yetim aylığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yetim aylığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Kasım 2015 Pazartesi

Ölen Sigortalının Emekli Maaşı Eş ve Çocuklarına Hangi Oranda Pay Edilir?

Ölüm aylığı bağlanabilmesi için sadece 4/1-(a) SSK sigortalıları için öngörülen her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartında; gerek ölen sigortalı tarafından, gerekse hak sahipleri tarafından yapılan tüm borçlanmalar bu şartların oluşmasında dikkate alınmayacaktır.

Ancak, 1/10/2008 tarihinden önce ölen sigortalıların 900 gün hesabında borçlanılan tüm süreler dikkate alınacaktır.

Ayrıca, kendi nam ve hesabına (4/b li) çalışan sigortalıların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için ölen sigortalıların genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şarttır.

Ölüm Aylığı Kimlere Bağlanır?

Ölüm aylığı, ölen sigortalının;
a-) Eşine,
b-) Çocuklarına,
c-) Anne ve babasına bağlanır.

Ölüm Aylığı Paylaşımı

1- Yalnızca eş olması halinde % 75,
2- Yalnızca eş var ancak eş Emekli Sandığı’ndan kendi aylığını alıyor olması veya devlet memuru olarak çalışıyor olması durumunda ise % 50,
3- Bir eş 1 yetim olması halinde; eş % 60, yetim % 30,
4- Bir eş 2 yetim olması halinde; eş % 50, her bir yetim için % 25’er,
5- Bir eş 3 yetim olması halinde; eş % 50, her bir yetim için % 25’er, ancak yüzde yüzü geçemeyeceği için tutarın paylaştırılması gerekmektedir.
6- Tek yetim olması halinde % 50
7- İki yetim olması halinde % 40’ar olmak üzere toplamda % 80,
8- Üç yetim olması halinde 1/3 er oranında toplamda % 100
9- Dört yetim olması halinde ¼’er oranında toplamda % 100
Bu şekilde paylaşım dul ve yetim sayısı arttıkça belirtilen şekilde paylaştırılmaktadır.

BAĞKUR ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANMASI (EŞ VE ÇOCUKLAR, ANNE BABA) 

Hak sahiplerine Bağ-Kur şartlarından ölüm aylığı bağlanabilmesi için ödenmesi gereken en az prim gün sayıları;
– 4 Ekim 2000 tarihinden önce ölenler için 3 tam yıl yani 1080 gün prim ödemek,
– 4 Ekim 2000 ila 7 Ağustos 2001 tarihleri arasında ölenler için 5 tam yıl yani 1800 gün prim ödemek,
– 8 Ağustos 2001 ila 1 Ağustos 2003 tarihleri arasında ölenler için 3 tam yıl 1080 gün prim ödemek,
– 2 Ağustos 2003 tarihi ve sonrasında ölenler için 5 tam yıl 1800 gün prim ödemek, hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması için yeterli şarttır.

MEMUR  ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANMASI ( EŞ VE ÇOCUKLAR, ANNE BABA)

A) Eşe aylık bağlanması şartları;
Dul olduğu sürece vefat eden eşinden dolayı aylık alabileceği, başka bir şartın getirilmediği, ancak alacağı tutara etki eden aylık oranının emekli aylığı ya da çalışması halinde farklı olacağı belirlendiği görülmektedir.

NOT; Ölüm aylığı adı altında yeni düzenleme olan 5510 sayılı kanunda dul aylığı bağlanması için zorunlu olan hizmet süresi 10 yıldan 5 yıla indirilmiştir. 5510 sayılı kanuna göre dul eşlere aylık bağlanma şartlarına ikinci bölümde yer vereceğiz.

B) Çocuklar;
–Kız çocuklar;
a) Vefat eden babası veya annesinin hizmet süresi 10 yıldan fazla olması durumunda evli olmaması halinde, ayrıca devlet memuru olmadığı süre içerisinde yetim aylığını alabilecekleri anlaşılmaktadır. Ancak evli olan veya devlet memuru olan kız çocuklara yetim aylığı bağlanmamakta, bağlanan aylık var ise kesilmektedir.
b) Vefat eden babası veya annesinin hizmet süresi 5 ila 10 yıl arası ise, yine evli olmama ve devlet memuru olarak çalışmaması durumunda yetim aylığı alabilmektedirler. Ancak bu aylıklar, 18 yaşına kadar şartsız, ortaöğrenim görenlerde 20, yükseköğrenim görenlerde 25 yaşına kadar muhtaç olmaları kaydıyla ödenmekte, bu yaşların dolum tarihi itibariyle kesilmektedir.

C) Erkek çocuklar;
a) Vefat eden babası veya annesinin hizmet süresi 10 yıldan fazla ise 18 yaşına kadar şartsız, ortaöğrenim görenlerde 20, yükseköğrenim görenlerde 25 yaşına kadar ödenmekte, bu yaşların dolum tarihi itibariyle kesilmektedir. Aylıkların süresiz ödenebilmesi için malul durumda olmaları gerekmektedir.
b) Vefat eden babası veya annesinin hizmet süresi 5 ila 10 yıl arası ise, 18 yaşına kadar şartsız, ortaöğrenim görenlerde 20, yükseköğrenim görenlerde 25 yaşına kadar ödenmekte, bu yaşların dolum tarihi itibariyle kesilmektedir. Aylıkların süresiz ödenebilmesi için malul durumda olmaları gerekmektedir.

