vergi davası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vergi davası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Aralık 2015 Salı

Vergi Dava Dilekçelerinde Yürütmenin Durdurulması Mümkün Müdür?

Soru: Vergi dava dilekçelerinde yürütmenin durdurulması mümkün müdür ?

Cevap: Vergi dava dilekçesine karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde dava açılması yürütmeyi otomatikman durdurur. Ancak, ilk davanın kaybedilmesi halinde Danıştayda veya idarî mahkemelerde dava açılması dava edilen idarî işlemin yürütülmesini durdurmaz.

Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.

Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir.

Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hâkim tarafından çözümlenir. İdareden ve adlî yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.

Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre  İdarî veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine, çalışmaya ara verme süresi içinde ise idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara en yakın nöbetçi mahkemeye veya kararı veren hâkimin katılmadığı nöbetçi mahkemeye kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır.

Koray ATEŞ

Kaynak: http://www.muhasebetr.com/sorucevap/haber_oku.php?haber_id=1842

Devamını Oku…

25 Kasım 2015 Çarşamba

Gıyapta Tebliğ Edilen Ödeme Emirleri İle İlgili Vergi Davası

6183 sayılı AATUH Kanunun 58. Mad. Hükmüne göre kendisine ödem emri tebliğ edilen amme borçlusu böyle bir borcun bulunmadığı ile ilgili 7 gün içerisinde ilgili Vergi Mahkemesi nezdinde iptal davası açabilir. Açılacak davalarda süre önemli olup,  dava hakkında ödeme emrinin ilan yoluyla tebliğ edilip edilmediği, ödeme emri tebliğ edilmiş ise kime ve nasıl tebliğ edildiğinin bilinmesi gerekecektir. 

İlanen tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açma süresi ve açılacak davaların şekli önem taşımaktadır. Dava ile ilgili usul ve esaslar 2577 sayılı İdari Yargılama  Usul Kanununun 3. Maddesinde belirtilmiştir.

Buna göre açılacak davalarda mükellefin muttali tarihine göre dava açması mümkündür (Bkz: İYUK md. 7 ). Ödeme emrinin tebligatı doğal olarak  mükellefin gıyabında yapılmış olduğu için burada ıttıla tarihi önem taşımaktadır. Vergi idaresi amme borçlusu mükellefin tebligata elverişli adresine erişemediği için vergi idaresi amme borçlusu gerçek ve tüzel kişiler hakkında zorunlu olarak ilanen tebliğ yoluna gidebilmektedir.[1]

Vergi idaresinin ödeme emrinin ilanen tebliği aşamasında hukuka aykırı olduğu kabul edilen işlemleri, Vergi yargısının hakemliğine başvurularak işlemlerin iptali konusunda mücadele verilmektedir.[2] İlan yoluyla mükellefin gıyabında tebliğ edilen ödem emirlerinin iptali için açılacak davalarda mutlak surette yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. [3]

Vergi yargısına taşınan ve ödeme emrinin ilanen tebliği kaynaklı iptal davalarında doğal olarak ödeme emri aslı dava dilekçesine eklenememektedir. Burada amme borçlusu ilanen tebligata konu borcun tutarını, borcun nev’ini, ve varsa diğer bilgiler burada dava dilekçesine yazılabilir.

Amme borçlusu mükellefler ilanen yapılan ödeme emri tebligatından aşağıdaki şekillerde bilgi sahibi olabilirler:

1-    Banka hesaplarına uygulana e-haciz işlemleri nedeniyle
2-    Amme borçlusu mükelleflerin menkul ve gayrimenkullerine gıyapta uygulanan haciz işlemlerine,
3-    Araç ve diğer menkul malların trafik ve diğer sicil bürolarında ruhsatlara uygulanan haciz işlemlerinde,
4-    ………

Sonuç olarak, amme borçlusu mükelleflerin gıyabında ilan yoluyla tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı, vergi dairesinde ıttıla tarihine göre vergi davası açılması olanağı mevcuttur. Açılacak davalarda dava dilekçesine ödeme emri aslı veya fotokopisi eklenemediği için burada ilgili vergi dairesine başvurulup, buradan yeniden ödeme emri tebligatı yapılması olanakları araştırılmalıdır.

Öte yandan zamanaşımı bitmesine kısa bir süre kala, Kasım veya Aralık aylarında yerel ve Türkiye çapında çıkan büyük Gazetelerde bu konuda verilen ilanlar takip edilerek vergi dairelerine başvuru yapılmalıdır. İlanen tebligatlar idare tarafından borçlu mükellefin adresinin bilenmemesi veya bulunmaması gibi hallerde mümkün olabilmektedir. ( VUK md. 103,104,105 )

Bizim önerimiz, borçlu mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairesine müracaat ederek değişen adreslerini yazılı olarak vergi dairesine bildirmeleri yararlı olacaktır. Ayrıca, yılın bitmesine yakın aylarda,  yerel gazetelerin ilan tebligatlarını takip etmelerinde de yarar olacaktır.


[1] 213 sayılı VUK md:94,99,103,104,107
[2] Denizli Vergi Mahkemesi Kararı 30.09.2015 gün ve E:2015/298- K:2015/663- ve ayrıca Bkz: Danıştay 3. Dairesi kararı 10.06.2015 gün ve E:2012/4863-K:2015/4670 sayılı kararlar
[3] Ankara 5. Vergi Mahkemesi kararı 19.09.2012 gün ve E:2012/1449-K:2012/1747  sayılı kararlar

Dr. Mustafa ALPASLAN

Devamını Oku…