tebligat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tebligat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2017 Perşembe

E-Haciz Nasıl Kaldırılır?

Bu hafta son dönemlerde çok sayıda gerçek ve tüzel kişinin mağdur olduğu bir durumu ele alacağız. E Haciz.
E Haciz nedir, E Haciz nasıl kaldırılır? E hacze uğramamak için neler yapılmalı? Bu haftaki yazımızın konusunu oluşturmaktadır.
E-HACİZ NEDİR?
E-Haciz uygulaması bir VEDOP 3 projesidir. Maliye Bakanlığı e-Haciz sistemini kurmak için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Merkezi Kayıt Kuruluşu, PTT ve 40’a yakın banka ile protokoller kurmuştur.
E-Hacizin uygulanabilmesi için Vergi Dairesi borçlulara 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesine uygun şekilde ödeme emri tebliğ eder. Borçlu kişi kendisine tebliğ edilen ödeme emrine 7 gün içinde borcunu ödemezse veya dava açmazsa ödeme emri kesinleşmektedir.
Borcunu ödemeyen mükellef Gelir İdaresi Başkanlığınca kamu borçlusu listesine alınmakta ve borçlunun mal varlığına yönelik elektronik ortamda araştırma yapılmaktadır. Bankalarda tespit edilen varlıklarına yönelik olarak elektronik haciz bildirileri gönderilerek (bu bildiriler bankalara daha çok 00:00-08:00 saatleri arasında gönderilmektedir) en geç aynı gün içinde bu kişilerin hesaplarına borç tutarı kadar elektronik haciz tatbik edilmektedir.
E-HACİZ, HACİZ BİLDİRİSİNİN TEBLİĞ EDİLDİĞİ AN İTİBARIYLA UYGULANIR VE 1 GÜNLÜK BİLE DEĞİLDİR!
e-Haciz sadece gönderildiği anda borçlunun banka hesaplarında bulunan paralara uygulanmaktadır. e-haciz gönderildiği anda hesapta para yoksa daha sonraki bir zamanda yatırılan paraları kapsamamaktadır. e-haczin tebliğ edildiği tarihten sonraki yatırılan paralar için Gelir İdaresinin bu işlemi idari olarak sıfırdan e-haciz bildirisi göndermesi gerekmektedir.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, BU KONUDA BANKALAR BİRLİĞİNE 02.11.2007 TARİHLİ YAZI GÖNDERMİŞTİR.
Maliye Bakanlığı Gelir İadesi Başkanlığının Bankalar Birliğine gönderdiği 2.11.2007 tarihli ve 97674 sayılı yazıda hem borç tutarı kadar kısmına hem de haciz bildirisini tebliğ tarihi itibarıyla bankada mevcut parasına e-haciz konulması gerektiği belirtilmiştir. Bir başka deyişle, e-haciz borç tutarından fazla olamaz ve sadece bankaya tebliğ edildiği an için geçerlidir. Bu süre 1 günden bile daha kısadır.
BANKALAR VERGİ DAİRELERİYLE YAPTIKLARI PROTOKOLÜ ALENEN İHLAL EDİP TÜM HESAPLARA BLOKE KOYUYORLAR

