmeme suçundan kurtulmalarını sağlar.
3- Henüz kullanılmamış boş faturalar
Boş faturaların da kaybolması veya çalınması mükellefler için bir risk oluşturur. Çünkü bu tür faturalar, mükellefin iradesi dışında başkaları tarafından sahte olarak düzenlenip piyasaya sürülme ihtimali taşır. Bu da mükellefleri, vergi incelemeleri sırasında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya getirecektir. Ülkemizde ticari işlemlerde kullanılan faturalar mükellefler tarafından anlaşmalı matbaalara bastırılır. Matbaalar, ilgili bilgileri mükellefin vergi dairesine bildirir. Yani vergi dairesi hangi mükellefin ne tür belgeyi, kaç adet bastırdığını biliyor. Henüz kullanılmamış boş durumda bulunan faturaların çalınması, kaybolması veya diğer sebeplerle ziyaı halinde de durumun tutanakla kayıt altına alınması gerekir.
Mükellefler boş faturalarının kaybolduğunu fark ettikleri andan itibaren vergi dairesine yazılı bilgi vermeli. Bildirimde belgelerin kaybına sebep olan olaya ilişkin itfaiye, jandarma veya karakoldan alınan rapor veya tutanak da eklenmeli. Bu bildirimde ve daha sonra verilecek gazete ilanında kaybolan/çalınan belgelerin seri ve sıra numaralarına da yer verilmeli. Böylece iyi niyetli başka mükelleflerin sahte fatura kullanmak suretiyle mağdur olması bir derece de olsa engellenmiş olur. Kullanılmamış boş durumdaki faturalar için mahkemeler çoğu zaman zayi belgesi vermez. Bu yüzden mahkemeye başvurmaya gerek yok. Bu arada faturaların işletme personeli tarafından kötü niyetle kullanılması, kaybedilmesi gibi durumlarda hemen ilgili cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulması gerekir.
Yusuf Keleş


Devamını Oku…

19 Ekim 2015 Pazartesi

Faturada Sıra Numarasının Atlanması Fiili

Bilindiği gibi 213 sayılı Vergi Usul kanunun 229, 230 ve 231. Maddelerinde faturanın tanımı, şekli ve nizamı hükme bağlanmıştır. Öte yandan ‘Fatura Nizamı’ başlıklı 231. Maddesinin 1. Fıkrasında da:

Faturanın düzenlenmesi sırasında aşağıdaki hususlara uyulması gerektiği belirtilmiştir;

1 - Faturalar, sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturalara şube ve kısımlarına göre şube ve kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.
2 - Faturalar, mürekkepler, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.

Öte yandan 213 vergi usul kanununun 3. Maddesinde ‘Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat’ başlıklı hükmü gereği vergilendirmede vergi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç tür delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.

Sonuç olarak; 

1 - Faturalar atlanmadan sıra numarası çerçevesinde teselsül ettirilmesi gerekir. 
2 - Faturalarda sıra numarası atlansa bile düzenlenen faturalar geçerlidir.
3 - 213 sayılı Vergi Usul kanununun 231/1 maddesinde belirtilen usul ve şartlara uyulmamış olduğundan aynı kanunun 352/11-7. Maddesi uyarınca 2. Derece usulsüzlük cezasının kesileceği açıktır(1) .
[1] Bkz: 26.08.2011 gün ve 102 sayılı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

Mustafa Alpaslan



Devamını Oku…