Aylık oranları;
1- Yalnızca eş olması halinde % 75,
2- Yalnızca eş var ancak eş Emekli Sandığından kendi aylığını alıyor olması veya devlet memuru olarak çalışıyor olması durumunda ise % 50,

3- Bir eş 1 yetim olması halinde; eş % 60, yetim % 30,
4- Bir eş 2 yetim olması halinde; eş % 50, her bir yetim için % 25’er,
5- Bir eş 3 yetim olması halinde; eş % 50, her bir yetim için % 25’er, ancak yüzde yüzü geçemeyeceği için tutarın paylaştırılması gerekmektedir.
6- Tek yetim olması halinde % 50
7- İki yetim olması halinde % 40’ar olmak üzere toplamda % 80,
8- Üç yetim olması halinde 1/3 er oranında toplamda % 100
9- Dört yetim olması halinde ¼’er oranında toplamda % 100
Bu şekilde paylaşım dul ve yetim sayısı arttıkça belirtilen şekilde paylaştırılmaktadır.

Özgür Erdursun

Devamını Oku…

2 Kasım 2015 Pazartesi

Yetim Aylığı Muvazaalı Boşanma İddiasıyla Kesilen Kadınlara Anayasa Mahkemesinden Kötü Haber

Ülkemizde sosyal sistemindeki dengesizlik ve emeklilik sistemindeki boşluklar nedeniyle yetim aylığı almak amacıyla boşanma yaygın bir vakıa halinde bulunuyor.

Yasa Koyucu da zecri tedbir almayı tercih ederek bu konunu önünü kapatmak amacıyla 5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesiyle 2008 yılından itibaren "Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır" hükmü getirmişti. Bu hüküm gereği bağlanan yetim aylıklarından bir kısmı muvazaa gerekçesiyle kesilmeye başlanmıştı.

Yasal dayanakları farklı da olsa SSK veya Bağ-Kur kapsamında olarak 5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamında olsun veya Emekli Sandığı kapsamında olsun eski eşlerin birlikte yaşamasına delil olarak ele alınan unsurlar aynı biçimde değerlendiriliyor.

Örneğin ilgili muhtarlıktan ikametgâh senetleri, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleriyle yerleşim yeri ve diğer adres belgeleri, adres değişiklik ve nakillerine dair bilgiler, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden tarihleriyle birlikte adres hareketleri, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği hususu, seçmen bilgi kayıtları varsa çalışmaları sebebiyle resmi/özel kurum ve kuruşlara verilen belgelerde yer alan adresler, boşanan eşler 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü / Jandarma Komutanlığı araştırması, anılan mahalle/köy muhtar ve azaların tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine dayalı tanıklıkları gibi hususlar değerlendirilerek "boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama" olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıyor.

Bu tür vakaların en önemli başlangıç noktasını da yakın akrabalar tarafından yapılan ihbarlar teşkil ediyor.
Tabii bu konuda kurunun yanında yaş da yanabiliyor. İlerleyen yaşlarında çocuklarına muhtaç hale gelen boşanmış anne-babalar fiili bir karı koca ilişkisi içinde olmasalar bile aynı ev veya binada barınmış olabiliyor. Bu durumda bu tür eski karı-kocaların da yaşlılıkları veya düşkünlükleri göz önüne alınmaksızın muvazaalı boşanma iddiası ile birlikte kadın eş anne-babasından aylık alıyorsa yüklü tutarda borç ile karşı karşıya kalabiliyor.

İşte muvazaalı boşanma iddiası ile çıkartılan borca karşı dava yoluna giden ve bu itirazı yargı kararıyla reddedilip kesinleşen bir kadın vatandaşımız Anayasa Mahkemesine,
"Eski eşi yurtdışında ikamet ediyor olmasına rağmen müşterek çocuklarıyla oturdukları dairenin su ve elektriğinin eşi tarafından karşılanıyor olmasının ve müşterek çocuklarıyla görüşme günü dışında da eski eşiyle görüştüğünün saptanmasının özel hayatın ihlali olduğunu" iddia ederek müracaat ediyor.

Yüksek Mahkeme ise 22.10.2015 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2013/8032 Esas numaralı kararında eski eşinin Mernis kayıtlarına, tebligat ve ikamet adresi kayıtlarının kendi ikamet adresi olduğunun saptanmış olmasına vurgu yaparak başvurucunun özel hayatının, sosyal güvenlik ve mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının ihlâl edilmiş olduğuna ilişkin iptal taleplerini reddetmiş bulunuyor.

Yani boşanan kadınlar eğer anne babalarından yetim aylığı alıyor ve eski eşleriyle bir karı-koca hayatı içinde bulunmuyorlarsa eski eşleriyle abonelik veya tapu ilgisi olan bir evde oturmamaya, aynı ikametgâhta bulunmamaya dikkat etmeliler.   

Şevket Tezel

Devamını Oku…