Bankalar, vergi daireleri ile yaptıkları protokole alenen aykırı hareket etmek suretiyle sadece haciz miktarı kadar paraya bloke koymak yerine kişinin hesabındaki tüm paraya haciz koymaktadırlar. Kişi borç tutarını ödemek istese de bu durumda ödeyememektedir. Hesabından para çekip haciz tutarını ödeyeceğini söylese dahi bankalar blokeli paradan 1 kuruş dahi ödeme yapmamaktadır. Bu durumda yapılacak şey vergi dairesine gidip durumu anlatıp haczin kaldırılması ile ilgili yazılı bir talimat alıp bankaya vermektir.
BANKA HESABI ÜZERİNDEKİ E-HACİZ NASIL KALDIRILIR?
E-haczi uygulayan vergi dairesine başvurup borcun tamamını ödeyerek kaldırabilirsiniz. Yine taksitlendirilmesi mümkün olan borcunuzu taksitlendirme talep ederek, kabul edilmesi durumunda e-haczi kaldırabilirsiniz. Ancak, e-haczin kalkması için e-haczi uygulayan vergi dairesine vadesi geçmiş vergi borcunuzun bulunmaması gerekir. Buna MTV de dahildir.
ARAÇ ÜZERİNDEKİ HACİZ NASIL KALDIRILIR?
Araç üzerindeki e-haczin kalkması için ya borcun tamamının ödenmesi ya da borcunuza yetecek kadar bir teminat göstermeniz ve bu teminatın da kolayca paraya çevrilen türden olması gereklidir. Bu takdirde vergi dairesi müdürünün inisiyatifi doğrultusunda haciz kalkabilir.
GAYRİMENKUL HACZİ NASIL KALDIRILIR?
Gayrimenkul haczini kaldırmak için borcunuzun tamamını ödemelisiniz. Ya da borcunuzun tamamına yetecek kadar başka bir teminat gösterdiğiniz takdirde de vergi dairesi müdürünün inisiyatifi doğrultusunda haciz kalkabilir.
E-HACİZ İŞLEMİNE HİÇ MUHATAP OLMAMAK İÇİN NE YAPMALI
E haciz işlemine hiç muhatap olmamak için doğal olarak vergi borcunuzu zamanında ödemeniz gerekmektedir. Vergi borçlarını süresinde ödeme gücünüz yoksa, ödeme süresi içinde vergi borcunuzu taksitlendirmek için başvurmalısınız.

Devamını Oku…

29 Ekim 2015 Perşembe

Yorum Yolu İle Tebligat

Vergi Usul Kanunu’muza göre tarh işlemi ilgilere ihbarname ile tebliğ olunur (md.34). Takdir Komisyonu kararına dayanılarak tarh edilen vergilerde ihbarnameye takdir komisyonu kararının, inceleme elemanının raporuna dayanılarak yapılan tarhiyatlarda ise inceleme elemanı raporunun bir örneğinin ihbarnameye eklenmesi zorunludur (md.35/2). Tarh işlemi için getirilmiş bu düzenlemelerin aynısı, ceza tarhiyatları için de kabul edilmiştir (md. 366).

İhbarnameye takdir komisyonu kararının veya inceleme elemanının raporunun eklenmemesi, vergi veya ceza tarh işlemini sakatlamaz, ancak yapılan tebligatın hükümsüz olması sonucunu doğurması gerekir. Zira işlemin gerekçesinin ilgilisine bildirilmemesi, onun Anayasal Haklarını kısıtlar. Çünkü işlemin gerekçe ve dayanakları, muhatabın yargıya başvuru ve savunma haklarının en önemli unsurlarındandır. Ayrıca dayanak belgelerin tebliğ edilmemesi, mükellefin, uzlaşma, cezada indirim gibi sair hukuksal yollara başvurma kararını da etkileyecek derecede önemli bir eksikliktir.

Nitekim Danıştay’ın yerleşik içtihadında da, vergi / ceza ihbarnamelerine takdir komisyonu kararlarının veya vergi inceleme raporlarının, hatta inceleme raporlarının dayanağı vergi tekniği raporlarının eklenmemiş olması, hatalı tebliğ düzenlemesi (md. 106) kapsamında esasa etkili noksanlık olarak değerlendirilmiş ve tebligatın iptal edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Ancak Danıştay Dergisi’nin 138. sayısında, Danıştay 3. Dairesi’nin bir kararı, bu güne kadar kabul edilen yaklaşımın tersini yansıtmakla çok tartışmaya yol açacak niteliktedir. Dairenin, Antalya Vergi Mahkemesi’nin takdir komisyonu kararının ihbarnameye eklenmemesi sebebiyle tarhiyatı iptal eden bir kararını temyizen inceleyen E.2011/4933 K.2014/6021 sayı ve 1.12.2014 tarihli Kararında, ihbarnameye takdir komisyonu kararının eklenmemesinin, ihbarnamenin tebliğinin tam yapılmadığının kabulünü gerektirdiğini, bunun da dava açma süresinin işlemesini başlatmayan bir neden oluşturacağına hükmetmiştir. Oysa tarh işleminin hem şekil unsurunu hem de tebliğini sağlayan ihbarname, bağımsız ve icra kabiliyeti olan bir tarh işlemini ifade etmektedir. Bu nedenle 30 günlük süre içerisinde dava açılmadığı takdirde kesinleşir ve idare ödeme emrini tebliğ eder. Hele ödeme emri tebliğinden sonra veya böyle bir ihbarnameye süre işlememiştir düşüncesi ile örneğin dört yıl sonra dava açılacak olursa bu dava büyük olasılıkla süre aşımından reddedilecektir.

Öte yandan daire kararında, “Davaya konu yapılan vergilendirmeyi duyuran ihbarnamedeki ekleri bölümüne takdir komisyonu kararının tarihi ve sayısı yazılmıştır. Davacının ihbarnameleri tebellüğ ettiği ve davayı süresinde açtığında ihtilaf yoktur. Tebliğ mazbatasından kendisine davaya konu yapılan vergilendirmeyi duyuran, tarihi ve sayısı gösterilen ihbarnamelere ait olduğu da saptanmaktadır. Dolayısıyla mazbata ile tebliğ edildiği belgelenen bu ihbarnamelerin ekini oluşturan takdir komisyonu kararının ihbarname ile tebliğ edilmiş olduğunun kabulü gerekir.” denilmek suretiyle, “ihbarname ekinde takdir komisyonu kararı ve inceleme elemanı raporu bulunmasa dahi, ihbarnamede tarih ve sayısı yazılı ise onların da tebliğ edilmiş sayılacağına” hükmetmiştir.

Neticede daire, davalı vergi dairesince İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16/5. fıkrası uyarınca mahkemeye sunulacak takdir komisyonu kararının davacıya tebliğ edilerek davaya devam edilmesi gerektiğine ve esastan karara bağlanması gerektiğine hükmetmiştir.

Tarh işlemini duyuran bir belge olmaktan ziyade tarh işleminin şekil unsurunu oluşturan ihbarnamenin dayanaklarından mahrum olarak tebliğ edilmesinde, işlem dayanağı takdir komisyonu kararının “yorum yolu ile tebliği”- ni kabul eden karar, yeni bir tebliğ yöntemi ihdas etmekten başka, yorum yolu ile tebliğ edildiği kabul edilen belgenin mahkemece tebliğ edilmesi gereğine karar vermesi de kararın kendi içinde bir çelişkisini oluşturmuştur.

Danıştay’ın muhtelif dairelerince, bazı hallerde dayanak raporun tebliği dahi silahların eşitliği ilkesi ve savunma hakkı açısından yeterli görmemektedir. Örneğin ihbarnamenin dayandığı vergi inceleme raporları ile birlikte tebliğ edildiği, ancak bu raporların dayandığı vergi tekniği raporunun eklenmediği tebliğler dahi hatalı kabul edilmektedir. Nitekim son olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun E.2014/304, K.2014/563 sayı ve 18.6.2014 tarihli Kararında; “davacı hakkında “tesis edilen işlemi hükümsüz kılacak nitelikte esasa etkili bir şekil hatası” olarak nitelendirilmiştir. Bu konudaki kararları daha önce “Vergi Tekniği Raporları” başlıklı yazımda aktarmıştım.

Yerleşik içtihata aykırı bu kararın, Yüksek Yargıda bir içtihat değişikliği niteliğinde olup olmadığına sadece bu karara bakarak karar vermek güçtür. Oy çokluğu ile verilmiş bu kararın, henüz karar düzeltme aşamasından geçmediği anlaşılmaktadır.

Ancak doktrinde çok tartışılacağına inandığımız bu kararın içtihat değişikliği niteliğinde olması ve hatta inceleme raporlarına da sirayet etmesi halinde, mükellefl erin savunma haklarına önemli kısıtlama geleceği, uzlaşma yoluna mı yargı yoluna mı gidecekleri yolunda karar verilmesinin de bu gibi durumlarda zorlaşacağı açıktır.

Dr. Bümin Doğrusöz

Kaynak: http://www.dunya.com/yorum-yolu-ile-tebligat-161894yy.htm

Devamını Oku…